aynı isimde "friends (film)" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • friends hakkında bilinmeyenler vol.2 (daha önce çok kısa bi bölüm yazılmış, döyzb olmaması açısından vol.2 diyorum)

    friends hakkında bilinmeyenler;

    courteney cox'a ilk teklif rachel rolünü oynaması için gitmiş ama courteney senaryoya göz attıktan sonra monica karakterini oynamak istemiş.

    chandler bing rolü için ilk olarak teklif jon cryer'a yapılmış ancak kendisi reddetmiş. -benim notum: inanılmaz yetenekli bir oyuncu-

    gene aynı şekilde chandler bing rolü jon favreau'ya teklif edilmiş ama o reddetmiş. jon sonradan diziye konuk oyuncu olarak gelmişti monica'nın milyoner sevgilisi olarak hatırlarsınız.

    monica karakteri için ilk teklif janeane garofalo'ya yapılmış ama reddetmiş.

    aynı şekilde jami gertz'te monica rolü teklifini reddetmiş. (yaptıkları salaklık için ne kadar ağlasalar boş)

    dizi adı olarak şu isimler de düşünülmüş ancak en son friends'te karar kılınmış. "friends like us", "six of one", "across the hall", and "insomnia cafe."

    monica'yla chandler'ın evindeki kapı gözü aslında altın kaplamalı bi aynaymış, çekimler sırasında kırmışlar ama şık durduğu için bırakmışlar öylece. (niye çevirdim bilmiyorum bi işe yaramaz ama ilginç bir not olsun)
    resmi;
    http://2.bp.blogspot.com/…0/the+gold+door+frame.jpg

    simsonları bilirsiniz efsane çizgi film. bu seride seslendirme yapan 3 kişi dizide konuk oyunculuk yapmıştır. dan castellaneta, hank azaria, and harry shearer. -hank azaria minsk'te boku donan efsanevi bilimadamımız :)-

    emma'yı oynayan bebek aslında ikizmiş. sırayla oynatılmışlar :) (rachel'la ross'un bebeği)

    bruce willis ve matthew perry "the whole nine yards" film çekimlerinde iddaya girişmişler. matthew kazanmış ve bruce willis bu idda yüzünden friends'te para almadan oynamış.

    joey'in 7 kız kardeşi var bildiğiniz gibi. adları; veronica, mary angela, mary theresa, gina, dina, tina, cookie. (gereksiz bilgiler vol.2)

    matt leblanc (joey) dizinin ilk seçmelerine gittiğinde cebinde sadece 11 doları varmış. ilk aldıkları maaşla monica kendine bi araba almış, joey ise karakterine yakışır bi biçimde kendine ziyafet çekmiş :)

    joey'in efsane hatun kaldırma sözü "how you doin" 2005 yılında bi gazetede televizyonun en iyi hatun kaldıran 4. sözü seçilmiş.

    dizinin bitimine çok az kala courteney cox (monica) hamile kalmış, ama diziye göre hamile kalmaması gerektiğinden o bölümlerden sonra hep bol elbiseler giydirmişler. -benim de dikkatimi çekmişti demekki bundan-

    gunther karakterini oynayan james michael tyler eskiden de bu kafe işlerinde çalışıyormuş.

    courteney cox 5. sezonun sonunda evlendiğinde eşinin soyadını almıştı o bölümlerde farketmişsinizdir cast kısmında arquette soyadı yazıyordu. 9. sezon çekimleri sırasında babası vefat edince arquette soyadını kullanmaktan vazgeçip tekrar sadece cox soyadını kullanmaya başlamış.

    joey "days of our lives"ta drake ramoray rolünü oynarken, jennifer aniston'ın (rachel) babası gerçek days of our lives dizisinde dokturmuş.

    friends ingiltere'de de yayınlanıyormuş o tarihlerde. final bölümü yayınlandığı sırada, dizinin reklam aralarındaki 30 saniyelik reklamın değeri tamı tamına 1.8 milyon dolarmış. bu değer ingilteredeki bi reklama verilen en yüksek para. (spor karşılaşmalarındaki reklamlar dahil)

    oyuncular seçilmeden önce, dizinin en büyük aşk hikayesi monica ve joey arasında yaşanması planlanmış.

    son sezon öncesi jennifer aniston diziden ayrılma kararı almış. eğer ocaktan önce bitirirlerse 10. sezonu diziye devam edebilirim demiş film kariyerine odaklanmak için.

    "the one after vegas" bölümünün oyuncu, yönetmen ve tayfasının yazdığı credit kısmında, herkesin soyadı arquette diye yazılmış :d courteney'in evlenmesi üzerine. (bunu görmemiştim)

    emily rolü için ilk teklif patsy kensit'e yapılmış ama reddetmiş. (ross'un londra'da evlendiği kadın.) -keşke kabul etseymiş taşmış-

    rachel rolü için düşünülen ilk isim téa leoni imiş.

    dizi gerçek seyirci önünde çekiliyordu belki bilirsiniz. dizide kahkaha efekti gibi bişey yok yani, seyirciler sette oturup izliyor. neyse, tom selleck (richard) sette ilk sahnesini çekerken seyirciler o kadar tezahürat yapmış ki, richard'lı sahneleri sonradan seyircisiz şekilde tekrar çekmek zorunda kalmışlar.

