şükela:  tümü | bugün
  • 34. istanbul film festivali'nde ülkemize gelen dagur kari yapımı sımsıcak, salyasız sümüksüz aşk filmi. aşkların güneşli mevsimlerde yaşanmadığı, tek taşların konuşmadığı, sonunun garanti olmadığı, aşkın isteyen herkese garanti olduğu cennet muadili ülkeden sıcacık bir film.

    (bkz: virgin mountain)

    böyle naif filmlerin çekilmesi üzer beni hep. gitti güzelim bir kitabın yazılma olasılığı.
  • size fusi'yi anlatmak istiyorum biraz.

    fusi kırk yaşını devirmiş, şişman, annesiyle yaşayan, mesaisi belli tekdüze bir işte çalışan, her cuma aynı thai lokantasına gidip aynı yemeği yiyen, hep aynı radyo programını dinleyen, dinlediği radyo programından şarkı isteyen, ikinci dünya savaşına meraklı ve savaş oyunu maketleri kuran, küçük küçük askerleri tankları büyük sabırla boyayan ve bu rutinler etrafında yaşayıp giden sessiz, çekingen ve kocaman bir adam. senin, benim, toplumun "başarı" olarak adlandırdığı çoğu adımdan sınıfta kalmış biri. yaşına rağmen hala bağımsızlığını ilan edememiş, iyi bir iş edinememiş, zengin olamamış, kendine ve vücuduna iyi bakamamış, onlarca sevgili eskitmemiş, evlenmemiş, çocuk sahibi olmamış... biri yani. ama tüm bu başarısızlıklarına rağmen; onu dışlayan, eleştiren, onunla alay eden, aynı topluma en ufak bir kötülükte bulunmayan bir insan. sevdikleri için çabalamaktan vazgeçmeyen bir insan. olmayan çıkarlarını, hırslarını, egolarını bir yana koyup, kocaman adımlar atabilen bir insan...

    peki sizce, gerçek başarı hangisi şimdi?

    noi albinoi ile tanıyıp sevdiğim dagur kari altı yıl aradan sonra, sinemaya fusi ile dönmüş. iyi ki de dönmüş. ta izlanda'dan kalkıp, buralara kadar gelip, içimize dokunmak kolay iş değil zira.
  • son zamanlarda izleyip bu kadar sevdiğim bir film olmamıştı. dagur kari harika bir iş çıkarmış. duygu sömürüsüne kaçmadan ama olanca naifliğiyle oldukça başarılı bir film çekmiş. yeniden doğuş, umut ve iyilik üzerine hep akılda kalacak bir çalışmaya imza atmış. fusi bize sevgiyi iyiliği ve sevmeyi yeniden tanımlıyor, anlatıyor, oya gibi işliyor... fusi'yi sevmemek! bilmem ki filmin sonunda bu şaşkınlık ve imkansızlık yüklü cümleyi ifade etmeyen kaç kişi olmuştur.
  • güzel müzikleri olan izlanda yapımı güzel bir film.

    --- spoiler ---

    konusu itibariyle her ne kadar tipik bir film gibi dursa da film bu konuyu klişeye kaçmadan yalın bir şekilde anlatmış. etrafındaki insanlar tarafından sürekli alaya alınmış, hala annesinin baskısı ve koruması altında yaşayan, yalnız, ezik, üzgün bir adamın hikayesi. bir gün küçük bir kızla tanışıyor ve orada görüyoruz adamın aslında insanlarla bir sorunu olmadığını, insanlardan nefret etmediğini. sadece içinde bulunduğu toplum onu sırf dış görünüşü yüzünden içine kabul etmediği için bir köşesine sinmiş, isyan etmemiş ama kendi kabuğuna çekilmiş ve annesiyle kendisine bir hayat kurmuş. daha sonra tanıştığı kadın ise onun hayatında büyük değişiklikler yapmasına sebep oluyor. her ne kadar bu değişikliklerde kadın fiziksel olarak yer almasa da fusi'nin kendi hayatına yeni bir sayfa açmasını sağlıyor. trajikomik bir durum. kadın hayatının en dip noktalarında yaşarken fusi'ye söyledikleri ve hissettirdikleri sayesinde onun hayatını değiştirmesini sağlıyor. kendisine hiçbir faydası dokunmazken.

    her neyse, filmin bende bıraktığı, hayat kötü veya umutsuz değil. sahip olduğun çevre ve etrafındaki insanlar senin mutlu veya mutsuz olmana sebep oluyor. böyle insanlara sahip olmak için de bazen şanslı olmak gerekiyor. fusi muhtemelen uzun bir süre böyle bir şansa sahip olmadı ama yapmış olduğu küçücük bir iş değişikliğinde tanıştığı iyi insanlar bile onun hayatın güzel olduğunu anlamasına yardımcı oldu.
    --- spoiler ---
  • 94 dakikalık, 2015 yapımı film.

    8 / 10.

    filmin orijinal ismi fusi. 1973 doğumlu yönetmen dagur kari hangi akla hizmet filmin piyasa ismini "virgin mountain" olarak seçti ( ya da seçilmesine göz yumdu), bilinmez. virgin mountain ismi hem koca yürekli karakterimizin kafalardaki algısını küçültüyor hem de filmin dramatik bütünlüğüne uygun değil kanımca.

    her neyse, yapıma dönecek olursak basit ve sade ama başarılı bir şekilde sunulmuş bir hikaye ile karşı karşıyayız. 43 yaşında halen annesi ile yaşayan, kendine has hobileri ve ilgi alanları bulunan bir "adamın" yaşamından bir kesit sunuluyor ve sunum biçimi izleyiciyi genel olarak merak ile takip ettiren, karakterle empati ve sempati kurduran bir stile sahip. zaman zaman duygusal olarak da gerçekten etkileyici.

    sonuç olarak, farklı memleketlerden güzel hikayeler izlemek isteyen sinemaseverlere kesinlikle tavsiye olunabilecek, izlerken aile, toplum, arkadaşlık ya da tercih edilmiş yalnızlık konularında da akla fikirler getirebilecek güzel bir iş.

    her eve imdb

    --- spoiler ---

    ben fusi'yi bir loser olarak değil, becerikli, güvenilir, hamarat, güzel hobi sahibi güzel yürekli bir adam olarak gördüm. böyle adamlar dünyada daha fazla olsaydı muhtemelen daha güzel bir gezegende yaşıyorduk. neyse şimdi...

    --- spoiler ---
  • müzikleri ile birlikte iyi,naif,göklerden inen bir film.
  • --- spoiler ---

    başarısız mıyız yoksa başarısız olarak mı damgalanıyoruz?

    yalnız mıyız yoksa yalnız olmaya mı itiliyoruz?

    77/100
    --- spoiler ---
  • çok naif ve gerçek filmlerden... her şey sade, doğal, oyunculuklar iyi, müzikler şahane. son dönemde film önerisi istenince aklıma ilk gelenlerden...
  • bedeni gibi yüreği de dev gibi olan ama içinde bulunduğu toplum tarafından ezik diye yaftalanan, horgörülen bir adamın hikayesini anlatan film. bana sorsan filmdeki en erkek adam kendisi. diğerleri her gün orada burada gördüğümüz ye, iç, sıç, seviş modunda yaşayan; ne kendilerine ne çevrelerina hayrı olmayan tipler.
  • kadınların; güvenilmez, yarı yolda bırakan, aşağılık birer canlı olduklarını 1 saat 30 dakika boyunca bizlere gösteren harika film.