şükela:  tümü | bugün
  • fransızcada türk kelimesi hangi ifadelerde, nasıl anlamlarla kullanılıyor? sözlük taraması sayesinde hayli netice bulmak mümkün.
    öncelikle tarihi bazı önemli sözlüklerden yola çıkarak bu deyim ve kullanımları derlemek gerek. son olarak etimolojileriyle birlikte 100 000 kelime ve 270 000 tanım içeren tlfi kullanılarak ("trésor de la langue française informatisé"; bilgisayara işlenmiş fransız dili hazinesi) eski lügatlerde olmayan geniş bir kullanım alanı daha ortaya koyulabilir.

    tırnak işareti arasında fransızca kelimeler belirtilmiştir. parantez arasında kelimesi kelimesine çeviri verilmiştir.
    littré ve tlfi haricindeki sözlüklerin kaynağı.
    ....

    dictionnaire de l'académie française, 1st edition (1694)

    "turc" ulus adı.
    "un homme est fort comme un turc" (bir adam türk gibi güçlü) denir çok sağlam olduğunu ifade etmek için.
    "c'est un vrai turc" (bu gerçek bir türk) denir katı, amansız, acımasız birisi için.
    "traiter quelqu'un de turc à maure" (moroya * türk gibi davranmak) deyimi kullanılır ona çok sert bir şekilde davranıldığını belirtmek için.

    "turquet" bir cins kısa tüylü ve düz burunlu küçük köpek.

    "turquin" koyu kapalı mavi.

    "turquoise" mavi renkli ve saydam olmayan değerli taş.

    ***

    dictionnaire de l'académie française, 4th edition (1762)

    türkün topraklarında bulunurken müslüman olan birisine "il s'est fait turc" (kendisini türk yaptı) denir.

    ağaç kabuğu ile odunu arasında oluşan ve özsuyundan beslenen bir solucana "turc" denir.

    "à la turque" (alaturka). deyim olarak, halk ağzında konuşma biçimi.
    "traiter quelqu'un à la turque" (birine alaturka/türk gibi davranmak) denir kişiye amansızca davranıldığını ifade etmek için.

    tüysüz bir köpek cinsine "chien turc" (türk köpeği) denir.

    ***

    dictionnaire de l'académie française, 6th edition (1732-35)

    "se faire turc" (kendini türk yapmak) müslüman olmak.

    ***

    dictionnaire de l'académie française, 8th edition (1932-5)

    "turc" mayıs böceğinin larvasının halk içinde adı.

    ***

    jean-françois féraud: dictionaire critique de la langue française (1787-1788)

    sultana "le grand turc" (büyük türk) denir.

    ihtar: tüm türkler müslümandır, ama tüm müslümanlar türk değildir. türkleri diğer müslümanlardan daha iyi bildiğimiz için, ve onlarla daha fazla ilişkimiz olduğu için, kendini müslüman yapmak ["se faire mahométan"] demek için kendini türk yapmak ["se faire turc"] denilegelmiştir.

    ***

    littré sözlüğü (1873-74)

    "fer à la turque" (alaturka nal) bir çeşit nal.

    "gazon turc" (türk çimi) bir çeşit taşkıran bitkisi, saxifraga bryoides.

    ***

    trésor de la langue française informatisé (1971-94)

    "turc" mayıs böceğinin larvası olan küçük beyaz solucan. "bon-chrétien" (iyi hristiyan) cinsi armut ağaçlarına saldırdığı için bu adı almıştır.

    "turc" hz. muhammed'in takipçisi.

    "année turque" (türk senesi) hicri sene karşılığı.

    "café turc" (türk kahvesi) çok küçük bir fincanda ikram edilen, telvenin birkaç soğuk su damlası dökülerek dibine çökertildiği siyah ve güçlü kahve.

    "pipe turc" (türk piposu) nargilenin eş anlamlısı.

    "tabac turc" (türk tütünü) sarı, çok parfümlü tütün.

    "veilleuse turque" (türk kanapesi) bir çeşit "ottomane" kanape.

    "tapis turc" (türk halısı) yünden yapılma şark halısı.

    "point turc (türk noktası) nakışta dekoratif amaçlı bir çeşit boşluk.

    "bain turc" (türk banyosu) hamam.

    müzikte "turc": iki zamanlı ve çok ritimli. mesela mozart'ın türk marşı.

    "rose turc" (türk pembesi) soluk bir pembe.

    "rouge turc" (türk kırmızısı) parlak kırmızı. eş anlamlısı edirne kırmızısı.

    "toilette à la turque" (alaturka tuvalet) oturaksız tuvalet.

    "s'asseoir à la turque" (alaturka oturmak) bağdaş kurmak.

    "cheval turc" (türk atı) fars ve arap atı arasında bir cins.

    "tête de turc" (türk kafası) türbanlı türk kafası gösteren bir dinamometre, lunaparklarda üzerine tokmakla vurularak fiziki güç ölçülüyordu.
    benzetme olarak birisinin saldırılarına, dalgalarına maruz kalana türk kafası denir.

    "turcomanie" türk olan şeyler için heyecan duyulması, sevdalanılması.

    "le grand turc" (büyük türk) türklerin sultan-imparatoru.
    "travailler pour le grand turc" (büyük türk için çalışmak) bedavaya çalışmak.

    "ne pas faire plus de cas de quelque chose/de quelqu'un que du grand turc" (bir şeyle/biriyle büyük türkten fazla ilgilenmemek) bir şeye/birine hiç dikkat etmemek.

    "penser à quelqu'un comme au grand turc" (birini büyük türkü düşünür gibi düşünmek) birini hiç düşünmemek.

    "ne pas compter plus que le grand turc" (büyük türkten daha fazla sayılmamak) kendisine hiç önem gösterilmemek.

    "jeune-turc" (jön türk) ondokuzuncu yüzyılın sonunda osmanlı kurumlarını reforme etmek isteyen ilerici ve milliyetçi bir hareketin mensubu.
    radikal, şiddetli bir politika, bir hareket yanlısı.
    sanatta, fikriyatta veya bilimde avangart, yenilikçi birisi.

    "être turc dans/en/sur quelque chose" (bir şey hakkında türk olmak) başkalarına karşı sert, gaddar, acımasız olmak
    veya bir konu hakkında çok kararlı olmak.
  • hazır kriz ortamındayız neden tarihsel mastürbasyon yapmayalım değil mi? bir türk tüm dünyayı siker.
  • (bkz: fumer comme un turc)

    ''türk gibi sigara içmek''
    fazla, art arda sigara içmek.