    dizi boyunca 6 dosttan hiç biri birbirlerinden fazla para almamış. dizinin çekimlerine başladıklarında aldıkları para bölüm başı 22.500 dolar iken, son sezona doğru bölüm başı 1.000.000 dolar olmuş :)

    dizinin en başta 4 karakter üzerinden devam etmesi düşünülmüş. chandler ve phoebe yan karakterler olarak devam etsinler diye düşünmüşler. bide chandler karakterinin gay olmasını düşünüyorlarmış. sonrasında matthew perry'yle tanışınca bundan vazgeçmişler. ama malumunuz gay şakaları bitmedi :d

    dizide monica'nın dolabı tüm oyuncular ve set ekibinin içecekleriyle doluymuş. joey'in evindeki dolapta ciddi ciddi çalışıyormuş.

    gunther 2. sezonun ortalarına kadar bi isme sahip değilmiş. hiç çağrılmamış ismiyle dizide.

    courteney cox dizideki tek emmy ödülü adaylığı kazanamamış isim.

    joey chandler'ın evinden ayrıldıktan sonra bi dünya eşya almıştı hatırlarsınız. beyaz bi köpek heykeli vardı. o heykel jennifer aniston oyunculuk kariyerine başladığında şans getirmesi için bi arkadaşı tarafından verilmiş ona. sonrasında jennifer dizide 1 bölüm kullanılması için getirmiş, yapımcılar da çökmüş üstüne dizinin malı olarak kalmış.

    phoebe'nin kardeşinin üçüzlerini doğurma hikayesi lisa kudrow'un (phoebe) gerçekte hamile kalması üzerine çıkmış. ama üçüzlerin kaplayacağı kadar büyümediği için karnı bi eklenti eklemişler karnına çekimlerde.

    dizide 8 oscar ödüllü oyuncu yer almış. charlton heston, sean penn, susan sarandon, helen hunt, julia roberts, reese witherspoon, robin williams, george clooney, and jim rash.

    "dost"ların tamamı dizide birbirleriyle öpüşmüştür. (duduştan)

    matt leblanc dizinin başlarında jennifer aniston'a aşık olmuş. (uuu ekşi sözlük magazin ekibi bildirdi)

    kathleen turner'ın (chandler'ın cinsiyet değiştirmiş babası) dediğine göre matthew perry (chandler) diziden sonra da onu baba diye çağırmış.

    6 "dost"un isimlerinin tamamı "all my children" dizisinden alınmış. bu arada all my children 1970'ten beri devam eden bi şov. 31 yıl! 1073 bölüm oynayan oyuncular var.

    courteney cox (monica) gerçekte david schwimmer'(ross)tan büyük ama dizide kardeşini oynuyor.

    bill o'reilly diye bi denyo anket yapmış (ünlü bi dalkavuk), friends gelmiş geçmiş en kötü 3. tv serisi seçilmiş.

    hatırlarsınız oyuncuların "celebrity list" olayı vardı. eğer şansları olursa yatabilecekleri 5 kişi adını yazmışlardı. ross'un listesinde olan winona ryder ve susan sarandon sonradan diziye konuk oyuncu olarak katılmışlardır.

    phoebe gittikleri bi yaz evi gibi yerde annesiyle tanışmıştı. annesini oynayan teri garr daha sonradan başka bi yapımda da lisa kudrow'un annesi rolünde oynamış.

    dizide konuk oyunculuk yapmış ünlü isimlerden bazıları; charlton heston, charlie sheen, tom selleck, sean penn, susan sarandon, helen hunt, david arquette, billy crystal, gary oldman, julia roberts, reese witherspoon, christina applegate, jean-claude van damme, robin williams, dakota fanning, danny devito, brad pitt, anna faris, ben stiller, paul rudd ve george clooney.

    phoebe'nin kardeşi rolünü oynayan giovanni ribisi (frank jr.), kardeş rolünden önce ilk sezonda phoebe gitar çalarken onun gitar kutusuna para yerine prezervatif atan çocuktu.

    lar park lincoln, phoebe rolünü reddetmiş.

    ellen degeneres da phoebe rolünü reddedenler arasında.

    ________________________________________________________________

    copy-paste değil alın teri, okumazsanız kırırım sizi.

    bazı ilginç olayları koymadım o kadar da ilginç olmadığından yada diziyle çok alakalı olmadığından.

    rolleri reddedenleri yazmayacaktım aslında ama sonradan kişileri google'layıp tiplerini görmeniz açısından yazayım dedim. fikir edinirsiniz en azından.

    bu bilgileri buradan çevirdim, orjinallerini okumak isterseniz link; http://www.imdb.com/title/tt0108778/trivia

    bu kadardı, teşekkürler.
  • benim için dizinin en sevdiğim kısımlarından birisi introlarıydı.ben de belki özleyenler vardır diye hepsini bir çatı altında topladım.lafı çok uzatmaya gerek yok buyrunuz.

