şükela:  tümü | bugün
  • bu kulübe gönül veren birisi olarak, farkına vardığım durum. ne zaman bir kriz durumu oluşsa sonunda başarıyı göğüsleyen bir galatasaray görüyoruz. ne zaman da "her şey tamam. yönetim, kadro,teknik heyet mükemmel. başaracağız" desek çuvallayan biz oluyoruz. bu durum adeta takımın dna'sı gibi.

    yıl 1911. yer fenerbahçe deplasmanı.* o dönem lodos kıyameti olarak bilinen anormal hava şartlarından dolayı, galatasaray'ın birçok oyuncusu boğazı geçememiş, galatasaray 7 kişiyle oynamak zorunda kalmıştır. fenerbahçe de mücadeleye 10 kişi başlar. takım böyle bir durumda rakibini 7-0 yener.

    tarih bu sefer 6 kasım 2002. yine fenerbahçe deplasmanı. bir önceki sezon şampiyon olmuşsun. 2 sene önce uefa+süper kupa kazanmışsın. sezon öncesi dünya kupasında 3. olan milli takımdan birçok oyuncun kadroda. fatih terim'i tekrar başa getirmişsin. ezeli rakibinden baliç'leri revivo'ları almışsın. 10 maçta 2 beraberlik 8 galibiyet ile gidiyorsun kadıköy'e. her şey tamam diyorsun. 6-0 mağlup oluyorsun.

    2009-2010 sezonu. kaleye atletico madrid'den leo franco'yu almışsın. defansta servet-gökhan ikilisi. lucas neill, mehmet topal, elano, arda, kewell, keita, giovanni dos santos, jo, baros... takımın başında frank rijkaard... lige altıda altı ile başlayıp fırtına gibi eserken herşey bir anda tepetaklak oluyor. sezonu bursaspor'un 11 puan gerisinde 3. bitiriyorsun. yine her şey tamam dediğin anda çuvallıyorsun.

    bu felaketle 2010-2011 sezonuna başlıyorsun. felaket, kabusa dönüşüyor. kadıköy deplasmanı öncesi evinde ankaragücü'den 4 yiyorsun. ezeli rakibin ankaragücü formasına atıfta bulunup bunun daha fragman olduğunu söylüyor. bizse asıl filmi görmeyi hiç istemiyor, maça çıkmayıp hükmen 3-0'a razı mı olsak muhabbeti yapıyoruz. böylesine bir kriz ortamında, kalede aykut, orta sahada mustafa sarp, forvette pino ile maça çıkıyoruz. ancak maç bambaşka bir halde oynanıyor. son zamanlarda kadıköy'deki en iyi futbolumuzu oynuyoruz. gökhan gönül'ün çizgiden çıkardığı top; volkan'ın, lucas neill'ın füzesini kurtarması vs. sonuç itibariyle 0-0'a üzülen taraf biz oluyoruz. kriz ortamında iyi bir oyun ortaya koyuyoruz. özet

    2012-2013 sezonunda kek diye baktığımız şampiyonlar ligi grubunda ( manchester united, cluj, braga) ilk 3 maçta galibiyet dahi alamamış, evinimizde braga'ya yenilmiş, cluj ile berabere kalmıştık. yine bir krize doğru giderken son 3 maçı kazanarak gruptan çıkmış, kolay olanı zorlaştırıp başarıya yine öyle ulaşmıştık. daha sonra çeyrek finale kadar gidip, real madrid'e ecel terleri döktüren de braga'ya evinde 2-0 yenilen de biz olmuştuk. özet mourinho'nun korktuk açıklaması.

    2013-2014 sezonunda ise real madrid ve juventus ile aynı gruba düşmüş, maçlar başlamadan uefa planları yapmaya başlamıştık ki bir mucize gerçekleştirip o gruptan çıkmayı bilmiştik. juventus maçının öyküsü

    böylesine bir başarı sonrası bir sezon sonra kısmen daha rahat gördüğümüz grupta (anderlecht, dortmund, atletico madrid) 1 puan ile son sırada kalmıştık.

    real madrid ve juventus'lar düşünüldüğünde 2015-2016'da atletico madrid, benfica, astana 2018-2019 sezonunda da lokomotiv moskova, porto ve schalke'nin olduğu gruplardan çıkamadık. kolay gördüğümüz yine bize zor olmuştu.

    daha sonraki yıllarda belhanda, fernando, gomis, feghouli gibi isimlerle büyük umutlar kurduğumuz anda östersunds gibi bir takıma elenmiş, tudor yönetiminde yeni bir krizin içine doğru sürüklenmeye başlamıştık ki fatih terim'le birlikte yeniden bir krizden başarıyla çıkılmış oldu.

