şükela:  tümü | bugün
  • hizmet sistemi kavramından bihaber dallama fransızlarin en dallamalarinin kurduğu* ve uyguladığı* bankacılık sistemi.

    ilk sokun hangisi olduğunu tam hatırlayamıyorum, sanırım derste* hocanın su essiz tespitiydi:
    “dikkat etinizse; fransa’da* atm’ler önce banka kartını veriyor, sonra parayı. bu sistem, parayı alanların banka kartlarını atm’de unutmasını engellemek için geliştirildi ve kısa surede tüm bankalarda uygulamaya konuldu.”
    önce kartı, sonra parayı vermeyi akil eden bu inanılmaz sistemi geliştirmeleri değil mesele; mesele, bütün fransa’nın hastalık seklinde ayni şaşkınlığı** yapmasından dolayı ani bir kararla tüm mevcut sistemin değiştirilmesi!

    banka hesabi 3 günde bir güncellenir.
    (bu noktada susup “daha ne olsun zaten?” demek istiyorum, ama daha yeni başladık.)
    ayin 1’inde yatan burs, ayin 4’unde görülür; ayin 5’inde yollanan kira havalesi ayin 8’inde düşer hesaptan. havale yaptığınızda; güncelleme tarihine uzaklığınıza bağlı olarak “karar değiştirme” sureniz vardır. mesela; güncelleme henüz bugün yapıldıysa, havale emri sonunda “bu işlemi iptal etmeniz için 48 saatiniz var.” ibaresi çıkar karşınıza.

    bankalarda q-matic yoktur. zaten bu, tek başına tüm fransız bankacılık sistemi’ni özetlemek için yeterlidir: q-matic yok!!! bir tarafta para çekilen ve para yatırılan; diğer tarafta çek defteri dağıtan, kart işlemleri yapan, havale kaydeden gişeler. ikisinin önünde de deli gibi kuyruk vardır, kuyruklar birbirine geçer, millet kiç kiça sıra bekler, elinizde numara olmadığı için bırakıp gidemezsiniz de…

    kendi bankanızdan, kendi şubenizden para çekemezsiniz. aslında, tabi ki çekebilirsiniz, ama 3 gün sonra hesabınızda 5.60€’luk bir masraf görürsünüz. masrafsız para çekmek istiyorsanız; kendi çek defterinize, kendi adınıza çek yazmalı, bunu yine kendi şubenizin gişe memuruna vermelisiniz. veya orda atm duruyor, git oradan çek!
    çek defterinin olmadığı, banka kartının kaybedildiği durumda ne yapmalı? banka şubesinde olay çıkarmalı! 20 dakika sonunda özel olarak imzalanmış bir kağıt parçasıyla masraf ödemeden para çekebilirsiniz.

    öyle her caninizin istediğine havale yapamazsınız. öncelikle bankaya kadar gidip, havale yapacağınız hesabi kaydettirmeniz gerekmektedir.
    bu hesap, ayni bankanın hesabıysa veya sürekli bir ödeme emriyse sorun yok. ama tek seferliğine yabancı bir banka hesabına havale yapılacaksa işlem bedavadır. buraya dikkat edelim: bedavadır, ama birkaç gün sonra hesaptan 6€’luk bir masraf düşer. bankaya gidilir bir hışımla, “hani bedavaydı?!” diye.
    cevap: “bedava, ama masraflarıyla.”**
    sözlüğünüzün ayarlarıyla oynamayın, based on a true strory.

    bankanin dışındaki atm’ler sadece para çekmeye yarar. bankanın içinde; sadece para yatırmak için ayrı, sadece bakiye kontrolü için ayrı atm’ler vardır.
    bu noktada üç ayrı çıldırma unsuru vardır:
    ilki; hesapta kaç para olduğunu göremediğimizden ko gotune mantığıyla para çekmek zorunda kalmaktır.
    ikincisi, para çektikten sonra aldığınız fisin üzerinde para çekmeden önceki bakiyenin yazıyor olmasıdır. anlaşılan çok zor bir algoritmadır kullanılan, “mevcut bakiye-çekilen miktar”ı eklemek karmaşık bir olaydır.
    üçüncüsü, bakiye kontrolü yapılan atm kullanımının paralı olmasıdır. (evet, kendi paramı idare etmek için para ödemem gerekiyor.) ama “ne menem bisiymis bu acep?” diye merak edip bu çok özel atm’yi kolaçan ederseniz; size bir demo çıkarır, hatta dilerseniz a4e basıp elinize verir. “ulan demo yazacağına benimkini göstersene bre pezevenk!” demeyin. soğukkanlılığımızı koruyalım lütfen…

