şükela:  tümü | bugün
  • aşağıda birkaç tanesini analiz ettiğim sebeptir.

    furkan bölükbaşı muhtemelen kırsaldan şehre taşınmış bir ailenin ferdi. muhafazakar, sağcı ve kasabalı bir aile bu. ve aile ortamında belli ki atatürk hakkında iyi şeyler duymamış. çocukluğu atatürk ün deccal olduğuna dair hikayelerle geçmiş. muhtemelen rüyalarına falan da giriyordu atatürk ve furkan bu kabuslardan çığlıklar içinde uyanıyor sonra da ebeveynlerinin yatağına gidiyordu.
    korku nefreti de getirdi. o islamı yıkan adamdı. furkan'ın dindar ailesi için, ki köylü bir dindarlık tarzına sahip insanlardı bunlar-- atatürk devrimleri bir şok dalgası yaratmıştır.

    saplantısının ilk sebebi bu hastalıklı atmosferde büyümesidir. cumhuriyet okullarında bu kinini gizledi. çünkü aile uyarmıştı, atatürk hakkında düşüncelerini sakla. furkan zeki bir çocuktu.

    furkan ileride yapacağı saldırılar için cephane depolamaya başlamıştı bile.
    necip fazıl, said nursi, kadir mısıoğlu ve bunun gibi bir dolu yeteneksiz ve bilimsel yönü olmayan popüler sağcı yazarların yazdıklarını su gibi okudu. yalan söyleyen tarih utansın tarzı ucuz ve dinci, popüler kitapları başucunda ayırmadı. sonraki yıllarda bazı batılı yazarların kitaplarını da okuyup cephanesine yeni silahlar almayı unutmadı.

    bazı sol yazarlardan da beslendi ve sonunda yüksek ateş gücüne sahip(!) bir silahla saldırıya geçti.

    ancak konjonktürel ortam ne kadar yatkın olsa da atatürk için seviyesiz bir tarzda konuşmak tehlikeli olabiliyordu. bu seviyesizlikler çok modaydı ama başı yanabilirdi. ülkenin yeni cb.si bile atatürk ten medet umuyor ve onu bir türlü gözden çıkaramıyordu.

    halk bi türlü bu atatürk denen adamı sevmekten vazgeçmiyor furkansa bu durumdan kahroluyordu. üstelik de yazdığı her satır cevaplanıyor ve ağzının payı veriliyordu.

    evet ilk analizim böyle.
    ikincisi de şu efendim:

    yazdıkları eski klişeler. yeni hiç bir şey yok. atatürk e muhalif bir şeyler yazmanın moda olduğu bir zamanda bile aslında çok da fazla malzeme bulamıyorlar. çünkü ülke zaten 6 asırlık bir monarşiden geliyor. devrimler bir günde gerçekleşmez. atatürk parlak bir ruh, bir kere fiziksel olarak da yakışıklı biri. karizmatik ve güçlü. rakiplerini mesela padişahların kendi kardeşlerini ezmekten daha sert bir tavırla ezmemiştir. elbetteki siyasetin her türlü inceliğini denemiş bu gözü kara adam ister istemez bir diktatör tavrına sahipti. bunda incinecek bişey yok. 6 asırdan sonra on yılda demokrasiye geçilmez.

    atatürk ün hasımları bile gizli bir hayranlıkla maluller, furkan'da da hayranlığı görebiliyoruz. bazen başı çok sıkışınca aslında ben atatürk'ü sizden daha iyi tanıyorum demek istiyor.

    son olarak gündelik hayatında silik biri olan şahıslar bazen dikkat çekmek için bu tip işlere soyunabiliyor.
    bendeniz eminim bu çocuk kendi adı geçen başlıkları tırnaklarını yiyerek ve heyecanla okuyor.

    akademideki bölümünü bilmiyorum ama tarih ilminden çok uzakta yaşıyor. okudukları da tek taraflı ve kof. ve bir gün furkan tam bir atatürk aşığı olursa şaşırmayın, eskiler derler ki, aşırıya giden her şey zıddına inkılab eder.

