şükela:  tümü | bugün
  • on altinci ankara uluslararasi film festivalinde gosterilen julliet mckoen filmi. filmde shirley henderson, roshan seth, jamie sives, richard armatage oynuyor. ablasi annie'nin iki yil once aniden kaybolusundan etkilenen kath'in gercek - sanal arasi gelgitlerini anlatiyor.
  • iyi çekilmiş, görüntü dalında aldığı ödülleri hak eden bir film. su altı çekimleri ile dar-geniş alan geçişleri büyüleyiciydi. su altında buzlar arasında oynaşan ve tabakadan kopabilip yüzeye çıkma çabasındaki su kalıntılarının mücadelesi, kath'in film boyunca süregiden ruh halininin iyi bir temsiliydi. sokaktaki dar alan çekimleri, sokak kamerasından ve ana görüntü kamerasından bir fotoğraf karesi etkileyiciliğiyle yansıtılmış. geniş plan sahil çekimleri ise, reelde ve hayalde, "orada", sonsuz genişlikte hissi veren, o ıslak, yarı bataklık, balçık sahilde olabilme arzusu uyandırdı içimde.

    hikaye, sevginin güven duygusuyla perçinlendiğinde yaşanabildiğini, yine de sevginin hiçbir zaman yıkıp geçmek olmadığını vurguladı.

    kurguda boşluk yoktu, kath adım adım annie'ye yaklaştığını düşünse de, yaklaştığı sadece onu kendisine çeken ölümdü, ölümüydü.

    küçük kız formatındaki oyuncular bana sevimsiz geldiği için, oyunculuk iyi de olsa seçimi onaylayamadım. zira tiz çığlıklar, olgunlaşmamış bakışlar rahatsızlık verdi.

    tüm olayların sorumlusu kişi ise, kimliğini filmin başında öyle acemice ortaya koydu ki, macera bazında heyecan tadı alamadım.

    garip insanların, acayip hikayelerini anlatan filmlerden biri, frozen. izlemek için değil, yan öğeleri incelemek ve düşünmek için tercih edilebilir.
    hiç bahsetmediğim bir kaç detayı daha barındırıyor 90' sürede. izleyeceklerin heyecan haklarını ellerinden almamak adına, onları dile getirmeme seçeneğimi saklı tutuyorum.
  • cnbce nin daha önce kaçırılan süper filmler kuşağında bugün yayınladığı "sometimes finding someone is worse than losing them" diyen juliet mckoen filmi.

    ayrıca su oyunlarını ve çağrışımları izlerken sürekli yahu neden hiç benim aklıma gelmiyor bunlar dedirten, kimi detaylarla kıskandıran filmdir.
  • aldığı ödülleri görünce daha da bir kıskanılan juliet mckoen filmidir.

    bbc audience award for best feature – commonwealth film festival 2005

    winner - best feature film - dubrovnik international film festival 2005

    winner - bafta (scotland) best actress 2005

    winner best actress - marrakech international film festival 2005

    winner kodak vision award for cinematography - slamdance 2005

    winner best cinematography – dubrovnik film festival 2005

    runner-up audience award - slamdance 2005

    runner-up golden space needle award for best actress – seattle international film festival 2005

    silver remi award – worldfest houston 2005

    special grand jury mention for shirley henderson – films de femmes creteil 2005

    special jury mention – britspotting, berlin 2005
  • juliet mckoen adlı günümüz kadın yönetmenlerinin en iyilerinden biri olacağına inandığım bir yönetmenin ilk filmi, film festivallerde daha önce gösterilmiş olmasına rağmen avrupa için vizyona giriş tarihi 27 ocak 2006'dır nitekim 16 ocak 2006 tarihinde cnbc-e'de gösterilmiştir.
    bazen bulmak kaybetmekten daha kötüdür gibi ticari bir tanıtıma sahip olsa da kesinlikle bu tanımın sahiplendiği arkası boş macera filmi havasından çok daha derin, lirik, ince bir filmdir. eğer bu sene bunun kadar iyi bir film daha izlersem 2006 yılını anılarımda bir taç gibi taşıyacağım.
  • şubat 2010 da abd'de vizyona girecek gerilim filminde telesiyej de mahsur kalan 3 arkadaşın hikayesi anlatılıyor. bu üç kişi havada asılı kalan telesiyej'den kurtulmanın yollarını ararken dondurucu soğuğa karşı da mücadele etmeleri gerekmektedir. film, tarz olarak the canyon ve open water a benziyor. filmin 2 saat 14 dakika sürmesi ayrı bir olay.

