şükela:  tümü | bugün soru sor
  • guzellik, sonsuzlugun sinirli bir sekilde duyulara sunulmus olarak gorunmesidir
    sozunu soylemis, bu sozuyle tasavvufla paralel dusen bir filozof olarak [bence tabi] taninmistir.
    yasadigi 1775-1857 yillari arasinda, materyalizden uzak, sadece ve sadece fikre ve idrake deger veren bir felsefe yolunun da muessidir.
  • ilk denemesini 19 yaşında yazmış, 23 yaşında da jena'ya felsefe profesörü olarak atanmış maynak adam. fichte'nin öğrencisidir, ancak daha sonra onun pratik vurgulu felsefesinden uzaklaşarak daha estetik bir yaklaşıma yönelmiş ve spinoza'ya yaklaşmıştır. hatta onun için "zihnin ve maddenin, aynı ilkenin farklı görünüşleri olduğunu en iyi gören kişidir" demişliği bile vardır.

    hegel ile arkadaşlıkları, birlikte devam ettikleri tübingen üniversitesi'ne (o zamanlarki papaz okulu-theological seminary) uzanır, ki hegel (sınıf arkadaşı hölderlin'le beraber) schelling'den iki yıl öndedir. ancak hegel, okulu bitirdikten sonra para kazanmak için bern'de ve daha sonra da frankfurt'ta zengin aile çocuklarına özel dersler vermeye giderken, schelling doğrudan jena'da göreve başlar. hatta daha sonra ricası üzerine hegel'i jena'ya aldırıp maddi dertlerden kurtaran da, hegel orada ilk çalışmalarını politika alanında yaparken "kardeşim, bırak bu politika ayaklarını, felsefe yap biraz, enerjini felsefeye ver" diyen de schelling'tir. gerçi bilemiyoruz, ama hegel'in, kendisi daha bir baltaya sap olamamışken, kendinden beş yaş genç, basamakları üçer beşer zıplayarak çıkan ve parlak bir felsefe kariyerine doğru yol alan schelling'i kıskandığını düşünmekte bir beis yok, ama sonrası da malum. schelling hızlı giden atın boku seyrek düşer misali felsefe tarihinde pek fazla bir iz bırakamazken, hegel, yavaş atın tekmesi pek olur misali attığı çifteyle felsefeyi sarstı, başını döndürdü. şimdi merkezlere bağlanıp dakika ve skor alıyoruz:

    önce sözlükteyiz, hayvan ara bildiriyor:

    georg wilhelm friedrich hegel (45)
    friedrich wilhelm joseph von schelling (3)*

    şimdi de mikrofonlarımız google'da:

    hegel (9,150,000 results)
    schelling (2,230,000 results)

    and the oscar goes to...* *
  • "kısa görüşlü ve basit düşünen bir insan tarafından resmedilen büyük olayların ve karakterlerin resmi ne kadar iğrenç bir görüntüdür, hele ki böyle biri kendini akla sahip olmaya zorluyorsa ve sonra bunu, çağların ve ulusların büyüklüğünü kısıtlı görüşlere göre, örneğin ticaretin önemine, şu ya da bu yaralı veya zararlı buluşlara kıymet biçmek ve yüce olanı en mümkün olabilecek düzeydeki basit ölçeklerle ölçek için kullanmaya çalışırsa; yahut tarihi malzeme olguları veya süslemeleri üzerine kafa yorup onları retorik boş laflarla geçerli kılmaya çalışarak historik pragmatizmi bulmak isterse, örneğin insanlığın sürekli ilerlemesi gibi, biz insanların ne kadar yol aldığı gibi laflar ederse."
  • ehhemiyetinin farkına varılamamış bu filozof hakkında türkiyede en taşaklı bilgiye haiz olan akademisyen ise ömer naci soykandir.
  • "ben kavramı suje ve obje özdeşliği olarak mutlak özgürlüğümüzü belirler" demiştir. kötülüğün nedeni olarak da insanın bu evrensel özgürlüğe karşı çıkması, obje ve suje bütünselliğini bozmasını gösterir.
  • vakti zamanında hayatında bir kere gerçekleştirdiği evlilik teklifini yorumlarken şu meşhur söze sahip kişi.

