şükela:  tümü | bugün
  • charles darwin haklı bence. national geographic'in 3 bölümlük adalar belgeselinin daha başında lan bunlar nasıl evrimleşmişler böyle diye şaşırıp kaldım. belki bundan 200 sene önce yaşasaydım darwin ben olabilirdim. her neyse.

    galapagos adaları bol parçalı bir takımadadan oluşuyor. bundan 500-600 yıl evvel google earth olsaydı adaların ismi yüzde yüz denizatı adaları olurdu. çok benziyor. neyse, bu adaları zaman içinde denize akan lavlar oluşturmuş.

    ada, gerçekten bir gerizekalıya bile evrimi inandıracak nitelikte özellikler taşıyor. birbirlerinin kıçında olmalarına rağmen her adada farklı yer ve iklim farklılıkları var. misal birinin rakımı çok yüksekken diğeri deniz seviyesinde; biri tamamen volkanik kaya kaplıyken diğerinin orta yerinde tatlı su gölü, ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyorlar.

    adalarda yaşayan hayvanlar da bu iklim ve yer şartlarına göre zamanla evrimleşmiş. misal dünyada sanırım tek tür olan deniz iguanası bu adaların volkanik kaya kaplı olanında yaşıyor. hayvancağız yiyecek bişi bulamayınca mecburen denize yönelmiş. fakat yaşam şartları süper olan bir diğer adada aynı iguanalar deniz nedir bilmiyor.

    gene adalardan birinde yiyecekler dallarda olduğundan dev kaplumbağaların kabukları yukarı doğru çekilmiş. bu sayede kaplumbağa kafasını nerdeyse 1 metre kadar yukarıya uzatabiliyor. diğer adalarda ise kaplumbağa bildiğiniz kaplumbağa.

    ispinoz kuşları adada binbir türe ayrılmış durumda. avladıkları yiyeceklere göre gagaları evrimleşip şekillenmiş. kimisi fındık kıyabiliyorken kimisi ağacın deliğine çomak sokup kurtçuk avlayabiliyor.

    gene örnek verirsek adadaki birçok kuş türü zamanla kanatlarını küçültüp ayaklarını genişletip türüne aykırı olarak uçmayı bırakıp, dalarak balık avlamaya başlamış.

    şahsen ağzım açık izledim bu adadaki hayvanat maceralarını. bu saçmasapan şartlara eeeh eytere bea deyip çekip gitmek yerine hayvan sayısı boyuna artmakta, zibilyon tane türe -ki bunların hatrı sayılır bir yüzdesi adaya özel şekil değiştirmiş- ev sahipliği yapmakta.

    yakın olsa bi gitmek lazımmış, kısmet.
  • samanyolu tv'de bir belgeselde "the birds of galapagos islands" cümlesi türkçeye " cenabı hakkın yarattığı kuşlar" olarak çevrilmiştir. bu cümleden çıkardığımız sonuç; bu adaya " allah yarattı diyip" gidilmelidir.
  • darvin ve tüm evrimbilimciler için önemli olmasının sebebi dışarıya izole bir yer olması olan ada.. öyleki bu ada en yakın kara parçasına öyle uzaktır ki hiç bir canlının ona ulaşması ve üzerindeki canlıların adadan ayrılması imkansızdır.. böylece ada üzerindeki canlılar mecburen çevreye adapte olmuşlar ve bu adaptasyon sürecinde evrim geçirmişlerdir..
  • galapagos adaları'nda %40'ı yalnızca buraya özgü 5000 dolayında tür yaşar. adalar dünya doğayı koruma vakfı'nın (wwf) belirlediği koruma öncelikli küresel 200 ekolojik bölgesinden biridir.
  • ahir ömürde mutlaka gidip görmek istediğim adalar topluluğu. öte yandan gidişi zor ve çok pahalı. araştırdığım kadarı ile en uygun rota istanbul - amsterdam - quito. quito'dan da yerel havayolu ile galapagos adalarının havaalanına gidiliyor. uçuş toplamı 1. ayak 18-20 saat, ikinci ayak 5 saat ve şu anda toplam fiyat 5000 tl üzeri. buna şimdi bir de en azından 5 günlük bir yat veya gemi turu da eklenince fiyat 1 kişi için 10 bin tl'ye ulaşıyor. bakalım piyango veya loto'dan bir güzellik olur mu yakın gelecekte?

