şükela:  tümü | bugün
  • mülakatına girdiğim burstur. bundan sonra mülakata girecek arkadaşlara yardımcı olması için mülakat hakkındaki düşüncelerimi yazmak istedim. öncelikle ben mühendislik programı öğrencisiyim ve doktora bursuna başvurdum. mülakat ekibi 5 kişi idi. bir tanesi amerikan konsolosluğundan görevli, 3 tanesi benim bölümümden profesörler ve 1 tanesi de fulbright türkiye ofisinden bir görevli. mülakat tamamen ingilizce geçiyor. mülakat 15 dakika sürüyor. biraz resmi giyinmenizde fayda var, fakat takım elbise giymenin gerekli olduğunu düşünmüyorum. soru tiplerini 3'e ayırabiliriz:

    ilk olarak, şu anda hangi konularla ilgilendiğin, kendi alanının dışında hangi konulara ilgili olduğun gibi sorular soruluyor. hangi research alanında ilerlemek istediğin, iyi bir researcher olup olamayacağın ile ilgili sorular soruluyor diyebilirim. bu soruları mülakat ekibindeki 3 tane hoca soruyor.

    ikinci olarak neden fulbright bursunu almak istediğin, türkiyeyi amerikada nasıl temsil edeceğin ile ilgili sorular soruluyor. amerikada araştırma ortamına nasıl faydalı olacağın ile ilgili sorular da soruluyor. ayrıca türkiyedeki güncel olaylarla ilgili düşüncelerini de isteyebilirler. bu soruları genelde konsolosluk görevlisi soruyor. akıcı bir ingilizce ile konuşmak mülakat için faydalı olacaktır.

    son olarak da doktoranı neden amerikada yapmak istediğin, döndüğünde türkiyeye ne gibi hizmetlerin olabilir gibisinden sorular soruluyor. bu kısmın da konsolosluk görevlisinin kontrolünde geçtiğini söyleyebilirim. mülakata gitmeden önce bu konulara biraz hazırlanmak faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

    yardımcı olabildiysem ne mutlu.
  • tanıtımlarında en çok "burs vereceğimiz öğrencilerin seçiminde, onların bu program sonunda ülkesi için nasıl bir katkı sağlayacağı hususunu da göz önünde bulunduruyoruz" sözünün insanı gerdiği burs programı.

    hukuk öğrencileri açısından, kamu hukuku alanında y.lisans yapanlar bakımından daha kolay cevaplanır (eööhmm uluslararası alanda iç savaşlar üzerine yazıyorum. özellikle ülkemizin bulunduğu coğrafya bakımından hebele hübele...), ancak özel hukuk- özellikle ticaret hukuku alanında y.lisans-doktora yapmak isteyeni kasar böyle sorular. insanın bir an sinirlenip, "dönüp paranın amına koyucaz hacı" diye cevaplayası geliyor.
  • fulbright bursları amerikan ve türk hükümetinin ortak para akıttığı bir havuzdan verilerek amerika'da yüksek lisans-doktora imkanı sağlar. hükümet kaynaklı bir burs olduğu için prestijlidir. her ne kadar amerika'ya gidiş için iyi bir destek olsa da* sizi amerikanın en iyi üniversitelerine göndermek için her şeyi karşılamaya yetecek bir burs değildir. o kadar çalışır hayvan gibi mezuniyet ortalaması ve toefl gre skorları elde edersiniz ama yine de yıllık 40000 50000 dolar tuition masrafı olan okulların kapısının önünden geçemezsiniz fulbrightlıyım diye**. bu nedenle okul tercihlerini yaparken çok yükseklerden uçamazsınız. bu durumda bile gittiğiniz eyalete göre aylık olarak verilecek olan para sizi krallar gibi yaşatacak bir meblağ değildir ve burs doktora-yüksek lisans farkı gözetmeksizin 2 yıl süreyle verilebilmektedir.

