şükela:  tümü | bugün
  • en iyilerinden biridir ama en iyisi demek için bilim kurgudan anlamamak gerek.

    diğer tüm edebiyat dalları gibi bilim kurgu dediğin olay da özneldir. 100 metre koşusu gibi nesnel biçimde sıralama yapamazsın. normal şartlarda çok gereksiz olan bu bilgiyi buraya önce bırakalım.

    bilim kurgu karmaşık ve bulanık bir alandır. çok fazla alt türü bulunur ama bunun en keskin kırılımı ağır ve hafif bilim kurgu ayrımıdır. doğa ve sosyal bilimleri işlemesi üzerine gerçekleştirilen bu ayrım değerlendirme kıstasını da etkileyecektir. le guin'in ekümen serisi hafif bilim kurgunun en iyi örneklerindendir. farklı kültürdeki insanlar arası ilişkiler gibi antropolojinin ilgilendiği fikirler üzerine seri kurulmuştur. üç cisim problemi'nin de bulunduğu remembrance of earth's past serisi ise ağırlıklı olarak ağır bilim kurgu özellikleri gösterir. astronomi, fizik, kimya gibi temel bilimler üzerine anlatısı inşa edilmiştir.

    dolayısıyla hafif bilim kurguyu ele alırken "bunda yeterince teknoloji yok" demek ne kadar saçmaysa, ağır bilim kurgu için "bu sürecin insana etkisi işlenmemiş" demek o kadar saçmadır.

    bir de tabi asimov'u da oturtmamız gereken iki türün özelliklerini de taşıyan seriler var. sonunda vakıf'a bağlanan robot serisi'nin temelinde robotik bilimi olsa da robot-insan etkileşimini incelemesi bakımından hafif bilim kurgu esintileri de taşır. benzer bir durum sprawl üçlemesi'nde de vardır. neuromancer'da kurulan dünyanın izleri eşsiz bir ağır bilim kurguyu çağrıştırsa da bu teknolojinin insanlar üzerinde etkisi de bir o kadar önemlidir. sınırların bulanıklaşması sadece alt türlerde olmaz. bilim kurgunun kardeş tür sayılabilecek fantastik edebiyatla sıklıkla yolları kesişir. china mieville'in bas-lag serisi buna güzel bir örnektir mesela. kimilerine göre gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu serisi sayılan dune serisi ağır bilim kurgu etmenleri olan bir hafif bilim kurguyken zamanla kendini daha çok fantastik topraklarda bulmuştur.

    daha detaylı alt türlerde işler daha da karışıyor. vakıf ve bir hikaye serisi olan katilbot günlükleri birbirlerinden çok farklı olsalar da uzay operası türünde bir araya geliyorlar. aynı türde olmaları karşılaştırılabilir olduğu izlenimini oluştursa da iki türün bazı sahnelerinin uzayda geçmesi dışında ortak hiçbir noktaları yok.

    bilim kurgudaki bir diğer sorun serinin ne olduğu sorunsalıdır. vakıf serisi kendisinden çok farklı olan robot serisiyle bağlıdır. serinin birinci kitabıyla ikinci kitabı arasındaki ilgi düzeyiyle ikinci ve üçüncü kitap arasındaki ilgi düzeyi farklıdır. le guin'in ekümen serisi aynı evrende geçer ama bir istisna dışında bırak aynı karakteri iki kez görmeyi; aynı fizyolojik özelliklere sahip iki canlıyı bile iki kez görmeyiz. enginlik serisi'nde ise her şey aynı karakterlerle ve kronolojik olarak ilerler. simulakra ve sizi inşa edebiliriz gibi normalde ilgisi olmayan ama aynı derdi anlatan kitapları bir seri sayan bile var.

    vakıf serisinin en iyi seri olup olmadığını tartışmak abesle iştigaldir çünkü bir serinin en iyisi olup olmadığı tartışmak abestir. bu kadar derin ve zengin bir türle ilgili tartışacak milyon şey varken konuyu en iyiye indirmek türe yapılmış büyük bir haksızlıktır.
  • yüksek ihtimalle bu yıl yayınlanacak olan dizi. seriyi delicesine sevenler olarak hayal kırıklığı yaşamayız umarım.
  • dizisi çok büyük bütçeli bir yapım olacağı için her türlü izlenir, ama romanına en iyi bilimkurgu demek saçmalık, bilimkurgudan zerre anlamamak demektir. ayrıca senaristi david goyer çok çok şüphelileştiriyor yapımı. ama her türlü mutlaka izleriz, apple tv+'taki herşey belli bir kalitenin üzerinde çünkü ve francis crozier reyis var.
  • hazır bu hafta the expanse sezon finaline girecekken bir an önce çıkması gereken dizidir... bence müthiş olacak, tabii ki the expanse seviyesi bilimsel detay yoğunluğu, hardcore'a daha yakın bir bilim kurgu falan olmaz, olamaz da ama işte uzayda geçen game of thrones konseptiyle star trek zırvalarından da the mandalorian'dan da daha ilgi çekici ve daha ciddi bir yapım çıkacaktır... ve bu yeterli.
  • ------"foundation" (oyun)------
    dünden beri yaklaşık 10 saatlik deneyimlerime göre: cities veya simcity tarzı bir şehir kurma oyunu fakat bu oyun ortaçağda geçiyor ve bundan dolayı işçi, avam, lord tarzı sınıflar var. aslında biz bir krallığa bağlı bir lord olarak şehrimizi ihya ediyoruz. işçiler meyve toplama, ağaç kesme, taş madeninde çalışma gibi ilkel işler yapıyorlar ve bu kaynaklar şehrimizin bel kemiğini oluşturuyor. bu yönüyle age of'a benzetebiliriz. bunun dışında hayvancılık, tarım ve bu ürünleri işleyerek giysi, ekmek, alet, mücevher gibi birçok ikincil tüketim maddesi de oluşturulabiliyor. diğer şehirlerle ticaret yapılabiliyor fakat ticaret kişiselleştirmesi mekanizması çok kısıtlı ve yapay yani ticaret sadece bir miktar gelir getirmesi için var. ben işte kervanla şunları göndereyim ya da şunları getirteyim diye bir şey yok basıyorsun geliyor basıyorsun gidiyor :// binaları yerleştirme noktasında kareli ızgara olmaması bir nebze free bir şehir kurmaya olanak sağlıyor kanaatimce. bunların dışında bence oyunun handikaplarından biri kolay olması, yani her şeyi sırasıyla uygun bir şekilde yapınca batma ya da iflas gibi bir şey pek mümkün değil, zaten gider kalemi de oldukça sınırlı tutulmuş oyunda. bunların dışında grafikleri iyi olmasa da gözü kanatmıyor, oynanabilir düzeyde. şehri biraz büyütünce daha hoş görünüyor. son söz olarak: fanatik bir şehir simulasyonu oyuncusuysanız farklı bir oyun oynamak için oynanabilir fakat gerek ayrıntı gerekse grafik olarak diğer şehir kurma oyunlarından oldukça eksiği var.
  • diğer büyük diziler gibi sonbaharda çıkacakmış haberlerden anladığım.
    apple şu an daha çerezliklerini atıyor; servant, for all mankind... işte gelecek aylarda mythic quests, yazın ted lasso falan filan böyle gidecek... esas büyük dizilerini yani see, the morning show ve bunu sonbaharda patlatacaktır. üçünü de merakla bekliyoruz... (bkz: beklenen diziler/@don drapper)