şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: holigan)
  • mutluluğunu 450 gr'dan ağır olmayan bir küre biçimli objenin içinde arayan insancıklardır. ne var ki bu küre biçimli obje kafaları değildir.
  • anlamsız bir şekilde ingiliz ligine gereğinden fazla ilgi duyanları da vardır bunların. hafta sonlarında sadece ntv izlerler, genellikle popüler olduğu için manchester united'ı sevmezler, arsenal'i severler, çok nadir liverpool sevenler de vardır aralarında.
  • taktıkları at gözlükleri yüzünden tek bir şeyden anlayan, ne yazık ki onu da yanlış anlayan insancıklardır ayrıca. bir serüvenden bir kare keser onu avuçları içerisinde öylece gizlerler. yarım kalmış şiire devam edelim. şaire saygımızı da gösterelim. bakalım bahsedilen sevgi nasıl bir sevgidir:

    "insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuğa
    yasamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    kopmaz kökler salmaktır oraya

    kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin

    insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
    insan balıklama dalmalı içine hayatın
    bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalısın

    ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    dolaşmalı damarlarında hayatin sonsuz taze kani

    yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
    çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana"

    ataol behramoglu
    (1977 kuşatmada)

    daha ne diyim?
  • alayının kafasına bir adet iğne sokup *, hafızalarını silip, dimağlarını pırıl pırıl yapmak istediğim güruh. sporun ne için yapıldığından bihaber zavallı ordusu. insanları futboldan soğutan korsanlar.

    (bkz: faşizan duygular besliyorum sana karşı)
  • gazetenin manşetine bile göz atma gereği hissetmezler, arka sayfada sağ üst köşedeki yarı çıplak mankene biraz bakıp iç geçirdikten sonra gazeteye arka sayfadan başlarlar. spor gazeteleri okurlar. fanatik, fotomaç örnek olarak gösterilebilir. karma devlet yurdunda olanları daha bir sinir bozucudur. göt kadar televizyonun başına 150 kişi toplanır. yanlarda tek tük kızlar da vardır. gol oldukça erkekler yanlarındaki kızlara sarılır, kızlar da bunu beklemektedir zaten. böyle durumlarda maç bahane, sürtünme şahanedir.
  • ağlaya ağlaya maç izlememiş kişilerce cahil, takım muhabbetine adam dövecek ya da öldürecek kadar cani sanılırlar ama bu genelleme de diğerlerin kaderine ortaktır. bunu yapmazlar çünkü gerçekten cahil ve cani taraftarın yarattığı imajdan rahatsız olurlar ve o imajı değiştirmeyi görev bilirler. o takımın yaşattıklarını unutamayacak kadar çok etkilenmiş insanlardır, aşk derecesinde severler ancak gelip geçici değildir bu aşk. çok sağlam anılardan alır gücünü. her sevgide olduğu gibi bunda da sebep aramak gereksizdir. bir fanatik takımına aşıktır, evet son parasını bilete de verir orijinal formaya da. kendini o takıma karşı borçlu bilendir. sokağa o formayla çıktığında dik yürüyen, bacak kadar veletken maç kutlamaya çıkmasına izin verilmeyince o kutsal formayı yastığa geçirip sevinç gözyaşlarını oraya akıtandır.
    (bkz: 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı)
  • sevgide sebep aramanın gereksizliğine inanırlar. bak sen...

    adam konyalıdır. gider fenerbahçeyi tutar. hayatında kadıköy'e gitmişliği, görmüşlüğü yoktur. ne alaka diye sorarsın? saçmalayacak bir şeyler bulur yine de.

    adam trabzonludur, trabzonsporu tutar. ehh burdan biraz kurtarıyor ama insan beynini bu tür boş şeylerle neden doldurur, neden trabzonsporlar üzülüp onunla sevinir anlamam ki. üzülüp sevinmek için bu tür bahanelere ihtiyacımız mı var ki?

    bilimsel sosyolojik, psikolojik ve biyolojik araştırmalar sonucu fanatiklerin zeka seviyesini genel ortalamanın altında olduğu belirlenmiştir*.
  • sevgide sebep aramanın gereksizliğine inanmazlar. muhatap oldukları insanların bazıları, bu fanatiklerin sebeplerini anlayamayacak kadar sığ ya da kendi deyimleriyle ortalamanın altında zekaya sahip olduğundan, fanatikler, sebepleri saymak yerine "sebepsiz sevgi" demeyi tercih ederler. aslında herkesin takımı tutmaya başlamasıyla bir fanatiğe dönüşmesi arasında bir süreç vardır ve genellikle çocukluğa tekabül eder. benim galatasaraylılığım o efsane kadronun yakaladığı ilk ivmeyle başlayıp fanatik olma sürecim 17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçı ile tamamlanırken bir fenerbahçeli, galatasaray'ı 6-0 yendikten sonra bir fanatiğe dönüşmüş olabilir. ortalama zekanın altındaki birinin bakış açısıyla bile aradaki benzerliğin anlaşılabileceğini düşünüyorum.