şükela:  tümü | bugün
  • japonlarin fujisan dedigi dag
  • (bkz: fujisan)
    (bkz: fujiyama)
  • japonya-tokyo'nun yaklaşık 80 km batısında yer alan, 3776 m yüksekliğinde, kraterinden kar eksik olmayan, yakınlarında küçük bir gölü bulunanan, faal olmayan, japonların fuji-kyu, çoğunlukla da kutsal saydıkları için -san saygı ifadesi ile birlikte fuji-san dedikleri volkanik kökenli dağ.
  • japonyanın en yüksek dağıdır. yüksekliği 3800 metre civarındadır sönmüş bir yanardağdır.
  • japonlarca kutsal sayilan volkan. kutsalligi nedeniyle japon kadinlarin 1867 yilina kadar dagin eteklerine dahi yaklasmalari yasak edilmistir.
  • matematikcileri kiskandiracak muhtesemlikte bir koni, tam tepesinde de yusyuvarlak bir krater. bir dag ancak bu kadar muhtesem olabilir. onu mukemmel olmaktan alikoyan tek sey ise kivrila kivrila zirvesine kadar cikan patika.
  • yakın bir zamana kadar kadın sporcuların tırmanmasının yasak olduğu dağ. ne var ki, kadınlar bu engeli de aşmayı başarmış.

    en güüüç engeliii hop der aşarız!
  • kucumsemis oldugum, ve boylece buyuk bir hata ederek ilk dagcilik deneyimimi yasadigim uluu dagdir. simdi arkadaslar hadi fujisana tirmanalim sabah gunesin dogusunu seyredelim deyince kiramadim kendilerini. hos neden illa gunesin dogusunu gormek istediklerini de anlamadim. zaten merak ediyordum, hem ne olacak herkes tirmaniyor kolaydir, japonlar her yere oldugu gibi kesin asfalt cekmislerdir zirveye de diye dusunuyordum. arkadaslarin dezenformasyonuyla 2-3 saatte de cikilabildigini ogrendik. hatta oyle laflar donmeye basladi ki japonyadaki 70-80 yasindaki nineler dedeler dahi cikiyorlarmis! daha once zirveye tirmanmadigimizdan bilmiyoruz tabii dedik bu is cocuk oyuncagi ozaman. saniyoruz ki yuruyuse cikicaz. tokyonun sicagindan bayilmis biri olarak eh gece biraz serin olur dedim ve onlem olarak yanima bir mont ayagima da her zaman kullandigim duz taban ayakkabilari aldim. otobusle gecenin bir vakti 2300 metre yuksekligindeki 5. istasyon olan kawaguchiko ya gittik. saat 10 a kadar burda bekledik. biliyoruz ki gunes sabah 4.30 da dogacak. tepeye 2 saatte cikip beklemeyelim di mi? haritaya bakarak yukseklikten hipotenus hesabi yaparak ne kadar surecegini falan da hesapladim. bu arada zirve 3776 metre. tahminlerimize uyuyor hersey. ben olayi o kadar hafife almisim ki yanima fener bile almamisim. karanligi gorunce hafif killanip buradan kazik fiyata bir fener aldim. iyi ki de almisim. saat 10da tirmanisa gecildi, pek neseliyiz hepimiz. hatta dalga geciyoruz hoho cok kolaymis diye. sonra efendim teker teker istasyonlar cikmaya basladi karsimiza. ilk istasyonda sorduk kac saat zirve, adam 5 saat deyince yan bastigimizi anladik. bisey degil utanmaz caponlar yola asfalt da cekmemisler. kimi yerler kum ve volkanik tas karisimi, ayaga dolanan cinsten. karanlikta nereye bastiginizda gozukmuyor, dikkatli cikmak lazim. ilk basta idealist olan genc arkadaslar basladilar gaza basmaya bir an once bitse de gitsek seklinde. ayaklarina da almislar botlari, vay