şükela:  tümü | bugün
  • bir ornek olarak : (bkz: regulate)
  • artık düzgününü yapanın kalmadığı 90'ların başında altın çağını yaşamış müzik türü
    70'li yılların funk parçalarının ritminin yavaşlatılması yoluyla yapılan altyapı kullanılır

    en önemli albümleri;
    snoop doggy dogg (şimdi sadece snoop dogg)- doggystyle
    warren g- g funk era
    dr. dre - the chronic
    dogg pound - dogg food
  • 1992'de the chronic ile başlayarak 1996'ya kadar revaçta olmuş müzik türü. bilinen ilk örneği nwa'in 1988 tarihli gangsta gangsta'sıdır, daha sonra ardından above the law'ın 1990 tarihli murder rap'i gelmiş, nwa bir sene sonra alwayz into somethin ile bir tuğla daha koymuş ve nihayetinde 1992'de the chronic ile yapı tamamlanmıştır. bu noktadan sonra g-funk patlar, warren g, kokane, bone thugs n harmony, dj quik, da brat, the dove shack, snoop dogg, the notorious big, ice cube, tha dogg pound gibi isimlerle daha popüler olur, hatta diğer rap türlerini icra eden isimler de * bandwagon'a atlayarak 1993-1997 arası çıkarttıkları albümlerini bu sound'da kaydederler. daha da spesifik olursak 1992-1997 arası g-funk'ın şahlanış dönemidir. stripped down ritmde giden bir e-mu sp 1200 beat'inin üzerine ohio players, one way, funkadelic, parliament, midnight star, mtume, the time gibi 70's funk ve 80's groove icra eden grupların klasiklerinden sample'lar yapıştırılır *, üstüne gerçek enstrümanlarla desteklenir *, synthesizer üzerinden portamento yaparak melodi bütün parçaya yedirilir ve tabii ki parçanın atmosferinin laid back, mellow ve zaman zaman garip hissiyatlı olmasına dikkat edilir, arkaya da kadın vokal koyduk mu tamam. rhyme'ları da siz bulursunuz artık.

    son zamanlarda g-funk iyice underground'laşmış ve birkaç isim bu janrı hala icra etmektedir. mesela warren g'nin in the mid-nite hour diye 2005 senesinde çıkardığı bir albümü vardır, günümüzün g-funk sound'unu yansıtır. 1990'ların ortasındaki şaşalı günleri ve sound'u kadar orijinal ve eğlenceli olmasa da yine de iyidir.
  • bu muzik turu ozellikle 90'larin basinda bloods ve crips cetelerinin kavgalari ve rapcilerin birbirleriyle gecinememeleri sebepleriyle parlamis, ve kendisini hip hop'in o zamanki temel sesi olarak butun amerika'ya kabul ettirmistir. hip hop muziginin gelisimindeki onemli basamaklardan biridir, ve dr. dre'nin bu konuda payi buyuktur.

    yine 90'larin baslarinda g-funk'tan esinlenen epmd gibi gruplar `parliament funkadelic agirlikli muziklerle bu devrimi east coast'a tasimistir. redman ile buyuyen p-funk devrimi ise 90'larin ortalarina dogru wu-tang clan'in hip hop dunyasini tabiri caizse ele gecirmesiyle ortadan kaybolmustur. bundan sonrasi zaten malum... (bkz: tupac shakur) (bkz: christopher wallace) (bkz: nasir jones)
  • nate dogg bu türün en önemli temsilcisidir. onunla öldü desek yeri.

    (bkz: rip)
  • sevenleri için bilinen şarkıların aksine kuytuda köşede kalmış güzide old-school/underground örneklerini paylaşacağım gangsta funk ve ghetto funk olarak da bilinen müzik türü.

    treva - coming from an og

    am dre - gangsta g's

    mac & a.k. - major league ballin'

    c-bo - forever thuggin'

    sam sneed feat. j-flexx - lady herion

    lighter shade of brown - on a sunday afternoon

    mc-ren - keep it real

    lil 1/2 dead - cavvy sounds

    .

