şükela:  tümü | bugün
  • uefa'nın salon futboluna verdiği isimdir.
    http://www.uefa.com/futsal
  • futbol fanatiklerinin kutsal deme biçimi
  • (bkz: indoor soccer)
  • eurosport'ta ve kimi geceler tve'de izleme fırsatı bulduğum futbol türü.

    tekniğe, çabukluğa ve esnekliğe dayalı olduğunu düşündüğüm futsal, afili hareketlerle dolu görüntüleri, çok kıvrak ve sağlam bilekleri, esnek vücutları, seri ve sert oyunları keyifle izleme imkanı veriyor.

    normal futbol topundan bir kaç numara küçük bir topla, daha küçük kalelerle, 6 kişiden oluşan takımlarla, pvc zeminde oynanan futsal, henüz ülkemizde yeterince tanınmıyor bile.

    oyuncularının (artık futbolcu mu futsalcı mı bilemiyorum...) çabuk, kuvvetli, bileklerine hakim ve dar alanda bir anda atraksiyonlar yapabilme, hızlı ve seri pasları sevme gibi özelliklere sahip olması gerekiyor.

    bugüne kadar izlediklerim içinde en başarılı ve güçlü ekiplerin başında gelen brezilya milli takımı, her maçında izleyicinin aklını başından alan bir dolulukta maçı götürüyor. adamların her oyuncusu inanılmaz teknik, bileklerine hakim, bazen yaptığı bilek hareketlerinin hızına yetişemiyorsunuz bile... beni bu entry'yi yazmaya iten bugün izlediğim, gördüğüm kadarıyle zayıf bir takım olan avustralya ile yaptıkları maçın daha ilk yarısında 45 şut, 8-0'lık bir skor yakalamışlardı.
  • seri paslasmanin ve kollektif futbolun one ciktigi dinamik futbol turu. topu nispeten ufak ve yumusaktir, bu bireysel top kontrolunu maksimize eden bir etkendir. alan yaratmak icin ileri ve geri yapilan pas sayisi oldukca fazla olabildigi gibi topsuz oyuncularin pas alabilmek icin kucuk olan sahada bos alanlara surekli penetre etmesi esastir. adam adama pres genel olaran tercih edilir, bireysel teknik kapasite firsat yaratmak icin onemlidir. teknik kapasitesi turkiye gibi olan bir ulkenin aslinda oldukca basarili olabilecegi bir oyundur, fakat pahali indoor zemin (hafif yumusaktir) onemli bir yatirim gerektirdiginden daha atletizme altyapi yaratamayan ulkemizin daha bir sure disinda kalabilecegi olaydir. umalim ki universitelerimiz olayin farkina varip gelismesine on ayak olsunlar, genclerimiz oynasin, olay yayginlassin, ben de geleyim futsal teknik direktoru olayim.
  • 21 kasim - 5 aralik 2004 tarihleri arasinda taiwanda dünya sampiyonasi yapilan spor dalidir.

    acilis macinda ev sahibi taiwan, misira 12-0 gibi ohara bir skor ile yenilerek ev sahibi olma avantajini yer ile yeksan etmistir.

    eurosporttan yayinlanan kupada futbolseverlerin (futbolseven futsal da sever mantigindan hareketle) özellikle brezilyanin maclarini kacirmamasi gerekir. o dar alanda topu nasil maymun etmektedir bu cami$lar hayret etmeli, baska isimizi yokmus gibi kafamizda bunlarla halisahada baklavasina mac yapmanin zararlari hakkinda düsüncelere dalinmalidir.

    "brezilyanin macini kacirdim ulen tüh" diyenler üzülmesin, hemen italyanin macinin yayin saatine baksinlar... zira 14 kisilik italya takiminin 12si brezilya dogumlu, italyan pasaportlu, öz be öz brezilyali sambacilardir. italya'ya ebenin ami ali sami desek yeridir. eurosport spikeri dahi bu olayi "utanc verici" olarak nitelemis, "globalligin amina komussunuz be canlar" seklinde dizlerini dövmüstür.

    turnuva sonrasi editi: yari finalde brezilyayi eleyerek finale kalan ispanya, arjantini eleyip finale kalan italyayi 2-1 ile gecip sampiyon olmustur. brezilya 3., arjantin 4. olarak siralandilar efenim.