    sezon 1 - intro a
    sezon 1 - intro b

    sezon 2 - intro a
    sezon 2 - intro b

    sezon 3 - intro a
    sezon 3 - intro b

    sezon 4 - intro a
    sezon 4 - intro b

    sezon 5 - intro a
    sezon 5 - intro b
    sezon 5 - intro c

    sezon 6 - intro a
    sezon 6 - intro b
    sezon 6 - intro c
    sezon 6 - intro d

    sezon 7 - intro a
    sezon 7 - intro b

    sezon 8 - intro a
    sezon 8 - intro b

    sezon 9 - intro a
    sezon 9 - intro b

    sezon 10 - intro a
    sezon 10 - intro b

    gençler vurmadan önce söyliyim ağır işsizim.bunların toplu hali de var diyebilirsiniz.can sıkıntısı uğraşmak istedim.el emeği göz nuru bizimkisi de.
  • himym'ın friends'ten daha iyi olduğunu iddia etmek nixe'nin nike'dan daha iyi olduğunu iddia etmek ya da adiclas'ın adidas'tan daha iyi olduğunu iddia etmek gibidir.
  • bu entri friends'i hem izleyenlere hem de henüz izlememiş ama izlemeyi düşünenlere hitap etmektedir. uzunluğu nedeniyle okuyucusu sınırlı kalacak olsa da hayatıma bu denli neşe katan, beni bu kadar derinden etkileyen bir dizi için bu entriyi yazmayı borç bilirim. keşke daha fazlasını yapabilseydim ama friends ekibi için şu an elimden ancak bu geliyor.

    friends izlememişlerle başlayalım önce.

    ---the one with o u t spoilers---

    az ya da çok hemen herkesin haberi vardır bu diziden. en azından internet denen nesneyle haşır neşir olanlar hiç olmazsa adını duymuşlardır. ben de sizlerden biriyken; yani henüz arkadaşlarla tanışmamışken "çok istiyorum izlemeyi de bi türlü başlayamadım" diyenlerdendim. bir sit-com a çok ihtiyacım olmadığından mıdır bilmem sürekli erteledim başlamayı. tabi bi de 10 sezonluk bir diziyi arşivleyenlerin sayısı da çok fazla olmayınca ertelendi de ertelendi. üstelik how i met your mother falan da vardı, gülüyordum da hani, gayet güzeldi "dizi hayatı"m. (çok hoşlanmasam da ileride bu kıyaslamayı da yapmak istiyorum çünkü şu an en popüler ve konsept olarak friendse çok benzeyen bir dizi himym )

    bir vesileyle 10 sezonun tamamı elime ulaştı(ki bu ulaştıran arkadaşın tuttuğu altın olsun). herşeyden önce dizinin başlangıcının taa 1994 olması doğal bir nostalji katmış, en başından kendine ısıtmıştı. şüphesiz aralarında en meşhurları olan jennifer aniston namı diğer rachel'ı neredeyse çocuk yaşta görmek; ve tüm kahramanların 10 sene içindeki gelişimlerine tanıklık edecek olmak (bu mevzuya da gelicez tekrar) tek başına beni heyecanlandırmaya yetmişti.

    daha ilk sezondan itibaren kendine ısındıran, 2. sezonuyla birlikte ise bodoslama içine çeken bir dizi haline gelmişti. daha şu anki hayranlığımın onda biri dahi oluşmamışken; daha henüz ikinci sezondayken şöyle bi şeyler söylüyordum : "sanırım ölümüm karın kasılmasından olacak". gece vakti izlerken kahkahalarla yan komşuyu rahatsız etmemek için elimi ısırıyordum sürekli.

    3. sezona kadar "idareli" kullandım bölümleri. bitmesin diye, yavaş yavaş, birer ikişer... ama 3. sezondan sonra (özel bi anlamı yok) bir an evvel bitirme isteğiyle yanıp tutuşmaya başladım. kendini friends hayranı olarak tanımlayan birinin henüz 3 sezon izlemiş olması ayıptı çünkü. bu "godfather bence gelmiş geçmiş en iyi filmdi" deyip part 1 den başkasını izlememek gibiydi. kaldı ki izlemiş olmak için izlemek ancak bu kadar keyifli olabilirdi.

    5. sezon civarıydı sanırım. friends'in soundtrack albümü falan olmalıydı diye düşündüm. düşünmekle kalmayıp buldum da. "friends - the ultimate soundtrack" adıyla siz de edinin bir tane. bu şarkıları diziye başlamadan mı yoksa bitirdikten sonra mı dinlemeli bilemiyorum. bi taraftan eski bölümlerde geçen şarkılar çaldığında etraftakilerin anlam veremediği şekilde gülümsemenin; okula, işe, sokağa, yolculuğa friends anıları taşımanın verdiği büyük haz var. diğer taraftan ise... boşverin diğer tarafı, bölümleri izledikten sonra şüphesiz çok daha fazla anlam taşıyor şarkılar.