    .

    peşin edit: beğenen hastaları yeşillendirirse listeyi uzatabilirim.
  • nate dogg'un ölümüyle ölmüş müzik tarzıdır.
  • bilinenin aksine yaratıcısı dr. dre değil gregory hutchinson'dır. kendisi above the law'dan tanıdığımız cold 187um aka big hutch'ın ta kendisi.

    dr. dre nwa'in yeni albümü niggaz4life için cold187um ise above the law'ın yeni albümü black mafia life için çalışmaktadırlar. cold187um dre'ye stüdyoda black mafia life'tan şarkılar dinletir ve dre "bu da ne? bunu nasıl yaptın?" der. cold 187um abimiz de cevaplar; "we just call that shit g-funk" der.

    hatta above the law bu albümde call it what you want şarkısı için 2pac ile çalışır. 2pac stüdyoya gelir ve "tarzınız ne zenciler?" der. onlar da der ki "g-funk". bunun üzerine 2pac kayda girer ve "i'm bumpin’ g-funk, but you can call it what you want” diyerek rap tarihinde g-funk kelimesinin geçtiği ilk şarkıya imza atarlar.

    gelgelelim eazy-e ve dr. dre'nin sahip olduğu ruthless records black mafia life albümünü yayınlamakta gecikir. daha sonra dr. dre ruhtless records'tan ayrılıp deathrow records'a geçer, solo albümü the chronic'i yapıştırır ve dünyayı g-funk ile tanıştırır.

    cold 187um bu konuda "i highly influenced somebody who had the power to make my sound be really commercial. dre never took anything from me. he just took an idea that i had and integrated it into one of the greatest albums in hip-hop. i’m cool with that, bro! why would i not be cool with that?" der ve bu müziğin yaratıcısı olduğunun altını çizdiği gibi dr. dre'nin dehası ve yeteneğinin hakkını da verir.
  • youtube originals serisinin 11 temmuz 2018 tarihinde yayınladığı belgesel.

    tek başına biden fazla g-funk/west coast ganstra rap klasiğinde sample olarak kullanılmış parliament'in flash light şarkısı ile mükemmel bir açılış yapıyor belgesel. hemen ardından the dove shack'in summertime in the lbc'si eşliğinde long beach caddelerinde dolaşmaya başlıyoruz. 21'st, lewis, mlk, barbekü yapan, ot saran zenciler ve sıra sıra dizilmiş devasa uzunlukta şehrin imzası palmiye ağaçları. bir g-funk belgeseli bundan daha güzel başlayamazdı heralde.

    hikaye çocukluk arkadaşları warren-g ve snoop dogg'un lisede nate dogg ile tanışmaları ve 213'yi kurmalarıyla başlıyor. warren'ın çetelerden, sokaklardan, hapishaneden uzak durmak için müziği tek çare görmesi, arkadaşlarını da bu yönde yönlendirmek için uğraşması ve en sonunda üvey abisi dr. dre ile snoop'u biraraya getirmesiyle gerçekleşen hayaller.

    belgesel, the chronic'in yapım süreci, snoop'un amerika ve hip-hop sınırlarını aşan ünü, warren'ın herkesi kurtarıp yalnız bırakılması ve tek başına vermek zorunda kaldığı mücadele ile devam ediyor. hip-hop'ın g-funk ile daha geniş kitlelere ulaşması, popüler kültürün her alanına sirayet etmesi ile sonuçlanacak bir devrimin hikayesini dinliyoruz. bugün sadece rap müziğin değil müzik dünyasının ve popüler kültürün geldiği noktayı kavramak için öğrenmeniz gereken bir hikaye bu.

    east coast - west coast rekabetinin death row ve suge knight kaynaklı magazinel tarafını yüzeysel geçip müzikal, kültürel farklılıklarını anlatması, bunu anlatırken de hip-hop'ın duayenlerine mikrofon uzatarak özgün tespitleri cımbızlayabilmesi belgeseli çok özel bir yere taşıdı benim için.

    g-funk ile ilgili böyle premium bir belgeselde bu müziğin adını koyan above the law'ın bir cümle ile geçiştirilmesi, dj quik'in adının bile geçmemesi olumsuz noktaları. bununla birlikte nate dogg'a biraz daha fazla yer verilmesi gerekirdi diye düşünüyorum. çünkü the d.o.c'nin de dediği gibi "g-funk is three dudes. singer, rapper, producer." ve kralın dediği gibi "nobody does it better".

    r.i.p the big nate dogg

    this is dedicated to you