    iki hükümetin ortak çabasıyla insanların iyi bir eğitim alabilmesini sağlamak kulağa hoş gelir. ama bu denklemde de düdüklenen ülke türkiye olmaktadır. çünkü iki kaynaktan para gelmekte fakat bu paranın tamamına yakını * amerikaya gitmektedir. burs gidiş dönüş uçak biletinizi karşılayacaktır* ama türk hava yollarından almayacaksınız bileti. ancak delta airlines gibi amerikan bir hava yolundan alırsanız bursunuz dahilinde alınabilir biletiniz. onun dışındaki paranın çoğu zaten okul tarafından eğitim ücreti* olarak alınacaktır kalan kısım da sizin orada yaşamanız için gerekli masrafları teşkil edecektir. bu açıdan bakınca nasıl düdüklendiğimiz açıklık kazanır sanırım.

    ama bunlar fulbright bursunun amerikada yüksek lisans için iyi bir imkan olduğu gerçeğini değiştirmez ve amerikada bu bursun limiti dahilinde olup da türkiyedeki benzer bir yüksek-doktora programlarından daha çok şey bulabileceğiniz bir çok okul vardır. sonuçta nature'daki science'daki makalelerin tamamı harvard stanford yale çıkışlı değildir. önemli olan gittiğiniz yerde sizin çalışma kapasiteniz ve azminizdir. bu bilgiler ışığında alınan burs afiyetle yenmeli ama herşeyin pespembe olmadığının da farkında olunmalıdır.
  • 2010-2011 akademik yılı burs başvuru sonuçlarının ilk aşaması olan mülakat listesi http://www.fulbright.org.tr/mulakat.pdf adresinde yayımlanmıştır. mülakata girmek için gerekli olan mülakat bilgi formuna ise www.fulbright.org.tr/mulakat_form.doc adresinden ulaşılabilir.

    gün itibariyle, beni, reddederek oldukça üzmüş bir burs fonu olmuştur. o listede adımı göremeyince bozuldum baya. iyi başvuru verdiğimi düşünüyordum. birden listedeki bütün isimler bana nanik yapmaya başladı gibi geldi valla.

    değerlendirme kriterini pek anlayamadım doğruyu söylemek gerekirse. reddi yiyince bok atan asi genç portresi çizmek de varmış kaderde. beni kaybettiniz oğlum, kaybettiniz beni. pişman olacaksınız lan, bir gün size inat amerikan başkanı olacağım, hepinize basçam kırbacı, basçam kırbacı.

    mavi ekran...
  • iyi bir amac ugruna tamamen yanlis bir sekilde verilen burs.
    aslinda bursun vaad ettigi seyler cok guzel, bir okula girdiginiz takdirde iki yil icinde 55,000$ lik bir meblag dan size ne kadar gerekiyorsa okulla kararlastirilip emrinize amade edilir. eger amerikada master yapmak gibi bir amaci varsa turk gencinin, bu burs en basarili ogrencilerin bile cogu zaman yuzde 15 burs alabildigi amerikan okullarinin master programlarinda okumak icin bulunmaz bir firsattir.
    fakat kazin ayagi pek de oyle degildir aslinda.
    siz akademisyen olmak istiyorsunuzdur ve amerikada master yapmak umrunuzda degildir. onun yerine amerika'da doktora hatta mumkunse bir tane de post-doc yapmak ve pasa pasa yayinlarinizi kolunuzun altina kistirip turkiyeye oyle donmek istiyorsunuzdur. cunku turkiye'ye dondugunuz an itibariyle alelade bir anadolu universitesinde doktorasini almis insandan yok'un kriterine gore hicbir farkiniz olmayacaktir ve yillarca bosu bosuna memleket hasreti cekmissinizdir. aslinda burada kalip yillarca yalniz basiniza lablerde sabahlamadan da doktora yapabilirmiszinizdir. hic degilse elinizde docent olacak kadar yayinla geri donmek istersiniz.

    ve fulbright bursu, dunya gorusu bir iki meridyen otesiyle sinirli olan birilerine gore cok ulvi olan nedenlerden oturu size bu imkani tanimaz.
    amerikan okullarinin pek cogunda default olarak ogrenciye verilen bursa aslinda pek bir katki saglamadan 55,000$ "alirsiniz". aslinda 5 senelik doktora egitimi icin verilen bu meblag (ki kendisi ancak ust sinir teskil eder) 2 senelik master egitimi icin verilenle aynidir.

