şükela:  tümü | bugün
  • başlığın tam hali: futbolun kitleler için eğlence olmasından ziyade toplumun kontrolü için bir amaç olması.

    futbolla ilk tanıştığımız yaşlara inersek şayet etrafımızda ki hısım, akrabanın bize bir takımını tutmamız için belli hediyeler verdiği aklımıza gelecektir. bu körpe bir beyinin ilk amacı bile olabiliyor. bir takımı tutmaya karar veriyor ve etraftan gelen basit baskıları kaldırıyor. ''ama x takım başarısız bak bu takım daha iyi diyene'' en iyi benim takımım diyor. aslında tuttuğu takım o dönem dökülüyor da olabiliyor, ancak takımını tutması gerektiği o körpe beynine mıh gibi işleniyor.

    bu çok basit bir durum gibi gözükse bile kazın ayağı öyle değil. ülke vatandaşlarının dahi sadece bu hareket sebebi ile rasyonel kararlar veremediğini düşünüyorum. körpe iken kafasına bir güruhun parçası olması gerektiği işlenen beyinler bir ömür boyu bu izleri takip ediyorlar. futbol sadece binlerce spor dalından biridir, eğlenmek amacı ile izlenir. türkiye futbol konusunda bu kadar başarısız iken yurt içinde bu kadar gündemde olmasının sebebinin de amaçlarından çok araçlarına bağlı olduğu bir gerçektir. türkiye'de futbol siyaset jokeridir gündem sıkıntılı ise kullanılır gündem dağıtılır, imkanlar el veriyor ise üzerinden toplum konsolide edilir. başta anlattığımız amaç duygusu ile insanların siyasi partilere daha sıkı bir şekilde bağlanmalarını sağlar.

    futbol toplumu uyuşturur siyaseten tek tip hale getirir, partilerin insanları okumasını ve tercihlerini anlamasını çok kolaylaştırır. türkiye özelinde kesinlikle tam bir zehirdir. bir faul ceza sahası dışında ise dışında içinde ise içinde değildir bu insanlar için. taraftarlığı rasyonel düşünmesini engelleyecektir.

    bugünlerde siyaset gündeminde indirimler var. indirimlerin komutunu ekrem imamoğlu vermiştir ancak binali yıldırım'da aynı indirimler üzerinden propaganda yapmaktadır. şimdi bu pozisyon penaltı mıdır yoksa değil midir? bu tamamen tutulan tarafa göre değişkenlik gösterir. bunu sağlayan da küçücük çocuklara yağmurda çamurda iyi de kötü de x takımlısın demek ile başlar.

    elbette bu takıntıdan kurtulan bir sürü insan var içlerinden biri de benim. ancak türkiye genelinde baktığımızda kendini bu kadar geliştirebilen kaç kişi olduğunu düşünüyorsunuz? futbolun endüstriyel ve ekonomik boyutunu bir kenara bırakır isek durum tamamen bundan ibarettir.
  • kitleleri yersiz yere birbirine dusuren her turlu aktiviteye karsiyim. ılkokul zamanlarini hatirliyorum. fb - gs aksam mac yapar, bir tanesi kazanir, sonraki gun cocuklar okula gelip, diger takimi tutanlarla alay eder, dalga gecer, kufur eder.

    buna gercekten ne gerek var? 7-14 yas arasi cocuklari birbirine bu kadar sacma sapan bir konu yuzunden dusmesi sizlere mantikli geliyor mu? sadece o da degil, yas ilerliyor, liseye geciyorsun 14-18 yas arasi elemanlar bu sefer sectikleri takima gore arkadas cevresi yapiyor. ardindan tribun ekiplerine katilanlar mi dersiniz, sokaga cikip rakip takim taraftarini dovenler mi, bicaklayanlar mi, bir suru sacma sapan is donuyor.

    siz fenerliler hep oyle, galatasaraylilar soyle, besiktaslilar zaten bu liste uzar gider. ne geregi var gercekten? bu toplumun sadece ikiye bolunmesi lazim, onlar da sunlar.

    1) ensar vakfi tecavuzlerine, yolsuzluga, adaletsizlige, hukuksuzluga karsi olanlar
    2) yukarida yazdigim seylere karsi olmayanlar.

    olmasi gereken bu kadar