şükela:  tümü | bugün
  • 2009-2010 yılında ne yaptıklarını anlayamadığım yönetimdir. bahsediyorlar; 160 milyon euro sponsor kazancı aldık, 70 milyon euro kredi çekildi, arena'nın tüm locaları ve vip koltukların yarısından çoğu satıldı. 1 hafta önce asy kombinelerini çıkardılar ilk 3 gün almak çılgınlıkta kapıda 2bin 3bin kuyruk vardı. mor forma nedeni ile geçen sene forma satışları 3 katına çıktığı söylendi.

    bunların hepsi yönetimin ağzından çıktı. ama hala tüm taraftarın isyan ettiği, takıma yarım sezonda alışan canını dişine takan, güney afrika da yardırmaya başlayan herife çıkacak 7 milyon euro yu çıkaramıyorlar. nedeni ise "hak etmeyen futbolcular o formayı giyemez"miş.

    ulan gökhan zan, tobi, okan buruk(2. gelişi) sakat sakat yattılar aldılar ya paralarını. o zaman neredeydiniz?
  • taraftardaki genel kanıyı, doymazlığı su yüzüne çıkartan yönetimdir. tamam doğrudur taraftar transfer ister, yıldız adamlar ister hepsine varım. ama işte aması çok.

    galatasaray şayet 2009-2010 sezonunda çok şeffaf, temiz, alacağı ile vereceği arasında milyon dolar fark olmayan bir şekilde girseydi eğer, o yapılan sponsorluk anlaşmalarının kaç yıllığına yapıldığı bilinseydi eğer, çekilen kredinin ne için çekildiği, hangi amaca hizmet ettiği bilinseydi eğer ve eğer de eğer.

    neyse uzatmıyayım. santos konusunda görüşlerim bellidir, kalsın ister yüreğim. yönetim onu formayı hak etmeyen diye mimlemedi yanılgı var, dos santos'un maliyetinden çekiniliyor. burda haklı oldukları kadar haksız oldukları noktalar da mevcut. serdar özkan başlığına da yazdım gerçi. yinelemek gibi olsa da bugün mali açıdan galatasaray'ın 10 yıllarını kurtaracak bir yönetim var. galatasaray'ın belli başlı şahısların boyunduruğu altına girmeden hayatını devam ettirdiğini görmek beni mutlu ediyor açıkçası. beşiktaş yakında büyük çıkmazlara girince ne demek istediğim daha net anlaşılacak.

    yönetim sportif açıdan gırla yanlış yapmıştır. savunulacak tarafı yok. ama bu yüzden taraftarın sürekli transfer istemesi de mantığa aykırı. serdar özkan'ı niye beğenmez mesela taraftar. anlamam ben bunu. geçmişte çok hata yapıldı, sakat adamlara boşa para ödendi, maliyeti yüksek adamlar alındı filan falan. hatta bu yıl stoch hamlesi de büyük fiyaskoydu. olayın fiyaskoluğu adamın fenerbahçe'ye gitmesi değil galatasaray'ın adamın peşinden gitmesiydi. bunları ayırabilmek lazım. dos santos'u elde tutup orta sahaya adam alınca takım ligde şampiyonluğa rahat oynar. o açıdan rahatım yani.

    ama galatasaray taraftarı bu değil be arkadaş. bana bu aç gözlülük çok yanlış geliyor. forma stışı denmiş! 160 bin forma satıyorsun. süperiz diye övünüyorsun. dur daha test başlamadı! 55bin kişilik aslantepe'yi her yıl doldurursan, 50 binden aşağı düşmezsen, forma satışında 1 milyon rakamını aşarsan o zaman daha fazla hakkın var. ronaldinho'yu istersin mesela. buna hakkın var! ama daha test aşamasındasın be taraftar. dur daha, açılsın bir stad hele.

    tekrar ve tekrar. galatasaray yönetiminin futbol takımı yönetiminde ciddi zaafiyetleri var. amenna. ama kulüp düze çıkıyor, bilmem kaçımız farkındayız. "banane lan" deme hakkın var, de. ama cimbom taraftarı ne zaman bu kadar doyumsuz oldu anlayamıyorum arkadaş ben. garip geliyor.
  • son yıllardaki futbol adına yaptıkları işlerin kısa bir özeti