    fragmanı :
    http://www.youtube.com/watch?v=eljw0au1xzu

    edit:film o kadar uzun değil 90 küsur dakika.
  • telesiyejde mahsur kalıp donma noktasına gelen üç genç neden o lanet olasıca montlarının en üst düğmesini iliklemedi, oraya fena halde takıldım. tamam yakışıklı çocuklar, kız güzel, filmde yüzleri tam gözüksün istiyorsun ama adamlar soğuktan kırıldı orda.
  • kanımı donduran bir film olmuştur. gerilim ve korkudan üç buçuk attım filmin başından sonuna kadar.
    her şeyden önce, çok acımasız bir film. gerilim dolu anlar tüm çıplaklığıyla yansıtılıyor. çok sade bir anlatımı var, siz de o telesiyejde kalanlardan biri gibi hissediyorsunuz kendinizi.dolayısıyla sizi korkutmak ve germek için ekstra bir çaba harcamadan, bir can korkusu içine düşürüyor.
    ben film bittiğinde bir saat kadar normal hayata dönemedim. sanki o telesiyejde oturuyormuşum gibi oturup kurtulmanın yollarını düşündüm. ve bir kurtuluş yolu bulabilmiş değilim henüz.

    --- spoiler ---
    aslında filmin kötü bir giriş bölümü var. klasik, şımarık amerikan gençliği ve gençlik buhranları, falan fişman. arkadaşlarınızla izlerseniz kesin ilk kim ölecek sizce muhabbeti döndürür bu film.
    fakat sonra filmin şekli şemali değişiyor. ben telesiyejden atlayan elemanın bacaklarının kırılması ile silkinip kendime geldim. çok acımasız bir sahneydi, bacaklarımın ve dişlerimin uyuştuğunu hissettim izlerken.
    kurtların filme katılımıyla gerim gerim gerildim. çocuğu diri diri yediklerinde zaten olay kopuyor, insan filmin sonuna kadar kendini toplayamıyor.
    yukarıdaki eleman keşke kurtlar düşeni yerken tırmansaydı tellere diyor insan ister istemez.
    ikinci çocuğun kurtlara yem oluş sahnesini ise mide kaldırmıyor. o sahneyi olduğu gibi görmeseydik keşke.
    kızın kurtuluşu ise, böyle filmlerin klişesi olarak mucizeler sonucu gerçekleşiyor. ama beni multu eden bir son oldu. en azından biri kurtuldu şeklinde bir iç serinlemesi yaşamadım değil.
    elemanlar yukarıda en kötü ölüm şeklini konuştuklarında ben oyumu yanarak ölmekten yana kullanmıştım ama şu anda kurtlar tarafından yenerek ölmek benim en kötü ölüm tarifime cuk diye oturdu. yavaş ve acılar içinde ölmek tam olarak bu oluyor.
    aşağıda bir kurt sürüsü dolaşırken dondurucu soğukta telesiyejde kalmak, aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık deyimimizin amerikancasını ifade etmiş bize.
    --- spoiler ---

    işin özü güzel bir gerilim filmi. izleyin gerilin, pişman olmazsınız bence.
  • cok harika bir kurguya sahip degilse de, hayatimda en fazla gerildigim bir iki sahneyi bana yasatmistir, gerisi icin cok cok iyi yorumlar yapamayacagim. gerilme kismi icin sunu eklemeliyim bir de; gerilim/korku filmlerinden hic etkilenmedigini soyleyip bunu gevrek gevrek anlatanlardanim.