şükela:  tümü | bugün
  • her sezonun son bölümünde çıkan thanks for calling listesine anlam veremeyenler için geliyor*. efendim bu liste frasier'ın radyo şovunu arayanların listesi. frasier'ın dizide radyodan konuştuğu kişiler aslında bunlarmış da haberimiz yokmuş. bi kepçe ünlü insan.

    ayrıca insanlara başta biraz soğuk bir dizi gelse de über bir dizidir. bu soğukluğun nedeni bence genelin aksine sıcak bir arkadaşlık ortamını işlemek yerine sıkıntılı bir aileyi anlatmasıdır. herkesin aradığı bir arkadaş grubu vardır. belki bulacak belki bulamayacaklardır. friends, himym, coupling, gibi diziler genelde insanı bu noktadan vururlar. insanları sanki öyle arkadaşları varmışçasına iyi hissettirirler. ancak frasier'da işlenen zaten pek çoğu insanın içinde bulunduğu, tartışmaların bolcana olduğu bir ailedir. yine birbirini seviyorlardır ama bu durum izleyicinin gözüne sokulmaz. siz de ayyy keşke böyle ailem olsa demezsiniz. oradaki aile tanımı zaten oldukça gerçekçidir.
  • toprak renklerinde bir dizi.
  • 1993, 1994, 1995, 1996, 1997 ve 1998 yillarinda "en iyi komedi dizisi" emmy'sini alarak "naaptin lan" dedirtmistir.

    1999, 2000 ve 20001de ise aday gosterilmesine ragmen kazanamamistir.

    ayrica emmy'i kazandigi yillarin hepsinde seinfeld de aday gosterilmis olmasina ragmen odul hep frasier'e gitmistir.
  • sözlükte yeterince komik olmadığından filan bahsedenler olmuş, çok şaşırdım, çünkü yalnız başıma izlerken kahkahalar attığım bir dizidir bu, ki bilirsiniz kahkahayla gülme genelde toplu bir aktivitedir.

    sevenleri için not, bu harika diziyi tnt yeniden yayınlıyor. sabahın köründe * ya da gecenin bir vakti* rastlayınca mutlu ediyor insanı.
  • cnbc-e'de seinfeld'den once yayinlanmis olsaydi seinfeld'in ozellikle ilk bolumlerine "nedir bu sacmalik" dedirtirdi diye dusundugum dizi (tezime destek verecegini dusunerekten (bkz: #264244)). zira tarz olarak seinfeld'den cok farklidir, seinfeld gibi absurd bir dizi diildir, ama neredeyse seinfeld kadar kaliteli bir dizidir. yani bazi bolumleri bizimkiler kadar sevimli aile dizisi modunda gecse de bircok bolumunde tekrar tekrar kabul edeceksinizdir ki hic de yabana atilacak bir dizi degildir. cok ince espirilerle dosenmis, cok akli basinda adamlar tarafindan yazilmis ve en onemlisi cok saglam bir ask hikayesiyle orgulendirilmis bir dizidir. dizinin temposu -yanilmiyorsam- 7.sezonunda tavana vurur, nefesleri keser, zira bu sezon 7yillik niles-daphne "acaba"sinin cozuldugu sezondur.

    bilen bilir, frasier crane karakteri cheers dizisinden aynen devam etmektedir. dizi doktor frasier crane'in karisindan ayrilip boston'dan seattle'a tasinmasiyla baslar. (yine de dizi cheers'la tam tutarlilik gostermez, zira cheers'in bir bolumunde frasier'in babasinin oldugu gecmektedir. fakat dizi bu tutarsizlikla da cheers'tan ted danson'un konuk oldugu bolumde dalga gecmesini bilmis, komik bir sekilde o zamanlar babasinin gercekte olmedigine ama frasier icin oldugune baglamistir.)

    dizi, bir taraftaki frasier - niles kardeslerin, diger taraftaki baba martin, daphne ve roz'la aralarindaki buyuk hayat tarzi farkliliklarina ragmen kurduklari guclu baglari konu alir ozetle. aslinda taraflar coktur, roz'a gore daphne daha basittir, fraiser'a gore niles daha obsesiftir vs... ama en temel fark fraiser-niles tarafiyla martin-daphne-roz tarafi arasindadir.

    amerika'da oldugu kadar ingiltere'de izlenme rekorlari kirmasinin bir nedeni de daphne karakterinin ingiliz olmasidir, dizideki gelismeler ingiltere gazetelerinde haber olarak verilmistir.

    bu diziyle kelsey grammer, frasier crane karakterini cheers'in devaminda yanlis hatirlamiyorsam 17 yil oynamistir.
  • dun yayinlanan bolumunde martin, niles ve frasierin, yere dusen ve asiri sismanlamis olan daphneyi kaldirmalarinin ardindan, martinin daphne icin "lifted by three cranes" demesi suretiyle beni sabaha kadar guldurmus super dizi.
  • kıvamında, ince esprilerle bezenmiş zamanla kendine iyice bağlayan dizi.
  • kelsey grammer'in 20 sene boyunca canlandirdigi karakterdir. hatta bununla ilgili son sezonda "caught in the act" bolumunde bir diyalog da koymuslardir.

    nanny g: frasier, if you knew how bored i am, being "nanny gee." how trapped i feel...
    frasier: you have a wonderful career.
    nanny g: but nothing ever changes! do you have any idea what it's like to play the same character for twenty years?
  • bugüne kadar yapılmış en güzel dizilerden biri. fakat komedi dizisi değildir, eğer bu beklentiyle izlerseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. hayat ne kadar komikse o kadar komiktir frasier.
  • martin: come on, they're great guys: stinky, wolfman, boom-boom, jim. of course, his name's not really jim; we call him that because he likes to drink jim beam. just like we call hank “bud” because he drinks budweiser. come on, you'd love these guys!
    niles: we're sherry drinkers, dad. think about it.

    daphne: he mumbled something about it being worse than the dresden première of schumann's second symphony.
    niles: and you left him alone?!

    kardeşlerimiz, ıssız adaya düşsek hangi yemeği, hangi aryayı ve hangi şarabı oyunu oynamaktadırlar:
    niles: the coulibiac of salmon at guy savoy, “vissi d'arte” from tosca, and the côtes du rhône châteauneuf-du-pape '47.
    frasier: you are so predictable!

    roz: if you ask me, it's divorced people you want to watch out for. if someone's never been married, it might just mean they're a careful shopper, whereas your divorcé will buy any old piece of fruit without even giving it a squeeze first.
    frasier: the preceding was an unbiased opinion from my never-been-married producer, roz, who, incidentally, has squeezed more fruit than tropicana!

    düşündüm de niles ve frasier, sheldon ve leonard'ın fizikçi değil de entellektüel nerd versiyonları. yerler