şükela:  tümü | bugün
  • şu dünyada en garip ve en güçlü bağlarla bağlı olduğum fahri kızkardeşim. kendisi hakkında ne yazsam, onu ve ona hissettiklerimi tanımlayamaz, konuşmadan anlaştığım sayılı şahıslardan, ödül avcısı, oyun yazarı, sokak kızı, ay.
  • zerre aidiyet ve özlem hissetmediğim lise hayatımda muhabbeti keyifli, hoş sohbet ender dişilerden birisi.
  • kalemi güçlü bir yazar. kefiliyim.
  • yıllar evvel adını adıma eklediğimdir onu hiç tanımadan. ama seveceklerimizi de bizi üzecekleri de tanışmadan da tanımaz mıyız zaten...
  • aşk yeniden dizisinin senaristlerinden, az önce altın kelebek alan dişi birey. nerede baksan 17 yıldır tanıyorumdur. yolu açık olsun. bu kız oscar'lık film de yazar demedi demeyin ^^
  • daha nice uzun, yaratıcı, sigara, kahve, güzel film ve romanlarla dolu, pek çok şarkılar söylemeli (ve tercihen daha yakın mesafede) yıllar dilediğim brigitte bardot.

    cennet bekleyebilir ve cehennem gitmek için çok uzak.
  • kendisinden daha fazla sinema yorumları okumak istediğim yazar kişisi. ödül mödül alıyormuş bak sen:) tebrik ediyorum kendisini
  • bir keresinde, eski ofisimde çalışırken önümüze, hikayesine inanamadığımız bir boşanma davası geldi. avukatların sır saklama yükümlülüğü vardır, konudan bahsedemem fakat patronum olan avukata "bakın bu konuyu sonradan kanıtlayamayız, cevap dilekçesinde bundan hiç mi bahsetmesek?" diye sorduğumda, avukat bana "bu o kadar sıradışı bir iddia ki, bunu uydurmak, gerçekten olduğu gibi anlatmaktan daha zor, böyle bir şey yaşanmamış olsa bunu iddia etmek kimsenin aklına gelmez, o yüzden bu konuya tutunacağız, hakim bu konuda müvekkilin doğru söylediğini anlayacaktır..." dedi.

    bazı konularda gerçeküstü şeylere inanmak zor oluyor, ancak o gerçeküstü şeyler de gerçekten yaşandığı için var oluyorlar, tıpkı geçenlerde gündemde olan bir başlıkta, annesinin erkek olduğunu öğrenen bir insandan bahsedilirken birinin hatırlattığı bir poe alıntısı gibi: (bkz: #66851042)

    gerçek hayat, amerikan sit-com dizileri gibi değil, gerçek hayatta sizi kırmak isteyen biriyle sonradan kolaylıkla dost olmuyorsunuz, size kötü şeyler hatırlatan anılardan uzak durmaya çalışıyorsunuz, yine gerçek hayatta insanlar yaptıklarıyla, dedikleriyle sonradan yüzleşmek zorunda kalıyorlar, gerçek hayat sizi bunlardan korktuğunuz sürece bazı insanlardan mahrum bırakıyor.

    bizim sevgili dostum fuckle ile birbirimizden mahrum kalmayışımızın sırrı, birbirimizi hiçbir zaman kırmak istemeyişimizde saklı idi. beni gerçekten o kadar içten severdi ki, onun için zor bir konumda olmama rağmen gerçekten mutlu olmamı istediğini bilirdim, benim için inanılmaz can yakıcı olmasına rağmen onun yaptığı işlere gerçekten hayranlık duyar, kendisinin arkadaşım olmasını dilerdim.

