aynı isimde "g3" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
  • malumunuz turk silahli kuvvetleri'nin bilhassa kara kuvvetlerinde azami kullanilan bir savas tufegidir. 60'li yillarin sonlarinda ordumuzun envanterine katilmasinin sebepleri ucuzlugu ve basitligidir. iyi egitim almis personeli elinde oldukca iyi bir silahdir. gene iyi egitimli bir personelin elinde:

    kolay kolay tutukluk yapmaz. yok ak-47 suyun icinde 1 hafta kalinca hala ates ediyormus, yok camurdan cikinca hala takir takir calisiyormus… hikayedir bunlar. egitimli personel silahini suya sokmaz, bunlar sat ya da sas komandosu degil ki suyun icinde isleri ne? yagmur yagdiginda tufegini uygun sekilde tutar ha cok mu iskillendi fisek islandi diye ceker kurma kolunu yeni bir fisegi alir atim yatagina. camura mi girdi? oyle uzerine bulasacak birkac camurla tutukluk yapacak tufek degildir. zaten muharebe hazirliklari esnasinda bu seylere karsi gerekli onlemler alinmakda ya da destekleyici edevatlar saglanmaktadir. yagmura karsi naylon tufek kilifi, namludan iceriye su ya da camurun girmesini onlemek icin prezervatif, vs… bunlar niye er ve erbas egitiminde anlatilmiyor diyeceksiniz; anlatilmiyor cunku bir savas tehlikesi yok ortada. verilen egitim en temel egitim ki onu bile almakda asker zorlaniyor.

    isabet orani 4 yiv 4 set, cekirdek namlu cikis hizi ve cekirdek agirligindan dolayi oldukca iyidir. egitimli ve fiziksel kondisyonu yeterli personel elinde dusmanin bertaraf edilmesi icin yeterlidir.

    amma butun bu yukarida aciklanan avantajlar maalesef bu silahi ordumuz icin avantajli bir hale getirmiyor. hala degistirilememesinin sebebi ulkemizde uretilecek diger silahlarin lisans eksikligi, yuklu envanter gibi sebeplerdir. tufegin dezavantajlari ve personel ile ilgili sebepleri sunlardir:

    bu arada burada yazilanlar resmi savas sartlarina goredir; gayri resmi savas ve gerilla savaslari bunun disinda tutulmalidir. resmi savas durumunda askerin icinde bulundugu sartlara goz atalim once:

    resmi savasda asgari tugay capinda olmak uzere bolukler bazinda bloklar halinde ilerlenir ya da geri cekilinir. cok hizli ilerlemeler ya da geri cekilmeler haricinde yaya olarak intikal yapilir. er ve erbas ise hayatini idame ettirecek malzemeleri tasimakla yukumludur. bunlar nedir? yiyecek (genelde konserve ve peksimet tarsi seyler), muhimmat (yedek sarjor, yedek fisek, el bombasi, vs), kisisel ve silah bakimi ile ilgili edevatlar, uyku tulumu, uzerinde uyumak icin mat, kampet, vs. bu fiziksel agirliklarin uzerine er ve erbas’da yorgunluk, olum korkusu, bikkinlik, iyi beslenememeden kaynakli cesitli fiziksel ve psikolojik sorunlarda her gecen gun artmak uzere olacaktir. soyle bakmamiz lazim: dusunun ki aylardir yatakta uyumamissiniz her aksam kampetde uyuyorsunuz ve bu uykular duzenli degil. olum korkusu ile rahat uyuyamadiginiz gibi bir de ustune ustluk her aksam nobete kalkiyorsunuz. yemek yetersiz; isler kitabina gore yuruse asker tayininde yeterli derecede besi degeri var ama malum sebeplerden dolayi yetersiz beslenme buyuk sorun.

    bu durumlar goz onune alindiginda personelin fiziksel ve zihinsel kondisyonunun onemi ortaya cikiyor. egitim ile zihinsel kondisyonu cok gelistiremeseniz bile fiziksel kondisyonu neredeyse %80 oraninda gelistirebiliyorsunuz. fiziksel kondisyonun yuksek olmasi personelin savas kabiliyetini azami duzeye getirmektedir. kendinizi muharebe alanindaki bir askerin yerine koyarsaniz; gunlerce hatta bazen haftalarca arazi sartlarina gore 5 km ile 25 km arasinda surekli yurursunuz, istediginiz zaman yemek yiyemez sigara icemezsiniz, tuvalete gitmek izdirapdir daha dogrusu tuvalet yoktur ihtiyacinizi bir cali dibinde giderirsiniz (tuvalet kagidi mi? o da ne?), her aksam omuzlarinizdan daha dar boyunuzdan daha kisa sedyemsi birsey olan kampetde uyumaya calisirsiniz, uzerine bir de olum korkusu da cabasi. maalesef bizim askerimiz iyi egitimli asker degildir; bunun en buyuk sebebi egitimi sevmemesidir. hatirlamaya calisin basit bir egitimden ya da tam techizatli kosudan yirtmak icin bulmaya calistiginiz bahaneleri! yapilan fiziksel egitimlerde ise personelde tam randiman alinamamaktadir bunun sebebleri ise egitim veren personeli dinlememek, fiziksel hareketleri lakayit yapmak, egitimin ciddiyetinin farkinda olmamak ki muharebe alaninda hayatta kalmanin hemen hemen terk sartindan biridir. sonuc: kotu fiziksel kondisyon.

