şükela:  tümü | bugün
  • "yeni bir adım atmak, yeni bir kelime söylemek, insanların en fazla korktuğudur." sözüyle insan ilişkilerinin neden kısır bir döngüden ibaret olduğunu açıklamıştır. sanırım bu korkuyu aştığımız zaman daha sağlıklı ilişkiler kurmayı başarabileceğiz.
  • ruh çözümlemelerini en iyi yapan kült yazarlardan. suç ve ceza'dan sonra en başarılı eseri yeraltından notlar'dır. yazılabilecek en güzel şeyleri yazmış, şimdiki yazarlara pek bir şey bırakmamıştır.

    --- spoiler ---
    saygıdeğer karıncalar gözlerini yuvada açar, besbelli orada kaparlar; bu müspet ve sebatkar davranışlarıyla da büyük bir onuru hak ederler. fakat insan hercai, bir dalda durmaz bir yaratıktır ve belki de satranç oyuncuları gibi gayeyi değil, gayeye giden yolu sever. kim bilir (emin olamayız tabii) belki de insanların yeryüzünde ulaşmaya çalıştığı tek gaye, bu gayeye ulaşma yolundaki daimi çaba, başka bir deyişle hayatın ta kendisidir, yani iki kere iki dört cinsinden bir formül olan gaye değildir; zaten iki kere iki dört, hayat değildir baylar, ölümün başlangıcıdır. hiç değilse insan, bu iki kere ikiden daima ürkmüştür; ben hala ürküyorum. insan bütün ömrünü iki kere iki peşinde geçirir, bu uğurda denizler aşar, hayatını harcar, fakat yemin ederim, arayıp gerçekten elde etmekten korkar. çünkü onu bulur bulmaz artık erişecek şeyi kalmayacağını bilmektedir.
    --- spoiler ---
  • rodion romanoviç raskolnikov'un kendisi olmadan bir suç ve ceza yazmak mümkün müdür?
    suç ve ceza'da, kendini anlatmıştır aslında.
    fyodor mihailoviç dostoyevski, rodion romanoviç raskolnikov'un ta kendisidir.
    koskoca yazar bizi yiyiyor. ayıp!!
  • rus yazar. tamam anladık, bir yazar 1 tane başyapıt yazar ama 8-10 tane de yazmaz ki canım ayıp denen bir şey var. budala, karamazov kardeşler, cinler, yeraltından notlar, suç ve ceza, kumarbaz, öteki ve diğerleri. her biri ayrı ayrı roman turunun zirversidir. çok zirveli sıradağ gibi lan adam. hasılı okuya okuya bitiremedik, kitapları yüzünden iyi roman anlayışımız o kadar üste taşındı ki diğer birçokları yavan gelmekte.
  • diyarbakır'lı bir dolmuşçu istemeden de olsa kendisinin tüm felsefesini tek bir cümle ile özetlemiştir;

    "yaşamını hayallere bağlarsan gerçekler sebebin olur"

    saygılar.

    edit: dolmuşçu yerine kamyoncu yazmışız.
  • kitaplarını okuduğunuz andan itibaren tanıklığınız başlıyor ve sürekli tanık sıfatıyla ifade vermek durumunda kalıyorsunuz. lafın kısası hayata şahit yazıyorlar, her gün vicdana imza vermek zorunda kalıyor insan.
  • ''dostoyevski’nin öyküsü, tanrısı kendine ait olan bir adamın öyküsüdür.

    1846 yılına kadar dostoyevski, saint simon ekolüne yakın bir sosyalist düşünceyi benimseyen bir yazardı. çar ı. nikola’nın “isdibdat” yönetimini kabul etmiyordu, ezilen halktan yanaydı, küçük memurun düştüğü zavallılıkları anlatan öyküler, uzun öyküler (pavest) ve romanlar yazıyordu.

    ta ki, petraçevski ayaklanmasının hüsranla bitmesi ve arkadaşlarıyla birlikte semyenovski meydanında kurşuna dizilmeye götürülene kadar.

    işte ne olduysa o meydanda oldu.

    altışar kişilik sıralar halinde ayrılıp, kurşuna dizmek üzere gözler bağlı biçimde kazıklara bağlandıklarında, dostoyevski ikinci altılı gurup içindeydi.

    budala romanında bu bölüme benzer bir sahneyi anlatmıştır yıllar sonra.

    işte o beş dakika içinde, yaşasaydı neler yapacağını aklından geçirmiş ve uzun süre kendisine “telkinde” bulunan papazın gümüş haçına bakarak tanrı’ya yalvarmıştır.

    çar ı. nikola’nın af mektubunu atını çatlatırcasına meydana taşıyan subayın gelişiyle birlikte infaz durur.

    dostoyevski ve arkadaşları sibirya’ya sürgüne gönderilir. cezalarını bir maden ocağında çekmeye mahkum edilirler.

    dostoyevski’nin değişimi böylelikle başlar. artık onun için sosyalizm diye bir düşünce yoktur. sosyalizmin dünya üzerinde gerçekleşebilmesi için mutlaka ve mutlaka tanrı’nın yardımı gerekmektedir.

    ilahi bir gücün varlığı olmadan, dünyada insanların birbirini ezmediği, sömürmediği bir düzene kavuşmak mümkün değildir.

    nitekim suç ve ceza, raskolnikov’un neredeyse kusursuz işlediği cinayetin ortaya çıkmasına neden olan pişmanlığı, tanrı’nın bir zorlaması, bir başka deyişle nedamettir.