    bizim dostluğumuzun gerçekleşebilmesi, gerçekleştikten sonra sürebilmesinin ihtimali one in a million idi. daha birkaç hafta önce kendisiyle insanların mutluluk kavramını fazlasıyla abarttığından, insanların aslında sosyal ağlarda sürekli gösterdikleri gibi mutlu olamayacağından, bir insanın gerçekten o anın bilincinde olarak mutluluğunun farkında olduğu anların göz kırpışı kadar kısa sürdüğünden ve bu anların da büyüdükçe, hayat sorumlulukları arttıkça seyreldiğinden bahsetmiştik. hatırladığımız mutluluk anıları genellikle çocukluğumuzdandı. bugün her türk gibi tuvalette düşünürken aslında ona anlatmadığım bir mutluluk anım daha olduğunu fark ettim. bornova'da küçücük kare bir balkonda, benimle farklı zamanlarda aynı yollardan geçen yaşıtım, güzel bir kadının karşısında saatlerce hiç susmadan sohbet ettiğim bir anı daha var, bilinçli mutluluk anlarımdan biri de o. neredeyse hiç susmadan güncel konulardan, korkularımdan, geçmişten, gelecekten, ortak zevklerimizden bahsettiğim, ortadaki konuların bizi yaralama ihtimali bile varken kırılacak bir şeyi dikkatle tutar gibi ustalıkla birbirimizi sevebildiğimizi fark ettiğim bir anı. resmen içtiğim biradan değil de, muhabbetin güzelliğinden ve mutluluktan sarhoş gibi hissettiğim, sonradan da bu anların devam etmesini çok içten dilediğim bir mutluluk anım daha var. bir daha kendisiyle o ilk andaki kadar dikkatli, saf ve kırılgan olmadık ve daha çok temeli büyük bir özenle atılmış bir dostluk kaldı, o an, bir daha asla elime geçmeyecek ve ben o anı asla unutmayacağım, sanırım o da bilincinde olduğum bir mutluluk anıydı.

    tam da bu yüzden, kendisi için zorken bile, kendisi için yorum yapmanın hassas olduğu her konuda bile her zaman beni desteklediği, birbirimizin farkında olmadığımızı sanarken bile beni her zaman incelikle, kırmadan, üzmeden, hırpalamadan sevdiği, benim onunla rekabet ettiğimi, hiçbir zaman ona ulaşamayacağımı sandığım zamanlarda bile beni kendinden daha öne koyduğu; en önemlisi de mutluluğumu her zaman içten istediği için yakında nikah şahitliğimi yapacak, çünkü bunu hak eden yegane insan da o. normal şartlar altında arkadaşım olduğunu iddia eden çoğu eski dostumun bile benim hayatımla, benim sevinçlerimle, kederlerimle ne kadar ilgisiz olduğunun her zaman farkındaydım, son bir yılımın iki kurtarıcısı varsa biri bu imkansız başlayan dostluğumun kahramanı, diğeri müstakbel eşim. ve işte, bu entry'nin başında değindiğim şeyler de bununla ilgili, kendisinin benim nikah şahidim olacak olması, bu evrenin bize sunduğu şimdiye kadarki en iyi plot twist. ki ikimiz de plot twist severiz, o bazen burda yaptığı film yorumlarında sevmediğini, daha doğrusu plot twist olayını önemsemediğini iddia ediyor ama incelikli kurgulanmış plot twistlerin hastasıyız, bence o da bunu bir daha düşünsün dslkj. hey gidinin fuckle'ı, seni ilk gördüğümde bugünlerin geleceğini bana söyleyen ilk kişiye ağız dolusu "hasiktir ordan!"ımı çekerdim, nerden nereye, bu dostluğun gerçekleşebileceğini ben de uyduramazdım, sen de uyduramazdın değil mi ya, en sevdiğim, iki kare var, birinde iki kadın birbirini merakla ve düşmanlık olduğunu sandıkları bir hisle incelerken on bir yıl sonrasında "ben selfie sevmiyorum, çekmeyelim..." dediğimde sarhoş olmamı bekleyip "hop, selfie, çekeceğiz, direnme senin de hoşuna gidecek!" diyor kadının diğeri, bu bir ayıptır.

    https://www.youtube.com/watch?v=rczn2-bgxqq