şükela:  tümü | bugün soru sor
  • "cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgur bir seçim yapamaz. sadece seçim yaptığını zanneder. cahil toplumda seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacagını sormak kadar ahmaklıktır! böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!"
  • übermensch yani üstinsan kavraminin yaraticisi.
    kimi zaman yokluga adadiklariyla nihilizmin babalarindan da denebilir.
    insani hayvan ve üstinsan arasinda bir koprü olarak gordü.
    insanin eksiklerinden arinarak ya$amasinin daha iyi bir dünya yaratacigini dü$ündü.asla bir insanin digerine üstünlügünden bahsetmedi,aksine insanlarin topyekün varolan insan kiliflarini a$malarini hedefledi.
    cogu zaman irkcilikla suclanmasinin yegane nedeni hitler ve nazistlerin kendi kirli sava$larina nietzsche'yi alet etmi$ olmalaridir.
    zerdü$t boyle diyordu adli eseri en cok basilmi$ ve farkli dillere cevrilmi$ eseridir.bu eserde üc büyük din oncesindeki en büyük din olan ve kaynagini irandan alan mazdaizm'den etkilendigi gorülür.mazdaizm dininde ahura-mazdaya inanilirdi,inanca gore ahura-mazda herkesin icindeydi.bu dinin en büyük ozelligi ya$ama tarzlariyla komünizme benziyor olu$uydu.ozel mülkiyet yoktu.lüks ve gereksiz tüketim kar$itligi vardi.mazdekler gittikleri heryerde merkeziyetcilige ve lüks hayata kar$i ciktiklari icin güclü devlet yapilari icinde kabul gormediler.onlardan geriye hicbir yazili belge kalmam$ti,ancak nietzsche'nin onlardan bahseden cok eski latince par$ömenler üzerinde cali$tigi biliniyor.
    mazdekci anlayi$ nazilere maledilemeyecegi gibi nietzsche de sosyal fa$izmle alakasi olmayan büyük bir dü$ünürdür.
    kafasi cali$an cogu insan gibi o da delirerek olmü$tür.

    'kendin alabilecegin bir hakki asla ba$kasinin sana vermesine izin verme' - f.nietszche
  • ''yukseldikce ucma bilmeyenlere daha kucuk gorunmemiz kacinilmazdir'' seklindeki muhtesem deyisin sahibi.
  • olağanüstü tespitleri olan şahsiyet.

    ''bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla, kendinden hoşlanmaktır.''

    ulan ben bunu yıllar önce fark etmiştim ama açıklayamadım hiç. şerrefsizim benim aklıma gelmişti.
  • arayıcı ruhun denizlere açılışının simgesidir o

    "zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar" demiş, ne laf ama....
  • kitaplarından alıntılar:

    "hakiki her müzik, özgün her müzik bir kuğunun şarkısıdır."
    (bkz: wagner olayı)

    "hepimizin ruhunda bilgiye, 'istem'e, değerlere, sözlere, kalıplaşmış kurallara karşı yönelmiş bir şeyler vardır. fizyolojik açıdan incelendiğinde, bizler ikiyüzlüyüz. modern ruhun bir tanısı."
    (bkz: wagner olayı)

    kötü şair olarak insan: "tıpkı şairlerin bir mısranın ikinci bölümünde kendi kafiyelerine uygun bir düşünce araması gibi, insanlar da yaşamlarının ikinci yarısında daha önceki yaşamlarına uyan eylemler, konumlar, ilişkiler bulma konusunda daha çok kaygılanma eğiliminde olur; böylelikle her şey yüzeyde bir hayli uyumlu hale gelir; ama onların yaşamları artık güçlü bir düşünce tarafından yönetilip yeniden yönlendirilmemektedir, tersine, bunun yerini, bir uyak bulma niyeti alır."
    (bkz: deccal)

    "bir köle misin? o halde bir dost olamazsın. bir tiran mısın? o halde dostların olamaz.
    çok uzun süredir bir köle ve bir tiran gizliydi kadında. bu yüzden kadın henüz yatkın değildir dostluğa; sadece aşkı bilir o.
    sevmediği her şeye karşı adaletsizlik ve körlük vardır, kadının aşkında. kadının bilinçli aşkında bile hâlâ fırtına ve yıldırım ve gece vardır, ışığın yanı başında.
    kadın henüz yatkın değildir dostluğa; kadın hâlâ kedidir, kuştur. ya da, olsa olsa, inektir."
    (bkz: böyle söyledi zerdüşt)