    peki fulbright in sarti nedir? en buyuk sarti j1 vizesiyle gitmek zorunda olmanizdir (ki bu vize genel olarak cultural exchange durumlarinda verilen bir vizedir ve mantiken bununla gitmeniz gereklidir zaten). bunun amaci sizi okulunuz biter bitmez turkiye'ye dondurmek ve muhtemelen akademisyenliginiz boyunca buralarda takildiginizdan emin olmak demektir. taraflarin rizasiyla esnetilebilen ve kisinin kendi gelisimine daha faydali bir yol izlemesine olanak tanimasi saglanabilen bu j1 vizesi kesinlikle fulbright tarafindan degistirilmez, donmek zorundasinizdir. dilerseniz 1 yili gecmeyecek bir sure daha abd de takilabilirsiniz...kendi paranizla. cunku calisamazsiniz. amac elbette ki beyin gocunu engellemektir degil mi?

    netice itibariyle eger gozu bogazici'nden, odtu'den otesini goren bir insansaniz ya pasa pasa reddeder cekilirsiniz bursunuzdan, ya da hayallerinizin bir kismini cebinizin diplerine dogru sikistirir, 5 sene sonrasini kafanizda hesaplayarak okul biter bitmez geri donup alelade bir universitede kalifiye eleman olarak 3 kurusa calismak isteyeceginize kendinizi inandirip pasa pasa alirsiniz bursunuzu. "2 yil turkiye'de kaldiktan sonra giderim canim tekrar, ne var ki" demeyin yalniz, beni de guldurmeyin.
  • ve sonuçlar açıklandı. şimdi kedi uzanamadığı ciğere pis der diye düşünebilirsiniz, fakat mülakat sonuçlarının şaibeli olduğu kanaatindeyim ben yine de. not ortalaması 4'e yakın, öğrencilik döneminde dahi pekçok yerde yazıları yayınlanmış, yüksek lisansını tam bursla tamamlamış, ilgilendiği alanla ilgili son 5-6 yıldır katılmadığı faaliyet kalmamış, ve halihazırda iki amerikan üniversitesi tarafından doktora tarafından kabul edilmiş fakat parası olmadığı için hakkı yanmış bir öğrenciyim. bunun yanında mülakatımın da çok iyi geçtiğini düşünüyorum ki mülakat sırasında komisyon üyelerinin övgüleriyle de karşılaştım bu işlerle ilgili olarak. ve fakat 2. defadır başvurduğum (ilkinde mülakat aşamasına çağrılmamıştım) komisyon tarafından yine kabul edilmedim. tek merak ettiğim şey, burs verdikleri insanların ne özelliklere sahip olduğu. bunu samimi olarak merak ediyorum. en azından, ha tamam eksiklik bendeymiş diyip otururum. ama durum böyle olunca, 1 ay sonra açıklanan mülakat sonuçlarının çok da adil ve objektif olduğunu düşünmüyorum.
  • almaya hak kazandığım burstur. yani tabii daha okul kabulu almam gerekiyorr; ancak en azından türkiye'deki komisyondan geçmeyi başardım. bu süreçteki mülakatta da burada yazılanlardan çok farklı bir mülakatla karşılaştığımdan gelecek nesillere yardımcı olabilmek için bu entryyi yazma gereği duydum. belki aynı tarzda bir mülakat size de denk gelebilir.

    ben siyaset bilimi alanından siyaset sosyolojisi yüksek lisans programına başvurdum. yani mülakatım büyük ihtimal sosyal bilimler mülakatlarının yapıldığı bir günde oldu. mülakat öncesi duyduğum genel soru tipleri hep "gelecekte ne yapacaksın?", "neden amerika?", "türkiye'yi nasıl tanıtırdın?", "neden bu alan, ne katacak?" sorularıydı. ancak benim mülakatım bu sorulardan sadece "neden bu alan?" sorusunu içerdi. yaklaşık 20-25 dakika süren mülakatımın sadece son iki dakikasında formda yazdığım okulu neden yazdığım soruldu, onun dışında tamamen alanım üzerinden beni sıkıştırmaya yönelik sorular geldi. benim fikirlerime karşı çıkan, alanımda örnekler vermemin istendiği, konuları birbirleriyle bağlamamı gerektiren, kısacası oldukça analitik düşünme yeteneğini ölçmeye yönelik sorular soruldu. bu noktada yirmi dakika boyunca tüm sorulara çok iyi cevaplar verebildiğimi de düşünmüyorum; ancak bildiğim kadarıyla oradaki görevliler de sizin alanınızda uzmanlaşmış olmadığından soruların doğru-yanlışlığından çok konu hakkındaki düşünme yeteneğinizi ve çalışmak istediğinz konu hakkında gerçekten ilginiz olup olmadığını ölçüyorlar gibi geldi.

