şükela:  tümü | bugün
  • üst edit: konuya özelden genelden katkıda bulunan, daha doğrusu çoğunlukla saldıran herkese teşekkürler. keyifliydi bakmayın. kafa göz yarmaya gelenlerle dostane finaller yaptık. insan gibi anlaşabildiğimizi görmek umut vericiydi.

    amma velakin benim tinerci, torbacı ve aktroll olmama meseleyi bağlayan çokça olmuş, işte bu çok can sıkıcıydı çünkü umut kırıcıydı. oysa kabak gibi fenerbahçeliyim ve kabak gibi muhalifim be dostum, 10 saniyeni ayırıp açtığım veya yorum yazdığım başlıklara bi baksan hemen farkedeceksin durumu.
    neyse canın sağolsun.
    bu arada demiş miydim galatasaray bu ülkenin tapınak şövalyeleridir.
    hadi iyi eğlenceler :)

    sanılanın aksine türkiye futbolunda lobisi ve ilişkileri en derin olan camia fenerbahçe değil galatasaraydır. devlet kanadında, derin devlet kanadında, federasyon kanadında, bu ülkede yıllardır hakimiyeti olan fethullah kanadında çok ciddi ve kirli ilişkileri olan camia galatasaraydır.

    bu konuda kirli olduğunu söyledikleri fenerbahçe loser'lık derecesinde 2.liklerin takımıyken, son maçta 3 şampiyonluk kaçırmışken, 30 sene türkiye kupası alamayıp bir sürü final kaybetmişken, kendileri yarıştıkları ve iddialı oldukları hiçbir kupada kolay kolay 2. olmamış, devamlı kollanmış, desteklenmiş, şartlar kendileri için hep elverişli hale getirilmiş ve bir şekilde finallerin takımı olmaları sağlanmıştır.
    avrupaya çıktığında tokatlanmışlığı çoktur, malum buradaki düzen oralara işlemez ama bu ülke topraklarında galatasarayı herhangi bir travma yaşarken göremezsiniz.
    galatasarayın mağdur olma gibi bir durumu bu topraklarda asla olamaz. mağdur gibi durur ama kepçe kepçe fazlasıyla geri alır. totale bakıldığında gün sonunda her zaman artıdadır. 5 tokat yiyorsa 10 kez sırtı sıvazlanıyordur. bu kumpaslarda, bu kirli ilişkilerde türkiyenin kesinlikle tek süper gücüdür.
    beşiktaş bu ülkenin hiçbir zaman süper gücü olma iddiasına sahip olmamış, kendilerini mütevazi, şerefli 2.liklerin takımı olarak konumlamıştır, o yüzden galatasarayın hırlaşacağı veya tedirgin olacağı bir rakip hiçbir zaman olmamıştır, olmayacaktır da. buradan beşiktaşı küçümsediğim sonucuna varılmasın, bir fenerbahçeli olarak zaman zaman nefret boyutuna gelen atışmalar, çatışmalar olsa da sevdiğim, samimi bulduğum bir camiadır, konu bu da değildir zaten.

    bu güç ve lobi savaşında galatasaraya tek meydan okuyabilen takım fenerbahçe olmuş ve galatasaray da gerçek anlamda kendisine rakip olarak fenerbahçeyi görmüştür. bu iki camia arasında can bartuların, lefterlerin, metin oktayların dönemindeki naiflik, samimilik, dostluk döneminde böyle şeyler yokken tapınak şövalyelerinin ülkeye yavaş yavaş girip kök salıp ilişkiler kurduğu, futbolun endüstriyelleşmeye ve siyasallaşmaya başladığı 70li yıllar itibariyle asıl çatışmalar başlamıştır. bu süreçte federasyon başkanı haluk ulusoy, içişleri bakanı mehmet ağar, başbakan mesut yılmaz ve en etkin zamanlarındaki fethullah gülen voltranıyla bu süreç pik yaparak kollamanın, desteğin, kayırmanın, hoş görmenin, görmezden gelmenin, iş bitirmenin, ört bas etmenin, siyasi gücün, medya gücünün feriştahı yaşanmış, galatasaray lige büyük ambargo koymuş, 4 sene üst üste şampiyonluk yaşamış, 5.cinin de kıyısından dönmüştür.

