şükela:  tümü | bugün
  • bu mükemmel belgesel kısa filmin en önemli özelliği kurgusudur. röportajların tarihi geriye doğru giderken, cevaplayanların yaşı artmaktadır.
  • http://24.media.tumblr.com/…q9d8gt1qeqxedo1_400.png

    şöyle mükemmel bir cevap barındıran kısa krzysztof kieslowski belgeselidir.
  • az önce izlediğim belgesel. röportajların tarihi geriye gitmiyor ama, onlar röportajı veren kişilerin doğum yılları. 15 dakikacık bu belgesel ardarda kısa röportajlardan oluşuyor, kişilere "kimsin?" (kim jestes?) ve "ne istiyorsunuz?" (czego chcesz) diye soruyorlar.
  • krzysztof kieslowski'nin çektiği kısa belgesel film üç soruya cevaplardan oluşur. her yaştan, cinsiyetten, meslek grubundan, ömür yolunda fıtı fıtı koşturan, son demlerini yaşayan 79 polonyalı ekrana yansır. insanlar bu suallere kendilerince, kendi perspektifinden doğal ve samimi biçimde yanıtlar verirler. filmde bilhassa, benim en çok hoşuma giden ardı ardına gelen üç kişinin cevapları, hal ve hareketleri, hayatı hatim etmiş yalamış yutmuş tavırlarıydı.

    birincisi, at hırsızı tipli taksici abinin cevabıydı. ne diyodu üstat “şimdi taksi şoförüyüm. kendimi özgür hissediyorum. ancak kişisel özgürlük pek bir anlam ifade etmiyor. gerçek bir özgürlük için demokrasi ve özgürlük şart, kişisel özgürlük yeterli değil” cevap takdire şayan. tee o yıllarda. baksana abi bi, yeminle adamların taksicisi bile böyle konuştuysa, şimdi ohoo.. demekten kendimi alamadım.

    ikincisi, kimya mühendisi, hani şu barda içerken soru soruyolar abiye. üstüme fazla gelmeyin, alkollüyüm üzerim, vaziyetlerinde olan. anında kafayı basacakmış gibi bi izlenimi vardı. çakırkeyif şöyle diyordu "kimya mühendisiyim. şimdi içiyorum. ne mi istiyorum? hiçbir şey. sadece iyilik" kısa ve net. epey bir kötülük görmüş, kazık yemiş bir havası vardı.

    üçüncüsü ise böyle filmlerde bol karşılaşabileceğimiz bi tip. bohem dayı. adını ben verdim, yaşın ömrün uzun olsun bohem dayı. bohem dayı dikkatlerden kaçmayan, “hamdım, piştim, yandım” eksenli, yaşla orantılı ağır sözleri, entelliği pekiştiren büyük gözlükleriyle "ne diyonuz lan siz? ne anlatıyonuz ya onarırım sizi.. şş" tripleri nefisti. ama arkadaş, bu sahne çıkınca beni bi gülme tuttu yeminle, yemin verdim bak. o ne bitmek bilmez dumanmış, o biçim, ne dinmek bilmez bi karabasanmış. baca gibi tüten bohem dayıyı izlemekten kendimi alamadım. sigarayı olduğu gibi yemiş lan. valla. adam on saniyelik bölümde netliğe kavuşamadan gitti be. hakkını vermemek de olmaz, sözlerin dehşet'ül vahşetti bohem dayı “gerçek bir dünyada yaşamak istiyorum. kurgusuz ve yalansız”

    bu pek güzel filme şoradan ulaşabilirsiniz.
  • giriş çocuklarla yapıldığı için istekler oldukça naif , yaş yükseldikçe yıl ve coğrafya neresi olursa insanların ortak dertleri aynı imiş dedirten kısa film.heyecan ve hüzün verir özellikle yaşlıların röportajları...
    --- spoiler ---