    gecenin bir saati atm’den para çekmeye çalışırken alet dellenir, kart içinde sıkışırsa 24 saat arayacak numara yoktur. eli kolu bağlı çaresizce atm önünde beklenir, gerekirse sabahlanacaktır orda; çünkü mevcut bir güvenlik sistemi yoktur. 15 dakika sonra alet kartı geri püskürttüğünde şansa şükredilir, koşarak atm’den uzaklaşilir.

    internet bankacılığı paralıdır. nedeni çok basit: “sizi kuyruk bekleme derdinden kurtarıyoruz!” (öğrencilere parasız, çok teşekkür ediyorum buradan.)
    internet üzerinden hesaptaki tüm akışı görmeniz mümkün değildir, sadece belli bir tarihe kadar geri gidebilirsiniz.
    zaten internet bankacılığı denince aklınıza da garanti.com.tr gelmesin lütfen, hayalperest olmayalım.

    banka kartının şifresi değiştirilemez. kartı kaybetmedikçe sittin sene ayni şifreyi kullanmak zorundasınız.

    adres değişikliğini 3 defa, kayda girildiğine bizzat şahit olarak bildirirsiniz. ama yine, hala, ısrarla eski adres geçerli olduğu için yeni banka kartının şifresi yanlış adrese gider. gidip kıyamet koparırsınız. 2 gün içinde yeni şifre doğru adrese gelir, sevinirsiniz falan. sonra hesabınızdan 7€’luk bir masraf düşer: “yeni şifre gönderme masrafı”.

    öte yandan; sizi arayıp özellikle randevu talep eden danışmanınıza gittiğinizde yerinde olmaması, dakikalarca beklemeniz, sonunda kadının eğitimde olduğunu öğrenmeniz ve akabinde hayran kaldığınız organizasyonel yapı; fransız bankacılık sistemi konusunu aşmaktadır.
    bu konu için (bkz: dallama fransızlar)

    tüm bu gözlemler** société générale* isimli güzide bankanın güzide süreçlerine dayanmaktadır. ayrıca gelip de “bizim caaaanim bnp paribas’miz, crédit lyonnais’miz,crédit agricole’umuz hiç de böyle değil!” demeyin, bütün fransız bankaları ayni bokun soyudur…
  • (bkz: bnp paribas)
  • caisse d épargne in ben para kasasiyim ulan banka degilim diyerekten sistemden oldukca ayrilmayi basardigi hödödür bu.
  • benzer, hesabı geç güncellemeye dayalı dallamalık abd'de de (orada yaşayanların halinden gördüğüm kadarıyla) debit kart denen nanede de mevcuttur. kişinin gerçekte ne kadar parası kaldığını bilmesi için şöyle ayrıntılı bir muhasebe defteri tutması gerekir. çünkü hesabına baktığında gördüğü para üç gün önce kartla yaptığı alışveriş henüz hesaptan düşülmediği için yanıltıcıdır. bakiye olmadığında ödemeyi reddetme gibi bir seçenek te sistemde olmadığı, mudiye bahşedilmediğinden kişi sık sık negatif bakiyeye düşerek bankaya ceza ödemek durumunda bıraklılır.
    (bkz: garp kurnazlığı)
  • bankadan bankaya degisen bir sistemdir; genelleme yapmak dogru olmaz...

    gercekten de societe generale ve bnp biraz karin agrisi olsalar da (mesela bnp birazcik yuksek bir rakam yatirinca bu para nerden geliyor diye hesap bile sorabilir), credit mutuel siddetle tavsiye ettigim bir bankadir... misal vermek gerekirse, bir cek ya da para yatirdiginizda hesabiniza, 5 dakka sonra interneti acip hesabiniza bakarsaniz o parayi hesabinizda gorursunuz... ayni sekilde hesabinizdan bir havale yaparsaniz o anda havale yaptiginiz miktar duser hesabinizdan, halbuki societe generale ve bnp'de ancak 2 ya da 3 gun sonra gorursunuz o islemleri internette (normalde ertesi gun hesaba uygulanir degisiklik, bir ertesi gun de internetteki database'e)... havale olsun bakiye kontrolu olsun gibi islemler icin ek ucret talep etmez, ve masraf olarak diger bankalardan da daha ucuzdur... dansimaninizla tikir tikir emaillesebilirsiniz, ki bu da cok pratik bir ozelliktir... butun bunlarin disinda sirf atmosfer olarak bile daha bir albenisi olan bir bankadir... en azindan benim subem oyle....

