şükela:  tümü | bugün
  • zamanında ben de bu ikilemde kalmıştım, istanbul lisesini seçmiştim. seçme kriterlerimse, başta almanca olması(almancanın daha geniş kullanım alanı olduğunu düşünmem), almanların sayısal alanlarda daha ileri oldukları düşüncesi vs. falandı. ama aslına bakarsanız en büyük faktör yatakhane kısmındaydı. gs lisesinin bilmem kaç kişilik koğuşunun yanında istanbul lisesinde 2 kişilik odalar vardı. sonradan bir de o odaları son derece lüks hale getirdiler. gerçi artan yatılı sayısı nedeniyle artık 2 kişilik kalmıyorlarmış duyduğum kadarıyla, ama yine de yatakhanesi bin basar.

    istanbul lisesinden alacağınız abitur diploması ile öss'yle falan hiç uğraşmadan almanyada herhangi bir üniversiteye kayıt olup orda okumaya başlayabiliyorsunuz. gs lisesinin bu yönünü tam bilmiyorum.

    sosyallik açısından, ikisi de aynı değerdedir bana göre. gs lisesi ve istanbul lisesi rakip gibi görülse de, aslında kardeş okul gibidirler ve bu iki lise arasında çok yakın arkadaşlıklar kurulur. hatta benim zamanımda istanbul erkekteki erkeklerle gs'deki kızlar arasında hep yakınlaşmalar falan olmuştur hehe.

    üniversiteye geçtiğinizde binlerce kekoyla aynı ortama düşünce, yine bu iki okuldan mezunlar birbirlerini daha iyi anlar.

    birisi fransız ekolü, birisi alman ekolü. ama sonuçta ikisi de bana göre çok yakındır, olaylara geniş açıyla bakabilen sosyal bireyler yetiştirmektir ilk hedefleri.
  • ikisi de, bir kadıköy anadolu lisesi değildir.
  • aralarında galatasaray fenerbahçe tarzı bir rekabet vardır.

    galatasaray lisesi uzun bir dönem en prestijli lise olduktan sonra iktidarı ele geçiren ittihat ve terakki cemiyeti çeşitli kurumları sindirme planı dahilinde galatasaray lisesi'ni boyunduruğu altına almak istemiş, tevfik fikret'in ret kararıyla karşılaşınca istanbul lisesi'ni açıkça desteklemeye başlamıştır.

    zamanın kortejlerinde iki lise öğrencileri arasında bu gelişmeden doğan husumet açıkça görülmüştür.

    1914'te ittihat ve terakki üyelerinden üçü (aralarında doktor nazım bey de bulunuyordu) fenerbahçe spor kulübü'ne sızınca istanbul lisesi ile fenerbahçe arasında bir yakınlaşma olmuş, kulüp yönetimindeki isimlerin çocukları istanbul lisesi'ne kaydedilmiştir.

    ülkemizde spor, siyaset ve toplumsal yapının içiçeliği bu rekabet ekseninde de incelenebilir.

    bu arada galatasaray ve istanbul liselerini tanımlayan sultani kelimesi de sanılanın aksine sultan ile alakasız bir kelime olup günümüz türkçesinde salt anlamı "lise" olan osmanlıca bir tabirdir.
  • rekabetten çok birbirini tamamlayıcı özelliklere sahip iki okulun karşılaştırması olduğunu düşünmekteyim. öncelikle aralarındaki ekol farkı barizdir. gsl mezunlarında ilişkiler ekseriyetle camia içi destek, dayanışma ve network üzerinden yürürken bir iel mezununa etrafında kendisini destekleyecek kimse kalmasa bile ayakları üzerinde durabilecek ama bunu yaparken de kökenini ve camiasını unutmayacak bir kültür aşılanmaya çalışılır. gsl'de takip edebildiğim kadarıyla abilik sistemi hala katı bir şekilde sürdürülmekteyken, iel'de üst-alt devre farkları yine önemli olmakla beraber olay tam olarak "abi" mantığıyla işlemez, öğrenciler biraz daha serbesttir. gsl'de mümkün olduğunca 'beraber hareket edelim' yaklaşımı varken iel'de çoğu kişi kafasına göre takılır, ama birlik ve bütünlüğe ihtiyaç olduğunu hissettikleri durumlarda saniyenin milyonda biri kadar sürede kenetlenip bir araya gelebilirler. fransız eğitimi yer yer sanatsal ve hatta romantik bakış açısına sahipken, almanlar genelde sistem (disiplin demiyorum, dikkat edin, sistem!), mantık, analitik düşünme, ilkeli olmak gibi esaslarla, fen ve doğa bilimleri gibi alanlar üzerine eğilir. gsl'de gs kültürüne uygun olarak birbirine nispeten yakın zihniyette türk ve fransız hocalar bulunurken, iel kadro olarak tezatların okuludur. mezun olana kadar katı sosyalistinden dincisine, ulusalcısından ülkücüsüne kadar her türlü hocanın elinden geçersiniz. (bu hocaların ortak yönleri ise konularına son derece hakim olmalarıdır, iel'de öğrenciye ekstra değer katamayan hoca barınamaz). semt olarak eminönü'nde okursunuz ama kapıdan çıktıktan sonra yarım saate kadar yine tünel'de olabilirsiniz. kanımca iel türkiye'nin gerçeklerini daha iyi anlamanız ve her türlü halk tabakasını küçük yaşlarda test etmek açısından daha fazla gözlem fırsatı sunarken (bkz: bab-ı ali)(bkz: tahtakale) (bkz: doğubank) istiklal'in göbeğindeki gsl biraz daha izole ve güvenli bir ortamda okumanızı sağlar. gs mezunlarının medya ve sanat dünyasında ağırlığı olduğu için buralarda iş bulmaları biraz daha kolayken iel'liler (özellikle alman menşeili) kurumsal şirketlerde ve bazı üniversitelerde akademisyen olarak kadrolaşmıştır. mercedes, siemens, bmw, bosch, bayer, metro, deutsche bank, henkel, lufthansa gibi yerlerde alt, orta ve üst kademelerde birçok iel mezununa rastlamanız sürpriz olmaz. gsl'lilerin mezun olunca ygs/lys'de belli bir puanı tutturmak şartıyla doğrudan gsü'ye geçmek gibi bir şansı varken, iel'lilerin bundan 20 yıl önce başlattığı ve normalde 2000'lerin başında bitmesi planlanan batı üniversitesi projesi maalesef hala hayata geçirilememiştir. bu ve benzeri farklara rağmen iki lisenin de mezunları birbirinin dilinden gayet iyi anlar, çoğu da güzel insanlardır. (yalnız metrekare başına düşen abaza oranında hala iel'in açık ara önde olduğunu tahmin ediyorum)
  • galatasaray'ın 1868'de kurulmuştur, istanbul lisesi 1884'de.
    galatasaray lisesi sözel ağırlıklı bir okuldur, istanbul lisesi sayısal.
    galatasaray lisesi öğrencileri tarafından kurulan galatasaray spor klübü türk sporun en büyük klüplerinden biri olmakla beraber, türkiye'de birçok sporun yapılmasına öncü olmuştur. istanbul lisesi öğrencileri tarafından kurulan istanbulspor'un ise galatasaray spor klübü'nün yanında esamesi okunmaz.
    galatasaray lisesi beyoğlu'nda, istanbul lisesi ise cağaloğlu semtindedir.
  • 2013 sbs sonuclarina gore; ilk ona giren sekiz ogrenci yari yariya olmak uzere bu iki okulu tercih etmis. sonuc olarak; en azindan bu sene icin karsilastirma yapmak zor gozukmektedir.