    14 yaşında bir ergen gibi hissetmeye başlamıştım kendimi(ki bu hissin hala var olduğunu itiraf etmem gerekir). resmen özeniyordum dizideki karakterlere. yaşamlarına, evlerine, tablolarına, konuşmalarına, herşeyine. öyle ki evde yalnızsam ve uzun süre izlediysem kendi kendime ingilizce konuşup onlar gibi şakalar yapıyordum. tabi bunu akşam ev arkadaşlarınıza yapınca hakkınızda pek olumlu düşünmüyorlar.

    bilgisayarın arka planını friends resimleriyle donatmak için google'a friends bile yazamıyordum bi ara. çünkü görebileceğim tek bir resim, okuyabileceğim tek bir "spoiler" bile dizinin geri kalan bölümlerini mahvedebilirdi (tamam kabul edelim, bir spoilerle her şey mahvolmazdı, yine deli gibi eğlenirdim ama zamanla saplantı derecesinde bağlanınca ve gelecek hakkında meraklandıkça beni daha iyi anlayacaksınız). bir de bu "gelişimlerini takip etme" mevzusu çok etkiliyor insanı. yine sırf bu yüzden hiçbir karakterin bugünkü haline bakmadım dizi bitinceye kadar (ve biliyor musunuz, phoebe'ye hala bakamadım yaşlandığını görmemek için). hatta çok bildiğimiz jennifer aniston'ı bile unutmak için baya çaba sarfettim. gazetelerin pazar eklerinin en arka sayfasında hollywood ünlüleri arasında kendisini görme ihtimaline karşı bile önlemler aldım(valla billa).

    bu ana kadar okuduysanız friends'in komedi kısmı için aklınızda yeterince fikir oluşmuştur sanırım. ancak friends'i bu kadar değerli kılan şey takdir edersiniz ki asla tek başına komedi olamaz. friends'e sadece romantizm ve dram açısından baksam bile karşıma çok başarılı bir yapım çıkıyor ki bu romantizm ve dram gülmekten yanaklarınızın kasıldığı bir anda gözlerinizi doldurabiliyor. sanki zaten gülmekten gözlerinizden gelen yaş boşa gitmeyip o anki hüzünde görevini başarıyla tamamlıyor.

    komik olması, romantik olması... daha birçok şey sayabilirim diziye hayran bırakan. ancak friends'i friends yapan şey tam da adı: friends . sizi en çok güldürecek, en çok duygulandıracak, en çok gaza getirecek anlar hep arkadaş ilişkileri üzerine olacak. sizi güldüren şeylerin çoğu tanıdık gelecek. çünkü friends esprileri temel olarak arkadaşlık üzerine kurulu. bir başka sit-comda (bunu yapmak zorundayım çünkü burası friends'i henüz izlememişlere hitap ediyor) esprilerin önemli bir bölümü, hatta bazılarında neredeyse tamamı kadın-erkek ilişkilerine dayanabiliyor. kuşkusuz ki bunlar friends'de de var; ancak asla dizinin özü haline gelmiyor. bu kısımları anlatamayışımın farkına varıp şöyle noktalamak istiyorum. friends bir amerikan dizisi, farklı bir kültürün ürünü olsa da bizzat bizden, arkadaş ortamlarımızdan bir hayat resmediyor.

    friends'i diğerlerinden ayıran bir diğer çok önemli özelliği de dizinin yükünün bütün karakterler üzerine dağılması. örneğin himym'da barney karakteri gerçekten çok komik. ailecek beğenerek izliyoruz. ancak barney'i çıkarsak himym ne hale gelir ? bir sezonda ortalama 1000 kere gülmüşsek bunun 800-900 kadarında barney var. yani diziyi barney sürüklüyor, tıpkı burhan altıntop'un tek başına şov yapması gibi. ancak friends'de durum bunun tam tersi. karakterlerin her biri ayrı güzel, ayrı komik. 6 tane barney gibi yani bir nevi. her biri tek başına sürükleyici olabilmekle birlikte herhangi birinin eksikliği de anında hissediliyor. çünkü dediğim gibi burada her karakter dominant. sözgelimi himym'dan barney harici kim çıkarsa çıksın izleyiciyi çok fazla etkilemez.

    the one olayını da diziye başlamanızla birlikte anlayacaksınız.

    imkanınız varsa altyazısız izlemeye çalışın. kuşkusuz bilmediğiniz kelimeler olacak ama kenarda bir sözlük sayfası açmak yeni kelimeler öğrenme açısından da çok faydalı olacaktır. ben ilk 2 sezonu altyazılı izledim ve emin olun altyazı işin büyüsünü bozuyor.

    bu bölümün sonunda friends'e başlamamışlar için ancak şunu söyleyebilirim: friends size bir sit-com değil, yeni bir arkadaş ortamı vaat ediyor. (azcık daha fazlasını(spoilersiz olanından) entrinin en sonunda bulabilirsiniz).

    ---the one with o u t spoilers---

    --- the one with spoilers ---

    bir önceki bölümde spoiler vermemek için çok kastım ama yeni başlayanlara biraz olsun yardımcı olmaya çalıştım. bu bölümde ise gönül ve klavye rahatlığıyla friends'i irdelemek istiyorum.

    yukarıda da anlatmaya çalıştığım gibi friends benim için hiçbir zaman sadece "komik" bir dizi olmadı. hatta biraz daha ileri gidersek şunu söyleyebilirim ki friends bir dizi olmanın da ötesinde arkadaşlarımla ayarladığım bir buluşma gibi. daha önce birçok kişi de benzer şeyleri yazmış ama ben de burada tekrarlama gereği duyuyorum. friends izlerken oraya duyulan bir aidiyet söz konusu. monica'nın evi de joey'nin evi de yakın arkadaşlarımın evi gibi. sonlara doğru daha sıklıkla gördüğümüz phoebe'nin evi de ugly naked guy'ın yerini alan ross'un evi de... hepsinin evine gider joey gibi selam sabah vermeden dolaptan içecek bi şeyler kaparım. o derece...

