şükela:  tümü | bugün
  • bakir dev olarak türkçe'ye çevrilmiş, sevimli bi izlanda filmi.
    orijinal adı fisu
  • 34. istanbul film festivali'nde ülkemize gelen dagur kari yapımı sımsıcak, salyasız sümüksüz aşk filmi. aşkların güneşli mevsimlerde yaşanmadığı, tek taşların konuşmadığı, sonunun garanti olmadığı, aşkın isteyen herkese garanti olduğu cennet muadili ülkeden sıcacık bir film.

    (bkz: virgin mountain)

    böyle naif filmlerin çekilmesi üzer beni hep. gitti güzelim bir kitabın yazılma olasılığı.
  • 34. istanbul film festivalinin güzel sürprizlerinden biri.
    gavurların "touching" dediği cinsten; çok sıcak, hüzünlü, yer yer sevimli ve komik, çok gerçekçi, yine gavur tabiriyle "must see" bir film.
  • 34. istanbul film festivali kapsamında bugün izlediğim film.

    yer yer gülsem, tebessüm etsem de gerçekten hüzünlendim genel olarak.

    yapısal olarak olmasa da duygusal ve hayat açısından benzerlik taşıdığımdan da empati bile kurdum diyebilirim.

    iyi ki seçmiş, izlemişim diyorum. yine olsa yine izlerim.

    senin o güzel kalbin yeter fúsi ! üzme kendini.*

    editos: ilk entrye gözüm takılmış ben de yanlış yazmışım adı iyi mi. yeni farkediyorum. fúsi olacak o.
  • size fusi'yi anlatmak istiyorum biraz.

    fusi kırk yaşını devirmiş, şişman, annesiyle yaşayan, mesaisi belli tekdüze bir işte çalışan, her cuma aynı thai lokantasına gidip aynı yemeği yiyen, hep aynı radyo programını dinleyen, dinlediği radyo programından şarkı isteyen, ikinci dünya savaşına meraklı ve savaş oyunu maketleri kuran, küçük küçük askerleri tankları büyük sabırla boyayan ve bu rutinler etrafında yaşayıp giden sessiz, çekingen ve kocaman bir adam. senin, benim, toplumun "başarı" olarak adlandırdığı çoğu adımdan sınıfta kalmış biri. yaşına rağmen hala bağımsızlığını ilan edememiş, iyi bir iş edinememiş, zengin olamamış, kendine ve vücuduna iyi bakamamış, onlarca sevgili eskitmemiş, evlenmemiş, çocuk sahibi olmamış... biri yani. ama tüm bu başarısızlıklarına rağmen; onu dışlayan, eleştiren, onunla alay eden, aynı topluma en ufak bir kötülükte bulunmayan bir insan. sevdikleri için çabalamaktan vazgeçmeyen bir insan. olmayan çıkarlarını, hırslarını, egolarını bir yana koyup, kocaman adımlar atabilen bir insan...

    peki sizce, gerçek başarı hangisi şimdi?

    noi albinoi ile tanıyıp sevdiğim dagur kari altı yıl aradan sonra, sinemaya fusi ile dönmüş. iyi ki de dönmüş. ta izlanda'dan kalkıp, buralara kadar gelip, içimize dokunmak kolay iş değil zira.
  • son zamanlarda izleyip bu kadar sevdiğim bir film olmamıştı. dagur kari harika bir iş çıkarmış. duygu sömürüsüne kaçmadan ama olanca naifliğiyle oldukça başarılı bir film çekmiş. yeniden doğuş, umut ve iyilik üzerine hep akılda kalacak bir çalışmaya imza atmış. fusi bize sevgiyi iyiliği ve sevmeyi yeniden tanımlıyor, anlatıyor, oya gibi işliyor... fusi'yi sevmemek! bilmem ki filmin sonunda bu şaşkınlık ve imkansızlık yüklü cümleyi ifade etmeyen kaç kişi olmuştur.
  • "bir adam düşünün ki, girdiği her yaşta biraz daha küçülsün..."

