şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bizde bütün polisler birbirlerini tutarken (susurluk mercedesinden çıkanlara bakınız) fransa'da her şehrin polisi başka bir şehrin polisini sevmez...
    (bkz: taxi 2)
  • kiss of the dragon filminden de anla$ilacagi gibi gayet beceriksiz insanlardir .senaryoyu yazanlar arasinda luc bessonun olmasi bu olayi dogrular niteliktedir .*
  • bu fransiz polisi, az once izledigim habere gore, tatbikat icin bir ucak yolcusunun cantasina patlayici yerlestirmis ancak sonra bu yolcu ortadan kaybolmus. polis simdi heryerde yolcuyu ariyormus. fransiz polisinin lazlarla akrabaligi incelenmedi bugune kadar ama artik incelensin diyoruz burdan yetkililere.
  • chief inspector clouseau nun meslektaşlarıdır.
  • jean reno'nun sıkça canlandırdığı tiplerdir.
  • havaalaninda gorev yapanlarinin bazilari ingilizce konusmayi bilmeyen yada istemeyen insanlardir
  • louvre çevresinde görev yapanları rollerbladeli olan kolluk kuvveti.
    sivillerinin ise peugeot 306 kullandığı dikkatimizi çekmiştir bir vesileyle.
  • cahil,milliyetci,iri kiyim ve ozellikle gocmenlere karsi sert tavir takinan guruh.direk kelepce takarlar.cop kullanmkatan cekinmezler.hayvan gibi bagirir insani korkutma yoluna giderler.1e 4 falan girisirler.erkeklikten yoksundurlar.
  • bünye ve tavırları bölgesine göre değişir. iri kıyım, cahil, ırkçı olanları olduğu gibi oldukça korkak olanlarıyla şöyle bir olay da geçmiştir başımdan:

    şehir: strasbourg
    mekan: uzaktan bir kuzenin döner restoranı
    saat: 01:30 suları
    kişiler: yavşak uzaktan kuzen, 15 dakkada 3 desperados içmiş 15 yaşındaki kaportacı, 2 tane fransız polisi

    (polis içeri girer)

    p1 - bonjour, soslu lütfen.
    p2- bonjour, soslu lütfen.

    (kafası iyi kaportacı sandalyede oturmakta, polislerin geldiğini görünce kaynağı belli olmayan bir cesaretle can alıcı soruyu sorar. neşesi yerindedir malın)

    k- ya bu fransız polisi acayip beceriksizmiş diyorlar, taxi filminde filan hep işin içine ediyorlar, ne diyon kuzen?
    ku- valla bilmiyorum, bakalım bunlar ne düşünüyor. (polislere argümanımı fransızca anlatır)

    (lan oğlum dur demeye vakit bulamamış kaportacı, salgıladığı adrenalin ile hafif kendine gelmiş, aha sıçtık lan demeye başlamıştır kendine kendine)

    p1- (argümanım hoşuna gitmemiş, sinirlenmiştir) şimdi seni alıp tutuklarsam o zaman da beceriksiz olduğumu düşünecek misin peki?
    p2- (pişmiş kelle gibi sırıtır)

    k- (içses) aha sıçtık!

    (sohbetin ardı polislerin gitmesinden sonra tarafıma çevrilmiş olup, bundan sonra sandalyesinde sus pus oturan bir kaportacı vardır)

    p1- bu sübyan nerden buluyor bu cesareti de yabancısı olduğu ülkenin polisine hakaret ediyor?
    ku- öyle deme memur bey, bunun türkiyede bi dayısı var, çok yüksek bir mahkemede yargıç. avrupa insan hakları mahkemesi davalarına bakıyor. arkası sağlam onun. (sıkış başlar) bir kere türkiyede polisle başı derde girdi bunun, dava açtı ailesi, polisleri görevden aldılar, yaaa
    p1 ve p2- hadi yav. önceden söylesene!

    (polisler çıkarken kaportacıya doğru, oldukça kibar)
    p1 ve p2- bonsoir monseur

    (kaportacı korkmuş it yavrusu misali başını eğer ve kuzene dönüp diyaloğun ayrıntılarını alır. göte gelmenin ucundan dönmenin getirdiği huzurla eve doğru, her ihtimale karşı aynı polislerle karşılaşmama umuduyla yola çıkar)

    k- (içses) katedral de ne güzel be..