    friends'in yarattığı samimiyet ortamı o kadar güçlü ki hep düşünmüşümdür, ulan olmaz ya diyelim günün birinde chandler veya joey karşına çıktı. ne yaparım acaba ? aslında çok samimi olan ama yıllarca görüşmediği için biraz soğuk davranan arkadaş gibi olurdum herhalde. evlilik nası bakalım derim chandler'a, ya da joey'le karı kız muhabbetine girişirim. ünlülermiş gibi davranmam nasıl olur bilemiyorum. phoebe ile karşılaşma ihtimalimi burada yazıya döküp yeniden kahrolmak istemiyordum ama madem başladık, bitirelim. artık ayaklarına mı kapanırdım, 1 ay ömrüm kaldı mı derdim, karşısında zırıl zırıl ağlar mıydım bilemiyorum ama phoebeyle oturup bir saat muhabbet etmek için yok artık diyeceğiniz birçok şeyi feda edebilirim. rachel konusu biraz daha karışık. yani o gerçek hayatta daha popüler aslında ama biz onu sidikli zamanlarından beri tanıdığımız için artık jennifer aniston olmaktan çoktan çıkmış gözümde. daha 2 gün önce okudum gazetede, 2008 in en fazla kazanan aktrisiymiş. bir an moda işinden nasıl o kadar para kazanılabileceğini düşünmedim değil. ross uğruna paris'ten de paradan da geçmişti oysa. neyse...

    sezonların ilerleyişi ve karakterlerin 'benim nazarımda' popülarite gelişimlerine değinmek istiyorum. ilk sezonda favori erkek karakterim olarak ross'u gösteriyordum. diğerlerine kıyasla daha duygusal, hayatın sillesini yemiş olduğundan biraz da. sevdiği kadın lezbiyen çıkmış, çocuğu olmuş ama iki anası var falan çok zordu ross'un işi. hele bir de rachel'a olan aşkı var ki aman aman. düşman başına (karşılıksızken). ross'un favoriliğinde ve karakterlerin tam manasıyla özümsenmesiyle 1. sezon geçti. 2. sezon ise bence bu dizinin gelmiş geçmiş en komik yapımlardan biri olacağının en güzel ispatıydı. özellikle 'karşı daire'de yaşananlar bizleri 9 sezon daha sürecek yüz ve karın kasılmalarına hazırlamıştı. bu sezonda 2x13 ve 2x15 onca sezondan sonra aklımda kalan en harika örnekler ki chandler ve joey'nin eve tv koltukları ve büyük ekran tv alıp yaydıkları bölümdür bunlardan biri.

    2, 3 ve 4. sezonda erkeklerde liderliği(ne lan bu, olimpiyat mı !!) joey ve chandler beraber götürdülerse de 5 ve 10'da joey ; 6-7-8 ve 9'da ise chandler biraz daha öne çıktı. ross 1. sezonda neyse 10. sezonda da aynı ross'du. bunu kötü değil, tam tersine iyi bir şey olarak söylüyorum. diğerleri zaman zaman alçalıp yükselirken ross benim gözümde hep aynıydı.

    kızlar tarafında ise phoebe en başından aldı beni, son sezonda göz yaşlarıyla bıraktı. hep harikaydı, hep komik, hep neşeliydi. rachel ne zaman hamile kaldı, o zaman gözüme daha güzel gözükmeye başladı. aslında daha joey'nin yanına ilk taşındığından beri meyilim vardı kendisine de neyse :) . monica hiçbir zaman favorim olmadı demeye hazırlanırken burada son 2 sezon imdadımıza yetişiyor. son sezonlarda gitgide daha güzel, daha baskın olmaya başladı sanki. en iyi döneminde dizi bitti. zaten hamileliği sebebiyle kilo aldığı son bölümlerde belli oluyordu.

    karakterleri tek tek anlatmanın tam yeri tam zamanı, e tabi subjektif olcaz canım. yoksa aç google'a bak kim neymiş diye.

    joey tribbiani : arkadaşların en salağı. kısaca bunu söyleyip başlayalım. joey kültürlü değildir. akıllı, zeki hiç değildir. ama yakışıklıdır kerata. zaten bu da onun için yeterlidir. en salak, en matrak olaylar hep joey'nin başının altından çıkar. joey rezil olur. joey çıplak kalır. joey parasız kalır. ancak bütün bunlarla beraber bence en güzel dostluklar joey ile olan dostluklardır. özellikle phoebe'yi, chandler'ı ve rachel'ı canından çok sever. bu kadar vurdumduymaz bi adam zaman zaman öyle bir duygusal olur ki tadından yenmez. duygusal demişken, joey'i 8. sezonda o hallere sokan senaristlere de baya bozuktum ama sonra çok güzel toparlandı ortalık. rachel'ın da sonradan joey'e tutulması joeyi arkadaşına yan gözle bakan adi herif pozisyonundan kurtardığı gibi en sonunda " chandler ve monica'da sorun çıkmadı, çünkü sanırım bizim kadar iyi arkadaş değillerdi" sözü mükemmeldi. fakat her şeye rağmen joey de mutlu sonla veda etmeliydi.