    bunun yanında sorulan soruları açıklarken amerika'daki, özellikle gitmeyi düşündüğünüz okullardaki akademisyenlerin fikirlerinden örnekler verirseniz etkileme şansınızın artacağını da düşünüyorum, ben yaptığımda yüzlerindeki ifade en azından bende bu izlenimi oluşturdu.

    yani kısacası amerika tercihimi ve gelecek planlarımı sormak yerine tamamen alan üzerine hakimiyetin test edildiği bir mülakata girdim. dolayısıyla mülakata girmeden önce kendi alanınızda kapsamlı bir araştırma yapmanız sizin çok yararınıza olabilir.

    edit: mülakat öncesi başvuru aşamasına dair pek bir şey yazmadım zira o aşamada yazmanız gereken iki mektubun da neleri içermesi gerektiği detaylı bir şekilde belirtilmiş zaten.
  • amerika birlesik devletleri'nde, basvurdugunuz alana gore, lisansustu egitimde yuklu miktarda burs saglayan program. 2018-2019 donemi yuksek lisans bursu icin basvurdugum, mulakatlarina cagrildigim ve cok buyuk olasilikla bana bursu vermeyecek olan program. zira kabul ettiklerine 6 eylulde mail yollamislar, kabul etmediklerine de keyiflerine gore bir zamanda hayatta basarilar minvalli bir mail atarlar diye dusunuyorum. basvuru surecine gelirsek surec iki asamali oluyor. ılk asamada fulbright embark adli bir sistem uzerinden yiginla soru yanitlaniyor, cv, statement of purpose ve hocalarinizdan alacaginiz 3 tane referans mektubu (mektuplar kargo ile de yollanabiliyor) yukleniyor. bu surec bu yil 15 nisanda sona erdi ve mulakat icin haziranin ilk haftasi cagrilar yapildi. mulakati kendi belirledikleri zamanda ankara ofisinde yapiyorlar, bana cagri maili geldikten 8 gun sonra mulakatim yapildi, bu konuda hic de esnek degiller ek mulakat gunu olmuyor ve gitmezseniz de eleniyorsunuz. mulakatin ertesi gunu bitirme sinavim oldugu halde bu sonla karsilasmamak adina ankara'ya gitmek mecburiyetinde kalmistim. ancak basarili kimselere firsat yaratan bir olusumun boylesi bir sacmaliga kapi aralama gerekcesini de anlayabilmis degilim. ben hukuk bolumunden basvurdugum icin mulakati iki tane hukuk akademisyeni yapti, bir de programin ya da amerikan elciliginin bir gorevlisi odada bulunuyordu ancak hic soru sormadi ha bire not aldi. akademisyenlerden biri ece goztepe, kendisi onceki yillarda da mulakatlara girermis, digeri ise ozan ergul idi. mulakata gitmeden once ilk asamada doldurdugunuz formlarin daha kisa iki sayfalik halini dolduruyorsunuz ve o gun bu kimselere veriyorsunuz, onlar da sizi odaya almadan 10 dakika once bunu inceleyip soru soruyorlar benim gozlemime gore. benim calismak istedigim alan ozel hukuktan bir alandi ve buna yonelik sorular bekliyordum. ancak iki anayasa hukukcusu boyle bir sey yapmadi. ece goztepe dereceye girmis ve yayimlanacak bir makalem uzerinden son derece basit sorular sordu, ozan ergul ise ayni konunun amerikan anayasa hukuku ile alakali kismi ile ilgili soru sordu. kisa vadede ne yapmak istedigim hangi alanda calismak istedigim sorulan sorulardandi. acik ve net yanitladigim sorularin akabinde amerikan universitelerinden birinden kabul aldigimi, cuzi miktarda burs aldigimi da ekleyerek yalnizca bursa ihtiyac duydugumu belirttim. ancak mulakattan 