şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: the funeral)
  • norveçli, ultra slow doom/death metal grubu.
  • http://www.tragedies.cjb.net/ official siteleride budur.
  • theatre of tragedynin kardeşi diyebiliriz.
  • ayrıca solisti için (bkz: tahrik eden sesler)
  • dinlendirici bir doom metal grubu. aynı zamanda yavaş ve hüzünlü. parça başlarındaki klasik gitar pasajları da ayrıca hoştur. vokalinin sesi de pek güzeldir. dinlenilesi bir grup.
  • (bkz: dark funeral)
  • 2002 yılında in fields of pestilent grief adli bir albüm cikarmis olan grup.
  • bascisi intihar etmis, norveçli doom/death grubu.
  • "kanada canlanıyor. ülkenin bryan adams ve celine dion sayesinde (belki biraz da south park aracılığıyla) elde ettigi kötü ünü yavaş yavaş unutmaya baslayabiliriz. 5 kişilik bir "aile" olan kanadali the arcade fire 2004'ün en heyecan verici yeni grubu. şarkıları besteleyen ikili win butler ve régine chassagne (ki kendileri ayni zamanda karı-koca oluyor) grupta daha ön planda gözükseler de, the arcade fire'ın -müzikal açıdan olmasa da- teatral açıdan hemşehrileri godspeed you black emperor ile mukayese edilmesine sebep olan asıl şey, pek çok enstrümanı ustaca kullanmaları ve (izlemedik ama öyle olduğunu duyduk) konserlerde harikalar yaratmaları.

    grubun ilk albümü olan "funeral" üstün bir müzikal dile, fazlasıyla gerçekçi sözlere ve şahane bir atmosfere sahip. grup üyelerinden üçü, albüm kayıtlari sırasında aile yakınlarını kaybetmiş ve the arcade fire gerçekten zor bir dönem geçirmiş. bu, haliyle müziklerine de yansımış: evet, karamsar bir albüm "funeral"; bu zaten adindan* da anlaşılıyor, fakat ölümcül bir karamsarlık değil bu. en karamsar anlarında bile insanın içine umut aşılamayı başarıyor "funeral"; bu da albümü daha da güçlü kılıyor. müziklerindeki insana huzur veren "tatlı" karamsarlık biraz tindersticks'i, biraz belle and sebastian'ı ve biraz da ilginç bir şekilde the who'yu andırıyor. bir indie-rock operası olmalı "funeral", eğer böyle bir şey varsa.

    açılıştaki neighborhood 1 -tunnels'ın başlamasıyla kendinizi bir tünele girmiş gibi hissetmeniz mümkün. loş bir şekilde ışıklandırılmış bir tünel bu, her tarafında solist win butler'ın gerçekleştiremediği hayalleri bulunan. annesiyle babasının kavgasına şahit olup hayal kırıklığına uğradıktan sonra evi terkediyor ve sevgilisinin kollarına koşuyor; sevgilisi onu teselli edebilecek tek insan çünkü. burada sorulması gereken soru şu: peki ya sevgilisi onu hayal kırıklığına ugrattıktan sonra ne olacak? o zaman kollarina koşacağı bir insan bulabilecek mi? kemanı gitar gibi kullanan naif bir punk şarkısı olan neighborhood 2 -laika ilk dönem modest mouse parçalarına şaşırtıcı derecede benziyor. une année sans lumiere tam bir gece şarkısı; blue nile'ın "hats" albümünden fırlamış gibi duruyor. basit bir pop şarkısı olan crown of love sevgilisine duyduğu aşk her geçen gün biraz daha büyüyen bir adamı anlatıyor. albümün duygusal zirvesi olan wake up, queens of the stone age'vari gitarlı bir girişten sonra, olağanüstü güzellikteki koro vokalleri ile bir ağıta dönüşüyor ve "funeral"ın bu kadar güzel olmasındaki en önemli etken oluyor. yılın şarkısı mı? olabilir. finalde bir akustik olan in the backseat var. ironik sözleri ve bayan régine chassagne'in dinlendirici sesiyle bu şarkı "funeral"ın sonu için ideal bir seçim olmuş. sizi rahatlatıyor, kulağınızı okşuyor ve albümü bir kez daha dinlemeniz için size yalvarıyor.

    2004'ün en güzel albümü olan "funeral"ın en güçlü özelligi "gerçek" olması. bir bob dylan'ın (bkz: blood on the tracks), belki bir de van morrison'ın (bkz: astral weeks) sahip olduğu "insanı korkutan gerçeklik" seviyesine yakın hem de. ancak bundan da önemlisi, bir insanın, içinden geçeni, yalana dolana karışmadan tüm gerçekliğiyle anlattığında başka insanları ne kadar çok etkileyebileceğine dair bir kanıt olması. bir debut için fazlasıyla gerçek, fazlasıyla iyi ve bu bizi korkutuyor. umarız hep bu şekilde devam ederler, çünkü the arcade gire gibi gruplara -üstüne basarak söylüyorum- hepimizin ihtiyacı var: yaşadığımızı, gerçekten yaşadığımızı hissedebilmek için." *