    g3’un tsk icin dezavantajlarina gelecek olursak; yukarida yazdigim dusuk fiziksel kondisyon sebeplerinden dolayi tufegin 5 kg’dan fazla olan dolu agirligi en buyuk dezavantajidir. muharebe alaninda dusman ile olan kontaklarda yurunmez, kosulur. tek bir sebebi var hayatta kalmak icin. cok iyi bir korunaginiz yoksa ve yer degistiriken yapilan sicramalarda ki 5 saniye icerisinde yer degistirmenizi tamamlamis olmaniz lazimdir dusmana nisan alip ates etme firsati vermemek icin kosmalisiniz. bu sicramalarda 5 kg’i asan g3 en buyuk bas agrinizdir cunku fiziksel kondisyonunuz dusuktur. genelde kitalarda yapilan atis talimlerinde (harp okullari haric) butun atis egitimleri kosu vb aktivitelerden sonra yapilmamaktadir. buralardaki sonuclarda iyi nisancilarin oldukca kisa olan 500 metre kosudan sonra bile hedeflerde cok kotu sonuclar aldiklari gozlemlenmistir. dolayisiyla g3’un en buyuk avantajlarindan olan yuksek isabet oraninin burada hicbir avantaji kalmamistir. iyi egitim almamis bir personelin elinde yuksek isabet oranli g3 ile dusuk isabet oranli ak-47 arasinda bir fark yoktur hedefi vuramadiktan sonra. daha hafif bir silah personelin az yorulmasini saglayacak ve muharebe esnasinda daha aktif olmasini saglayacaktir. muharebede esas amac cok dusman oldurmek degil; hedeflenilen stratejik noktaya ilerlemek ya da dusmani istenilen noktada tutabilmektir.

    g3 mermisi toplu igne basi kadar yerden girer arkadan karpuz gibi cikar, koluna bacagina gelse koparir gibi seyler sehir efsaneleridir. tamam, cekirdegin capi buyuktur yaralamasi kucuk capli cekirdeklere gore daha buyuktur ama mermi yarasi mermi yarasidir. bilhassa muharebe alaninda en kucuk bir yara bile buyuk sorundur enfeksiyon sorunundan dolayi. olaya mudahele eden ellerin gunlerdir yikanmamis olmasi, kirli kiyafetler vs enfksiyon kaynagidir ve kacinilmazdir. antibiyotik kullanilmadigi takdirde oldurucudur. oldurucu bolge olmayan omuza saplanmis kucuk capli mermi bile yirtilmis kaslar, damarlar, parcalanmis kemik dokulari gibi sonuclara yol acacaktir. bu yuzden mermi yarasi mermi yarasidir; nohut kadar ya da karpuz kadar muharebe alaninda maalesef pek fark etmez.

    azami menzilinin 3000 metrenin uzerine cikmasi yillarca egitilmis profesyonel bir personelin elinde olmadikca pek birsey ifade etmez. durbunle bile bu mesafeden hedefi vurmak icin merminin bu kadar mesafede kaybedecegi yatay mesafe, ruzgar vb seyleri hesaplamak icin bir profesyonel olmak gerekmektedir. zaten muharebe alaninda sicak savas mesafesi ortalama 80 ila 200 metre arasinda iken kilometrelerce uzaktaki hedefleri dusunmek utopiktir.

