şükela:  tümü | bugün soru sor
  • galatasaray'in 'dise dis, kana kan' mantigiyla hareket ederek, 2006-07 sezonunda real madrid ve arsenal'i transfer etmesi sonucunu dogurabilecek hadise.
  • büyük bir rezaleti temsil eden hadise. maalesef korkulan başa gelmiştir.
  • gayet normal bir hadisedir.
    turkiye'de her sene, birinci futbol super ligi'nde >% 95 olasilikla 3 buyuk istanbul kulubunden biri $ampiyon olur.

    (bkz: be$ikta$)
    (bkz: fenerbahce)
    (bkz: galatasaray)

    100. olayi da bana gore, kulup yonetimlerinin daha cok sansasyon, daha cok polemik, daha cok forma sati$i icin ortaya attiklari bir illuzyondur. herhangi bir yilin herhangi bir takim icin ne onemi olsun ki?
    ufak tefek latifeler bunlar.
    neden bu kadar buyutuluyor, anlamak mumkun ama ben anlamak istemiyorum, cunku anladigim $eyi begenmiyorum.

    fenerbahce seneye $ampiyonlar liginde final oynasin, kendi 100. yilinda 2007'de son macta mucize eseri ligde kalsin ke$ke...
  • ortalama bir galatasaraylının psikolojisinde derin yaralar açabilecek gün itibariyle gerçekleşmiş hadise. yüzüncü yılda şampiyon olamamak ayrı, fener'e yenilerek şampiyon olamamak ayrı, fener'in şampiyon olması apayrı acıdır galatasaray için. 2007 yılında galatasaray'ın hırs yapıp şampiyon olması olası olmakla beraber, bir beşiktaşlı olarak 100. yılda şampiyon olan tek takım biz olalım ohlalalaa demekteyim.
  • kaybeden daha büyüktür kazanandan yenilgiyi kabul ettğinde; galatasaray dediğiniz camianın 500 küsür yıllık geçmişinden getirdiği değerler bir senenin sabun köpüğü gibi uçucu şampiyonluk sevincinden daha fazlasını barındırır. “kutlu olsun zaferin ey en büyük rakibim; sen ne kadar büyürsen öyle taçlandıracaksın adımı… ve bıçağımı bileyecek zaferlerin…” diyorum tüm fenerli dostlara… ama küçük bir fark var arada: bu lig şampiyonluğunu başkasının elinden alırken sevincini ikiyle çarpanlar; o başkasının adını da ikiyle çarpıyorlar.