    yazdıkları bütünüyle anakronik ve çocuksudur. hala popüler ve saf bir tarih anlayışına sahip. bence kendini geliştirip daha derinlikli analizler yapması gerekiyor ancak kasabalı geçmişi, saplantılı ruh hali buna engel oluyor. tam da bunları yok etmesi gereken bir yere, akademiye nasıl girdiğinin cevabı ise türkiyenin yeni hali pürmelaliyle ilgili trajik bir durumdur
  • bununla birlikte 2419 tane yazım var. bunların arasından 60 tanesi atatürk ile ilgili yazılar. hadi bir 30 tane de bağlantılı konular olsun 90.

    basit matematik: 90/2419= %3,7

    tüm yazdıklarımın %3,7'si atatürk ile ilgili. oysa atatürk bildiğim kadarıyla matematik kitabı da yazıyor ama takipçileri onun hakkında hiçbir şey okumadan fikir sahibi oldukları gibi, yazdığı matematik kitabını da okumadan aritmetikçi oluyorlar. hiç psikoloji okumadan, hadi onu geçelim turgut özakman, yılmaz özdil, uğur dündar, sinan meydan gibi üç beş tane sığ yazar dışında herhangi bir şey okumadan takıntı filan üzerine de atıp tutabiliyorlar.

    esasen güzel bir özeleştiri yazısı kaleme alabiliyorlar. çünkü yukarıda saydıklarım tam bir kasabadan şehre göç etmiş insan özelliği. okumaz, bilmez, öğrenmez, okudukları da tek haneli iq seviyesine hitap eden masallardan ibarettir. köyden kasabadan göçtüğü şehirde devletin beyninin içine kazıdığı tek simgeye, yani atatürk'e sarılarak hayatta kalmaya çalışır, üstelik gerçek atatürk'ü kendini tanıtmak istediği gibi tanımaz, tanımak istemez, devlet nasıl bir atatürk çizdiyse ona inanmakta inat eder.

    cephede uyurken fotoğrafı yazar bir resmin altına, inanır. okumadığı için savaştan çok sonra dikmen'de arabayla gidilip karlar içine uzanarak çekindiğini bilmez.

    özel yaşamını, kaç kadına aşık olduğunu, inancını, düşünme tarzını, karakterini bilmez. rakiplerini bilmez, rakiplerine nasıl muamele ettiğini bilmez. nasıl bir sistemin üzerine nasıl bir sistem getirdiğini bile bilmez.

    hayatımda necip fazıl'ı bir kaç şiiri dışında okumuşluğum yok. said nursi ve kadir mısıroğlu'nun ise bir satırı bile elimden geçmedi, gözüme değmedi.

    atatürk'ü bilmek için bu isimlere de gerek yok, tek haneli iq seviyesinin üzerine çıkabilmeniz yeterli, işte yazdığı nutuk orada duruyor, alenen ben islam dinine ve onun safsatalarına inanmıyorum diye söylüyor orada, ama size göre atatürk çok dindar bir adam. işte silah arkadaşlarının durumu, onun hakkında söyledikleri ortada, üstelik kendisinin kendisi hakkında söyledikleri de ortada, bütün yaşantısını da göz önünde yaşamış. ama siz gözünüzü kapatıp alaturka tuvalete çömelir pozisyonda "hayır yaaa atatürk öyle değil görmüycem işte" diye ıkınacak kadar aptal varlıklarsınız.

    imkan olsa, atatürk bugün bir şekilde var olup gelse, "oğlum evladım gerçekten inanmıyorum islam denilen şeye, kadın haklarını filan da hiçbir zaman benimsemedim, kadınları da cinsellik dışında önemsemiyorum" diye itiraf etse, "demokrasi diye bir derdim hiçbir zaman olması, sekülerizmi materyalizmi getirebilmek için bir araçtı her şey" dese; tıpkı kitaplarında yazdığı ve arkadaşlarının çekinmeden defalarca beyan ettiği gibi, yine de inanmayacak kadar arsız adamlarsınız.

    adam ölmeden önce yanındakilerin "ya atatürk aslında şöyle değil böyleydi" diyerek kendisini olduğundan ve inandığından farklı anlatacaklarını gördüğü için açık açık fikirlerini bir de nutuk denilen kitaba yazmış ama nutuk'u en az okuyan kitle yine atatürkçüler olduğu için atatürk'ün alenen söylediği, ben böyleyim diye haykırdığı fikirlerine bile inanmazlıktan geliyor.

    inanmazlıktan da gelmiyor, it gibi biliyor da;

    "bu dincilere malzeme vermemek lazım" değil mi?