    (bkz: kurt vonnegut jr)
    (bkz: blue footed booby)
  • ekvador'a bağlı olan ispanyolca olan adını üzerinde yaşayan dev kaplumbağalardan alan adalar grubudur. 13 büyük, 115 küçük adadan meydana gelen galapagoslar, dört milyon yıl önce bir volkanik patlama sonucu oluşmuştur. ilk insanın 1535 yılında ayak bastığı adalar darvin'in evrim çalışmalarının temelini oluşturduğu yerdir.
  • kalbimi biraktigim adalar grubu! kisaca yazayim, vakit olunca uzun uzadiya anlatirim, gitmek isteyen, ilgilenenler de ozelden yazabilirler. galapagos'dan maksimum verimi nasil en ucuza alabilirsiniz onu yazayim.

    buraya gitmeye karar verdigimde costa rica, san jose'deydim sanirim. biraz son dakika karari oldu. quito'da arkadasim oldugu icin quito uzerinden gitmeye karar verdim. 5 gunluk bir bilet aldim. bir arkadasim beni cok korkuttu. 5 gunde hicbirsey yapamazsin, verdigin paraya yazik, vesaire. gercekten de stres yaptim. ucak bileti cok pahali degil ama mesela sadece adaya giris yapabilmek icin ekstra 100 dolar aliniyor (bu parayi da cok guzel cikarttim gerci, anlaticam). neyse artik bileti aldim, quito'da 4 gun muthis vakit gecirdim, vakit geldi, havalimanina gittim.

    ucak ısla baltra'da eski bir askeri havalimanina iniyor, cok guzel, kendine yeterli (self-sufficient) bir havalimani! cok sevdim. oradan bir tekne ve otobus ile puerto ayora'ya geciyorsunuz. ben mayis ayinda gitmistim, sezonun guzel bir zamani, yine de hosteller doluydu. adada supermarket yok, dolayisiyla hersey az biraz daha pahali, ama siz de her gece istakoz yemezseniz bu sizi cok etkilemiyor. tek gecelik hostel ayarlayip, disari ciktim. sahilden darwin park'ina dogru yururken zengin restoranlari magazalari falan goruyorsunuz, bu bolgelerden uzak durun.

    oglen saatlerinde darwin merkezine gittim (zehirli elmadan uzak durun bu arada, benim gibi bir tur ile degilde kendiniz gittiyseniz bazi seyleri atlayabiliyorsunuz, ben parkin girisindeki bu elmalarin, dokunmasinin bile ne kadar tehlikeli oldugunu sans eseri ogrendim). adalara gelirken odedigim 100 dolari, darwin merkezine bedava girerek cikardim! ınanilmaz biryer. saatler harcadim. ciftlesen devasa kaplumbagalar, kuslar, kertenkeleler vesaire. biraz da merakli bir insansaniz gercekten cok keyifli vakit gecirebilirsiniz. aksam oldu, hostele dondum. sonra dus alip tekrar ciktim.

    sehrin ortasindan gecen baltra caddesinin sahile yakin yerleri tur sirketlerinin magazalariyla dolu. ben once cok guzel bir taze meyva suyu ictim, sonra tur sirketlerini gezmeye basladim. pahalilar! yalniz ben inanilmaz sansli bir sekilde, normalde yuzlerce dolar tutacak bir paketi, yarisindan ucuza almayi basardim. saat aksam 8e yakindi. magazalar kapanmaya baslamisti. bense hicbir tur almamistim henuz. tur almalisiniz, cunku adalari vesaire ziyaret etmenin baska yolu yok. uyanik saticilar orada da dolu tabiki. benim sansima, genc bir cocuga denk geldim. adi jose, numarasi duruyor bende halen. bana son dakika halen teknelerinde bos yer olan turlari, 3 gunluk aktivite olacak sekilde yarisindan ucuza satti! elemanlar bildigin dost olduk sonra.

    ınanilmaz mutluydum. bu mutlulukla bir suru balik restoraninin oldugu bir sokakta (sahile yakin) muthis bir balik izgara yedim, oranin da sahibiyle dost olduk. masami avusturalyali bir cift ile paylastim. cok keyifli bir aksamdi. ertesi sabah saat 6 7 gibi uyanip tur magazasinin onune gittim, beni alip tekneye goturduler. yat ta heralde 7 8 kisiydik. ılk gun ısla pinzona gittim -ki kendisi favori adamdir galapagosta! butun gun yuzduk, snorkel yaptik, deniz aslanlari, kaplumbagalar, kuslar, kopekbaliklari vesaire inanilmaz gecti gunum! hatta balik tutup sashimi yaptik. gercekten ruyada gibiydim. teknede tanistigim arjantinli bir doktor olan noella benimle neredeyse ayni gun dogmustu ve ayni meslegi yapiyordu. cok fazla ortak noktamiz vardi korkutucu derecede. onunla cok iyi anlastik. aksam puerto ayoraya donunce hostellerimize donup tekrar bulustuk. benim onceki gun sahibiyle tanistigim restorana gittik. 25 dolarlik istakozu 15 dolara yedik (elemani tanimanin da cesaretiyle pazarlik ettim :) sonra yuruduk, meyva suyu ictik, puerto ayoranin yerlisi, tembel deniz ayilariyla takildik falan, sonra onu hosteline birakip kendi kaldigim yere dondum.

