şükela:  tümü | bugün
  • post-modernizm in aslında capitalism in bir uzantısı ve oyuncagi olduunu savunan, neo-marxist düşünür
  • south atlantic quarterly dergisinin editörleri arasında yer alır.
  • adi siklikla frederic jameson sanilan kisi.
  • murat belge, jameson'ın üçüncü dünya edebiyatlarını homojenleştiren görüşlerine "üçüncü dünya ülkeleri edebiyatı açısından türk romanına bir bakış" başlıklı makalesinde haklı eleştiriler getirmiştir.
  • ücüncü dünya romanlarinin ulusal alegori olmasini elestiren , ötekilestirici, hiyerasik emperyal bakıs acisi yoktur bana göre. birinci dünya romancilarının kanon larına göre edebiyatın degerlendirilemeyecegi dusuncesinden hareket eder. batı romanının icinde siyaset tiyatro sırasında patlayan silah* iken üçüncü dünya romanında nerdeyse birçok romanın içerigini belirleyen figüratif bir nesnedir. jameson bu tespiti yaparken bu figüratif alegorileri goremeyen batının bir eksikliginden de bahseder.
    bir nevi kendi özelestirisidir.
    ama ajaz ahmad abi cok sinirlenmiştir, o da haklidir aslında ama muhatabi fredric jameson değildir. o neden haklıdır peki, ahmad'in elestirdiği boşluktan üçüncü dünya romanına oryantalist veya etnik tat bakış açısı akmaktadır oluk oluk. mesela orhan pamuk, avrupa'da benim adım kırmızı'nın yazarı olarak bilinir, hani paul auster'in dili ve kapsamiyla boy olcusebilecek ve hatta daha estetik yeni hayat'ın yabancı baskısı üzerinde "benim adım kırmızının yazarından" ibaresi yer alıyorsa, burada ciddi bir sorun vardır.
    bence jameson ve ahmad bu konuda kardeş kavgasına girmesinler, iki guzel marksist olarak ortak yola varsınlar.

    (bkz: güzin abla edebiyat eleştirmeni olursa)
  • http://www.duke.edu/literature/jameson.html (j buyuk) adresindeki bilgilere gore, ulasmaniz icin jameson@duke.edu 'ya mail atmaniz gereken kisi. okur mu o mailleri bilemeyiz tabii.
  • teorileri cok genelleyicidir. ulusal alegori kavrami tum ucuncu dunya ulkelerini ayni kefeye koydugu icin hindistanli edebiyatci ahmad aijaz tarafindan topa konmustur. gecikmis kapitalism ile ilgili teorisi de yine benzer genelleyici tutumundan dolayi linda hutcheon tarafindan elestirilir. hutcheon jameson'i kapitalismin evrelerini yeteri kadar dikkate almamakla suclar.
  • kitaplari:
    1961 sartre: the origins of a style
    1971 marxism and form: twentieth century dialectical theories of literature
    1972 the prison-house of language: a critical account of structuralism and russian formalism
    1979 fables of agression: wyndham lewis, the modernist as fascist
    1981 the political unconscious: narrative as a socially symbolic act
    1988 the ideologies of theory, essays 1971-1986
    1989 postmodernism and cultural theories
    1990 late marxism: adorno, or, the persistence of the dialectic
    signatures of the visible
    1991 postmodernism, or, the cultural logic of late capitalism
    1992 the geopolitical aesthetic: cinema and space in the world system
    1994 the seeds of time
    1998 brecht and method
    the cultural turn
  • geçen sene duke'ta fatih özgüven tarafından röportajize edilmiş baba. bizim yönetmenleri ilgiyle incelediğini; türk sinemasının taşaklı bir ulus sinemasına (ulus sineması lafını da kendince yorumlamış) dönmesi için yapıcı düşünceler barındırdığını öğreniyoruz:

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=133098