    dostoyevski, tanrı ile kendisi arasına kimseyi sokmamakla, çok farklı bir “tapınma” öyküsü yaratmış bir yazardır.

    bunda, kurşuna dizilmekten son anda kurtuluşunun etkisi olduğunu da reddetmez. bu uğurda, çevresinde hızla gelişmekte olan toplumsal akımlara karşı tüm kapılarını kapatır. nikolay çernişevski’nin “ne yapmalı” romanı elden ele dolaştığı sıralarda, ecinniler romanında kitabı yerden yere vurur. toplumsal hareketler, ancak tanrı’nın izin vermesi ve onun “inayeti” ile ancak başarılı olabilir. sosyalizm, ancak tanrı öğretileriyle varlığını sürdürebilir, aksi durumda yok olmaya mahkumdur.

    dostoyevski’nin din üzerine geliştirdiği bir kuram yoktur. incil’in en basit bilinen kurallarını bile tekrar etme ihtiyacı duymaz.

    bir tanrı vardır ve onunla kendisi arasındaki hesaplaşmaya kimse karışmamalıdır.''

    alıntı: http://www.dunya48.com/…0-dostoyevsknn-inanci-neydi
  • 3 tane kitabını okuduğum yazar ötesi adam. inanılmaz bir hayal gücü, tasvir yeteneği, din ve sosyoloji bilgisi var. kitaplarının bazı bölümlerinde roman değil bilimsel makale okuyormuş hissi uyanıyor insanın kafasında.
    "yalan insanı diğer canlılardan ayıran yegane şeydir. insan ancak yalanlar sayesinde gerçeğe ulaşabilir." f. m. dostoyevski
    karamazov kardeşler hakkındaki düşüncelerim #43832356
  • başka insanlar edebi gücünü tartabilecek bir yetkinliğe sahiptir elbet, ben asla hiçbir romanı okurken bunu bilinçli bir eylem olarak yapamadım. daha çok, paylaşılmış ve ortak bir delilik ya da ortak bir bilinçaltının resminin çizilmesi olarak gördüm, bir yazarın romanlarını okuma eylemini.

    kendisi, ortalama insanın dış kabuğunun altındaki deliliği resmeden ya da bu deliliğin açığa çıkmasını mümkün kılan kurgular yaratmıştır. dostoyevskiyi en büyük yapan, en klasik yapan budur, yoksa en güzel cümleyi yazmak, en süslü kelimeleri kullanmak belki kelimelerle uğraşan insanlar için daha değerli olabilir. "dostoyevski şişirme bir edebiyatçıdır" demişti biri, bunu daha sonra bir başkasından da duydum. bu mankafalar için mesajın anlatım biçimi, mesajın içeriğinden daha önemli olduğu için böyle insanları gördükçe edebiyat, bilim, sanat, insanın bıraktığı ize dair her teknik, insanı insandan ayıran ve kalplerin arasına duvarlar ören bir babil bulamacıdır. bizim gibi insanlar içinse, mesele, bir delinin anlattığından farklı değildir, gerçekten de çıkın bir gün bakırköy ya da erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastahanesini ziyaret edin. ağır şizofreni hastalarının anlatımları, hayata uyum sağlayamamış birinin kafasındaki bilinçaltı resmini anlatma çabasını anlamaya çalışın. onun gördüğü görüntü ile sizin gördükleriniz farklı değildir, aynı hakikati görürsünüz sadece 'hasta' olan kişiyi 'normal' olan kişiden ayıran şey, normal insanın hastadan daha iyi bir şekilde hayatın saf görüntüsünün travmalarıyla başa çıkmasıdır, bu ise bir bastırmadır, bir yok saymadır. cehennemin dibinde yaşarken sadece cehennemi yok sayanlar akıllarını belli bir normallik bandında tutabilir.

    işte bu adam, yani suç ve ceza'nın bir çok farklı kısmında deliliğin bandına giren mevzu bahis yazar, ortalama bir insanın, çarkların arasında sıkışıp parçalanan birinin kafasında olup bitenlere vakıf biridir. yoksa en süslü cümleyi yazdı diye iyi bir edebiyatçı değildir, belki ondan daha muhteşem betimlemeler kullanan yazarlar vardır ama bu da okuyucunun pek umurunda olmaz. burası hayat, ve herkes hakikatle ilgileniyor, en azından ruh sahibi olan insanlar. o da hakikati, gerçekten ayırabilip yazan, ara ara içine girdiği bunalım denizinden incilerle çıkan ermiş bir adam. deliye baktığında onun iç dünyasındaki zenginliği görebilen, ve de en önemlisi bu zenginliğin hangi travmalar sonucunda ortaya çıkabileceğini çözmüş biridir dostoyevski.
  • mutlu olanların anlaması zor bir yazar. evet bunu okudukça iyice fark ettim. üslubu, yaşamı ve diğer şeyler üzerine günlerce tartışılabilir ama nacizane olarak şuna kesinlikle eminim. mutlu olan ve hikayesi olmayan insanlar bu adamdan pek bir sonuç çıkaramaz. huzursuzdur. doğduğundan beri hayatı yolunda gitmiş, sorunla karşılaşmamış kimselerin değil de yenilgiyi tatmış, insanlarla arası iyi olmayan kimselerin kendinde çok fazla şeyi bulacağı bir dehadır.

hesabın var mı? giriş yap