    chandler bing : espri adamı. chandler'ı ilk başlarda en sonuna kadar joey ile takılacak bir bekar olarak gördük. ancak pek fazla kimsenin aklına gelmeyecek bir "aile babası", "aşk adamı" haline geldi. şimdi bakınca bu çekingenliği ve patavatsızlığı ile de zaten monica'dan başkasıyla evlenmesi zor gibiydi. chandler'ın en iyi dostu şüphesiz ki joeydir. chandler joey'i çocuğu falan gibi görür aslında. harçlık verir, faturalarını öder, açıklarını kapatır. çok sever çünkü joey'i. harbiden dostlar olarak sımsıkı sarılırlar. en mutlu anda da, en zor anda da. chandler'ın esprileri karşısında kimi zaman ayağa kalkıp alkışlayasım gelir. bu kadar zekice nasıl hazırlanır, nasıl söylenir anlayamam. "sen giyinmedin mi (üzerini değiştirmedin mi) daha" diyen monica'ya "oh, am i naked again" diyebilen bi adam ancak kahkahayla ve hayranlıkla alkışlanır.

    ross geller : çok bilmiş. ross bilime adamıştır kendini ama ilgilendiği alanın pek cazibesi yoktur. arkadaş ortamında da zaten onunla aynı dili konuşacak entel arkadaşları yoktur. bu yüzden ross zaman zaman alay konusu olsa da arkadaşlarının yanında genellikle dr.geller değil de sıradan ross olarak davranır. ross hakikaten sezen cumhur ross'tur. aşktan çok fazla dili yanmış ama aşık olmaktan da hiç vazgeçmemiştir. aslında carol da dahil tüm sevdiği kadınlar rachel'ın üzerine çekilmek istenen birer süngerdir. ross salak değildir ama bazen joey'den bile salak olabilmektedir. aşıksa, sinirliyse, sarhoşsa... ross deyince hemen aklıma gelen ve bence dizinin en unutulmaz sahnelerinden biri olan "get off my sisteeeeerrr !!!"ı hatırlatmayı da borç bilirim.

    monica geller : düzen insanı. karakter olarak en fazla benzeştiğim insandır(1- evet bir erkeğim, 2- burada karakter diyerek kendimi kastediyorum). düzensizlikten nefret eder. her şeyi kontrol altında tutmak, hep kazanan olmak, hep lider olmak ister. chandler gibi pamuk adamı da bulunca her dediğini yaptırır tabi. bi tek phoebe'ye geçmez sözü. monica demişken "a little one; a two; a one, two, three; a three; a five; a four, a three-two; a two, a two-four-six; two-four-six; four a two; two; four-seven; five-seven; six-seven; seven, seven, seven, seven, seven-seven-seven-seven-seven-seven"ı günün birinde deneyeceğime sizlerin önünde söz veriyorum !!

    rachel green : şımarık kız. söze başlamadan önce söylemeliyim ki bence dizide en iyi oynayan oyuncu jennifer aniston'dır. rachel'ın kız tripleri, çıldırışları mükemmeldir. rachel'ın zaman içinde akıllanması, olgunlaşması, kendi ayakları üzerinde durabilen bir anne haline gelmesi kendi küçük kız kardeşimizin büyüyüşünü görmek gibidir. 6. sezondan sonra giderek güzelleşmiş ve gönlümde phoebe'nin hemen yanında yer edinmiştir.

    phoebe buffay : smelly cat. sadece friends'de değil, bugüne kadar izlediğim tüm film ve dizilerin içinde en favori karakterimdir. phoebe bi başkadır. çekici olmak için hiçbir şey yapmaz, salaş giyinir, özensiz giyinir, onlarca yüzük takar ama yine de beni ve birçoklarını kendine aşık eder. phoebe doğaldır, sadedir ama nasıl anlatmalı bilmiyorum, bir o kadar da farklıdır. olağanüstü laf sokma yeteneği vardır. kimi zaman taklitler, şakalar yapar ki mest olmamak elde değildir. phoebe'nin yüzünde hep rol yaparken gülmeyi engelleyememiş bir ifade vardır. bıraksan kahkahayı basacaktır her an. bu arada, bir friends parçası olarak yine aynı beğeniyle izleyebileceğiniz "friends bloopers 1994-2004" adında kamera arkası görüntülerden yapılmış bir bölüm bulunmaktadır. bu bölümde hakikaten en büyük kahkahalar hep phoebe'den gelir.
    phoebe hep bir adım dışında kalır olayların. evi de başka yerdedir zaten.
    her karakterin çıldırması komiktir ama phoebe daha bi gerçek bağırır. daha bi gırtlak yırtar. ama gelin görün ki en sinirli anında bile yüzündeki sırıtan ifade kaybolmaz.
    doğrusunu söylemek gerekirse phoebe'nin evleneceğini hiç düşünmezdim. ya da evlenirse de bu adam david olur derdim. son sezona kadar kendisini salakça kıskanır, erkek arkadaş edinmesine uyuz olurdum. sağolsun kendisi de çok fazla bulaşmadı bu işlere. ama mike bence de iyi çocuk, hadi verdim gitti kızı. hem mutlu olmak en çok phoebe'nin hakkı.