    anlayamadınız hala, atatürk'ün en büyük muhaliflerinin dincilikle hiçbir alakası olmadığını,
    peşinden koştuğunuz solcu kanaat önderlerinin bile ona "burjuva kemal" dediklerini,

    en yakın arkadaşı olan ismet'in bile onu anlamaktan fersah fersah uzak bir adam olduğunu ve en büyük çaresizliğinin de onu olduğu gibi anlamak istemeyen bu tip sığ adamlar tarafından çevrelenmek olduğunu. asla gerçek fikirleri ile anılamayacağını anlayan bir adamın hüznünü ve gitgide karşıt olduğu fikirlere karşı daha şiddetli yollara başvurduğunu.

    yazık gerçekten. sığır geldiniz, sığır gidiyorsunuz.
  • hz muhammet kur'an'da azarlanmıştır. abese suresi nde geçer. mekkeli müşriklere laf anlatıp duran, zengin tüccarları islam'a çağıran hz. muhammed' yanına gelip, ben dini öğrenmek istiyorum, diyen kör ve yoksul bir adama git başımdan der gibi bakar, yüzünü asar. sonunda elçi' ye uyarı olarak bu ayetler indirilir.

    hz yusuf için yine kur'an' da , biz ona yardım etmeseydik elbet o da hevesine uyardı, diye bir ayet vardır. allah'a değil de, bir an için boş bulunup oradaki bir insandan yardım istemesi, hapisten çıkmak için birini araya koymak istemesi nedeniyle, sırf bu yardım beklentisi yüzünden 7 sene mahpus bırakılır, ilahi bir cezaya çarptırılır.

    hz musa , kur'an'da anlatıldığına göre bir tür inisiye için aydınlanmış bir kul tarafından eğitime tabi tutulur. adamın yanında üşür, sızlanır ve acıkır, ona sormaması gerek sorular sorar. aydınlanmış kişi onunla yoldaşlığı sırasında yaptığı olumsuz görünen şeylerin ardındaki hakikati açar ama artık yola devam etmeyeceklerdir.

    yunus ninova'yı, bu serseriler beni dinlemiyor deyip terk eder. allah da onu bir balığın karnına atar.

    şu yukarıdakileri niye yazıyorum. malum furkan dindar bir çocuk, anlayacağı dilden konuşuyorum. peygamber bile hata yapar. çünkü insan olmanın baskısı vardır ve allah meleklere insanları kınamamaları gerektiğini söylemiştir.

    furkan'ın kafasında yarattığı bir atatürk putu var. yıkılmaz ve değişmez bir put. dinsiz, materyalist bir adam bu atatürk. demokrasiden nefret eden, kadın haklarını siklemeyen biri. bunu birkaç sözüne bağlıyor, sağdan soldan edindiği bilgi kırıntılarından bu sonuca ulaşıyor. ne amatör bir bakış açısı!

    oysa politik arenada iş yürüten insanlar, birbiriyle çelişen hareketlerin ve sözlerin sahibidir.

    bırakın atatürk ü, buyrun mesela rte nin bir yıl arayla yaptığı açıklamalara, düştüğü çelişkilere bakın.

    siyasetin doğası budur ve kaçınılmazdır.bir insanı, sokaktaki herhangi bir sıradan insanı bile sırf söylediği sözlerden anlayamayız. insan zaten kompleks bir varlık. tarihsel kişilerse çok daha öyle...

    furkan bu gün için atatürkçülük ve kemalizm jargonunu sahiplenen insanlardan nefret ediyor. bu nefretini de atatürk üzerinden kusuyor. nefreti için bişey yapamayız, bizi de ilgilendirmez ancak büyük tarihsel kişiliklerin çok cepheli bir doğası olduğunu ve diğerlerinin o insanların sadece bazı yönlerini görerek onu anlatmaya çalıştığını öğrenmesi gerekiyor.

    hz muhammet hakkında binlerce yargı var
    isa hakkında da öyle.
    marks için de geçerli bu.

    biri çıkıp da sadece benimki gerçek, diyebilir mi. bu takıntılı tip diyor. saplantı burada ortaya çıkıyor.

