şükela:  tümü | bugün
  • her gidilen yere, hatta her konu$ulan ki$iye göre degi$en bi$idir.
    sizin icin futbol eglence iken bir ba$kasi icin hayatin ta kendisidir. bir diger ki$i icin varolma sava$i iken digeri icin sadece sevgidir.

    nacizane olarak;
    italya icin futbol günlük bir i$tir. hayatin kendisidir. futbolsuz gecen günler ya$anmami$ bile kabul edilebilir.

    almanya icin futbol bir endüstridir.. zaten makina düzenindeki futbol takimlari ve i$lerini yapan futbolculari güzel bir örnektir.

    brezilya icin futbol estetik'tir, görselliktir. cogu brezilya liginde bulunan futbolcular bile futbolu yapacaklari güzel bir hareketle tribünlerde bulunan 100.000 ki$iyi heyecanlandirmak icin oynarlar. zaten bundan dolayi sahalarda sambacilar olarak anilirlar.

    ingiltere icin futbol ünvandir, kazanilan ve seneler boyu gururla ta$inan bir apolettir. ingiltere futbolunun kendi icinde bu kadar inanilmaz bir rekabete sahip olmasi daha ba$ka bir $eyle aciklanmaz.

    ispanya icin futbol kendine politik bir yer acmakla beraber tribün $ovudur. hemen hemen her mac dolu tribünlere oynanir. politik alanda ise en kolay varolma yoludur. kendi icerisinde 2. bir milli takim cikaran yegane ülkedir.

    rusya icin futbol memuriyettir. sporun bir yerinden tutma cabasidir. devamli terfi etmek dü$üncesi kafada vardir. ilk firsatta ba$ka bir ülkeye gidilir.

    arjantin icin futbol din gibidir. futbola gercek anlamda orada tapilir. din gibi olmasinin yaninda insanlarin sosyal hayatta kendilerini kolayca ifade edebilmesidir.

    türkiye icin futbol komedidir. her hafta $ike söylentileri olur, her hafta saha di$i olaylar olur ama bunlari komedi yapan tam 23 saat sonra bunlarin unutulmasi olur.
  • (bkz: ayak topu)
  • çocukluğumdan (kendimi bildiğimden) beri babamında etkisiyle 3 büyüklerden birini ölesiye destekledim. maçlarına gittim. tv'den izledim. 20 li yaşlarımın başına kadar bu fanatikliğim devam etti.

    üniversite yıllarımın başında itibaren bir futbol takımını kendimi yıpratacak kadar desteklememin bana ne gibi bir faydasını sorgulamaya başladım. uzun süre sonunda bulduğum yanıt "hiç" ti. bir futbol takımı taraftarı olmamın bana faydası yoktu.

    mevcut sistemde insanların öfkesini futbola yöneltmesini enerji birikimlerini futbola aktarmalarını sağladığını gördüm. tıpkı 1984 kitabındaki öfke seansları gibi insanları özellikle erkekleri haftada bir öfkelerini yöneltmelerini sağlayan sistemin bir kum torbasıydı futbol.

    hatırlıyorum 19-20 yaşlarındayken ezeli rakibimize yenilince öfkeden uyuyamazdım. yendiğimizde ise dünyalar benim olurdu.

    oysa aslında elime geçen hiç birşey yoktu. o kadar vakit harcadığım, kafa yorduğum, heyecanlandığım bir aktivite bana bir şey katmıyordu. bense salak gibi kadroları ezberliyor, tartışma programlarını takip ediyor, maçları izlerken öfkelenip heyecanlanıyordum.

    buna harcadığım vakti kendimi geliştirmeye üstelik aynı duyguları yaşayarak geliştirmeye harcayabilirdim.

    örneğin herhangi bir enstrüman çalmayı deneyebilirdim. ya da bir spor dalında kendimi geliştirip müsabakalara katılabilirdim. bu da bana aynı duyguları yaşatır, deşarj olmamı sağlayabilir, üstüne üstelik bana bir + değer kazandırabilirdi.

    ancak futbolla vakit kaybettim. futbol oynayanlara kesinlikle bir eleştrim yok. sadece futbolu izleyip bununla kafayı yiyenler hakkındaki düşüncelerim bunlar.
    sizin üzerinizden para kazanan kirli bir sektör var ortada. buna ayırcağınız enerjiyi kendinize harcayın dostlar.
  • euro