şükela:  tümü | bugün
  • bağımlılık yapan ve üst düzey bir haz duygusu yaşatan, konu bakımından inanılmaz tutarlı olan, tanrı felsefesi ile yoğrulmuş simya ile doğurulmuş, bölümleri su gibi akıp giden animedir.

    gerçekten her bölüm su misali akıp gidiyor yahu. yaklaşık ortalama 20 dakikalık bölümler halinde sunulmuş olmasına karşın sanki 5 dakikalık bir animeymiş gibi izlettiriyor kendini. 63 bölüm ne ara bitti anlamadım.

    sabaha kadar anime dedik; yaklaşık bir haftadır gece başlayıp sabaha kadar izleyip bitirdiğim ve bende iz bırakan ayrıca muhakkak önereceğim bir sanat eseri olmuş.

    eşit takas ilkesi nice geyiklerin odak noktası kimi zamansa çıkış noktası olmuştur. izleyin, izlettirin.
  • acı çekmeden alınan ders anlamsızdır. çünkü karşılığında başka bir şey vermeden bir şey kazanılamaz. ama acıya dayanıp üstesinden geldiğinde herkesten daha güçlü bir kalbe sahip olursun. metal bir kalbe!
    -edward elric
  • animelere karşı her zaman ön yargılıydım. kadınların mıymıy konuşmaları, ekranı dörde bölüp yüz ifadelerini göstermeleri felan beni hep triggerlardı. bunları bilen anime fanı bir arkadaşım önerisi ile başladım ve bitirmem iki günümü aldı. bu kadar güzel bir kurgulu, bu kadar güzel hikayeli bir şey izlemeyeli yıllar olmuştu. bittikten sonra bu tarz şeyler arasam da bulamadım. sanırım hayatım boyunca izlediğim ( çocukken izlediklerim hariç ) ilk ve tek anime olarak kalacak.
  • mükemmel bir anime. kurgusu çok güzel, müzikleri çok daha güzel. bağımlılık yapıyor, ağlatıyor, güldürüyor.

    aslında ağır dram ama aynı zamanda komik de. felsefesi çok derin bence. ruh ve gerçeklik kavramları üzerinde düşünmeye sevk ediyor insanı. simya biraz da olsa ilginizi çekiyorsa bayıla bayıla izlersiniz zaten; felsefe taşı, homonculus, ouroboros gibi olgular fazlaca yer alıyor.

    ezoterizm - okultizm meraklısıysanız hemen açın izleyin, o kadar diyorum.

    fantastik - bilim kurgu gibi görünse de çok daha fazlası olduğunu düşünüyorum ben.

    not: bazı sahnelerde gaza gelip ''izlediğim en güzel şey sensin!'' şeklinde söyleniyorum, ve bir şeyleri kolay beğenen biri de değilimdir.

    not 2: müzikleri şahane. trisha's lullaby ile bu entry'i sonlandırıyorum.
  • yakın zamanda ikinci kez bitirdiğim anime.*
    ilk izlememden bu yana evlendim , iş güç sahibi oldum , dünyalar tatlısı bir kızım oldu. nasıl entrysini girmemişim şaşırdım kendime.
    ilk seferde de hastasıydım bu serinin ama bu sefer çok sarstı dostlar. baba olduktan aile olduktan sonra çok çok farklı duygularla izledim animeyi.
    van hoenheim reisin tepkileri az ağlatmadı mesela
    --- spoiler ---

    tüm ailenin olduğu tek fotoğrafta göz pınarlarının taşması olayı veya trisha anamızın kabri başındaki konuşması... aah ah.
    --- spoiler ---
    baba olduktan sonra ağzıma eden olaylardan biri de
    --- spoiler ---

    tucker denen orospu evladının ninacığımıza ve köpeğine yaptığı canilik
    --- spoiler ---
    30 yaşında adam olarak ağladığım yerleri bu şekilde özet geçersek anime ilk seriye göre olay örgüsüyle olsun müzikleriyle hele hele finaliyle olsun muhteşem.
    zamanında anime izliyoruz diye bize kızan anneme de başlatmıştı kardeşim. 3 4 günde bitirmiş annem. o da malum 2 erkek anası olduğundan farklı bir açıdan izliyor haliyle. yorumu ise o zaman çok güldürmüştü "yavrum 2 tane çocuk küçük yaşta öksüz kaldılar, analarına kavuşcaz diye başlarına gelmeyen kalmadı" gibi bişeydi.
    neyse sonuç olarak çok güzel bir animedir. açılış şarkıları mükemmeldir. rain (5.) period (4.)
    soundtrackları da ayrı güzeldir.akira senju . etinden sütünden her şeyinden ayrı tat alacağınız bir anime. şiddetle önerilir.
  • anime uzunlugunda ideali 24-30 bolum olarak gordugum icin, 64 bolumunden gozum korkup izlemedigim animeydi. halt etmisim.

    her seyin baslangici olan transmutasyon sahnesini gordukten sonra fikrim degisti ve seriyi cabucak bitirince keske bir 64 daha olsa dedim. her anime boyle iyi yazilmis olsun, animasyonu ve arka planlari cillop gibi, muzikleri iyi olsun, karakterleri akli basinda, uc boyutlu olsun, yan karakterler dahil, tematik olarak alti dolu olsun, derinligi olsun, irktan, soykirimdan, militarizmden bu kadar rahatlikla soz edebilsin, din ustune, bilim ustune, bilgiyi aramak, gercegi bulmanin bedeli ustune bir seyler soylesin, insanlik nedir sorgulasin...

    kabala sembolizmi gorsel anlatimi zenginlestirmek icin cok iyi kullanilmistir ayrica. karakterlerin vucutlarinin hangi kisimlarini kaybettikleri, nerelerinden yaralandiklari, dovmelerinin nerede oldugu, simya kullanirken hangi elin-kolun dahil edildigi, bu noktalarin kisiliklerinde ve olay orgusunde nasil yanki buldugu dikkat cekicidir. ed'in gercekle bulusmalarinda onunde durdugu kapisinin ustunde kabalistik hayat agacinin bir versiyonu bulunur ki konuyu az cok kilitleyen bu hayat agacidir. al'in ve roy'un kapilarinda da onlarin bilgilerine gore farkli semalar bulunur. cucenin kapisinin ustu ise bostur.

    son olarak, mustang, bu dunyada senin gibi bir adam varsa bile ki yoktur, malesef ben bir hawkeye degilim. ama varsan bul beni :(
  • animelerden pek hazetmeyip fakt death note gibi anlatacağını bir çırpıda anlatan yüzlerce bölüme yaymayan animeleri izlemeyi sevenler için mükemmel.
  • --- spoiler ---

    an alchemist’s distress adlı dördüncü bölümündeki chimera olayını dünyanın neresinde olursa olsun senaryo olarak kabul ettirmek büyük iştir. rahatsız edicilik konusunda ötesine geçmek zor.

    --- spoiler ---
  • ağır, ayrıntılı,
    yetişkinleri doyurur üstüne sorgulatır,
    hayran bırakır,
    tek oturuşta izlenirse üçüncü gözü açar
    aydınlık gelir
  • yanlış hatırlamıyorsam edward'a fullmetal lakabını king bradley* dalga geçmek için vermişti. tamamen metalle kaplı anlamında. bundan dolayı herkes al'ı görünce "aaa demek bu yüzden fullmetal diyorlarmış." diyerek al'ı fullmetal sanıyorlar. edward da buna sinir oluyor tabi. çok güzel şaka.