şükela:  tümü | bugün
  • fotoğraflarıma bakarken fark ettiğim, son derece alakasız bir şekilde, tesadüfen orada bulunmuş ve fotoğrafa dahil olmuş, hiç tanımadığım insanlar. son birkaç senedir özellikle eski fotoğraflarıma bakarken dikkat ediyorum bu insanlara. hatta bazısı objektife gülümsemiş bile. kim bilir şimdi neredeler, ne yapıyorlar diye aptalca nostaljik düşünceler geçiyor aklımdan. hayatımız boyunca acaba kaç tanımadığımız insanın fotoğraflarında yer alıyoruz? böyle düşününce ürkütücü bir şekilde evrenin insanları bir şekilde birbirine bağladığı teoremi geliyor aklıma. amaan cuma gecesi iyice kafa açtım yine. ben biraz daha fotoğraflara bakayım en iyisi.
  • japon albümlerindeki bizler.
  • genelde en güzel çıktığınız fotoğrafta, karenin en saçma yerinde olan insanlardır.
  • hepimiz oluyoruz fark etmeden aslında. istiklal'de, barlarda, sokaklarda, orda burda fotoğraf çeken yığınla insanın kadrajına giriyoruz istemesek de. bu durumdan ne kadar nefret etsem de hangi biriyle başa çıkacaksın ki?
  • geçen gün dahil olduğum grup.

    evrenin insanları birbirine bağlaması falan çok hoş romantik şeyler tabii ki.
    ama bir de şöyle bir durum var, eminim birçoklarınız öyle yada böyle bu olayı yaşayarak dahil olmuştur bu gruba.

    geçenlerde bir arkadaş nişan fotoğrafını koymuş facebooka, fotoğrafta oynarken kendinden geçenler, 150 kilo götüyle topuklu ayakkabı üstünde duran teyzeler, kendinden 3 beden büyük gömleğin içinde kaybolan, cılız gözlüklü amcalar, pistte elinde balonla koşturan çocuklar ve ben.
    fotoğrafın en arkasındaki ben.
    oynarken kolu bıngıl bıngıl sarkmış bir teyzenin koltuk altından, küçücük kafasıyla şebek gibi gülen ben.
    el çırpıyor gibiyim ama oynamıyor da gibiyim, gülüyorum ama sanki endişeli gibiyim.

    işte o fotoğraf, gitmek isteyip de gidemeyen, arkadaki masalarda sıkılan off gideyim de bende göbek atayım hevesiyle ayağa kalkıp, pistte sap gibi kalan, dünyadaki en çaresiz insanın aynasıdır.
    (bkz: derdimi sikeyim)
  • bazen saçma sapan şekillerde çıkıp sizden daha çok dikat çekerler, sinir bozucudurlar.
  • hayatımın bir bölümünde var olabilme ihtimalini düşündüren insanlardır.
  • bazen filmlerde karşılaşılacak cinsten hikayesi vardır.

    yıllar önce ankara'ya yeni gelen dayım iki arkadaşıyla ankara'yı keşfe çıkar. gide gide de ulus'a giderler. ankara kalesi'nin yakınlarında walkman dinleyip gezerken, üç beş ankara bebesi bunları rahatsız eder:

    - o walkman'i versene olum.
    + lan git.
    - onu verecen lan bana.

    derken üç-beş-on çocuk bir anda sarar etraflarını. bunlar da korkar ve müzenin içine atarlar kendilerini. daha girer girmez birisi; çocuklar bu taraftan, arkada kalmayın diyerek onları o an müzeyi gezmeye gelen bir grup lise öğrencisinin arasına katar. okul çıkışı gittikleri için üzerlerinde de formaları var, dikkat çekmeden karışırlar aralarına. zaten dışarı çıkarlarsa muhtemelen dayak yiyecekler ve walkman'den olacaklar. daha önce gezmedikleri müzeyi de bu sayede gezmiş olurlar. sonra sıra fotoğraf çekinmeye gelir ve bizimkiler de dizilir diğerlerinin arasına. fotoğrafı çekindikten sonra da bir şekilde sıyrılırlar içlerinden öğretmenlere yakalanmadan.

    aradan geçen 15 yıldan sonra dayım da hala merak eder; o fotoğraflara bakıp bunlar kim acaba diye soruyorlar mı diye. ediyorlarmış dayı.*
  • bugüne kadar hiç ilgimi çekmemişti başkasının fotoğrafında arkada çıkan insanların neler hissedebileceği, ta ki başıma gelene kadar. sabah oturuyorum baroda, bir arkadaşım geldi yanıma. fotoğraf gösterdi. kafede fotoğraf çekilen kişinin arka masasında oturduğumdan ben de çıkmışım. haberim yok elbette bu durumdan. fotoğrafını paylaşıp, "arkadaki arkadaş çıkmasaymış iyiymiş" gibi bir şey yazmış paylaşan kişi altına. tesadüf işte arkadaşımın arkadaşı.
    ilk an gülünüp geçildi ama rahatsız olduğumu fark ettim bu durumdan gün içinde. kaldırılmasını rica ettim. fotoğrafım kaldırılmazsa sanıyorum şikayette bulunacağım.