şükela:  tümü | bugün
  • en yenisi 1500 yıldır öylece durup bekleyen, dilimize en fazla %20si çevrilmiş olan antik kaynaklar kütüphanesine dalıp türkçe'ye kazandırmak için işe girişmiş genç, üzerine düşeni yapan, çalışkan ve yetenekli bir çevirmen. eskiçağ tarihçisi, hem latince hem de eski yunanca çeviriler yapıyor.

    pek saygın akademik, filoloji çevrelerinin eleştirilerine maruz kalmakta olan eskiçağcı. gallia savaşı örneğinden yola çıkarsak:

    kitabı gerçekten eline almış ve arka kapağını okumuş bir kişi şu ibareyle zaten karşılaşırdı: "gaius julius caesar'ın gallia savaşı notları yalın diliyle eskiçağ'dan beri latince eğitiminde kullanılan başlıca kaynak olmuştur."

    yani eski "yunanca aslında çeviren" ibaresinin basit bir dizgi hatası olduğunu anlamamak ve bunun için çevirmeni sorumlu tutmak için ya kitabın arka kapağına bakmamış olmak lazım ya da kişinin amacının eleştiriden öte olması...

    bir de şu konu var ki, furkan akderin bu eserleri kaynak dillerinden çevirirken neden ya da hangi dayanakla bundan şüphe ediliyor?

    bu kitapları okurlara ulaştıran, her amatör ya da profesyonel eskiçağcının ihtiyacı olan kitapları dilimize katan çevirmen.

    evet dilimizde çok değerli çeviriler var, bunların bazıları ikinci dillerden olsa bile güzel çeviriler. en azından dilimizde olmayan bir eseri türkçe literatüre kazandırıyorlar. dolayısıyla "alnından öpülecek" bu çabayı eleştirmek, akademik olarak kritik etmek ya da yapıcı olarak bazı önerilerde bulunmak çok yerinde ama dayanaksızca kötülemek için eskiçağ'ı sevmemek gerekir sanırım.

    eskiçağ'ı seven bu çevirmen bize şu ana kadar 11 kitap çevirdi, bunların 7si basıldı. bazıları çevrilmişti ama çoğu kaynak dilinden değildi, hatta bazıları türkçe'ye hiç çevrilmemişti. ve daha dolaplar, raflar dolusu işler yapmayı planlıyor. birçoğu da yine ilk çeviriler olacaktır. ya da ilk kez bir kütüphanede ya da bir ciltte bir araya gelen çalışmalar.

    ayrıca bu eserler anonimdir. yerleri yurtları bellidir, her babayiğit kalkıp bu işlere girişebilir. sonuçlar estetik ve bilimsel olarak değerlendirilir. hal böyleyken bu kütüphanenin ülkemizde hala böylesine güdük olmasına değil de yapılan işlere gösterilen manasız bir negatif yaklaşım düşündürücü.

    sonuçta gelecekte daha çok isminden söz ettirecek olan çevirmen ve eskiçağ tarihçisi.

    not: loeb kütüphanesi çevirilerinde görev alan yabancı araştırmacıların kaç senelik bir zaman dilimi içerisinde ne kadar çeviri yaptıkları incelendiğinde türkçe'de bu işi yapanların ne kadar geride olduğu anlaşılacaktır.
  • eskiçağ tarihi masterı yapmış gayretkeş ve titiz bir çevirmen. hellence ve latince çevirileriyle eskiçağ tarihine katkıda bulunduğu ve bulunacağını görmek, öncelikle eskiçağ tarihi okuyucusu için heyecan verici. ne mutlu ki çalışıyor, az laf ve çok iş üretiyor, bazı eserleri orijinalinden ilk kez dilimize çeviriyor ve biz de okuyoruz.

    keşke hellence ve latince bildiğini iddia eden gençler sözlükte eskiçağ dedektifliği oynamak, eskiçağ engizisyonu kurmakla tehdit yaratmaya çalışmak yerine, oturup biraz çeviri yapabilseler de pistler hareketlense...

    neyse ki eskiçağ deyince kahve ağzıyla yazılmış haris entriler değil, eserler ve bunları dilimize kazandıranlar hatırlanacak.
  • tacitus'un germania & britannia isimli, kısacık eserinin çevirmeni.
  • osmanlıca yazılmış bir metni bir öğrenciye görev niyetine vererek çevirtip, eski yunanca'dan çevirdiğini söyleyen & not düşen garip bir insan.

    dahası, işbu metin osmanlıca'dan eski yunanca'ya çevrilmemiş bir metin.

    çevirdiği sözlükler incelendiğinde ise, zaten var ve öz olan latince-türkçe sözlüğünün alınıp hiçbir ekleme/farklılık olmaksızın yalnızca kelimenin karşısında yazan türkçe anlamların, eş anlamlı kelimeleriyle değiştirildiği görülüyor. yanisi bir yazıda "merhaba ben hasan" yazıyorsa, kendisi "ben hasan merhaba" olarak değiştirmiş. kanaatime göre bu kitapları basan yayıncılar da dilbilime ve tabi ki latin diline pek ilgili olmadıklarından araştırma, en azından sina kabaağaç ve erdal alova'nın latince-türkçe sözlüğüne göz atma ihtiyacı duymamışlar.

    neyse. çok fazla neyse.
  • yine muazzam sanatını icra ederek dillere destan olmuş kişi.

    tabii, lütfen, çevirdiği yeni kitabı okuyun: devlet adamı.
    behice boran'ı kimse tanımıyor sanmış bu sefer galiba. bu eflatun yayınları denen tükan da hiçbir şekilde bu tip konularla ilgili değil sanırım. "aha! ürün" mantığıyla basıyorlar gibi.
  • hayatımda bunun kadar kötü çevirmen görmedim. eusebios'un kilise tarihi'ni perişan etmiş. kitaba boşa para vermeyin, gidin açın ingilizcesinden falan okuyun, ingilizceniz iyi değilse bile türkçesinden daha iyi anlayacağınızı garanti ediyorum.
  • eski yunan'ın katilidir.
  • yılda 20 çeviri yapan bir çeviri makinesi? hayır aksine, dünyanın en kötü çevirilerini yapan ve kanında üçkağıtçılık da taşıyan bir çevirmen.

    emeğine diyecek bir şeyim yoktu ta ki şu olaydan haberim olduktan sonra:

    çevirilerini ingilizce'den yapmasına rağmen önceki çevirilerinin kapaklarında antik yunanca'dan çeviri yazıyordu. bu olayı nasıl yayınevlerine kabul ettirdi nasıl onlara çaktırmadı veya kim nasıl fark etmedi bunu uzun bir süre bilmiyorum ama neyse ki fark edildiği zaman bütün hatalı kitaplar toplatılmış. şimdi ingilizce'den çeviri şeklinde yazıyor. ingilizce'si olmayan insanlar için güzel bir alternatif olabilir çevirileri ancak gerçekten anlamsız ve kötü çeviri.
  • nikomakhos'a etik kitabında, o dönemde kullanılan telli bir müzik aletini gitar olarak çevirmiş çevirmen. aristoteles sanıyorum led zeppelin dinliyormuş.