şükela:  tümü | bugün
  • bu takimin cali$tirma ve fizik kondisyon $eklinin incelenmesi gerekiyor. bu kadar sakatlik hem de son 2 senedir hakikatten hic normal degil.
  • ligde oynadığı son 14 maçından tek galibiyetle ayrılan sivasspor'a, o tek maçta galibiyet sevinci yaşatan takım.
  • güneşli sabahları tavşan kanı yudumlarla karşıladığımızda yanınızda kim vardı diye sorsan cevabı basit, güzel, ve kafiyelidir: galatasaray.

    galatasaray'ı tanımlamaktan hiç bıkmam, ama bugün şunu fark ettim ki bu boş bir çaba. çünkü galatasaray galatasaray demek abi. zira biz galatasaray'ı "niye be abi" diye sorgulayaktan hayatımıza sokmadık. dedik ki yıllar önce: "söyle, yolumuz nereye bu yıl?" aşkta sorgu olmaz, sürüklene sürüklene bugünlere geldik. çok şey değişiyor. ben dayımların beşiktaşlı, eniştelerimin fenerbahçeli olduğu bir ortamda cimbomlu oldum. bolca mavra dinledim, küçüktüm dinlemek şarttı. bugün de dinliyor ve okuyorum. demediklerini bırakmıyorlar takımıma. özellikle rakip taraftarlar öyle bir tepki mekanizmasının içerisindeki akıl alır gibi değil. abi türkiye'de siz en şerefli, en soylu, en farklı, en iyi taraftara sahip, en yaratacı, en anarşist, tamam ulan biz hep kofti anarşist, hakkın var tamam biz en kepaze, kaldı ki avrupa fatihi nere? tamam mıyız abi? dökün içinizde ne varsa, en apaçi taraftar da biziz tamam, fenerbahçelilere bq7dirniz eyvallah, sıramızı da savmayız bak, biz de yeriz yeminle! sanılanın aksine korkuyu cesaretle yıkamadık biz, aklımız hep ön plandaydı. ama cahil cesaretinize de ayrı hastayım.

    dediğim gibi galatasaray, galatasaray demektir. kırmızının üzerinde sade bir yazıyla. sıfatların en fazlası, en soylusu, en şereflisi, en siyahları en beyazları, en sarıları en lacivertleri. hepsi sizlerindir, hepsini saklayın ceviz ağaçlarından yapılma sandıklara, küf kokmasınlar dikkat edin. çok değil 10 yıl sonra yine çıkarır şerefli şerefli kullanırsınız, bu huy sizindir, bu şerefin raf ömrü dolmaz(!) lütfedip de sorarsanız bir gün, en taşşaklı halinizle "bi gaaassaray vardı n'oldu ona" diye. ansızın bir apaçi(?) fırlar ve der ki en sade güzellemeyle: peşindeyiz, o'nun peşindeyiz. şerefine be, senin şerefine, hepinizin şerefine...

    http://farm5.static.flickr.com/…96_6e5f0a9c04_z.jpg
  • o kadar övünülecek mazisi var, bir o kadar da değerlendirilebilecek bugünü varken boktan tanıtım ve reklam filmleri çeken (çektiren) kulüp.
    gevezelik yapan, yapay repliklerle dolu, ilkokul müsameresi tadında, mustafa altıoklar ve umur turagay'ın rezil senaryo ve çekimleriyle saçma sapan işlere imza atıyorlar.
    galatasaray bu tür ilkokul piyesi tadında tanıtım filmleri çekedursun, elin corinthias’ı bile aşmış bu işlerde.
    http://www.dailymotion.com/…ort?start=45#from=embed
  • 2010-2011 sezonu itibariyle türk futbolunun en komik futbol yönetim kadrosuna sahip takim. inanilmaz seyler yasaniyor takim icinde. en bastaki futbol subesi sorumlusu yada adi her neyse bu adamdan tut teknik direktörüne kadar. ve hatta yardimcilari. ve hatta saglik ekibi. futbola elini atan herkes beceriksiz.

