şükela:  tümü | bugün
  • tanıştığımızın ikinci günü yemekte portakal aldığımı görüp bana bıçak getiren kız. masasında duran kitabı merakla karıştırdığımı görüp "eşim okuyor, bitirsin, sana veririm" diyen kız. hep öyle kalacak aklımda. bir de güzel çantası vardı, şu benim sevdiğim çokgözlülerden, gelip geçerken görüp beğenmiş, ama bir türlü fırsat bulup söyleyememiştim. keşke söyleseymişim.
  • yasamda iz birakanlardan, cevresine bir seyler katmislardan; gercekten yasamislardan...
  • deniz'in annesi, buket'in ablası, ali'nin eşi, füsun'un kızı. hepimizin canıydı ve öyle kalacak... özledik bile.
  • 1985 yilinda bana yemyeşil bir elma vermesiyle tanistigimiz, yillar icinde mükemmel ötesi dost oldugumuz, gercek dostum diyebilecegim bir kac sahistan biri belki birincisi. sensiz bu dunya eskisi gibi olmuyor...
  • çok keyifli bir aşkın malesef erken giden kahramanı. başta deniz ve sevgili ali olmak üzere kimse için yeri kolay dolmayacak...
  • yıllar önce bülent özveren'in sunduğu bir yarışmada yarışan kızın adı. aklımda kaldığı kadarıyla füsun ve ahmet isimlerinin ilk ve son hecelerinden türemiş bir isimdi.
  • her sabah buzdolabının üzerindeki resmi vasıtası ile gülümsememi sağlayan arkadaş ötesi. yanakları sıkılasıca..
  • füsun'un fü'sü ahmet'in met'i. 2,5 yil oluyor, hala alisamadim, her sabah arayasim geliyor.

    (bkz: ali abhary)

    (bkz: füsun anıt)
  • universitede alt sınıftan bir kac ders kalması sebebiyle, bir sekilde sıralarda yanyana oturmak sansına erismis oldugum, gozlerinin ici her daim pırıl insan! can-ciger olamadık belki ama o, o kadar icine islerdi ki insanın...

    yazı yazarken kaleminden dokulen harflere hayran bakakaldıgım zamanları anımsıyorum en cok. dostlugundan mahrum kaldıgıma hayıflanırken, uzun bir donemden sonra kendime gelip arayayim- bulayım diyene kadar, karsılasmamızı bir kez daha ertelemek zorunda kaldıgım, yoklugu benim kadar uzak birinin bile icini titreten fumet...