    sonuc olarak tsk g3’den ziyade askere hareket kabiliyeti verecek ve zaten olmayan fiziksel kondisyonunu daha da zorlamayacak daha hafif tufeklere yonelmesi daha mantiklidir.
  • insanı boş bir arazi, pek çok konserve kutusu, boş bira ve şarap şişeleri, sınırsız mermi ve bir adet g3 şeklinde hayal kurmaya iten, kokusuna, tetiğinin düşüşüne, yivine, setlerine, namlusuna, yüksek isabetine herşeyine hasta olduğum güzel tüfek. doğru yerleştirildiğinde tepmesi yoktur sesi de uzaktan hoş gelir* ama kullananı rahatsız etmez. hiçbir av tüfeği ya da tabanca bunun hissettirdiklerini hissettirmez, aynı keyfi vermez, veremez. poligonda av tüfeği yerine havaya atılan tabakları siper alıp bununla vurmak harika olabilirdi mesela.
  • kanimca gelmis geçmis en iyi g3 yngwie malmsteen ile olanidir.evet abimiz trrrdan baska bir olay bilmese de,gitari ekseninde döndürüp hayali tekmeler sallasa da bence bir fenomenin yapitasi olmustur.satriani gerçekten bir virtüoz hem sahne olarak hem de etrafindakilerin arasinda kendini geri planda tutmayi basararak,vai hasari bir çocuk (yazmadan geçemeyecegim nedir mirim o 3 sapli gitar,naaptin abi sen diye sormazlar mi adama,ayip diil mi ama demezler mi,biz birini zar zor öttürüyoruz sen nasil üçü bir arada yaparsin) yngwie de tirrci.açikçasi bu kadar paçoz giyinen,igrenç gözüken,ay dede modunda bir adamdan bu performans bariz etkileyici oluyor.açikçasi seyrettigin en en konserlerden biriydi bu.hele ki beraber çaldiklari ilk sarkida gözlerim kulaklarim bütün alici-verici organlarim yerlerinden firladi.o nasil bir soundtur,o nasil bir hayvanliktir,o nasil bir nasildir kardesim öyle.2 ibanez ve 1 fender kardesligi olmus.açikçasi single coilden pek haz etmesem de dimarzionun tadi da bir baska.tek kelimeyle mükemmel bir konser.eric johnson ile olan g3 kanimca tam bir felaketti,güzel insan eric'e o ortam dar gelmisti ve satriani ile vai de cosamamisti gönüllerince.ama yngwie (nasil bir isimdir bu böyle yahu)
    ile ver allah ver modu olmus.o ona pas atiyor,o dönüyor yanindakine veriyor,yanindaki gögsünde yumusatip direk sut çekiyor.olmus efendim bu tek kelimeyle olmus.
  • tekrar turneye cikan efsane olusum. okyanusya ayaginda steve lukather (look at her zaaa), avrupa ayaginda steve morse reyiz eslik edecekmis. cok guzel cook

    (bkz: g3 2012)
  • 97 yılında joe satriani, steve vai ve eric johnsondan oluşmuş bir konser turnesi. ayrıca cd'si ve dvd'si de mevcuttur. albumde her biri kendi grupları ile 3er parçalarını çalmış ve son olarak 3 parçayı da (going down, my guitar wants to kill your mama, red house) hep beraber cümbür cemaat çalmış crew
  • 2003 konserlerinde once malmsteen, sonra vai ve en son da satriani sahne aliyorlar...malmsteen sahnede en buyu benim edasi ile calip duruyo...hatta durmuyo hep caliyo...vai'nin grup ve ekip olayi super ve tonla elektronik oyuncagi var, kedi gibi miyavlatiyo felan gitari...bol bol berklee anisi anlatiyo...satriani cok sade bi sekilde caliyo ama en saglam ve superi onun sahnesi...ya da ben en cok satrinai'yi sevdigimden bana oole geldi...finalde 3'u bir arada 3 sarki caliyolar...ison 3 sarki icinden en iisi bence little wing...
  • 1996: joe satriani, eric johnson, steve vai
    1997: avrupa: joe satriani, steve vai, adrian legg. kuzey amerika: joe satriani, kenny wayne shepherd, robert fripp
    1998: joe satriani, michael schenker, uli jon roth
    2000: joe satriani, eric johnson, steve vai
    2001: joe satriani, steve vai, john petrucci
    2003: joe satriani, steve vai, yngwie malmsteen
  • bu üç gitarlı oluşuma g3 dense de, stu hamm, billy sheehan gibi basçıların eşlik etmesi nedeniyle kesinlikle g3b1 veya g4 gibi isimleri hakeder
  • ben kullandığımda ne geri tepmesini adam gibi hissettim nede ağırlığını .tabi kendisiyle dağ bayır gezzmediğim için olabilir .
    bunun yanında atış sesi poligonda insanı zevke getirir.civ benzeri ses kaç sene oldu aklımda öyle kalmış.
    sürekli olarak ak 47 ile karşılaştırılır. ak 47 daha çok evde kendi imkanlarınla amatör olarak üretilmiş gibi durur.
    sorsalar hangisi diye g-3 derim .
    her piyade silahının */- vardır tabi.
    süngüye laf sokan arkadaşlar bir çift lafım var tamam siper savaşları toplu hücümlar günümüz savaş alanlarında yok ama yinede bir şehir savaşında dar alanda yakındaki düşmanla karşılaştığında avantaj getireceği kesindir. ihtiyac halinde elinde olması olmamasından iyidir. ayrıca bir asker süngüyü sadece düşmana saplamaz konserve acar birşeyleri deler falan . yani olsun lan ne bukadar kafaya taktınız isveç ordusumuyuz ki her askere cakı veriyoruz .
  • eric johnson'in yerine john petrucci'nin dahil oldugu olu$um, dolayisiyla (bkz: oeh).

hesabın var mı? giriş yap