    "erkeklere özgü kendini hor görme hastalığının tek çaresi, zeki bir kadın tarafından sevilmektir."
    (bkz: aforizmalar)

    "iş ve can sıkıntısı. ekmek parası için iş aramak -bugün, bu açıdan uygar ülkelerin bütün insanları benzer durumdadır; hepsi için, iş amaç değil, araçtır; bundan dolayı iş seçiminde incelmemişlerdir; kazançlarının yerinde olması yeter onlara. oysa, seyrek de olsa, zevk almadan çalışmaktansa ölmeyi seçen insanlar vardır: seçicidirler, zor beğenirler, yüksek kazançların peşinde değillerdir, işin kendisi kazancı değilse. sanatçılar ve her çeşit derin düşünen insan bu seyrek bulunanlar arasındadır. ayrıca bu grupta yaşamını avlanma, seyahat etme, aşk ilişkileri ya da macera ile geçiren, boş zamanı bol olan insanlar da vardır. bu insanların tümü de zevkle birleştiği sürece iş ve sıkıntı isterler; en ağırından, en zorundan, gerekirse. yoksa tembelliklerinde kararlıdırlar; tembellik onlara yoksulluk, onursuzluk, sağlık ve yaşam tehlikesi getirse bile. can sıkıntısından, zevk almadıkları bir işten korktukları kadar korkmazlar. işlerinde başarılı olmaları gerekiyorsa, aslında can sıkıntısına da gereksinimleri vardır. düşünürler ve bütün yaratıcı ruhlar için, can sıkıntısı, mutlu bir yolculuğu ve sevinçli rüzgarları önceleyen ruhun kabul edilemez "sütliman" halidir; ona katlanmalı ve üzerlerindeki etkiyi beklemelidirler. kesinlikle bu, hiçbir biçimde küçük ruhluların başarabileceği bir şey değildir! ne pahasına olursa olsun can sıkıntısını durdurmaya kalkmak basitliktir: nasıl zevk alınmayan bir işi yapmak basitlikse."
    (bkz: şen bilim)

    "her insan kendi içinde, içini özlemle ve melankoliyle dolduran bir sınır -kendi yeteneklerinin olduğu kadar ahlaki istemenin de sınırını- keşfetme eğilimindedir; ve insan tıpkı günahkarlık duygusunun içinden çıkıp kutsal olana erişmeyi özlediği gibi, aynı şekilde entelektüel bir varlık olarak içindeki dehayı görmek için şiddetli bir istek duyar. tüm gerçek kültürlerin kaynağı budur."
    (bkz: eğitimci olarak schopenhauer)

    "bizim eğitim ve öğretim tarzımızın en genel eksiği konusunu yavaş yavaş anladım. kimse öğrenmiyor, kimse öğrenmek için çaba göstermiyor, kimse öğretmiyor – ‘yalnızlığa katlanılacak.’"
    (bkz: tan kızıllığı)

    ekstra:

    "belki daha düşük düzeydeki; ama daha incelikli ve daha hafif türlerdeki varlıklarda olduğu gibi kadınlarda da gönlümüzü rahatlatan bir şey buluruz. kafaları her zaman eğlenceyle, gelip geçici heveslerle ve giysilerle dolu olan yaratıklarla karşılaşmak ne büyük bir zevktir! onlar, yaşamları sınırsız sorumluluklarla dolu, baştan aşağıya gerginlik içinde yaşayan ciddi erkek ruhlarını büyülerler."

    "her acı, her mutsuzluk bir haksızlık, bir kusur düşüncesiyle bozulmuştur."

    "eski bir efsaneye göre kral midas çok uzun bir süre dionysos'un refakatçisi bilge silen'i ormanda kovalamış ama bir türlü yakalayamamış. sonunda ele geçirmeyi başarınca da sormuş ona, 'insan için en iyi, en yeğlenecek şey nedir' diye. hiç kımıldamadan susup durmuş cin öylece. sonunda kralın zorlamasıyla konuşmuş, keskin kahkahalar koyvererek: "zavallı günübirlikçi canlılar, tesadüfün ve zahmetin çocukları! ne diye zorlarsın beni, hiç duymamanın en yararlı olduğu şeyi söylemeye? senin için en iyisi, hiç ulaşamayacağın bir şey: hiç doğmamış olmak, var olmamak, hiçlik olmak."