uyaniklar hic soyluyolar mi bak. neyse ben anladim bu isin bu kadar kolay olmayacagini aheste aheste cikiyorum, ayakkabilar da kabak zaten. arasira bir ruzgar cikiyor adami yerinden ucuracak gibi. bazi yerler kayalik gorevimiz tehlikedeki tom cruise gibi tirmanmak lazim. ben basladim icimden sovmeye, ulan hangi dede cikiyomus buraya, hani ulan asfalt diye. bir yandan da yusuf yusufuz tabi, karanlikta fener olmasa kaybolmak, kayip dusmek isten degil. ruzgar, yagmur ve azalan oksijenin etkisiyle iyice yamuldu herkes. bisey degil cikiyoruz cikiyoruz, daha 150 metre olmus. cik cik bitmiyor kardesim. mola yerlerinde muhendis kimligimizle gozlemler yapmaktan da geri durmuyoruz, cantadaki paketler falan yukari ciktikca sisiyor mesela. nefes nefese kalp carpintilari icinde yoldakileri sollayarak pesimizden kovalayan varmis gibi cikiyoruz. bu japonlar 100 metre de bir dinlenme yerleri koymus. ama isin ilginc yani buraya girip dinlenmek icin 1000 yen* gibi bir para vermek gerekli. biz cimrilikten para vermiyoruz ve sogukta bekliyoruz. dolayisiyla surekli hareket etmek en mantiklisi. gunesin dogma saati iyice yaklasiyor ve biz hala cikiyoruz. artik 1 saat 45 dakika kala son bir umutla ne kadar kaldigina bakiyoruz. 350 metre kalmis. son bir azimle zirveye cikmayi basariyoruz.*. yorgunluktan ve soguktan bitap dusmus bir haldeyiz. bakiyoruz zirveye e bu muymus edasiyla. etrafta yemek satan yerler, tuvalet, postahane falan var. evet herhalde dunyanin zirvedeki tek postahanesi fujisandadir. neyse gunesin dogusunu falan yakaliyoruz kil payi, ellerde donma belirtisi olan aci var *. kimigayo esliginde zirvede gunesi doguruyoruz. daha sonra inis basliyor. iniste egim az ve yer kum gibi, batiyorsunuz. her tarafta taslar var. 10 metre onumden koca bir tas yuvarlanarak asagiya dusuyor. fotograf cekmek icin durmasaydim, belki benim kelleyi goturecekti. iste tam bu noktada dagciligin ne kadar zor ve riskli birsey oldugunu anliyorum. siz ne kadar dikkat de etseniz hic beklenmedik bir anda bir tas sizi bulabilir. bidaha tirmanirsam ne olayim diyerek tirsa tirsa asagiya iniyorum. artik bileklerde bacaklarda derman kalmamis durumda. yolda dag kecisi lakabini taktigimiz bir amca surekli bize avans verip verip geciyor. isin piri. daha sonra ogreniyoruz ki adam 71 yasindaymis. en azindan dedelerin daga ciktigini konfirme etmis oluyoruz. fakat adam bizden daha genc yahu. yine iniste ogrendigimiz bir baska olaysa, burada fuji maratonu yapiliyormus. millet 2 saatten kisa surede zirveye cikabiliyormus. arkadaslara icimden kufrediyorum ben tabi bu arada, ilk basta ogrendikleri bilgilerden dolayi. sonunda 4 saatte dinlene dinlene iniyoruz. fuji daginin tepesinde gunesin dogusunu izlemek yeni bir hayata basliyacaginiz anlamina gelirmis. evet ben izledim ve yepyeni bir hayata basliyorum. bas, sirt, diz ve bilek agrisi dolu bir hayata.
  • japoncada f olmadığından "uji" olarak okunan heybetli dağ.
  • japonca'da fu hecesi yuzyillardir bulundugundan fujisan olarak okunan patlayabilen volkan.