şükela:  tümü | bugün
  • motherless child, someday after a while, five long years gibi guzel $arkilar barindiran, kaliteli eric clapton albumu .
  • eric clapton'ın müziğe başladığından beri hayalini kurduğu blues albümü....
    blues before sunrise, third degree, it hurts me too, groaning the blues, driftin gibi damar şarkıların bulunduğu albüm
  • ...to the grave
    (eric claptonun from the cradle albumunun kapaginin icinde devam eden yazi)

    besikten kabre kadar bluescuyuz anlamina gelen fanatik blues tezahurati
  • eric clapton'in eski blues parcalarini cover'ladigi mukemmel album. albumdeki parcalar:

    blues before sunrise (2:58)
    third degree (5:07)
    reconsider baby (3:20)
    hoochie coochie man (3:16)
    five long years (4:47)
    im tore down (3:02)
    how long blues (3:09)
    going away baby (4:00)
    blues leave me alone (3:36)
    sinners prayer (3:20)
    motherless child (2:57)
    it hurts me too (3:17)
    someday after a while (4:27)
    standing around crying (3:39)
    drifting blues (3:10)
    groaning the blues (6:05)
  • hücum kayıttır yamulmuyorsam bu albüm.
  • "
    all along this path i tread
    my heart betrays my weary head
    with nothing but my love to save
    from the cradle to the grave
    "

    şeklinde bir şiir vardı bunun kaset kapağında yamulmuyorsam.. (kapak kaybolalı on sene oldu heralde eheh..) beyazların yaptığı en güzel blues albümlerinden biridir bu benim gözümde.. blues before sunrise ve i'm tore down bence albümün en muazzam eserleridir ve albüm kompil coverdır.. bu albümle ilgili şahane de bi video vardır ayriyeten (kadir saol lan.. bunu okuyosan topsun olm eheh..).. en çok dinlediğim albümlerden biri.. bu tarz müzikleri sevenlere şiddetle öneririm (kaypak tv guide film yorumu klişesidir bu da..)
  • from the cradle, kartonetine kadar, muhteşem bir albümdür.

    clapton'un içinde siyah bir adam taşıdığına dair inançlarımı güçlendirecek kadar "sağlam" bir blues albümüdür. five long years adlı şarkıda, clapton'un inanılmaz bir şekilde çalmış olduğu solosunu, çok sevdiğim bir arkadaşıma ıslıkla çalma sözüm vardır...
  • blues "nedir, ne değildir" merak edenlere önerilecek bir eric clapton albümü.
  • from the cradle, otuz yıllık kısa ömrüne bir blues efsanesi sığdırmayı başaran, sadece eric clapton’ı değil, eric clapton’ın etkilendiği blues efsanelerini de etkileyen leroy carr’ın standardı blues before sunrise’ın pek de tekin olmayan bir yorumuyla güçlü bir şekilde açılır. clapton’un bu şarkıdaki çatallı sesi ve gitarı chris stainton piyanosuyla adeta dans eder şarkı boyunca. bu hızlı girişin ardından sırada eddie boyd ve willie dixon’ın third degree’si vardır. ilk şarkının aksine clapton bu sefer şarkının orijinal yorumunu pek değiştirmez, ancak sanki gitarlar daha da temiz, vokal daha da derinlerdendir. clapton şarkının kayıt hikâyesini anlatırken şarkının orijinal yorumunu dinlediklerini ve sonra şarkıyı iki seferde kaydettiklerini söyler. akabinde lowell fulson standardı reconsider baby çıkar karşımıza. clapton bu şarkının yorumuna da genel olarak orijinaline sadık kalır. ancak elbette gitarlar, şarkının orijinal versiyonuna göre daha ön plandadır; iyi ki de öyledir. clapton bu şarkının da kayıt açısından en kolay yapılan şarkılardan biri olduğunu söyler.

    albümde dördüncü sırada gelmiş geçmiş en ‘anasının gözü’ blues standartlarından biri, hoochie coochie man yer alır. şarkı her ne kadar chicago blues’u inşa eden müzisyenlerden biri olan willie dixon’a ait olsa da ilk kez muddy waters tarafından kaydedilmiş olmasına binaen muddy waters ile de anılır. clapton yorumu sanki dixon yorumuna daha yakın gibidir; gitarını bu şarkıda biraz dinlendirmiştir. lakin şarkının önceki bazı meşhur yorumlarından farklı olarak harmonika çok öne plandadır. zamanında muddy waters ile de çalmış olan harmonikacı jerry portnoy adeta tek başına taşır bu şarkıyı. portnoy’un yanında şarkının bir diğer hâkimi de deneyimli basçı dave bronze’dur. diğer enstrümanlar da nerede gireceklerini çok iyi bilir ancak sidik yarıştırmazlar. clapton’ın sesi de çok iddialı değildir bu şarkıda; yani bir şey ispatlamaya çalışmaz. sonuçta ortaya nefis bir hoochie coochie man yorumu çıkar. ancak clapton, john pidgeon’a verdiği mülakatta bu şarkının kayıtta en çok zamanlarını alan şarkı olduğunu belirtir. albüm kayıtları sırasında şarkıyı onlarca kez çaldıklarını, birçokları tamam derken onun “yeterince iyi değil” diyerek tekrar çalınmasını istediğini söyleyen clapton, bunun nedeninin şarkıyı çok sevdiği için, bu kaydın tam anlamıyla mükemmel olmasını istediği için bun kaydın üzerine çok fazla düşmesi olduğunu söyler.
    ardından yine eddie boyd’a döner clapton; five long years. gitarını bir önceki şarkıda ‘dinlendirdiğinden’ olacak, bu şarkıda gitar çok ön plandadır. buna nefis bir vokal eşlik eder. boyd’un yorumunda şarkıyı taşıyan piyano ise mütevazı görünse de ‘çaktırmadan’ şarkının önemli bir parçasıdır. aynı şeyi harmonika için de söylemek mümkün. eric clapton aynı mülakatta bu şarkının kendisi için önemini vurgular ve şarkının üzerinde çalışırken “bu böyle olmayacak, hadi farklı bir şeyler yapalım” dediğini ve ortaya bu yorumun çıktığını söyler. clapton sonuçtan son derece memnundur.