    koseyi donen adam'in uyarisiyla gelen edit: credit mutuel daha ziyade dogu kisminda yogunlasmis bir bankadir, her sehirde subesi bulunmayabilir, karti olmayanlar deplasmanda zorluk cekebilir aman dikkat...
  • kayıt dışı ekonominin önüne bezdirerek geçmeyi hedeflerdiği anlaşılıyor.
  • genel olarak türk bankacılık sisteminden geridedir, hakeza ispanya, abd vs de bizden geride. ülkemizde başarılı olduğumuz, kalifiye eleman çalıştırdığımız bir iş koludur bankacılık. garanti teknolojiyle teknoloji bile satarız.
  • uzerine lanet okunabiliecek bir sistemdir.

    hepsinin anasini sikim! cok sinirliyim, hemen bosalticam icimi!

    efendim bu koydugumun ulkesinde genel olarak sistemde bir sorun oldugu icin once bankaciliktan baslamak istiyorum. digerlerini baska basliklar altinda zamanla kusucam sevgili sozluk yazarlari!

    yillar evvel bu mendebur memlekete geldigimde ilk is olarak bir hesap actirmam gerektigini ogrendim. cunku bu ulkede nakit parayi kabul etmeyen o kadar kurum ve kurulus var ki sasarsiniz. yani okul harci, kira, cep telefonu, elektrik, internet vs vs odemelerinizi banka hesabiniz yoksa neredeyse yapamazsiniz. cunku odemelerin buyuk bir cogunlugu ya cek ya da kredi kartiyla yapiliyor.

    neyse avrupa dedik, herseyi kayit altinda tutuyolar dedik, belirli bir sistem var, uyalim dedik ve hesap acmaya bir bankaya gittim. ilk olarak bankadan bana bir randevu verdiler. elime gerekli evraklarin yazdigi bir kagit tutusturup yolladilar. ne sikim bankaymis diye ciktim. baska bir bankaya gittim ki ayni muameleyi cekip yolladilar beni. boyle anlamis olduk ki randevusuz hesap acilmiyor. sonra hangi evraklar gerekiyor diye bana verdikleri kagida bir baktim ki, anasinin nikahini istiyolar. pasaport, oturum karti, ikametgah, okul belgelerin, zart zurt. neyse hepsini tamamladik, gittik randevuya. bi tane gerzek bir banka memuresi, dokumanlara bakti, 50 tane soru sordu. sonunda okul kagitlarini eksik oldugunu soyledi. cunku okul odemeyi cekle kabul ettiginden ve benim banka hesabim olmadigindan kaydimi tamamlayamamistim. bu durumu kadina anlattim ama okul kaydim olmadan hesabi acamayacagini soyledi. delirmek uzereyim. iki ucu boklu degnek, iki tarafta da birinde islem yapmadan digerinin islemini yapamiyosun. yaklasik 45 dakka suren muzakereden sonra, banka muduru falan gitti geldi ve hesabi acti kaltak. yanlis anlamayin kredi ya da kredi karti falan istemiyorum. yanlizca elimdeki parayi yatirip giderlerimi odemekten baska bir istegim yok.

    artik bir hesabim vardi. 20 tane kagit falan imzaladiktan sonra yaklasik 2 kilo agirliginda bir dosyayla bankadan ayrildim. 10 gun sonra kartimin sifresi geldi. 15. gunde kartim ve cek defterimi almak icin bankaya davet eden bir mektup aldim. gittim cek defterimle kartimi aldim. ben normal bir visa veya master kart beklerken bi tane sikindirik electron karti cikti. neyse dedik sineye cektik. efendim odemeleri falan yaptik. saga sola cek kestik, gotumuz kalkti biraz. sonra ben birikmis odemeleri yapinca haliyle dagildim biraz. dur bakayim ne nereye harcamisim bi kontrol edeyim diye bi bankamatike gidip hesap ozeti alayim dedim. gittim bi bankamatike ama hesap ozeti vermiyor. sadece para cekme secenegi falan var. baska birine baktim o da ayni. neyse en son bi tane ozet veren bi bankamatik buldum. hesap ozetini aldim ama son 3 gun harcadigim hicbise gorunmuyor. alla alla diyip alisverise devam ettim.