    2007/08 : yeni genç bir kadro kurdular, mehmet topal, arda, uğur uçar, hakan balta, servet vs..uzun aradan sonra az çok avrupa piyasısında adı bilinen yabancı oyuncu transfer edebildiler(lincoln ve linderoth). takımın başına hoca olarak 73 yaşındaki feldkamp getirildi. hedef uefa kupası finali idi, 5-1 lik sion maçından sonra olur bu! dedi herkes... uefa liginde abuk subuk takımların olduğu bir gruptan diğer maçın berabere bitmesi üzerinde 3. olarak bir üst tura çıktılar. skibbe'nin çalıştırdığı leverkusen'den 5 gol yiyip elendiler. sezon başında kampla alakalı bir kriz yaşandı, hakan şükür, lincoln kadro dışı bırakıldı, feldkamp hastalandığı için bir veya iki maça gidemedi, sezon sonuna doğru gene oyuncularla alakalı bir kriz yaşandı, feldkamp istifa etti. takım son 6 hafta inanılmaz bir şekilde üst üste maçlarını kazanıp şampiyon olunca her şeyin üstüne sünger çekildi...sağlık heyeti hakkında bir not; lincoln yarım sezonu, linderoth neredeyse tüm sezonu sakat geçirdi. hakan şükür takımdan küstürülerek uzaklaştırıldı.

    2008/09 bir önceki senenin genç kadrosunun başına gençlerle uyumu ile dikkat çeken skibbe getirildi ve kewell,meira,baros gibi isimli oyuncular takıma takviye edildi. hedef gene avrupada başarı idi. gs ilk defa bir şampiyonlar ligi ön eleme turunda elendi..yönetim sezon başı gene bir kriz ortamı yarattı ve skibbenin yardımcıları görevden aldı. 2. yarının başında kocaeli maçı sonrası skibbeyi kovup hocalık deneyimi çok az olan bülent korkmazı getirdi. bu defa da lincoln krizi yaşandı. hamburg maçı sonrası lincoln bülent'e küfür etti, haldun üstünel'in lincoln'ü tartakladığı iddiaları gündeme geldi. yönetim meira'yı sattığı için takım hamburg maçını stopersiz oynamak zorunda kaldı. takım sezonu 5. bitirdi, uefa kupasında çeyrek finali göremedi. takımda 13 14 sakat falan vardı, sakatlanan oyuncular bir türlü iyileşemedi..bülent korkmaz, hasan şaş gibi isimler ıslıklandı. hasan şaş bunun üzerine futbolu bıraktı.

    2009/10 öncesi genel kanı şu idi, gs'ın kadrosu çok iyi, ama hocaları son 2 sezondur çok kötüydü. o yüzden takımın başına frank rijkaard getirildi, tüm teknik ekibi ile beraber. keita, elano gibi yıldızlar takıma katıldı. takım ligde iyi gidiyordu, uefa kupasında gruplardan rahat çıkmıştı. devre arasında yönetim gene girdi devreye, takımın forvetlerini satıp atletico maçında takımı forvetsiz bıraktı. sağlık heyeti baros ve kewell'in sakatlıkları konusunda yanlış tedavi uyguladı ve bu oyuncular nerdeyse yarım sezon takıma katkı sağlayamadı. takımın tercümanı mert çetin çok ciddi eleştiriler aldı. takım ligde 3. oldu. arda turan daha kaptanlığının ilk yılında ıslıklandı. jo'yu havalanında 5000 kişi ile karşılayan taraftar bir kaç ay sonra ıslıkladı. jo sezonun son maçı olan gençlerbirliği deplasmanına gitmemek için ülkeyi terk etti.

    2010/11 henüz başladı, kamp dönemi bitti, resmi maçlar oynandı ama hala takıma katılması gereken oyuncuların transferleri yapılamadı. rijkaard'ın tercümanı olarak tercüman olmayan ve türkçesi çok zayıf olan mustafa yücedağ getirildi. haldun üstünel yönetimden tamamen istifa etti. futbol şubesinin tüm yetkisi adnan sezgin'in eline geçti. mehmet batdal, musa çağıran falan gibi oyuncular aldı. denizlispordan çağlar'ı almak için alyapıdan 3 oyuncuya denizlispor'a verdi.

    artık bu benim yorumum falan değil, zamanın olup bitenin bize gösterdiği şey; bu adnanlar yönetimi hiç bir sorunu "manage" edemediği gibi, hocanın yardımcılarını görevden almak, takımın sezon ortasında oyuncularını satmak gibi mal hamleler yaparak gereksiz sorunlar yaratıp durdu habire. mevcut sorunlara çözüm olamadı. sağlık heyetinden 1 sene boyunca herkes şikayet etti, aynı heyet bir sene sonra takımın en önemli kewell'a yanlış ameliyat yaptı. (kaynak tabi ki götüm değil). adnan polat çözdük dediği tek problem 14 milyon euro civarında takıma zarar vermiş olan lincoln'ü 2 milyon euroya brezilyaya satmış olmak.