    tek ve gerçek yorum kendisininki.
    sadece furkanın atatürkü gerçek.
    sadece furkan anlamış atatürkü
    atatürk hakkında nihai kararı bu gözlüklü oğlan vermiş

    tarih ilminden zerre nasibi olmadan konuşmak, birkaç kitap okuyup büyük ve çetrefilli sorunları çözdüğünü sanmak nasıl bir hastalıklı zihnin ürünüdür..derseniz, hah işte kasabalı, köylü zihin yapısını örnek verebiliriz.

    hani siz çomar diyorsunuz. o işte
  • kendimi savunayım derken yine atatürk'e hakaretler , atatürkçülere hakaretler.
    hayır göya atatürk kadın haklarını falan sallamıyormuş , acaba bu çomarın inandığı dinde aile ortamında falan kadın hakları ne derece önemseniyor çok merak ediyorum.
  • hakkında paragraflarca yazı yazılacak kadar derin bir konu değildir.
    zaten kendisi de öyle üzerinde uzunca düşünmeye değecek bi tip değildir.
  • bu yapacağım genellemeyi belki haksız bulabilirsiniz ancak bir yazmakta fayda var.

    diyor ki furkan:
    "bununla birlikte 2419 tane yazım var. bunların arasından 60 tanesi atatürk ile ilgili yazılar. hadi bir 30 tane de bağlantılı konular olsun 90.
    basit matematik: 90/2419= %3,7
    tüm yazdıklarımın %3,7'si atatürk ile ilgili."

    buyrunuz:
    1) gün

    1 günde 24 saat bulunuyor.

    ortalama bir insanın 8 saati uykuya harcadığını var sayarak,

    1.a) uyku dahil
    furkan'ın kendi hesabına göre, uykuyu da toplam süreye katarak hesaplarsak;
    günün 0,888 saatini atatürk için harcıyor. saniye hesabıyla 3196,8 saniye.
    yani günde yaklaşık 53 dakikasını atatürk ile ilişkilendiriyor (bu sürenin yaklaşık üçte biri, yani yaklaşık 18 dakikası uykudayken atatürk'ü düşünmekle geçiyor).

    1.b) uyku hariç
    uyku süresini gün süresinden çıkarıp hesaplarsak, günün aktif olan zamanında furkan
    2132 saniyesini atatürk'e harcıyor.
    kabaca 1 günün 35 dakikasını atatürk'e ayıran furkan, aslında bu konuya fazlaca yoğunlaşıyor olabilir.

    2) yıl
    bir yılın 365 günden oluştuğunu (artık saatleri boşverin, 365 gün 6 saat hesabına gerek yok) kabul edersek;
    furkan bir yılın yaklaşık 13,5 gününü atatürk'e ayırıyor.
    işe yeni başlayan bir işçinin ilk yılın sonunda yaklaşık 15 gün yıllık izin aldığını düşünürsek, furkan her yıl bir yıllık izin süresi kadar zamanı atatürk'e ayırıyor.

    3) ömür
    ortalama ömür beklentisi, ülkemizdeki erkekler için 75,3 yıldır.
    ref: http://www.tuik.gov.tr/hbprint.do?id=24640

    3.a) toplam yıl
    furkan'ın verdiği değerleri hesaba dahil ettiğimizde, furkan;
    ömrünün 2,7861 yılını atatürk'e ayırmaktadır.

    3.b) toplam gün

    3.b.i) artıksız kaba
    75,3 yıl = 75,3 * 365 = 27484,5 gün
    bu hesapla furkan, ömrünün 1016,9 gününü atatürk'e ayırmaktadır.

    3.b.ii) artıklı, 6 saat ilaveli
    75,3 yıl = 75,3 * 365 gün 6 saat = 27503,325 gün.
    bu hesapla furkan, ömrünün 1017,6 gününü atatürk'e ayırmaktadır.

    sonuç olarak; furkan'ın kendi verdiği oranlara bakıldığında, hayatının epeyce büyük bir kısmını atatürk'e ayırdığını söylemek mümkün. tabi ki takdir, kıymetli sözlükçülerin olacak.