    "gününün üçte ikisini kendisine ayırmayan herhangi biri, kim olursa olsun; ister devlet adamı, ister işadamı, ister resmi görevli, ister bilgin olsun, esasen bir köledir."

    "biz en çok, görünmeyen ellerce bükülür ve eziyet görürüz."

    "bazı şeyleri bugüne kadarki nedenlerin dışındaki nedenlerden dolayı yapmalıyız. farklı düşünmeyi öğrenmeliyiz. çok geç bile olsa, sonunda çok daha fazlasını elde etmek için; farklı hissetmek için."

    "müziğin sesini duymayanlar dans edenleri deli sanıyor."

    "budalalıkları, safsataları, boş inançları yok edin."

    "mistik açıklamaların derin olduğu varsayılır. gerçekte ise yüzeysel bile değillerdir."

    "unutkanlar şanslıdır; çünkü hatalarının derdini çekmezler."

    "acı çekmeyi reddediyor, kendi acına bir saat bile katlanamıyorsan, çekebileceğin bütün sıkıntıları önlemeye çalışıyorsan; acıyı, hoşnutsuzluğu nefret edilecek, kötücül, yok edilmesi gereken şeyler olarak algılıyor, bunları yaşantının kusurları gibi görüyorsan, o zaman rahatlık dinine inanıyorsun demektir. siz rahatlık düşkünleri, insan mutluluğuyla ilgili ne az şey bilirsiniz. mutluluk mutsuzluğun kardeşi, hatta ikizidir. bu ikisi ya bir arada büyür ya da sizin yaşantınızda olduğu gibi hiç büyümez; hep küçük kalır."

    "kişi yalanlar aracılığıyla ideal bir dünya icat ettiği ölçüde, gerçekliği değerinden, anlamından, hakikiliğinden yoksun bırakır."

    "felsefeci, insanlığın tüm gelişiminin vicdanına sahip en kapsamlı sorumluluğu taşıyan kişidir."

    "düz olan her şey yalan söyler. her hakikat eğridir, zamanın kendisiyse bir döngüdür."

    "bugüne kadar asla bir üstinsan olmamıştır."

    "insan, yarattığı şeye saygı duyan 'hürmetkar hayvan'dır."

    "kölelik kültürün özüdür."

    "insanın her yeni ilerlemesi yeni bir köleleştirmeye dayanır."

    "en azların harcıdır bağımsızlık, güçlü olanın ayrıcalığıdır."

    "ahlak, yaşam fenomeninin ortaya çıktığı tahakküm ilişkileri öğretisidir."

    "insanlar, insan ıstırabının temel nedenlerinin farkına vardıklarında sanata ihtiyaç duyarlar."

    "önünde sonunda hastalığı alt etmemizi mümkün kılacak tek yol, acı ve ıstırabın zorunluluğunun, yaşamın temel bileşenleri olarak onaylanmasından geçer."

    "adalet, şu ya da bu kişiden daha önemli olan bir şeyi korumak için iyinin ve kötünün dar perspektifinin ötesinden bakan panoramik bir gücün işlevidir."

    "özgür insan iyi ya da kötü olabilir; ama özgür olamayan insan, doğaya karşı bir onursuzluk, bir utançtır."

    "yalvarırım size kardeşlerim, yeryüzüne bağlı kalın; inanmayın size dünyaötesi umutlardan söz edenlere!"

    "her şey her an oluşmaktadır. tıpkı mutlak hakikatler olmadığı gibi, ezeli ve ebedi olgular da yoktur."

    "insan denen küçük solucanın kibirliliği dünya sahnesindeki en komik şeydir."

    "tüm yüce şeyler, bir kendini alt etme edimiyle kendi yıkımlarına yol açarlar."
    "sonsuz bir hiçlikteymiş gibi yolumuzu kaybetmedik mi? boş uzayın esintisini hissetmiyor muyuz? etraf soğumadı mı? tanrı öldü. tanrı ölü kalacak. ve biz onu öldürdük."

    "biz düşünenler için tanrı iğrenç bir yanıt, bir nezaketsizlik örneğidir; bize getirilen iğrenç bir yasaklamadır: 'düşünmeyeceksin!'"