    clapton, gitar ve vokaldeki harika performansını bir sonraki şarkı olan bir sonny thompson bestesi ı’m tore down’da da sürdürür ve ortaya albümün en sıkı şarkılarından biri çıkar. sırada ise yine bir leroy carr standardı vardır; how long blues. bu şarkıda farklı bir vokalle karşımıza çıkar clapton. slide gitar, piyano ve harmonikanın nefis kombinasyonu bizi bu şarkının orijinalinin kaydedildiği yıllara, 1920’lerin sonlarına götürür adeta… takip eden şarkıda blues tarihinde zaman biraz daha ileri sarılır ve jimmy rogers bestesi goin’ away baby’ye gelinir. şarkıda harmonika ve elektrik gitarın tam bir uyumu vardır, sanki clapton’un vokali bu uyumu pek rahatsız etmek istemez gibidir. sonraki şarkıda sırayı yine bir jimmy rogers bestesi olan blues leave me alone alır. jerry portnoy, harmonikası ile bu şarkıda yine ön plandadır. hemen akabinde john landis’in blues brother filmlerine dâhil etmediğine pişman olması muhtemel bir şarkı vardır; bir lowell glenn ve lowell fulson eseri sinner’s prayer. bu şarkıyı genius loves company albümündeki ray charles & bb king yorumu ile de hatırlarız. clapton’un yorumu da bu yoruma çok yakındır. şarkı joe cocker, the who, andy fairweather low ve bryan ferry’nin de yanında çalmış olan chris stainton’ın piyanosunun tuşları ile başlar. clapton’un gitarı bu şarkıda yine nerede devreye girmesi gerektiğini çok iyi bilir. vokali ise şarkının diğer yorumlarından daha ileri taşır şarkıyı ki bu clapton’ı bile şaşırtır. zira bu şarkının vokalinin çok dinamik olduğunu ve şarkıyı söylemenin çok güç olduğunu belirtir. ancak buna rağmen şarkıyı şaşırtıcı derecede kolay kaydettiklerini söyler.

    sıradaki şarkıda, albümde çokça konakladığımız chicago’dan güney’e doğru gideriz ve robert hicks ya da nam-ı değer barbecue bob’un motherless child’ı ile karşılaşırız. clapton bir sonraki şarkıdan önce piedmont blues ritmleri ve dingin sesi ile bizi biraz dinlendirir. zira hemen akabinde gelen şarkıda buna ihtiyacımız olacaktır! evet, clapton bizi güney’de fazla konuk etmeyecek, tekrar chicago’ya çağıracaktır. orada bizi blues tarihinin en sıkı standartlarından biri, tampa red ya da elmore james’e ait olduğu tartışmalı olan ıt hurts me too beklemektedir. orijinal yorumunda şarkıyı tamamen piyano taşırken clapton bu şerefi piyanoya bırakmaz ve onun yerine, şarkının elmore james’inkinin de dâhil olduğu birçok yorumunda olduğu gibi gitarı koyar. hem de adeta şarkının sözleri ile uyum halinde olan bir gitarı, neredeyse ağlayan bir gitarı… gitarın hâkimiyeti bir freddie king ve sonny thompson eseri olan bir sonraki şarkıda, someday after a while’da da devam eder. şarkıda clapton’un gitar sololarını piyano ve bakır üflemeliler ancak geriden izlerler ve adeta sessizce alkış tutmaktan başka bir şey yapmazlar. gitar bir sonraki şarkı olan standing around crying’ta da biraz ‘sakinleşir’. clapton, şarkının bestecisi muddy waters’ın orijinal yorumuna genelde sadık kalmıştır. ne de olsa zamanında bu şarkıyı muddy waters ile birlikte sahnede canlı çalmışlığı vardır. ve elbette, harmonika da şarkı boyunca göz önündedir.
    charles brown, johnny mooreve eddie williams eseri olan sonraki şarkıda, driftin’’de kendimizi yine güney’de buluruz. albüm, willie dixon’ın bir diğer eseri, groaning the blues ile kapanır. clapton, gitarı ile bizi güzel bir şekilde uğurlar bu şarkı ile…

    alıntı: http://itrablog.wordpress.com/…rom-the-cradle-1994/
  • clapton'ın en iyi, en içten çaldığı zamanlardan, turnesine çıkılmadan önceki son prova: http://www.youtube.com/watch?v=cb6nxs7zhoy

    bir de bu var: http://www.youtube.com/watch?v=ztmdtaisq_w