    bu ekip o kadar eline yüzüne bulastirmis ki isi, insan futbolculara bile kizamiyor.
  • gitmesi gerekenler; aciliyet sırasıyla:
    adnan polat
    adnan sezgin
    frank rijkaard
    johann neeskens
    barış özbek
    mustafa sarp
    ali turan
    gökhan zan
    sabri sarıoğlu
    aydın yılmaz
    pablo pino

    istek üzerine sonradan eklenenler:
    aykut erçetin
    serdar özkan
  • öncelikle (bkz: #6498963)

    her taraftarın gün gelip de bilincinin oturacağına inanan biriyim. liselilerden nefret ederim. lise çağındayken kendimden bile nefret ediyordum. en büyük uğraşınız, hayattaki tek derdiniz ya karşı cinse kendinizi beğendirmek ya da her pazartesi sabahı tuttuğunuz takımın muhabbetini yapmaktır. arkadaşlar arasında tartışırken kurulan cümleler koymalar, çakmalar ve geçirmeler üçgeni arasında döner. o yıllarda biri çıkıp "geleceğe dair en büyük korkun nedir" diye sorsaydı, gün gelip de içimdeki galatasaray sevgisinin kaybolup gitmesi olarak yanıtlayabilirdim. sevgiden kastım neydi peki? takım kazandığında formayı giyip sokağa çıkmak; kaybettiği zaman yatağı yorganı yumruklayıp, ertesi gün okuldan kaçmak mıydı?

    böyle bir adamdım ben. artık yapmıyorum bunu. kaybedilen maçların ardından spor programlarına rastlamamak için televizyonu bile açmazken, artık rıdvan dilmen'e dahi katlanabiliyorum. değişen ne peki? maçlarını mı takip etmiyorum galatasaray'ın, parama kıyıp lisanslı ürünün almaktan vaz mı geçiyorum, maça mı gitmiyorum? gayet de devam ediyorum bunları yapmaya. ancak yenilince "ulan dünyanın sonu geldi! yarın fenerbahçeli arkadaşlarıma ne diyeceğim" diye ağlayıp zırlamıyorum. sorunu da aslında tam bu noktada buluyorum? tuttuğum takımın kazanmasını takımımı iyi bir yerde görmek için değil, aslında kendi kıçımı kurtarabilmek için istiyordum. en yakın arkadaşım fenerbahçeliydi ve ben onun galatasaray'ın kaybettiği gecenin sabahındaki halini görmek istemiyordum. kendine dahi yararı olmayan bir ergenin hayatın anlamını yüklemeye çalıştığı şeyin taraftarlık olmadığını öğrenmem biraz daha sonralara rast gelecekti.

    mesela 2 kasim 2001 bursaspor galatasaray maçı bir milatdır benim için. taraftarlık bilincinin oturması diye bir şey varsa, benimki o gün bulmuştur yerini. galatasaray sezonun ilk yenilgisini bursa'da çok ağır bir skorla alınca, bendeki kayış kopmuştu haliyle. 15 yaşındayım ve sinirden evin altını üstüne getiriyorum. işin belası, dün gibi de hatırlıyorum. şimdi o halimi elime geçirsem, boğazına yapıştığım gibi en yakın kirişin orta yerine sokarım. bir an sonra karşımda babamı buluyorum. diyor ki:

    - seninki de taraftarlık mı be? ben 14 sene şampiyonluk görmedim. sen ise bu takımın en başarılı zamanlarına bu genç yaşında tanıklık ettin. bir yenilgiyle yaptığına bak. koskoca galatasaray senin gibilere kalacaksa, vay bu takımın haline!

    tam olarak olmasa da bunun gibi bir şeydi. o an herhalde suratının orta yerine odunu yemiş, etrafına boş boş bakarken ağzından akan suya söz geçiremez bir ifadem vardı. çok şey değişti o günden sonra.

    baştaki 'bakınız' ile devam edelim... 2004 yılında, ben daha sözlükte okur bile değilken girilmiş... galatasaray mı? görseniz, 2002'deki haline duacı olursunuz. söz konusu yazı ise bir şekilde gözüme ilişmiş. o kadar etkilenmişim ki, çıktı alıp yatağımın baş köşesine asmışım. o gün bugündür, galatasaray'ın yenilgilerinden sonra yatağa giderken gecemin uykusuz geçmemesini sağlar bu yazı.

    ...ve umnica'nın bundan zerre haberi yoktur...
  • ruh muh değilde, futbol oynamasını bilen birkaç tane yerli futbolcusu olsa, ligi götürebilitesi olur. bence ruh yerine adam gibi yerli futbolcu arasın les adnans.