    "müzik olmadan, hayat hata olurdu."

    "insan yaşamının tüm saatleri içinde sonuncusunu en önemlisi olarak göz önüne alan, genelde bu yeryüzü yaşamının sonunu önceden haber veren, bildiren ve bütün canlıları tragedyanın beşinci sahnesinde yaşamaya mahkum eden din, her yeni aşılamaya, dikmeye, gözüpek araştırmaya, özgür isteğe düşmandır; din bilinmeyene doğru her uçuşa karşı koyar; çünkü orada seveceği ve umacağı hiçbir şey ama hiçbir şey yoktur."

    "günlük yaşamlarını fazlasıyla boş ve monoton bulan insanlar kolayca dindar olurlar. bu anlaşılabilir ve affedilebilir bir şeydir. şu şartla ki, günlük yaşamları boş ve monoton bir şekilde geçmeyen insanlardan dindarlık talep etme hakları yoktur."

    "dindarlık, yaşam dürtüsünün olağanüstü maskesidir! en yüce etik bilgeliğin sunulduğu tamamlanmış bir düş dünyasına kendini feda etmektir. ona uzaktan bulutlarla kaplanmış halde tapınmak için hakikatten kaçıştır. gizemli olduğu için gerçeklikle uzlaşmadır. bizler tanrı olmadığımız için, gizemini yitirmiş olana karşı nefrettir. büyük bir hazla kendini tozların içine yere atmaktır, talihsizlik içinde talihin verdiği huzurdur. en değerli ifadesiyle insanın üst düzeyde kendinden feragatidir. yaşamla ilgili iyileştirici unsurlar olarak yaşamın korkunçlukları ve korku unsurlarının yüceltilmesi ve ilahileştirilmesi! yaşamı küçümserken sevinç içinde yaşam! yadsırken istencin zaferi!"

    "bach’ın müziği tanrı’nın dünya’yı yarattığı anda orada bulunduğumuz hissini veriyor insana."

    edit: güncelleme
  • sinema 1895’te lumier kardeşler’in gözünden evrene bakalı çok mesafe katetmiş olsa da gerek biyografik filmlerde ve gerekse de muhtelif filmlerde felsefî kişiliklere bakışta hâlâ emeklemektedir. büyük yaratıcılar da dahil olmak üzere henüz gerçek anlamıyla felsefî kişiliklere bakamamış durumdadır. içlerinde olağanüstü örnekler, klasikleşmiş filmler çoktur kuşkusuz fakat yüz yılı aşkın tarihinde sinema sözümona nietzsche’yi ciddi anlamda inceleyebilmiş değildir. söz konusu eksiklik sinemasal yazına da yansımakta, bu alanda ciddi bir boşluk göze çarpmaktadır.

    böyle buyurdu zerdüşt: “ancak hepiniz beni inkâr ettiğiniz zaman size dönmek isterim. gerçekten kardeşlerim, o zaman kaybettiklerimi başka gözlerle arayacağım. o zaman sizleri başka bir sevgiyle seveceğim.”

    öyleyse sormalı: nietzsche’yi anlamak için ne yaptık?

    edit: imla
  • "yorgun dustugumuzde, cok uzun zaman once fethettigimiz dusunceler bize saldiriya gecer."

    friedrich nietzsche
  • "biz arzulanana değil arzulamanın kendisine aşığızdır" demiş olan ünlü alman filozof... babasının rahip oluşu gerçekten ilginçtir... gerçekten...
  • "hayatını tekrar tekrar aynı hayatı yaşayacakmışsın gibi yaşa, istemediğin bir durumla karşı karşıya kalmışsan ve buna boyun eğiyorsan, diğer hayatlarında da aynı şeye boyun eğeceğini düşünerek, sen en güzeli boyun eğme, bu böyle gitmez; bir şeyi çok mu istiyorsun, ama buna cesaret edemiyor musun, diğer hayatlarında da bu şeyi çok isteyip hiç bir zaman cesaret etmediğin için ulaşamayacaksın, o yüzden sen en güzeli aş kendini, yap yapmak istediğini ki sonunda en mutlu şekilde yaşayabileceğin bir kısır döngü oluşturabilmiş ol." diyen, saygı duyulası filozof.