*

şükela:  tümü | bugün
  • dr. güçlü gülanber'in sahibi olduğu, beşiktaş şubesinin kapatılacağı, bahçeşehir şubesinde işyeri olan, kendisini kliniklerden ayırıp "poliklinik" olduğunu iddia eden ve hatta ismine hem academia hem veteriner tanı ve tedavi merkezi koyan, egosu bol soslu fakat işi kof hamurişi olan ticaret merkezidir.

    haftalar öncesinde bu beyefendinin hem prof. olduğunu hem ozon tedavisini ilk uygulamış kişilerden biri olduğunu öğrendiğimde randevu almak için telefonla aradım ve güzel ilgilendiler, fakat yerinin uzak olması sebebiyle ben yetişmem gereken otobüse yetişemeyince gidememiştim. çünkü adamın her saati ve sanırım yarım saatte 1'i doluydu. geç gidecek olsaydım muhtemelen alamayacaktı, gidemedim.

    en son birkaç gün önce görüştüm, mesai saatleri dışında aramış olduğum için güçlü bey'in telefonuna otomatik yönlendirme yapıldı, o da güzel konuştu. uzak olduğumu öğrendiğinde beni beykoz'daki başka bir kliniğe sevketti fakat orası da sağ olsunlar maşallahları dokunsun, muayene ücretine 250 lira çekince, tekrar güçlü bey'i aradım ve bana randevu saatlerini bilmediğini ve ertesi gün sabah vakti tekrar arayıp randevu almam gerektiğini söyledi, tamam dedim.

    2 gün sonra arayabildiğimde ise, arada sırada telefonla kapatıldı, sekreter açtı, sorular sordu "ben bir güçlü bey'e sorayım, döneceğim" deyip durdu. kısa bir not geçmek istiyorum, haftalar öncesinde konuştuğumuzda da kedimin fip olduğu belliydi, bu konuşmalarımızda da fip olduğu belliydi. ben daha öncesinde randevu alabilmişken, en son konuştuğumuzda "randevu alın" denebilmişken, en son "biyokimya cihazı bozuk olduğu için yardımcı olamayacağız" gibi saçma bir şey söylendi. tedavi orada devam etmeyecek olsa bile yetkin birine muayene olacak olsa bile yeterdi. ki bu arada bilginize, muayene ücreti 150 tl.

    kedimin aylardır bu durumda olduğu belli, fip'ten ötürü deniyor ama belli değil, sinir sisteminde virüs olduğu için mi beyninde bir bokluk olduğu için mi yürüyemiyor, kısmi felç, belli değil. onlara da söyledim, ilgili ve bilgili birilerini -fakülte dahil- bulamadığımız için bizim bir röntgenimiz bile yok dedim. fakülte zaten ayrı bir iğrençti, o gün yaşanan her ne varsa allah hepsinin bir bir belasını versin.

    fakülteye götürmemi tavsiye etti, ben de orada başıma gelen en son sistemi anlattım ve bunu ilk kez benden duymuş olmasına rağmen güçlü bey işine öyle geldiği için bu durumu savundu. normalde eskiden fakültede hocaların yanında asistan olurdu ve hastalarla öncelikli olarak profesörler ilgilenirdi ve her hizmetin ücreti de normal ücretin 4'te 1'i gibi bir şeydi. 3'te 1'i olsa da aynı şey. fakat dedim ki, savsak işe yaramaz asistanlar vardı, yöntem ve ilaç tedavisi söylemememe rağmen asla olumlu davranmadılar, hatta hocalarına danışma hakları varken asla danışmadılar ve hatta profesörler üst kattan alt kata bile 10 saat boyunca asla inmedi. ve ben asistanların hiçbirinden verimlilik alamayınca, kedimi zaten ehil kişiler görsün diye de geldiğimden, profesörlerin görmesini istiyorum dedim. bana 400 lira muayene ücreti çıkarttılar. ve güçlü bey bu durumu şu şekilde savunmaya çalıştı: "kamu sektöründe de özel sektörde de taksitlendirme gibi bir şey hiçbir zaman olmaz, para her zaman o anda alınır.", "siz taksitlendirme yapmıyor musunuz?" diye sorduğumda, yapmadıklarını söyledi ve konu orada da kapandı ve bu da ayrı bir rezaletti.