    seçimler öncesi adnan öztürk'ü çok desteklemiyordum ama "ben futboldan anlamam, adnan polat da anlamaz, ama ben gelirsem futbolu profesyoneller yönetecek, adnan sezgin gibi isimlerle çalışmayacağız, rijkaard ile kesinlikle devam edeceğiz" demişti. liseci miseci bilmem, ben gelsin diye bekliyorum.
  • bu kulup iki sene once sezon ortasinda fernando meira'yi gonderdi; savunmaci kalmadigindan defansta harry kewell oynadi ve uefa'da hamburger sv'a elendi.

    ayni kulup gecen sene sezon ortasinda shabani nonda'yi gonderdi (ki kendisinden zerre hazzetmezdim); takimda forvet kalmadigindan forvette arda oynadi ve uefa'da atletico madrid'e elendi.

    bu sezonsa takimda forvette sadece iki adam; mehmet batdal ve milan baros var. yani cift forvet oynadigimiz bir macta takimin geride oldugunu ve bu forvetlerden birinin sakatlandigini dusunun. yerine girecek adam yok. ve bu takimin yonetimi hala israrla on libero transferi yapmak istiyor. elinde tam dort tane on libero olmasina ragmen: mustafa sarp, baris ozbek, ayhan akman, lorik cana.

    simdi cogu arkadasimiz diyebilir ki, mustafa sarp, baris ozbek, ayhan akmanla bu isler olur mu? olmaz. bence de olmaz. ama olmuyorsa, gonderirsin arkadasim once bu adamlari. daha sonra on libero transferi icin fink atarsin sagda solda.

    bu isler para sahibi olmakla olmuyor, biraz akil sahibi olmak, biraz da futbol bilmek lazim. futbol bilmek derken ahkam kesmiyorum sozluk koselerinde. dogru duzgun uc bes mac izleyen adam bir takimda kadronun neresinde eksik gedik oldugunu bilir. sadece ondan bahsediyorum.
  • transferde acele etmeyen yönetim.
  • transferde avrupa'da cok detayli bicimde ince eleyip sik dokuyup sakat oyuncu arayan bir adnan sezgin'e sahip yonetim.
  • gidin bir yerden para bulun dediğim insan topluluğu. sözlükten 3-5 galatasaraylı sözlük yazarı bile 3 ayda elle tutulur 5 transfer yapardı. bana bile bıraksalar 1 tane adam akıllı transfer yapardım şu takıma. koskoca transfer sezonunda bir tek lorik cana geliyor istenilen yere. yazık günah vallahi. şimdi çıkın ne satıyosanız satın. 1 stoper, 2 oyunkurucu ve pres yapan orta saha,1 kaliteli hızlı kanat oyuncusu, 1'de forvet alın gelin. sinirlendirmeyin lan adamı!
  • adnan sezgin beyfendisini bir an önce futbol aş denen oluşumdan göndermesi gereken oluşum... yoksa galatasaray şu 2 yılda bu adam yüzünden çok ama çok zarar görecek... hadi be adnan başkan kankanı uygun bir uslupla gönder şu kulüpten... sana da yarayacak bak...
  • galatasaray'ın şu anki durumundan tek bir şahıs sorumlu tutulamayacağı için tüm hataları yapan kurum teknik ve idari kadro olarak tümden galatasaray yönetimidir. yıllardır alkışladığımız ve yaptıkları onca doğru hareketin yanına bu sezon öyle yanlışlar koydular ki tahammül etmek mümkün değil. önce bunları sıralayalım çözüm önerilerini daha sonra sunmaya çalışırız:

    - yıllardır galatasaray futbol takımına altyapıdan itibaren sağ bek orijinli, güçlü ve iyi bir sağ bek almamak, bu eksikliği sabri'nin olağanüstü gayreti ve iyi niyetinin kapatamayacağını idrak edememek.