    "rasyonel bir iş yaptığıma ilk kez emin değildim. şükürler olsun ki benden düşünmem için zaman istedi. ve benimde teklifi geri almak için fırsatım doğmuştu"
  • bir rivayete göre, georg wilhelm friedrich hegel' in phanomenologie des geistes' in girişinde kendisinin de aralarında bulunduğu bir grup felsefeciye "bunlar kendi aralarında oynayadursunlar, ben hakikati buldum" minvalinden çamur atmasına fena içerleyerek ömrünün kalanını hegel' i alt etmeye adamış ve bu uğurda haniyse bir hiç olarak ölmüş alman filozof.

    bu anlamda bir benzeri arthur schopenhauer' dir, kıymeti yeni yeni anlaşılıyor.

    bu hegel' e de bulaşan yanıyor ha!
  • alman idealizminin ve tarih okulunun önemli düşünürü. tarihi nedensellikler ve rastlantısallıkların beraber oluşturduğunu söyler. bu ikisinin varolmadığı durumların tarihinin olamayacağını söyler. örnek olarak hayvanların ya da bitkilerin tarihi yoktur.
    insan davranışlarının belli kalıpları olmadığı için önceden kestirilemeyeceğini bu sebeple tarihte rastlantısallıklar olduğunu söyler. ancak her hareketin bir amacı vardır ve bu tarihe belli bir nedensellik katar. bu düşünce alman tarih okulunun önemli kabullerindendir. aydınlanmacılardan farkları bu nedenselliğin bilim olmadığını söylemektedirler. hegel'de töze doğru, kant'ta ahlaklılığa doğru bir hareket vardır. bu konuda schelling'de insanın varolma iradesinin gücünü görebiliriz.
  • '' schelling, descartes'i anlatırken, '' düşünüyorum, o halde varım '' ifadesindeki varlık anlamını, eleştirisinin merkezine almıştır. schelling, varlığa ulaşmak amacıyla kuşku duyulmasını haklı bulur. ancak varlığa yönelik olarak duyulan şüphe, şüphe duyulan şeyin, aslında var olmasa da, bir şekilde var olmasını gerektirir. nesneler söz konusu olunca, '' mutlak '' var oluşlarından kuşku duyulabilir ancak. fakat belli bir şekilde var olup olmadıkları hususunu, cartesius'un, '' varım '' ifadesini sonuçlandırdığı tarzda bulmak mümkündür.
    yine doğru anlaşılması gereken bir sonuç da şudur: ben nesnelerin gerçekliğinden şüphe duyuyorum, demek ki, onlar vardır ya da en azından, '' onlar hiç var olmadılar '' diyemeyiz. zira yok olan ve hiçbir surette var olmayan şeyden şüphe de duyamam. '' öte yandan kendi varlığımdan da kuşkulanmalıyım. çünkü dolaysız kesinliği, yani kendi varlığımı çözemiyorum. kendi varlığımdan kuşkulanmalıyım, çünkü, kuşku duyulan her şey gibi, kendi kendime var olmadım, varlığın bir çeşidiyim yalnızca. tümüyle bağımlı ve böylece şüphe duyulması gereken bir gerçeklikte varım ben. var olan her varlık, var olma ve olmama arasındaki bir varlığın çeşididir. '' schelling, bu nedenle der ki, '' düşünüyorum '' ifadesince kuşatılan '' varım '' ifadesi, mutlak bir '' ben varım '' yargısı anlamında değildir. belli bir şekilde, yani düşünen bir şekilde varım anlamındadır.

    jaspers, karl, descartes ve felsefe, syf.22