    -ben hümanistim benim hayatım mahkumlarla geçti. artık eminim. en önemli şey insan hakları ve adalet kişilik hakları ve saygınlığı... dileğim ise... kendim ve dünya için huzur!
    --- spoiler ---
  • 1880 doğumlu 100 yaşındaki kadının, ne istiyorsunuz? sorusuna cevap olarak '' daha ne isteyebilirim. uzun yaşamak. oldukça uzun.'' demesi istemsiz bir şekilde kahkaha atmama sebep oldu.
  • çeyrek saat kadar süren kieslowski elinden çıkma bu konuşan kafalar röportaj belgeseli için 'hayat tüme varmak üzerine kurulu' cümlesiyle başlayıp ancak çeyrek saatte okunabilecek laflar döşemiştim,, 'ne çok şeyiz, tek olmaya çalışıyoruz'la bitince döşemelerim, aradakilere yol verdim.
  • polonyalı yönetmen kieslowski'nin 1980 yılında varşova'da 1 yaşındaki bebekten 100 yaşındaki kadına kadar rastgele insanları seçip kendisinin de cevabını bilmediği ''kimsin?'' ve ''ne istiyorsun?'' sorularını sorduğu 15 dakikalık belgesel.

    favorim 1966 doğumlu çocuk.

    cümlelerinin altına imzamı atmak istiyorum.
  • https://youtu.be/zfdmz9fmlog
    “konuşan kafalar” olarak çevrilen 15 dakikalık (bkz: krzysztof kieslowski) kısa bir belgeseli.
    videodaki gibi bu soruları elbette kendimize sorduğumuz zamanlar olmuştur veya geçiştirmişizdir. son zamanlarda çıkmazda olduğunuzu düşünüyorsanız bu soruları ciddiye alın ve tekrar sorun.cevabı bulmakta acele etmeyin, geçmişe bakın.içsel bir yolculuğa çıkın.kendinizi oyalayacak cevaplar bulacaksınız.
    çok fazla emir kipiyle konuştum farkındayım, hiçbir şey de bulamayabilirsiniz sadece izleyin öyleyse.
  • kimsin sen? - ne istiyorsun?

    krzysztof kieslowski, yüzlerle konuşmak (1980) adlı kısa filminde insanlara kim olduklarını ve hayattan ne beklediklerini sorar.

    kronolojik sırayla ilerleyen kısa belgesel, 1 yaşındaki bir çocuk ile başlayıp 100 yaşındaki bir kadın ile sonlanıyor. toplamda 15 dakikalık montajlanmış kayıtlar, farklı yaş gruplarında ve farklı hayatlara sahip 79 kişiden kendini tanımlamasını ve hayattaki arzusu hakkında bahsetmesi temelinde dialoglarını içeriyor. bir varoluş sancısı olarak ne olduğunu ve ne yapmak istediğini anlamaya çalışan pek çok insanın sahip olduğu bilinmezlik ve belirsizlik o dönemde de açıkça görülebiliyor. beni etkileyen cevaplardan birkaçı ise şöyle;

    -bir eve sahip olmak ve onu boyamak istiyorum (bir çocuk-1976)
    -kim olduğumdan emin değilim ama kitap okumayı seviyorum (1970)
    -başka insanlar için bir şey yapabilmeyi isterdim. insanlar kendileri için çalışıyor. başkalarını düşünmüyor. onları anlamak ve maddiyata dayalı yaşamamalarını arzuluyorum.
    -ben yetimhanede büyüdüm. herkesin mutlu bir çocukluk geçirmesini istiyorum. çocuk olmak çok güzel bir şey. (1964)
    -ben bir kızım ve toplumun gerçekleri ile benim rüyalarım örtüşmüyor. iyi ya da kötü kriterlerim hakkında emin olmak istiyorum. (1961)
    - şimdiye kadar hiçbir şeydim. buna son vermek istiyorum. insan olmak istiyorum. (1959)
    -şimdi taksi şoförüyüm. kendimi daha özgür hissediyorum. (1934)
    -iki gizem arasında sıkışmış durumdayım. birincisi doğal gerçeklik-insanım-, ikincisi ise benim inançlarım. (1921)
    -2 hafta önce kocam öldü. stanislaw’ın dul eşiyim. hepsi bu. ne isterim? hiçbir şey.(1894)
    -yüz yaşındayım.
    +ne istiyorsunuz?
    -daha ne isteyebilirim. uzun yaşamak. oldukça uzun. (1880)

    belgeselden doğrudan alıntıladığım cümlelerin ötesinde, filmdeki yüz ifadeleri kelimeleri çok daha anlamlı ve tanımlı kılıyor. o yüzden eğer bu satırlara kadar okumaya devam ettiyseniz, 15 dakika ayırıp kısa belgeseli izlemelisiniz .