    bu dönemde sağlanan maddi manevi kaynaklarla iyi de bir takım kurulmuş, avrupada başarılar da elde edilmiştir. ama bunların 20 yıl geçmesine rağmen bir daha tekrarı da gerçekleşmemiştir çünkü bu kadar güç anca türkiyedeki düzende boruyu istikrarlı bir şekilde öttürebilir, avrupaya da tek tük sınırlı bir uzantısı olması da normaldir.

    bu tabloyu değiştirsin diye getirilen aziz yıldırım siyaset, medya, iş dünyası kanatlarından kontra aktörlerle yeni bir yapı kurmaya çalışmış, daum zamanında, yani 3-4 yıl sonra bu sistemi en olgun şekline getirerek dengeleri kendi lehine değiştirmeye başlamıştır. 2 sene üst üste şampiyonluk sonrası fenerbahçenin bu lobiyi zayıflatması, voltranın parçalarının kısmen pasifize olması sonucu fenerbahçenin appiah, anelka gibi transferlerle arayı açıp iyice lige ambargo koymaya başlamasını sağlamış olsa da karşıdaki güç yabana atılacak bir güç değildir. 2005-2006 sezonunda son maçtaki denizli rezilliğiyle travma yaşatılarak güç dengelerindeki bu kayma frenlenmiştir. bu yıllar itibariyle aziz yıldırım işi gücü bırakıp tamamen bu lobiyle uğraşmış, sportif ve teknik konulara konsantre olamayarak hatalı kararlar vermiş, zaafiyetler göstermiş, sürecin devamında da sonunda hapse düşürülerek, şikeci bir başkan sıfatı kazandırılarak ve kendi taraftarı karşısında itibarı sıfırlanarak tenekeyle kovulan biri haline getirilmiştir.

    bu tapınak şövalyeleriyle baş etsin diye fenerbahçe taraftarının yeni polat alemdarı sandıkları ali koç da aslında ara figürdür. kendisi bu derin ilişkileri çözümleyip karşı hamleler yapmaktan uzaktır. misyonu, takımı denizin ortasından limana çekip bu kadar su almış gemiyi daha fazla siyasallaştırmadan, rasyonel plaza yöntemleriyle onarmak, çöken finansal yapıyı limanda düzlüğe çıkarmak ve siyasal ve lobisel anlamda asıl boruyu öttürecek olan kişiye sonradan bayrağı teslim etmektir. takımın da bir şekilde yarışmaya devam etmesi gerektiğinden denize idareten bir tekne çıkarılmış, o da küme düşme hattında dolaşarak klasman kaybetmeden görevini yerine getirmiştir.

    diğer yandan bu tapınak şövalyeleriyle kol kola olmayan diğer devlet ve derin devlet kanatları, meydan okuma gücü henüz olmayan ve güç toplama-yara sarma sürecine giren fenerbahçenin boşluğunu doldursun diye alternatif olarak usul usul başakşehir takımını bunların karşısına çıkarmış, camiasızlığın bedelini ödeyerek bunlar da sonunu getirememiş, bu tapınak şövalyelerini beklendiği gibi alt edememiştir.

    başakşehire akıtılan kaynağı fenerbahçeye kanalize eden, devletle, derin devletle ve diğer lobi güçleriyle ilişkileri çok kuvvetli yeni idari kadro ile birlikte tapınak şövalyelerine karşı çok büyük bir mücadele sergilenecektir. bunun için en az 2 yıla ihtiyaç vardır.
  • (bkz: yav he he)
  • torbacı adresi pls.
  • tapınak şövalyesi ne amk? çamlıca cami bekçisi gibin bir şey mi? öyleyse ne alaka?

    kafamda deli sorular uyandıran çıkarım.
  • peki bundan galatasaray`ın haberi var mı delikanlı?
  • avrupaya çıktığında tokatlanmışlığı çoktur, cümlesinden sonra okumadigim entri. yazarın gözden kaçırdığı uefa tarihinde kupayı yenilmeden kazanan tek takım galatasaray.
  • bu kadar lüzumsuz bir saçmalığı yazarken hiç mi üşenmedin zalımın oğlu..
65 entry daha