    buarada hostel yerine airbnbden sehrin icine dogru bir yer ayarlamistim. hem daha ucuz, hem daha konforlu. hem de lokallerin yasadigi bir yer olmasindan mutevellit inanilmaz keyifli (sokak yemekleri, muzikler, vesaire). kesinlikle guvenlik sorunu yok zaten! ıyi ki de orada kalmisim. ıkinci gun ayoranin da oldugu santa cruz adasini gezdim, volkanik kraterleri gordum, tunel gibi magaralarda yurudum, yerel meyvalardan vesaire yedim (hatta agaclardan toplayip), aksama dogru da tekneyle santa cruzun etrafinda dolastik, hayatimda yuzdugum en guzel yerlerden birinde yuzdum. boyle ufak bir kanyon gibi, su berrak ama yesil, uzunca bir kanyon, su biraz soguk ama yok boyle keyif. noella adadan ayriliyordu, onunla kisaca vedalastik, sonra ben kaldigim yere donup patlayana kadar yerellerin yemeklerinden yedim. doyup otele donuyordum, sonra yemekleri dusunup cikip tekrar yiyip geliyordum. 1 2 dolara dunyanin en lezzetli cig boreklerini yapiyorlar, ustune 2 3 cesit salata tursu vesaire sinirsiz. boregi acip icine koyuyorsunuz!

    neyse efendim, son gunde ısla ısabela ya gittim. yine flamingolar, cesit cesit volkanik yapilar, kertenkeleler, mavi ayakli, mavi gagali kuslar. yemekler. guzel adali insanlar. tur sirketinden jose ile ve restoran sahibi arkadasimla vedalasip kaldigim yere dondum, yine deli gibi yemek yedim. biraz sahile inip o turistik yerleri gezdim. butun gun gezmeten yuzmekten zaten geli gibi kalori yakiyorsunuz. aksam gelip yedikleriniz ictikleriniz kesinlikle etkilemiyor. ustune gun icinde cok aktivite yaptiginiz icin oyle deli gibi partileyen, icip sapitan tiplerle karsilasmiyorsunuz, ruya gibi bir yer burasi.

    son gunde erkenden kalkip kendim lokal otobuslerle vesaire havalimanina kadar gittim. cok ucuza geldi. arkadasim beni bosuna korkutmus. 2 aylik orta-guney amerika seyahatimin en guzel gunlerinden birini yasadim. ucak biletini saymazsak da cok da ucuza geldi. hayatiniz boyunca gidebileceginiz en ozel yerlerden birisi. darwin reise de selam olsun.
  • galapagos adaları'nda insanlar keçilere savaş açmış, film gibi hikaye :)

    her şey balina avcısı gemi tayfasının darwin'in bu meşhur adasına üç keçi bırakmasıyla başlıyor (ki bir daha adaya uğradıklarında kaplumbağa yerine bu keçileri yiyebilsinler)

    https://ibb.co/jhnjj2z

    keçiler her şarta kolaylıkla uyum sağlayan akıllı hayvanlar ancak bitki ya da hayvan, önlerine ne çıkarsa yiyor, geçtikleri yerleri çöle çeviriyorlar. ve tabii çok fazla ürüyorlar, sayıları 2000'lerin sonunda 200 bini geçiyor
    keçiler, adanın en meşhur sakinleri dev kaplumbağalar başta olmak üzere çoğu hayvanın beslenme alanlarını yok ediyor.
    darwin vakfı, ekvador hükümeti ve yerel halk bu iş böyle olmayacak deyip elele veriyor ve keçilere savaş açıyorlar.
    ismi bile var operasyonun, ıseballa harekatı!
    köpeklerle yola çıkan silahlı birlikler keçilerle başa çıkamıyor. bu kez askerler helikopterlerden yarı otomatik tüfeklerle hayvancıkları tarıyorlar.
    işte orada keçiler gerilla taktiklerine başvuruyor. kamuflaj! helikopterin sesini duyar duymaz bitki örtüsünü ustaca kullanıp saklanıyorlar.
    işte burada köylülerin aklına casus dişi keçileri kullanmak geliyor. judas diyorlar bu keçilere. (isa'yı ele veren havariye ithafen)

    önce kısırlaştırılmış judas keçilerine basıyorlar hormonu. ardından da çipler takıp doğaya salıyorlar. ayartsınlar ve ortaya çıkartsınlar diye geriye kalan keçileri.
    bu da keçilere son darbe oluyor. kısırlaştırılmış judas keçileri hariç adada sahipsiz keçi kalmıyor.

    kaynak: okan okumuş
  • darwin'i ikna eden adalardır. evrimin teorileştirilmesi sürecine katkısı sanıldığı kadar çok değildir. zira darwin buradan çok da iyi örnekler toplayamamış, topladığı örneklerin bir kısmını da yanlış şekilde sınıflandırıp isimlendirmiştir.fakat bu adanın sürece etkisi, darwin'i her ada üzerinde farklı canlı türleriyle tanıştırarak, ikna yöntemiyle olmuştur. darwin'in evinin bahçesinde dahi gözlemleyebildiği "evrim", artık iyice resimleşmiştir. fakat evrim ve doğal seleksiyon fikri bu adalarda edinilmemiştir.
  • galapagos ispanyolcada kaplumbağa adaları demekmiş yani türkçeye çewrilince kaplumbağa adaları adalrına dönüşüor.. bu yanlışa artık bir dur demenin zamanı geldi de geçiyor...