şükela:  tümü | bugün
  • 1789 (bkz: fransız devrimi), hem dünyada hem de fransa özelinde büyük bir etki uyandırmış, 19. yüzyıl tarihini doğrudan etkileyen birtakım gelişmelere yol açmıştır. feodal sisteme karşı olarak kurulan güçlü monarşik yapı, (bkz: amerikan devrimi)’ne destek verilirken zayıflayan ekonomi, avrupa’da başlayan aydınlanma akımı ve (bkz: jean jack rousseau) gibi aydınların düşünceleri gibi sebeplerle idari yapıya tepki doğdu. 20 haziran 1789’da halk meclisi kendisini kurucu meclis ilan ederek anayasal devrimi gerçekleştirdiler. 22 eylül 1792’de cumhuriyet ilan edildi.

    fransa’da meydana gelen gelişmeler avrupalı monarşileri, ayaklanmanın yayılması açısından tedirgin ediyordu. buna ek olarak fransa’daki yeni hükümetin hollanda’da avusturya’ya karşı çıkan ayaklanmayı desteklemesi avrupa devletleri arasında fransa karşıtı bir koalisyon kurulmasıyla sonuçlandı. ‘fransız devrim savaşları’ olarak da anılan ‘birinci koalisyon savaşı’ ve ‘ikinci koalisyon savaşı’nın en büyük amaçlarından biri fransa’da monarşiyi tekrar sağlamaktı. ancak bu amaç gerçekleştirilememiş, 1804 yılında (bkz: napoleon bonaparte)’ın fransa’nın başına geçmesinden sonra gerçekleşen koalisyon savaşları ise (bkz: napolyon savaşları) olarak anılmıştır.

    1793-1796 akdeniz seferi ve birinci koalisyon savaşı

    akdeniz üzerinde daima planları olan fransa, uzun yıllar boyunca italya üzerindeki emellerini gerçekleştirebilmek için osmanlı ile müttefikilk kurmuştu. fransız devrim savaşlarından önce ingiltere’nin (bkz: cebelitarık) dışında akdeniz’de kolonisi bulunmamaktaydı ancak ingiltere sömürgelerine giden ticaret yollarını kontrol altında tutmak adına son zamanlarda akdeniz’e inme meselesi ile daha yakından ilgileniyordu. fransa ve ingiltere arasında rekabet alanı haline gelen bu durum ayrı zamanda birinci koalisyon savaşının saflarının belirlenmesini de sağladı.

    1792 yılı aralık ayında fransız donanmasının sardinya’ya saldırması ile sefer başlatıldı. ingiltere ve ispanya, sardinya ve napoli devletlerine destek sağladılar. başarısız birkaç girişimin ardından toulon şehrinde royalistler’in ayaklanmaları ve bunun bastırılması için bölgeye napoloen bonaparte’ın gönderilmesi savaşın dönüm noktası olmuştur. toulon’da ingiliz donanmasına karşı stratejik bir zafer kazanan bonaparte’ın ünü arcole ve lodi savaşlarında avusturya kuvvetlerini yenilgiye uğratması ile giderek daha da artmıştır. ispanya 1796 yılında taraf değiştirerek fransa’nın yanında yer almıştır. 8 ekim 1797 tarihinde (bkz: campo formio antlaşması) ile roma şehri ile italya’nın kuzeyinin belli bir kısmı ve venedik başta olmak üzere adriyatik kıyılarının büyük bir kısmı da fransa idaresine bırakılmış; avusturya’nın böylece denizle bağlantısı kesilmişti. koalisyon dağılmış ve ingiltere, fransa karşısında yalnız kalmıştı.

    (bkz: napolyon'un mısır seferi) ve osmanlı ile ilişkiler

    18. yüzyıl osmanlı’nın batı avrupa’da gerçekleşen gelişmelere kayıtsız kalamayacağını fark ederek geri kalınan alanlarda ıslahat ve reformlarla açığını kapatmaya çalıştığı bir dönemdi. özellikle ııı. selim (1761-1808) ile birlikte bu konuda somut adımlar atılmıştı. selim tahta çıktığında hem avusturya hem de rusya ile, osmanlı için talihsiz sonuçlanacak, bir savaş devam etmekteydi. savaşı sonlandıran yaş ve ziştovi antlaşmaları selim’e istediği reformları yapabilmek için fırsat sundu. böylece başta orduda olmak üzere nizam-ı cedid reformları hayata geçirildi.

    napoleon, ingiltere ile olan rekabette öne geçmek için doğu’nun zenginliklerine ulaşması gerektiğini düşünüyordu. 1797 yılında buna yönelik olarak iyonya adalarını ve 1798’de malta’yı kuşattı. ancak malta halkı, ingilizler’in desteğiyle fransızlar’a karşı ayaklandılar. malta’dan sonra sıra stratejik olarak akdeniz’de büyük öneme sahip olan suriye ve mısır’a gelmişti. bu noktada yüzyıllardır müttefiki olan ve birinci koalisyon savaşında nötr kalmayı tercih eden osmanlı devleti’ni istemeden karşısına almış bulunuyordu.
    osmanlı topraklarını kapsayan akdeniz seferi, napolyon'un amaçlarına aykırı sonuçlar üretmişti. işgal, ingiltere'nin sömürgeci gücüne bir darbe vurmak yerine, osmanlı'yı ingiltere ve hatta geleneksel düşmanı rusya'yla bir ittifak kurma aşamasına getirdi. kahraman şakul’un ifadesine göre, osmanlı’yı bu ittifaka yönelten mısır’ın kaybından çok venedik cumhuriyeti’nin kaldırılması idi çünkü 1716 yılında imzalanan osmanlı-venedik barış antlaşması adriyatik cephesindeki karışıklığa son vermişti. ancak venedik’in ortadan kaldırılması ve fransızlar’ın iyonya adalarını işgali bu cephede tekrar istenmeyen bir gündem oluşturmuştu. ayrıca toulon kuşatmasından beri balkan topraklarının (özellikle mora ve arnavutluk) da tehlike altına girdiği düşünülüyordu.
    ikinci koalisyon savaşı