    tıfıl birer gençken aldık hepsini. ve orta yaşlı insanlar olarak bıraktık. kilo alışlarına, kilo verişlerine, saç şekillerinin değişimine, hamileliklerine tanıklık ettik. ama en kötüsü, yaşlandırdık be adamları. hepsini geçtim de phoebeyle rachel'ı bile yaşlandırdık. kendi kendime üzülüyorum bazen, izlemesem yaşlanmazlardı diye. şimdi ise bugünkü hallerine bile bakamıyorum, hayalimdeki halleri kaybolmasın diye.

    --- the one with spoilers ---

    uzun uzadıya hem izlemişlere hem de izlememişlere bir şeyler anlattım. ne kadar oldu bilmiyorum ama saatler sürse de bu entriyi yazarken bile bir türlü bitiremedim, bitmesini istemedim. tıpkı friends'in son sezonunda olduğu gibi. ağlayan tek benim diye düşünüyordum ama baktım ki daha niceleri var en sonunda kendini koyuvermiş. kamera arkası görüntülerinde de gördük. adamlar eğlenmiş, hem de çok eğlenmiş. dizideki kadar güzel şakalar yapmışlar birbirlerine. kahkahalar atmışlar aynı bizim onları izlerken attıklarımız gibi.

    ve bittiğinde hüngür hüngür ağladılar. en çok phoebe'yi gördüm ağlarken ama hepsinin gözleri doluydu besbelli. beni de ağlattılar baya ama feda olsun.

    şimdilerde with or without you dinlerken, wonderful tonight dinlerken, closing time dinlerken, a horse with no name dinlerken, the reason dinlerken, hele ki i'll be there for you dinlerken çok acayip oluyorum, bi tebessümle beraber garip bi hüzün çöküyor üstüme.

    friends adı kadar sade, adı kadar doğal, adı kadar gerçektir. işte bu yüzden yeri hep çok özel olacak.
  • şimdi ne yapıyorlar acaba diye düşünenlere geliyor. jennifer, courtney, lisa, matt, matthew ve david’den bahsetmiyorum. rachel, monica, phoebe, joey, chandler ve ross’tan bahsediyorum.

    -- spoiler içerir --

    chandler ve monica escrow(!)’daki evlerinde ikizleri erica ve jack’le beraber mutlu mesut yaşıyorlar. en büyük sorunları komşunun köpeğinin bahçelerine pislemesi. chandler, reklam işinde başarıdan başarıya koşuyor. üstelik, yetkili bir pozisyonda olduğundan reklamlarda joey’i oynatmak için patrona yalvarmasına da pek gerek yok. zaten patron da joey tribbiani’nin dondurulmuş pizza reklamlarında yakaladığı başarıdan çok memnun.

    monica, evinin yakınlarında güzel yemek yenebilecek yerlerin azlığından şikayet ediyordu. hem iyi iş yapabileceğini düşündüğünden hem de erica ve jack’le daha çok vakit geçirebileceğinden, babasından aldığı borçla küçük ama tamamen kendisine ait bir restoran açtı. escrow (!) halkına nefis yemekler sunmaya devam eden monica işi büyütmeye kararlı.

    6’lı nın en son kapısını kapatıp çıktıları monica’nın efasene evi daha fazla yalnız kalamazdı. monica ve chandler taşındıktan sonra birkaç ay evi görmeye gelip gidenler oldu. fakat, karşı dairede tanımadık yüzlerin oturmasına dayanamayacığını düşünen joey, türlü yalan ve korkutmalarla onları evden caydırdı. aslında joey’nin de içinin ısındığı birkaç kişi oldu evi görmeye gelen. bu sefer de yılların verdiği alışkanlıkla haberli habersiz karşı daireye dalmanın yaratabileceği sorunları aklından geçirdi. haliyle, onları da bir şekilde evden uzaklaştırdı.

    bir gün yine monica ve chandler’ın evinde 6 arkadaş (mike has a gig) akşam yemeklerini yerken evin hala boş olduğunu öğrenen monica üzgün bir şekilde ross ve rachel’a dönerek;

    - that apartment feels lonely and empty without at least one of us.

    joey: so does my fridge !

    ....

    ross, evden ayrılırlarken bu evin ancak monica’yla güzel olduğunu söylemişti ama bizzat monica’nın isteği ve joey’nin ısrarı üzerine eve taşınmaya razı oldu. rachel zaten dünden razıydı bu işe. o evi en fazla seven insanlardan biriydi çünkü.

    ross'a birkaç değerli fosile daha mal olsa da rachel ralph lauren'deki işine geri döndü ve zelner’ın geçen yıl işi bırakmasından sonra onun yerini aldı. 9 yaşına basan ema babası gibi paleontolog ya da annesi gibi modacı olmak yerine müziğe merak sardı ve phoebe’nin de yardımlarıyla (!) iyi bir gitarist olma yolunda ilerliyor. ema’nın müziğe olan merakında babasının ruhunun derinlerinde yatan org aşkı mı yoksa bebekken bilinçaltına yerleşen “i like big butts and i cannot lie” şarkısı mı etkili oldu bilinmez.