5 gun once doldurup yolladigim ve mulakat gunun de yolladigim form yalap salap okunmus olmali ki ilk kez orada bahsetmisim gibi bir tepki verildi. bunun akabinde ece goztepe baska burslara da basvurman iyi olur filan dedi. 15 dakikaya yakin suren mulakatin ozeti buydu. mulakat ıngilizce yuruyor ancak iki akademisyenin de ıngilizcesi sakir sakir bir ıngilizce degildi, dolayisi ile mulakatta ıngilizce konusma becerinizi olcmedikleri kanaatindeyim. turkiye'nin en iyi hukuk fakultelerinden birinden derece ile mezun oldum, alaninda en iyilerden olan bir amerikan universitesinden kabulum var, lisans ogrenimim boyunca nitelikli makaleler yazmis ve saygin kurumlardan makalemle derece almis ve ayrica cift anadal yapmis birisiyim. bu bursu hangi ozelliktekilere veriyorlar derlerse yanit veremem ama alaninda son derece basarili, yakin ve orta vadede ne yapacagini bilen ve buna gore adimlar atmis kendinden emin kimselere , dogrudan bu ozelliklerinden oturu ve hukuk alaninda, vermiyorlar bunu net bir sekilde ifade edebilirim.
  • ya kardesim neden amerika neden sen sorusuna dogru duzgun inandirici cevap ver, al bursu op basina koy. yoksa cevirmenlik yaptim, asistan oldum, madalya aldim bunlar kimsenin umrunda degil haberin olsun. o mulakata girerken genelde dort kisilik kurul oluyor, ordaki turkler kanaatimce figuran. orada amerika'nin bir egitim atesisine denk gelebilecek unvanda bir amerikali bulunuyor(du benim mulakatimda). benim mulakatta profesor teyzelerden birinin telefonu caldi (titresimden ama) balkona cikti konustu, ben anladim ki bu is amcanin ustunde. direk dik durus, keskin bakislar, adama oynamalar.
    belki de degil ama girmeden once bir strateji ariyordum, herkes kem kum ediyordu. bir de sakin benim basvuru antropoloji alaninda, simdi amerika ve turkiye'nin butun antropoloji uzmanlarini getirmislerdir, girmeden iki kitaba bakayim diyenler zahmet etmeyin. gunlere ayirip sosyal bilimler falan diye bolusuyorlar, senin basvurdugun alandan hic kimsenin olmamasi buyuk ihtimal, sadece onerini duzgun bir sekilde sun, amerika'ya gitmeye gercekten ihtiyacin oldugunu belirten bir calismaya tutun, gerisi olur. ıngilizcen yoksa bile dil kursuna gonderdikleri de oluyor.
    bursun ne kadar prestijli oldugunu, nasil buyuk bir aga yayildigini amerika'ya gelince anlarsin. zaten bos beles gelen adam orani yuzde onlarda, onlari da her sene yapilan oryantasyon toplantilarinda tanirsin, ama kadro genelde saglam.
    ınsanin hayatini tepe taplak degistiriverir, umarim basiniza gelir!

    not: tabii bu anlattiklarim yetmez, ozelden de seksen tane mesaj atin. ben basvurmayi dusunuyorum ama nasil olur bilmem ki? acaba alirlar mi, toefl'dan su puani aldim sence sansim ne olur? ben su gun mulakata girecegim sence bunu mu yapsam, sunu mu giysem? yakinda fulbright danismanlik ofisi acsam yeridir ha, valla bir entry girdim hayatim degisti tadinda isler.
  • önelemeden geçtikten sonra "neden fulbright?" "neden amerika?" sorularına sıkı cevaplar verilmesi gereken komisyon. ama bütün soruların altında yatan sinsi soru "sen 25 bin dolarlık adam mısın?" dır, cevapları ona göre ayarlamak gerekir.