    evi yeni yeni kuruyorum. bi tane carrefour magazasindan bayagi yukluce alisveris yaptim. soylemesi ayip 116 euro tutu ve hesabimda da biliyorum ki hala para var. efendim karti deniyoruz fakat limit yetersiz diyor. ya nasil olur diye terler bosaltiyorum arkada 100 kisi sirada bana bakiyor. uzerimde cek defteri de yok. kizarip bozarip 3 koca torba malzemeyi birakip kuyrugu kistirarak mekani hizla terk ettim tabi.

    ertesi gun bi hisimla bankaya gittim. nerde ulan benim param diye kukrerken (kukremek icin bile randevu sordu amcik banka) baktim para hesapta duruyor. ee niye calismiyo bu amcik kart diye sordum. meger nakit limiti gibi bir de alisveris limiti varmis kartin. bakin kendi parami harcayamiyorum sevgili eksi sozluk. bu da sekilde ogrenmis olduk.

    sonra gun geldi internetten alisveris yapalim dedik. bizim kart orda da calismiyo electron oldugu icin. aldik yine randevumuzu gittik bankaci hanimin karsisina. durumu anlattim, internetten alisveris yapabilmek icin visa ya da master kart olmasi gerekiyormus. ee dedim. sizin su an ki durumunuz bu karti almaya musait degil dedi. nasi yani dedim. henuz aramizda bir guven olusmadi diyerek siktiri cekti bana. sanki kart degilde kariyla evlenmek istiyoruz aq. ben de turkce "guvenmezsen taa amina koyim" dedim ciktim bankadan.

    sonra bi memlekete geldim. donuste cuzi bir nakit parayla dondum. bankaya gittim yatirdim. bizim bankaci aradi iki gun sonra. bu sefer o benle gorusmek istiyomus. verdi randevuyu yine. banka degil randevu evi mubarek. neyse randevu gunu geldi. kadin bana yatirdigim paranin nerden geldigini sordu. ben ilk once soruyu mu yanlis anladim diye fransizca cumleyi tekrardan turkceye ceviriyorken anladim ki, gercekten paranin kaynagini soruyor. yanlis anlamayin oyle binlerce euro falan degil alti ustu 3000 euroydu para. icimden "kari satiyorum su arka sokakta" diyesim geldiyse de durumu anlattim. bir daha bu sekilde olmasin, eft yapsinlar diye fircaladiktan sonra bana yol verdi.

    baska birgun kartimda limitimi astigim icin kartim bloke edildi. yine gittim bankaya. randevu alicam ama bizim musteri temsilcisi tatile gitmis. ee baska birisi yok mu? hayir yok beklicen dediler. yani kaddafi gibi hesaplarim var sanki de baska birisi bakamiyor hesabima. 10 gun o kaltagin yuzunden surekli subeye gidip para cekmek zorunda kaldim. artik bende kasarlastigimdan kadin dondugunde actim agzimi yumdum gozumu. o kadar bagirdim ki kadina, banka muduru geldi. durumu anlattim. benim musteri oldugumu ama bu kaltak kari sanki musteriymis gibi surekli kapris yaptigindan magduriyetimden falan bahsettim. sonunda musteri temsilcim degisti. hee sanmayin ki isler duzeldi. aynen devam etti sorunlar. cunku sistem problemli.

    daha onlarca hikayem var sevgili sozluk ama sizleri de yormayalim.

    ozetle memleketimde bir bankamatik, barkod okuyup fatura yatirilabiliyor, ustune de bozuk para dahil verebiliyorken, burada o bankamatigin yaptiklarini 5 kisi bilmem kac randevuyla ancak yapabiliyor. ustelik bizim bankamatiklerdeki siradan bir bankacilik islemlerinden bashsetmiyorum bile. burada bankamatik bildiginiz primitif donemdeki para verme makinelerinden baska bi sike yaramiyor. bir eft memleketimde saniyeler icinde gerceklesirken burada ortalama 3 gun suruyor. bizde bankada 10 dakika bekleyince bile cingar cikarken, burada saatler beklersiniz. bir suru para keserler hizmet karsiligi, yok internet subesi, yok kart parasi, yok sigortasi zart zurt ama gercekte hic bir hizmet alamazsiniz.

    kisacasi bankalarin amina koyim! ama fransa bankalarina dunya alem koysun!
  • türk bankacılık sisteminin her halükarda gerisindedir. bunun farkına varmak için çılgın krediler çeken, devasa mevduat hesaplarına sahip olan bir holding patronu olmaya gerek yok, sıradan bir öğrenci de bu durumun farkına kolayca varabiliyor.

    bnp paribas örneğinden gidelim, başlıklar altında özet geçelim.