    ilave;
    bu hesaplamalar; furkan'ın gün içindeki düşünce akışının, sözlükte bulunduğu ve yazdığı süredeki düşünce akışı ile benzer bir biçimde olduğu var sayımıyla yapılmıştır. bu konudaki hesapların gerçk olma zorunluluğu yoktur. burada yazılanlardan dolayı hiçbir sorumluluk kabul edilmez. satılan mal geri alınmaz. veresiye teklif eden her üçüncü kişi vurul....
  • şimdi efendim adı geçen şahsı tanımıyorum onun için üzerine alınmasın ama atatürk'e hakaret eden dinciler diyince şöyle de bir şey var:

    tarikat yurtlarında, okullarında, evlerinde şeyh, şıh, abi kucağinda gezer, badelerin tadına bakarken kulağına hep atatürk ile ilgili kötü şeyler fısıldanan zavallı dinci bebelerinin bilinçaltında travma oluşuyor. ilk başlarda canları yandığı için sonra hoşuna gittiği için travma oluyor (büyüdükleri zaman). şimdi ise bu lafları tekrar edip o günlerdeki hislerini yaşamaya çalışıyorlar ya da abileri gibi sübyancı olup oğlan peşinde koşuyorlar...
  • yasadigimiz ülkenin gündemi norvec gibi isvec gibi olur o zaman tarihi irdeleriz. cünkü ülkede hersey süt limandir, o durumda bile ülkenin kurucu lideri oldugunu unutmadan, hakarete varmadan belirli seyleri irdeleriz, hatalarini sevaplarini konusabilirz eyvallah. ama ülke yillardan beridir yangin yeri. bir tek adam diktasi ile yasamak zorundayiz, tek kas göz hareketiyle bu ülkenin secilmis basbakani, büyüksehir belediye baskanlari, il baskanlari kolotuklarindan kaldiriliyor, ekonomi hic olmadigi kadar kötü durumda, paranin degeri her gecen dakika eriyor, siyasi rant pesinde kosan iktidar tabuta omzunu dayayip poz veriyor, kameralar önünde atar yapilan devletlerden büyük alimlar yapiliyor, yanlis hesaplar sonucu yapilan köprü otoyollarin faturasi tüm halka kesiliyor, adaletli vergi sistemi olmadigindan halk agir vergi yükü altinda eziliyor, hic kimse iktidari en ufak sekilde elestiremiyor, elestirenler khk ile sorgusuz sualsiz iceri atilabiliyor, ülkenin mahrem belgeleri yabanci devletlerin elinin altina serilip degerli komutanlari iceri atilabiliyor, tüm bunlar normal karsilaniyor ki bu konu hakkinda tek satir yazmayan furkan

    yazilarinin büyük kisminda demokrasiden dem vurup aklinca laik kemalist ve seküler kesim diye ülkenin kurucu liderine ve iktidarin yanlislarina ses yükselten kesime hakarete varan seyler yazabiliyor. ülkenin sag secmeninin özetidir kendisi. görmek istedigini görmek ve kendini buna inandirmak. gecmisinde cemaatci oldugu söyleniyor, dogrudur sasirmam.
  • hocaefendisinden dinledikleri ve fesli delinin yarım yamalak çevirdiği rıza nur hatıratından okuduklarıdır.
    bir de harbiden bu kadar umurum da olmalı bu zavallı diye düşündüm okuyunca tekrar, hani güç bu kafanın elinde olmasa harbiden sorun değil bunların varlığı, her zaman vardılar ve her zaman olacaklar. normal şartlar altında da bu lafları edebilecek cesaretleri asla olmaz merak etmeyin, şu an tarihi bir kayma yaşıyoruz ve bunlarda bir şekilde güç var, aç kalması gereken adam üniversitede devletten aldığı parayla devlete laf geçiriyor gece gündüz. bakmayın bu düzlerin hükümeti devletle bir tutmasına, türkiye cumhuriyeti devletinin hükümetinin şu an islamcı olması devletin ne olduğu gerçeğini öyle kolay kolay değiştiremez.
    örnek olması babında, benim köpeklerim var evde, eğitmek için dövmek, bağırmak, çağırmak hiç yaptığım bir iş olmadı, hata yaptıklarında bir iki saat yokmuş gibi davranıyorum tuvalet eğitimi en çok üç gün sürüyor. tavır bu olmalı. bu zavallılar yetiştirilme şekillerinin kurbanları çok ta şeetmemek lazım.
  • herhangi bir şey olmayabilir, takıntı neticede. geçenlerde iş yerinde 35 yaşındaki bir eleman: "abi ben bir şey izlerken veya dinlerken ses seviyesini hep 5'in katları şeklinde ayarlıyorum, ayarlayamadığım zamanlarda kapatıyorum aleti" dedi. böyle bir şey de olabilir.