    - 3 kuruşun hesabını yapıp, hiçbir sezon öncesinde transferleri kampa yetiştirememek. (elbette bu kriz ortamında parayı gözetmek, hesabını bilmek güzeldir; ama o halde adam gibi çıkıp durum bundan ibaret diyerek taraftarın beklentilerini yükseltmeyip, altyapı oyuncularıyla birkaç sezon geçirileceğini önceden ifade etmeleri veya galatasaray yönetimine talip olmayıp bu takımı yönetecek düzeyde zengin çözümler üretecek insanlara yerlerini bırakmaları gerekirdi.)

    - yine yıllardır klişe tabirle orta sahaya liderlik edecek hem ofansif hem defansif bir oyuncuyu takıma monte edememek; ayhan, barış, mustafa sarp gibi oyuncuları galatasaray ve avrupa çapında görerek tahammül etmek. bunların yerine didier zokora, mohamed sissoko, poulsen gibi o bölgenin oyuncularını alamamak.(loric cana güzel seçim olsa da onu da kampa yetiştirememek ve yanına en az bir oyuncu daha alamamak.)

    - 2. yarının aslantepe stadında oynanacağını bildikleri halde kurdukları kadronun, izledikleri "3 kuruşun hesabını yapan transfer politikaları" neticesinde gelecek sezon hiçbir avrupa kupasına katılamayabileceğini görememek. o stadın bu kadro ve muhtemel sezon sonu puan durumuyla, üstelik seneye yalnızca süper lig'de oynayarak tam kapasite dolmayacağını düşünemedikleri gibi oradan ekstra gelir hayal ederek bütçe yapmak.(elbette taraftar cefakar, vefakar; ama futbol motivasyon işidir, avrupa'da kupalar hedefleyen taraftarı lige kolay kolay motive edemezsin..)

    - taraftarın nefret ettiği markaları formaların önüne arkasına sağına soluna şuursuzca yapıştırmak, üstelik bunu yaparken hiçbir estetik kaygı gözetmemek.

    - haldun üstünel gibi tribünün içinden çıkmış ve halkla ilişkileri mükemmel bir insanı ne olursa olsun bünyesinde tutamamak.

    - geçen yıl transferde zirve yapıp, o kadroya 2-3 yıldız futbolcu ve yetenekli genç oyuncular katamamak. örneğin arda-kewell-elano-keita-baros-dos santos-neill'ın olduğu takıma sponsor vesaire bir kaynak yaratıp ronaldinho, henry veya raul gibi büyük marka olan oyuncular ekleyip takımın atmosferini bir üst seviyeye çıkartmayı akıl edememek ya da bunu becerememek. (haldun üstünel'in yönetimde tutulamamasına taraftarın tepkisi de biraz bu yüzdendir. çünkü taraftar bu saydığım yıldız transfer politikasının gerçekte öyle olmasa bile üstünel'in zihninde çoktan kurgulayıp uygulamaya koyduğu bir proje olduğunu düşünmekteydi. onu içeride tutamayarak aslında taraftarın bu hayaline darbe vurulduğunun farkına varılmadı ne yazık ki. bu anlamda üstünel kişi olarak değil bir umudun canlı temsilcisi olarak önemliydi, o varken bu isimler alınamasa da taraftar çok uğraşılıp alınamadığını düşünecekti. şimdi ise adnan sezgin'in vizyonsuz ve "cimriliğe" dayalı yaklaşımının sonucu olduğunu düşünüyor.)

    - geçen sene takımdan gitmek için çırpınan servet'i, ferrari ya da başka bir oyuncuyla takasta kullanmamak veya satarak yerine iyi bir savunmacı almamak. bugün bir çocuk bile marsilya olayından sonra servet'in efsanevi oynadığı o sezondaki motivasyonunu kaybettiğini görebilir. (ayrıca servet'in varlığı yüzünden ve sabri'nin de sakatlığıyla sağ bekte oynamak zorunda kalan ali turan taraftarın önüne atılmaktan vazgeçilip, kayseri'de takım kaptanı olarak harika oynadığı defansın ortasına çekilebilir.)

    - eminim gerçek hayatta bir abi, bir amca, bir dayı olarak çok iyi insandır; ama bu taraftarın bir türlü ısınamadığı adnan sezgin'i çok sevilen haldun üstünel'in özellikle transferde halefi konumuna getirerek yönetim imajına iyice puan kaybettirmek.

    - yiğit şardan gibi reklam, halkla ilişkiler konusunda çok değerli bir isme sahip olunmasına rağmen basında galatasaray'ın imajını bir türlü doğru konumlandıramamak.(basın toplantılarında özellikle kapalı antrenmanlar yüzünden isyan eden gazeteciler bunun kanıtıdır.)