    ross en son bizdeki tabiriyle kadrolu olmaya hak kazanmıştı. bunu ne kadar hakettiğini de gösterdi. son bulunan fosillerden birinin daha önce hiç tanımlanmamış bir dinozora ait olduğunu ispatladı. hatta, phoebe’nin de karıştığı türlü aksilik ve yanlışlıklar sonucu bu yeni türün adı phalangesaurus olarak tescillendi. bu başarısıyla ross new york university’nin paleontoloji departmanında başkan yardımcısı oldu. 14 yaşına gelen ben'in ergenlik tripleri daha çok carol’ın başını ağrıtsa da ross zaman zaman bu sorunlardan nasibini alıyor. ross ve rachel'ın tartışmaları sadece gelip geçici kavgalar olarak kalıyor. her kavgada geçmişi hatırlayıp tekrar öyle olmamak için birbirlerine daha çok bağlanıyorlar. yine de, ross still thinks they were on a break.

    phoebe hala dünyanın en mutlu insanlarından biri. mike’a olan sevgisi ona masaj salonlarını bıraktırdı. artık sadece evsizlerin ve oğlunun mutluluğuna konsantre olmuş durumda. eline gitarını alıp ücretsiz sokak konserleri (!) veriyor. eskaza para atanlar olursa o paraları eve dönüş yolunda gördüğü 13. evsize veriyor. para aynı kişilere gitmesin diye evin yolunu çoook dolambaçlı hale getirmişliği de çok fazla. phoebe’nin öğrettiği kendine has akorlar sayesinde ema’nın gitar sınıfında garip bir populerliği de var.

    joey yine bildiğimiz joey. hele ki karşıya ross ve rachel da taşınınca aynı patavatsız, aynı umursamaz joey paat diye içeri dalıp soluğu buzdolabında alıveriyor. ilk başlarda buzdolabının yeri yabancı geldiği için yanlışlıkla çok farklı şeyler yiyip içtiği de oldu ama joey bile öğrenebiliyor zamanla. sık sık chandler ve monica’nın evine gidip oradaki odasında takılıyor. monica bir milyon kez uyarmasına rağmen o eve de kızları getirmeye devam ediyor. duck jr ve chick jr 3 yıl önce “special farm”a verildikten sonra duck jr jr ve chick jr jr da evden ayrılmaya yakın. monica joey’nin odasına akvaryum almasına hala izin vermese de chandler ve joey’nin hatrına joey’nin odasına bir “foosball table” alınmasına ses etmedi. monica tek, joey ve chandler beraberken hala monica kazanıyor.

    hepsi birlikte hala sıkça central perk’te buluşup kahvelerini yudumluyorlar. son sahnede;

    rachel : do you guys have to go to the new house right away or do you have some time?

    monica: we've got some time.

    rachel: ok, should we get some coffee?

    chandler: sure. where?

    ...

    deyip binadan ayrıldıktan sonra hiçbir şey demeden central perk’e gittiler.

    joey: this place looks sooo familiar. but i like it !

    chandler: joe, do we look familiar too ??

    ...

    gelen sorular üzerine eklenti: diyaloglar ve olaylar herhangi bir yerde geçmemiştir. tamamen hayal ürünüdür, olması istenendir. kim bilir, belki de gerçekten olandır... en azından ben öyle olmasını istiyorum.
  • bir dizi.

    eğer ki yarın hafızamı kaybedeceğimi bilsem, friends'i yeni baştan izleyecek olmak ile avunurum.
  • diziyi izlemek için asgari şartlardan biri beyin sahibi olmak arkadaşlar. jeneriğe gıcık olup, diziyi bir dakika izleyip kapatsam herhalde utanıp söylemem kimseye.

    konudan bağımsız olarak; dünyada sevmediğim insanların çoğunda bir ortak nokta var, ön yargı.
  • sözlük hayatımın yüzde sekseni bu başlığa girip yazılan olumlu girileri şukulamakla geçiyor.

    söyleyeceklerim bu kadar.
  • liselilerin himym ile karşılaştırdığı dizi. bir gidin şuradan allasen...
  • friends'i bitirdikten hemen sonra izlenmesi gereken, altın değerinde iki adet video bırakıyorum buraya. internette bulamadım, zamanında indirmiştim. çevremdeki friends severlerin çoğunun izlemediğini gördüm ve bitiren herkesin izlemesini istiyorum. özellikle taze bitirdiyseniz direkt açıp izleyin. winrar ile sıkıştırdım, 880 mb'lık bir klasör. buyrun alternatif

    • bir adet bloopers videosu, ilk sezondan son sezona kadar. önce bunu izleyip neşelenin.
    • bir adet veda bölümü. aralarda oyuncuların kısa kısa dizi ile alakalı duygu ve düşüncelerini içeren tarzda oldukça duygusal bir bölüm. izlerken sıkıntı çıkarabilir, aman dikkat.

    her iki videonun da türkçe altyazıları dosyanın içerisinde mevcut.
    linkle alakalı bir sıkıntı yaşarsanız mesajınızı beklerim, linki yenileriz. iyi seyirler.