    osmanlı-rus-ingiltere ittifakı ikinci koalisyon savaşının taraflarını belirleyen en önemli gelişme oldu. iskenderiye önlerinde fransız donanmasına ağır bir darbe vuruldu ve osmanlı-rus donanması yedi adayı zapt etti. napoleon osmanlı’yı zor durumda bırakmak için suriye’de akka önlerine kadar ilerledi. (bkz: cezzar ahmed paşa) komutasında nizam-ı cedid ordusunun savunduğı akka, napoleon’un ilk yenilgisi oldu.

    osmanlı ve rusya’nın savaşa katılması fransa için işleri zorlaştırmıştı. buna rağmen fransa’nın iç meseleleri de gündemden düşmüyordu. napoleon fransa’ya dönerek askeri darbe ile yönetimi ele geçirdi. ardından italya’da avusturya ordusunu hezimete uğratmasının üzerine 1801 yılında iki devlet arasında lunevelli barışı imzalandı. avusturya'nın savaştan çekilmesinden sonra ikinci koalisyon dağılmaya başladı.
    rusya ve hem de ingiltere ile arası açıldı. rusya yedi ada'dan çekilmek istememişti. ingiltere de, mısır'ın hindistan bakımından arzettiği önemi gördüğünden, mısır'dan askerini çekmek istememişti. bu durum osmanlı devleti’nin iki devletle de arasının açılmasına sebep olmuştu. yine ingiltere’nin önceden rusya koruması altında bulunan malta’dan çekilmek istememesi rusya ile aralarının da bozulmasına yol açtı. tüm bunların yanında uzun yıllardı savaş halinde olmanın ingiltere’ye ekonomik güçükler yaşatması barış görüşmelerinin başlamasını sağladı.

    ingiltere ve fransa arasında imzalanan (bkz: amiens) barışı ikinci koalisyon savaşına son verdi. anlaşmanın maddelerine göre; ingiltere ispanya ve hollanda' dan ele geçirmiş olduğu bütün sömürgeleri bu iki devlete iade edecek, malta adasını ingiltere malta şövalyelerine iade deceği gibi, mısır'daki askerini de geri çekecek, fransa da, mısır'dan ve papalık arazisinden askerini geri çekecekti. ayrıca osmanlı devleti’nin sınırları da savaştan önceki hali olarak kabul edilmiştir.
    1802 yılında imzalanan amiens antlaşması ayrı zamanda fransız devrim savaşları’na da son vermiş bulunuyordu. bundan iki yıl sonra ise franszı senatosu napoleon bonaparte’ı fransa imparatoru ilan etti.

    1805 yılında savaşın tekrar başlamasının ardından çar alexander, ııı. selim’i yeni bir ittifakın kurulması konusunda ikna eti. ancak bu kez iki taraf da birbirlerine güvenmiyorlardı. fransa ise eski müttefiği ile arasını düzeltme amacı taşıyordu. napoleon’un (bkz: ulm) ve (bkz: austerlitz) zaferleri hem rusya’da hem de osmanlı’da büyük yankılar uyandırdı. pressburg antlaşmasının imzalanmasından sonra osmanlı napoleon’un ‘imparator’ titrini resmen tanıdı. fransa ile ilişkilerin düzeltilmesi ve napoleon’un moskova’ya doğru ilerleyişi, osmanlı’ya kırım’ı geri alma ümidini aşılamıştı.

    napoleon’un moskova’yı ele geçirmesi aslında sonunu hazırlayan gelişmelerin başlangıcını teşkil etti (bkz: savaş ve barış). kazanılan zafere rağmen zor kış şartlarında moskova’da kalan fransa ordusu telef oldu ve geri çekilmek durumunda kaldı.

    bu sırada sırpların isyan girişimleri ile osmanlı için yeni bir dönem başlıyordu. rusya fırsatı değerlendirerek başta sırplar olmak üzere balkan milletlerini osmanlı’ya karşı kışkırtıyor ve her açıdan destek sağlıyordu. rusya’nın amacı balkanlar’da millet devletleri kurarak onları himaye altına almaktı. elbette ‘sıcak denizlere inme’ ve ‘panslavizm’ politikalarının da bu durumda etkisi vardı. nitekim sırpların ardından diğer balkan milletleri de rusya’nın politikalarının ve fransız ihtilali’nin ardından ortaya çıkan ‘milliyetçilik’ akımının etkileri ile teker teker osmanlı idaresine isyan ettiler. devletin kurulmuş olduğu balkan topraklarının kaybedilmesi osmanlı için geri dönüşsüz olan yıkılma sürecini başlattı.