    -hesap açtırmak

    en temel bankacılık işlemidir değil mi? ne kadar da kolaydır türkiye'de. gidersiniz şubeye, temsilciyle görüşür, formun gereken yerlerini doldurur, 10 dakika içinde bir banka hesabına sahip olursunuz. paranızı hemen yatırabilir, kartınızı da en geç 10 gün, kimi zaman da birkaç gün içinde adresinize gelen kuryeden veya şubenizden alabilirsiniz. fakat fransa'da hepsini unutun bunların.

    önce şubeye gideceksiniz, "jö vudre"li cümleler kullanarak "durum böyle, bana bi hesap açın silvuple" diyeceksiniz. şubedeki arkadaş size en erken 3 gün sonrası olmak üzere 10 günlük bir süre içerisinde, belli bir günün belli bir saatine randevu verecek. açıkçası bu hiçbir mantığı olmayan bir iş bu çünkü randevuya gittiğimizde bizi kimsenin beklediği falan yoktu, her şey aynı akışında ilerliyordu bankada. "hıı, randevunuz mu var, tamam geçin oturun kenarda" dediler, 15 dk sonra çağırdılar. bu verilen randevuya belgelerinizle geleceksiniz. eğer randevuya gelmezseniz hakkınızı kaybettiniz, bir daha randevu almanız lazım. zamanı geldi, randevuya gittiniz, her şey çok güzel, hesabınızı açtırdınız fakat para yatırayım dediğinizde "me se pa posibl isi mösyöğğ" cevabını alacaksnız. purkuğa, parsökö burası hesap açan şubeymiş. kasaları yokmuş. o olmadan para yatmıyormuş, para yatırılan şube başka yerdeymiş.

    en attendant bankamatik kartı:

    banka kartının çıkması da neredeyse 2 hafta sürüyor. önce size bir mektup yollayıp bankaya çağırıyorlar, bunun olması için bir hafta gerekiyor. gidiyorsunuz. sonra bakıyorlar, "kimliğiniz geçersiz, pasaportunuzun fotokopisi lazım" şeklinde bir cevap alıyorsunuz. "e ama ben başvuruda pasaportumu göstermiştim kimlik olarak?" "jönösepa mösyö, vöne lasmen proşen silvuple". çaresiz bi hafta daha bekliyorsunuz. ertesi hafta mektuptaki belgeleri de yanınızda götürmezseniz sıçtınız, alamazsınız kartı. belgeler yanınızda olmalı

    bankamatikler:

    en sonunda kartınızı almayı başarıyorsunuz ve "oh be paracıklarımı yatırayım" diye takıyorsunuz bankamatiğe ama insan daha kartı sokmadan "dekuraje" oluyor. neden derseniz, bankamatikler m.ö. fi tarihinden kalma ve bizim alıştığımız, banka şubesinden artık pek de pek bir eksiği kalmamış türkiye'deki çılgın bankamatiklerle kıyaslandığında son derece primitif özelliklere sahipler. çok yavaş çalışıyorlar, para yatırma seçeneği sadece şubelerde bulunan makinalarda var ve de en basitinden, kart şifrenizi değiştiremiyorsunuz. evet ya, böyle bir şey var gerçekten, nasıl olabilmiş bilemiyorum ama bu gerçek. geriye kalanlar seçenekler de zaten "para çek" ve "kaç param kaldı". bundan başka bir bok yok yemin ederim. bankamatikten anladıkları bu adamların. ben bankada kaç param kaldığına bakmak için belge istedim ve "bundan da para alırlar mı" diye de tırstım açıkçası çünkü sonunda artık bunun da olmasını bekliyor insan.

    bankayla tek işi parasını güvenli bir şekilde saklamak olan bir bireyin 4 haftadır cebelleştiği banka sistemi temel olarak böyle bir şey. ziraat bankası adını taşıyan ve "en tırt banka" sıralamasında üst sıralara oynayan bir kurum bile bunların yanında eminim türk lokumu kalır.