    kendilerini hayvanlara/hastalara mı yoksa paraya adamak için mi doktor/hekim/prof./doçent oluyorlar bilmiyor ve de anlamıyorum. para para para para... bir muayeneye 250 lira vermek aslında büyük bir şey değil, ama bu zaten zor ve uzun bir tedavi süreci gerektiriyorken, neyin ne olduğunun ve neden olduğunun ve hatta nasıl engelleneceğinin belli olmadığı belirsiz bir hastalıkken, sırf bir muayene ücretine 250 lira verilmez. ve karşı taraf da biraz insan olup, gayet de muayene ücretini 100 liraya çekebilr. çünkü zaten biz tırrek yerlerde 100 olsun, 150 olsun muayene ücreti zaten verdik. yeri geldi 1 test 2 röntgen için bize 1000 lira fiyat da çekildi. herkes kafasına göre gereksiz testler yapmaya çalışıp ya hesap kabartıyor ya işine gelmediği için "yapılacak bir şey yok" deyip iğrenç iğrenç konuşuyor. yani 1 hastadan 100 alsın, 200 alsın, aldığı muayene ücreti bile zaten onun o gününü kurtarıyor. böyle bir sistem var. hastanın neyi olduğunu bile sormadan, alışmışlar, şu 2 senedir herkes "muayene ücreti 100 tl" diye bir şey ezberlemiş tutturmuş gidiyor. muayene dediğiniz zaten bir bok da değil ayrıca. 250 tl vesaire alacak olan adama neden o parayı verirsiniz biliyor musunuz? bilmeyen birinin yapacağı testlere, röntgenlere, bir boklara 1000 lira 1500 lira ödemek zorunda kalacağınıza bilen birine 250 lira verirsiniz, yeri gelir 500 lira verirsiniz ama o zaten işini bildiği için gereksiz testlere ihtiyaç falan duymayacağı için o parayı bilgisiyle tecrübesiyle sikke sikke hakeder.

    güçlü bey'de saçma bulduğum şey, düne kadar, gerçekten 2 gün öncesine kadar "randevu alın" derken, "biyokimya makinesi bozuk olduğu için ilgilenemeyecekleri" bugün mü aklına gelmiş?

    klinik; hasta bakımının yapıldığı yerken, poliklinik; çeşitli hastalıkların incelenip tedavi edildiği yerdir. isminizin yanına "polklinik" koymak, olmayan kadroyla "academia" koymak kolay, "tanı ve tedavi merkezi" demek de alacağınız para hak görsün diye de göz boyamak adına pek de şaşaalı.

    bu kedi nerdeyse 1 sene olacak, sırf güvenilir, işini doğru düzgün yapan, ilgili, bilgili ve hayvan sever bir kliniğe denk gelemedi diye aylarca yalpalayarak, bir dönem sürünerek, bir dönem düşe kalka yürüdü ve şimdi de çişini kakasını tutamayan, kısmi felç bir kedi oldu ve asla nereye gittiğini, gideceğini bilemiyoruz ve artık ona çare olamıyorum, çözüm bulamıyorum diye kendi içimde vebal çekiyorum.

    profesör olup da hayvan bakmaya kendini adamış bir insan ise "parayı keş alırım, taksit hiçbir yerde olmaz, bizde bilmem ne bozuk, siz şuraya gidin" diyerek size paragöz bir klinik teklif eder ve kendisi tanı koyabilmesi ve tedavi edebilmesi gerekirken, masum ve zavallı durumda olan bir hayvanın ilerleyen sağlıksız durumunu hiçe sayarak arkasını dönüp kaçar.

    siz ancak size daha fazla para kazandıranlara "samimiyet" maskesiyle gülüp esasen "zengin" oldunuz diye sevinirsiniz.