    bu özgüvenle başladığımız 2018-2019 sezonunda vasat oyunla fenerbahçe maçına kadar gelmiştik. kötü fenerbahçe'yi yakalamışken 4-5 atar kötü bulutları dağıtırız diye düşünüyorduk. ilk yarıdan 2-0'ı yakalamıştık ki kolayı zora çeviren huyumuz yine rahat durmadı ve 2-2'yi zor kurtarmıştık. maç sonu yaşanan olaylar, çıkan kırmızı kartlar, teknik ekibe verilen 10 maçlık cezalar, sakatlıklar derken, bir de yönetimin ibra edilmemesi olayıyla tam bir kaos ortamına girmiştik. yine her şey kötüye mi gidiyor derken, zoru seven yapı devreye girmiş ve 23 maçta sadece 2 mağlubiyet ile 11 puan geriden gelip şampiyonluğu göğüslemiştik.

    ve bu sene... şampiyon kadro korundu, babel, emre mor, seri, lemina, falcao geldi. diagne'den kurtulduk. yönetim ve teknik ekip istenildiği gibi. sezona süper kupa ile başlamışız. herşey mükemmel olacak dediğimiz sezonda 7 maçta 2 galibiyetimiz var. son 5 maçta 2 gol atabildik. zoru seven yapımız avrupa devi psg'ye karşı alkış alan futbolu oynatırken, kolayı beceremeyen yanımız lig sonuncusu gençlerbirliği karşısında top oynatmıyor. görünen o ki yeni bir kaosa ihtiyacımız var.

    uefa başarısı, tromsö faciası, neuchatel xamax zaferi, 3-0'dan 4-3 verilen fenerbahçe maçı... bu liste uzar gider.

    nacizane benim çıkardığım sonuç şu; galatasaray'ı koy premier lig'e her sene ilk 3'e oynar. aynı galatasaray'ı tff 1. lige koy play off mücadelesi veren bir takım oluruz.
  • galatasaray'ın yakın tarihini özetleyen ve derbilerin havasının farklı olduğu gerçeğini yüzümüze çarpan bir yazı olmuştur.
  • güzel bir analiz olmus dedigim hede.
  • büyüklüğünden kaynaklıdır.
  • klasik g.saraylı beyanı. mabaddan uydurulma iddialar dizisi. lan sizin hiçbir özelliğiniz yok. kendinizi böbürleyip kandırıp durmayın anasını satayım. ne çeşit bir güruhsunuz anlayamadım. zannedersin bir uefa kupası sizde var. anasını satayım, zenit'in dahi uefa kupası olmasına rağmen hatta onu da yakın tarihte; böyle 2000 yılında futbolun balonla oynandığı dönemlerde değil, formaların ayağa kadar geldiği o dönemde değil, yakın tarihlerde aldığı uefa kupası var, uefa süper kupası var. hatta kendisinden daha düşük seviyede takımların uefa kupası var. shakhtar donetsk gibi bir takımın uefa kupası var. ifk göteborg diye bir takımın bile kupası var. onlar kendisine acaba europe fatihi deyip; mal mal böbürlüyorlar mıdır kendilerini alakasız yere. düşünsene; cska'ya "mizim uefa kupamız mar olumm zoru severiz miz mq" falan diyorlar mıdır acaba?

    ayrıca; adam entrye başladığı örnekte dahi yalan iddia ile başlıyor. neymiş? 7-0. lan kökten yalan bu maçın oynandığı falan tarih boyunca olmadı. diğerlerini hiç okumadım dahi. çünkü klasik galatasaraylı beyanı. okumaya dahi değmez. boşa hamasi, farazi ve yalan iddialar kaynayan boş laflar silsilesi. bunun adına: goygoyculuk diyorlar, bildireyim.

    edit: son yazılan premier league kelimesi gözüme çarptı, dikkatimi çekti; diğerlerini okumadım dahi karnıma gülmekten ağrı girmesin diye. "premier league'de her sene ilk 3'e mi girer galatasaray" ? arkadaşım, orada her köşe başına koyduğunuz, merkez hakem kurulu'na, türkiye futbol federasyonu'na yönlendirdiğiniz adamlar yok. olamaz da. siz efl league'de dahi asansör takımı olurdunuz. gerçi türkiye'deki tüm takımlar böyle olurdu, burası da gerçek.

    sözün özü; öyle hamasi, farazi, goygoya dayalı gaza getirerek kendinizi, gaflette bulunmayın. hiçbir olayınız yok yani.