    filmi, henüz bitirdim. önce türkçe`ye çevrilen ismiyle aradım sözlükte, bakir dev. bulamayınca bir şeyler diyemeden mi gitsem acaba, var mı her işte olduğu gibi bunda da bir bayır diye düşünsem de, buradaymış fusi, yeterince iyi bakamamış, görememişim. cüssesi büyük olsa da naifliği yüzünden, pek fazla yer kaplamadığından olsa gerek.

    girişteki cümle; beyazperde sitesinden, film açıklaması bölümünden. ve gerçekten; ana karakterimiz fusi`yi çok iyi tasvir ediyor.
    devamında da hayatına giren neşeli bir kadın ve sekiz yaşındaki kız çocuğu sayesinde kabuğunu kırdığı rivayet ediliyor. ama ben bu kısıma pek katılmadım. çünkü; başına ne gelirse gelsin kabuk aynı kabuk, fusi aynı fusi.
    şöyle ki; neşeli diye tabir edilen esas kadın tarafından sevilmek ve devamında istenmemek, fusi`yi etkiliyor illa ki. herkes gibi. ama değiştirmiyor. çok az insanın yapacağı bir duruş, kabulleniş ve devamında hiç üstelemeden, görünmeden, sevmeye devam etmek, fusi`ye has bir davranış gibi geliyor bana. ona yakıştırdığımdan heralde. nitekim; kabuğu sağlam adam. sağlam olmasa kırılırdı çünkü. kırılan insan da neler yapar, neler yapmaz az çok biliyoruz sonuçta. görüyoruz böyle filmlerde.

    velhasılı; ben sevdim. güzel film, güzel adam.
    ve güzel sevmek.
  • az bilinen mükemmel filmler listesinde olması gereken bir film.
    hayatın içinden bir kesit var bu filmde. daha gerçekçi daha hakiki olamaz zaten bir film.

    --- spoiler ---

    orospu garıııı bok bulursun fusi gibi herif kendine.

    --- spoiler ---
  • güzel müzikleri olan izlanda yapımı güzel bir film.

    --- spoiler ---

    konusu itibariyle her ne kadar tipik bir film gibi dursa da film bu konuyu klişeye kaçmadan yalın bir şekilde anlatmış. etrafındaki insanlar tarafından sürekli alaya alınmış, hala annesinin baskısı ve koruması altında yaşayan, yalnız, ezik, üzgün bir adamın hikayesi. bir gün küçük bir kızla tanışıyor ve orada görüyoruz adamın aslında insanlarla bir sorunu olmadığını, insanlardan nefret etmediğini. sadece içinde bulunduğu toplum onu sırf dış görünüşü yüzünden içine kabul etmediği için bir köşesine sinmiş, isyan etmemiş ama kendi kabuğuna çekilmiş ve annesiyle kendisine bir hayat kurmuş. daha sonra tanıştığı kadın ise onun hayatında büyük değişiklikler yapmasına sebep oluyor. her ne kadar bu değişikliklerde kadın fiziksel olarak yer almasa da fusi'nin kendi hayatına yeni bir sayfa açmasını sağlıyor. trajikomik bir durum. kadın hayatının en dip noktalarında yaşarken fusi'ye söyledikleri ve hissettirdikleri sayesinde onun hayatını değiştirmesini sağlıyor. kendisine hiçbir faydası dokunmazken.

    her neyse, filmin bende bıraktığı, hayat kötü veya umutsuz değil. sahip olduğun çevre ve etrafındaki insanlar senin mutlu veya mutsuz olmana sebep oluyor. böyle insanlara sahip olmak için de bazen şanslı olmak gerekiyor. fusi muhtemelen uzun bir süre böyle bir şansa sahip olmadı ama yapmış olduğu küçücük bir iş değişikliğinde tanıştığı iyi insanlar bile onun hayatın güzel olduğunu anlamasına yardımcı oldu.
    --- spoiler ---
  • filmin orijinal ismi fusi.

    ekşi sözlük'te fusi başlığı da açılmış, aynı filme neden iki ayrı başlık var anlamadım açıkçası. 2 kere başlık taşıma talebi postaladım onlara da cevab gelmedi; kısmet.

    (bkz: fusi/@karinca beli)