şükela:  tümü | bugün
  • fransız yönetmen françois ozon'un yeni filmi. kariyerinin 16.filmiymiş. ozon çekimlere ağustosta almanya'da başlamış. çekimleri 17 ekimde fransa'da bitirmeyi planlıyor. muhtemelen ya berlin ya da cannes'a gönderecek filmi. film 1.dünya savaşı'nın ardından almanya'da geçecekmiş. anna adlı genç kızımız savaşta yitirdiği franz adlı sevgilisinin mezarını hep ziyaret eden birisi. bir gün sevgilisinin mezarına bir erkeğin çiçek koyduğunu görecek ve olaylar gelişecek. filmin castı alman ağırlıklı. başrolü pierre niney üstleniyor. niney, franz'ı oynuyor.
  • bende uyandırdığı ilk izlenim konusu itibariyle le fate ignoranti'yi andıran film. yanılıyorsam düzeltirim.
  • filmekimi'nde gösterilecek filmlerden biri olduğu açıklanmış.

    https://twitter.com/…iksv/status/772818033970651137
  • ilk başta akla gerçekten de ferzan özpetek'in le fate ignoranti'sini getirse de aslında ondan çok farklı olan françois ozon filmi.
    filmi, filmekimi kapsamında izledim. ozon'un izlediğim en naif filmlerinden biriydi diyebilirim. çok estetik, çok narin bir film. le temps qui reste isimli filmi de bana çok naif gelmişti mesela.

    film sürekli ters köşe yapıyor, tahmin edilemeyecek bir şekilde ilerliyor, ki bu filmin en büyük artılarından. büyük çoğunluğu siyah beyaz çekilmiş. bazı sahneler ise renkli. frantz'ın yer aldığı, onunla bağlantılı olan sahnelerde ya da pozitif hissedilen anlarda film renklileşiyor. fakat film ekseriya siyah beyaz.

    hâlâ etkisindeyim sanırım ya, o müzikler, mekanlar, o siyah beyaz sahneler; tam françois ozon asilliğinde.
  • ozon'un artık ozon filmi çekemediğine delalet eder saydığım hoş aşk filmi.
    adı frantz değil anna olmalıydı...

    --- spoiler ---

    ufak ufarak ufacık eşcinsel aşk şüphesi, göndermesi, filmi ozon filmi yapmaya yetmiyor.
    --- spoiler ---

    kısaca ozon çekmese de olurdu...
  • filmekimi sayesinde sinemada izleme fırsatı bulduğum film. dram severler için hoş, ama akışı tahmin edilebilir kesinlikle. film beni hiç şaşırtmadı.

    --- spoiler ---

    üst entryde de belirtildiği gibi frantz'ın olduğu sahneler ya da adrien'in keman çaldığı sahneler (olası daha pozitif ve umutlu) zaman zaman renkliydi.

    o yüzden filmin sonunda anna'yı renkli görmek hoşuma gitti.
    --- spoiler ---
  • frantz'ın babasının otel barındaki monoloğu, son 200 yılın en şiddetli ve yapay kavramı milliyetçiliği sorgulatmıştır bizlere.
  • filmekimi kapsaminda izledigim ve begendigim film. ama tam bir sinema salonu filmi oldugunu dusunuyorum. siyah beyaz ve renkli cekimlerde ani degisiklikler yaparak beni etkilemeyi basardi. senaryonun gidisatini basta tahmin etmek zor olmadi ama bir celme takti ki tum tahminlerimden vazgecmemi sagladi. filmin sonunun nasil geldigini anlamadim bile, tamamen filmin icindeydim.

    filmin kalbi olan edouard manet tablosuna olan hayranligimla beni 12'den vurmustur.
  • filmde konu edilen tablo monet'nin degil, edouard manet'nin le suicide'sidir.
  • izlerken hikayenin gidişatı üzerine yaptığım bütün anlık tahminler bir bir ters köşelere yollandı. film için ayırdığım süre zarfında siyah beyaz dünyam tamamıyla renklendirilmişti, filmden rol çalarmışcasına.