şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • fransızca bilmeyen biri olarak kafamdaki tanımı vermek istiyorum. öncelikle, yazılanın yarısından azını sese dökmek gerekiyor. ama nereden neyi keseceğinizi bilmek çok zor. mesela ben ingilizceyi iyi bilen biri olarak ingilizce şarkı söylüyorum, ama ingilizceyi iyi bilmeyen, hatta hiç bilmeyen biri bile telaffuzundan öğrenip ingilizce şarkı söyleyebiliyor. nedir, ufak tefek telafuz hatası yapar ama idare eder, şarkı bu. dillerini hiç bilmediğim halde söylediğim italyanca, ispanyolca şarkılar var (taklit yoluyla öğrenme) ama fransızca'da olmuyor. fransızca'da bunu yapmak için uzuun mesailer harcamak gerekiyor. sadece ilk cümle olan les hommes qui passent maman cümlesini bile öyle bir telaffuz ediyor ki patricia kaas (lizomkipans mamon), neresinden neyi okuduğunu anlamak mümkün değil hakkaten. o h'ler hiç mi okunmuyor, sonraki cümlelerdeki dört kelimelik yeri iki hecede nasıl okuyacağız, bir şarkı söylemek için dili öğrenmek mi gerekiyor (aklıma enda'yı okuyacağım diye tutturan kibariye geldi), bunlar cevaplaması zor sorular. ingilizce şiirlerdeki başaşağı çevrilmiş ifadeleri anlamadığı için kızdığım arkadaşımdan buradan özür diliyorum, telaffuzunu taklit etmesi zor diller de var. özetle fransızca telaffuz kuralları, öğrenmek için önce yazılanla okunanın -neredeyse- hiç alakası olmayacağı varsayımının kabul edilmesini gerektiren kurallardır.
  • kanaatimce, bu kuralların en zoru gazoza gezöz demeyi başarmaktır, gerisi allahın izniyle kendiliğinden gelir..
    (bkz: it is wrong to be french/@gatesofdawn)
  • kelime sonlarındaki e'ler ve s'ler telaffuz edilmez.
  • zannedildiği kadar zor değildir. biz nasıl a harfini görünce a diyorsak, onlar da eau görünce o diyor. ya da biz nasıl kedi görünce kedi diyorsak, onlar da chat görünce şa diyor. en azından kuralları var, ya kuralları olmasaydı? ya tutarsa? ama cidden, fransızca'nın kurallarına can kurban, zira kendi çapında gayet mantıklıdır ve okumayı kolaylaştırır.
  • yazılmadığı gibi okunur ya da yazıldığı gibi okunmaz
  • hevesli herhangi kişinin, milliyet'in on yıllar önce verdiği takoz bir fransızca sözlüğün dahi ilk sayfalarını karıştırdıktan sonra aşağı yukarı öğrenebileceği kurallardır.
  • (bkz: abajur)
    (bkz: wtf)
  • fransızca da her zaman bir istisna vardır. dilbilgisi kitaplarında bile "genellikle bıdı bıdı..", "çoğunlukla şudu şudu.." gibi ifadeler görülebilir.

    örneğin kelimlerin sonundaki -s ler çoğunlukla okunmasa da hélas sözcüğü elas diye s yi vurgulaya vurgulaya okunur.

    bir de sonu s ile bitip hemen ardından sesli harfle başlayan bir sözcük gelirse bu harften sonra, orada bir ulama yapılmalı ve z sesi verilmelidir ki oradaki s yi anlayabilsin dinleyici. aynı şekilde sonu t ile biten sözcüklerde de bu kural geçerlidir. gerçi öğrendiğime göre bu ulamaları azaltmaya ve anlamı açığa çıkaranlar dışındakileri yapmamaya çalışıyorlarmış artık fransızlar ama, gene de çok hızlı konuşulduğunda illa ki yapıyorlardır diye düşünmekteyim.
  • yoktur, anarşiktir diyesim geliyor.

    vallahi bak. jean jaures misal. metro durağımın adıydı. sondaki s telaffuz edilmez canım, türkçe ingilizce gibi değil modunda bir hafta gezip millete metro durağımın adını söylerken ne büyük bir yanlış yapmışım halbuki. johe yerine johes diyormuşuz, s'de de vurgu varmış hatta.

    almanca ve ispanyolca konuşan arkadaşlarım çok güzel dalga geçerler bu kurallarla, haksız da değildirler. öyle pistir ki bu kurallar, 8 yıl fransızca öğrenmiş olsanız bile 2 yıl fransa'da yaşasanız hala yabancı olduğunuz anlaşılır herhalde.
  • lk kurun ilk haftalarında kitaptaki haritada 'champs elysees' diye gösterilen yeri nasıl okuyayım diye düşünürken şanzelize diye okunduğunu öğrendikten sonra yaşadığım şoku üzerimden atmam bir hayli zaman almıştı. tecrübeyle sabittir ki zaman zaman fransızların zoru neymiş de bunları üretmişler deseniz de başta inanılmaz zor, karışık ve saçmasapan gelen bu kurallar bir süre sonra kendiliğinden bilincimize yerleşir. bu nedenle en iyisi abartıp, gözde büyütmemek.
6 entry daha