    yoksa fenerbostan’ın 100’üncü yılında yer sarı, gök kırmızı dahi olsa sevincim önceki şampiyonlukların ötesine geçmeyecektir. umrumda olmaycaktır 100’üncü yıl saçmalığı. çünkü kendi camiamın kim olduğunu biliyorum; ve en büyük rakibimin büyüklüğünü de görüyorum… hayır… sözcük oyunlarına bezenmiş; başına anlamı büyütmek için sıfatlar takılmış zaferlere ihtiyacım yok… bir türkiye ligi şampiyonluğudur eni ve sonu ile…illa farklı manalar yüklüyenler bağlı bulundukları camiayı küçültürler sadece…evet…bıyık altından gülüyorum bu zafer sarhoşluğuna çünkü ikiyle çarpılan bu zafer yüceltiyor mağlup olanın adını… kaybeden taraf büyür ne kadar büyütürse kazanan taraf sevinci!
  • futbolu yurtdışında geçen eiğitimim yüzünden eskisi kadar takip edememe rağmen gerçekleşmesi ile bir galatasaray'lı olarak üzüldüğüm ama bir sporsever olarakda fenerbahçeyi tebrik edebileceğim bir olay. bu olayın gerçekleşmesinde baş rol oynayan iki klubün başkanları senenin başından beri gösterdikleri tavırla, yer değiştirmişler gibi, sanki fenerbahçe yüzüncü yılını kutluyorda, ona göre transfer yapıyor, ona göre medyayı kontrol altına alıyor, öbür tarafta ise özhan canaydın ve ekibi her hangi bir sezona yapılan hazırlıkların aynısını yapıp, harekete devam ediyor. sezon başlamadan önce galatasaray'ın web sitesinde oylama çıkıyor, yüzüncü yıl logosu hangisi olsun diye, sonuçlar açıklanmadan, kaale bile alınmadan yönetim çıkıyor, kendi kafasına göre, yürütülmüş bir logo ile çıkıyor ortaya, formasıydı bayrağıydı satmaya çalışıyor. karşı tarafta ise, şükrü saraçoğlu stadını avrupanın sayılı stadlarından biri haline getirip, ardından türkiyeye gelebilcek sayılı oyunculardan birini kadroya ekleyip, şampiyonluğun büyük adaylarından biri olmaya hak kazandı. tamam cimbom ne yapar eder, bir şekilde şampiyonluğa ortak olmak için bir şeyler yapar, orası ayrı bir konu ama, nedense galatasaray'da bir durgunluktur gidiyordu sezon boyunca, yada helena'dan öyle görünüyordu.
    100. yıl'da futbolda fenerbahçe şampiyon olurken, galatasaray yönetiminin spor sezonlarının bitimine geldiğimiz şu anlarda geriye dönüp bakması, ve incelemesi gereken bir kaç önemli nokta var. bunların hepsi, diğer sporlara yapılan desteklerle ilgili. futbol için şampiyon bir kadro kurmak isteniyor, özellikle yüzüncü yıl çoşkusu içinde, ama futbolun yanında, basketbolu, voleybolu var, destek bekleyen. ayrı bir yönetim ile hayata devam edip, özerkliğini ilan eden galatasaray basketbol takımları son senelerde engellenemez bir düşüş içinde. yüzüncü yılımızda fener şampiyon oldu derken, görmemiz lazım ki, bayan basketbolunda küme düşmüş bir takım olmuş, ki bu takımın çoğu 17 ve 23 yaşları arasından alınmış basketbolculardan oluşuyor, bayan basketbol takımı küme düşerken, fenerbahçe ve beşiktaş basketbol takımları finalde karşılaşıp, ezeli rekabete yakışır bir seri ortaya koymuş, ve şampiyonluğu beşiktaş'ın dişi kartalları almıştır. erkek basketbol'una baktığımızda ise, üç sene önce, erman kunter'in koçluğunda, muratcan güler, arda vekiloğlu, ve jr koch üçlüsünün liderliğinde ligi üçüncü bitirmiş bir galatasaray varken, bu sene kurdukları takıma(oyuncuların hiç birine laf edemem, hepsi yetenekli sporcular) rağmen, oyuncularına verdikleri destek eksikliği ile, küme düşmemek için çaba sarfeden bir takım haline gelmiş. yine galatasaray küme düşmemek için cebelenirken, beşiktaş play-off finali için çok avantajlı bir durumda, ve fenerbahçe'de avrupa'da yarı final, türkiye kupasında çeyrek final oynamış, ve play-off'larda şu an efes ile yarı-final'de oynamakda. galatasaray'ın yeni sezona başlamadan önce köklü bir bakış açısı değişimine başvurması gerekiyor, yönetimin en üst kesiminden başlamak üzere. fenerbahçe'nin şampiyonluğu, umulur ki galatasaray için yararlı bir ders olur.
  • galatasarayin kurulusunun yüzüncü yılından bahseden talihsizliktir.
  • bence önemsiz bir olay.

    zaten sezon olarak düşününce aslında galatasaray'ın 100. yılını seneye kutlaması gerekir... çünkü kurulduğu yıl 1905, ilk oynadığı zaman 1905-1906 sezonu. o zaman 100 yıl sonrası 2005-2006 sezonu eder. hiç fanatik olmayan galatasaraylılığımı araştırmacı matematik zekamla birleştirip bu polyannist sonuca varmış olmam da kimsenin umrunda olmayabilir. milenyum'a girerken de "durun, acele ediyorsunuz, milenyumu kutlamaya daha 1 yıl var" diye bağırdığımda da kimsenin umrunda olmamıştım zaten.

    ühüü!
  • gecen gun bindigim taksinin soforunun ''buyuk ticari kayıp oldu!! '' diye yorum yaptıgını isittigim durum