    surdan bakabilir ilgilenen bünyeler: http://www.fifa.com/…s/0,3919,futsal2004s12,00.html
  • 2004 dünya şampiyonası'nda arjantin'i yenen italya ile brezilya'yı penaltılarla geçen ispanya'nın finale yükseldiği zevkli oyun.
  • futbol benzeri bir oyun. valla ilginç bir icat zannımca. hani kolay seyirlik filmler vardır, iş çıkışı gidilir ve doksan dakika boyunca sizi o günün ve tabii ki sonrakilerin derdinden alıkoyar, işte böyle bir şey benim için futsal. hızlı, zevkli bir oyun lakin eğer güçlü ekipler oynuyorsa, bütün hızına ve hoş varyasyonlarına rağmen atası ve hatta babası gibi tatsız tuzsuz, en azından meyvesiz geçebilen bir olay. temaşanın peşindekilere kolay lokmalarla, devlerin kapışmalarını tavsiye edeyim. lakin tecavüze yakın bir durum söz konusu, uyarmadı demeyin. rıza tabii ki de hukuka aykırılığı ortadan kaldırır diyerek devam edelim, bu cümleyi kurmasaydım, çok sevgili bir dostumla sittin sene çay içemezdim ya neyse...
    efendim biz buna quasi futbol diyoruz zira salonda oynanıyor. öyle bir saha ki, ben orada hentbol oynarım affedersiniz. çamuru, karı, güneşi olmayan bir yerde işin tadı olur mu, olmaz mı bilemedim. şimdi bir iki muzip dostum amsterdam'a uzayacak ve arena diyecek ya da amerikan futbolu stadyumlarından dem vuracak lakin sentetik duyguların adamı değilim, şimdiden söyleyeyim. salonda oynanırken bunun benzeri ve bir model eskisi, ne güzel taç yoktu, duvardan şov yapmak vardı, kale arkasından pas alınırdı falan filan. baktım seyrettim, bunlar kaldırılmış. hentbol sahasında yarım takımın oynadığı futbol olmuş. taçlı maçlı.
    fevkalade salon adamlarını seyrederken pür dikkat kesilin derim zira pek hızlı bir oyun; güzelliklerini bazen ağır çekimde yakalayabiliyorsunuz. branşın ağır sikleti kim diye soracaklara, hemen cevabını verelim. bu branş oluşturuldu oluşturulalı, bir ispanya rüzgârı esiyor. adamların millî takımının antrenörü, takım sporları tarihindeki en yüksek galibiyet ortalamalarınnan birini tutturmuş; eurosport'taki ingiliz yorumcuların yalancısıyım. ona benzer birşey söylemişlerdi yanlış hatırlamıyorsam. o yüzden ispanya oynuyorsa, babanızla, arkadaşınızla, sevgilinizle iddiaya girin, kaybetme olasılığınız pek düşük, eklemeden geçmeyelim...
    (bkz: 3 mart 2002 playas de castellon charleroi maçı)
  • müşabih futbol...daha ne diyeyim.
  • çok ilginç kuralları olan, futboldan kopamayan ama bir yandan da indoor sporlarındaki güzel kız popülasyonuna ağızlarının sularını akıtarak bakan uefa yetkilileri tarafından "hem top oynayalım hem de cıvırlarla kaynaşalım" mantığıyla vücuda getirilmiş spor dalı...
    bizzat sorumlusu olarak çıktığım bir maçtan önce bir saatte kurallarının anlatıldığı, iki-üç maça çıktıktan sonra da olayın %80'inin kapacağınız kadar kolay olan futsal sporu beş kişilik iki takımdan(aman biri kaleci olsun), sürüsüne bereket yedekten(değişiklik sayısı sebebiyle ki birazdan değineceğiz) ve 4 hakemden oluşan bir birlikteliğin ürünü olarak izleyicilere sunulur ve 20 dakikalık iki devre halinde oynanır.
    bu çılgın oyunda 7 adet yedek oyuncu, tıpkı basketbolda olduğu gibi belli noktalardan (kendi benchlerinin yakınındaki bir bölge oluyor bu noktalar) giriş çıkış işlemlerini hakeme, diğer hakeme, ve daha daha diğer hakemlere(buna da değelim sonra) haber vermeden istedikleri kadar yapabilirler. hatta kutsal* kitaplarına göre aynı anda beş oyuncuyu bile değiştirme hakları vardır.
    bu maçta görevli olan hakem sayısı dörttür ama uefa bunlardan birine hakem demeyi pek sevmez. bu dört hakemden masanın olduğu taç çizgisine yakın olan hakem birinci hakemdir ve ikinci hakemle aralarında çıkabilecek olası hırlarda son söz sahibidir. ikinci hakem diğer taç çizgisinin oralarda gezinir. bu iki hakemde de düdük vardır ve paylaştıkları bölgelere göre önlerinde olan faul ve fena hareketleri değerlendirirler. üçüncü hakem masada oturarak önemli bir iş yapıyormuş gibi sağı solu süzüp, daha önce belirttiğimiz cıvırlara hava atmaktadır. uefa'nın dördüncü kişiye hakem dememesinin sebebi o kardeşin(ki adı timekeeper olarak geçer) masraflarının ev sahibi federasyon tarafından karşılanmasıdır.
    oyun alanımız karamürsel sepeti biçiminde olup kaleler 3 metreye iki metredir. oyun alanı 25 metreye 15 metreden az ya da 42 metreye 25 metreden çoksa o maç oynanmaz, hır çıkar.
    iki adet penaltı noktası uydurmuştur bu oyunu uyduran uydurukçular. bunlardan biri kaleden 10 metre uzağa, ikincisi 6 metre uzağa bir nokta koyularak belli edilir. bu penaltı noktalarından uzak olanı, bir devrede 6 faul hakkını doldurmuş takımların yapacağı her faulden sonra rakip takımca kullanılır. yakın olanı da bildiğimiz penaltı noktasıdır.
    bu oyunda her ne kadar temiz olursa olsun tacklea ve şarja izin verilmez. yaptınmıydı faul derler; adamı rezil ederler. bu faulü kullanırken de rakip 5 metre öteye gitmek zorundadır.
    taçlar ayakla kullanılır, top tavana çarpınca endirek serbest vuruş olur ve böyle akıp gider maç. ben fazla sevmem ama seveni de hor görmem.