şükela:  tümü | bugün
  • nazım hikmet'in moskova'da hastanede yatarken tanıştığı ve sonra yanından 7 yıl boyunca ayırmadığı rus doktor sevgilisinin adı.
  • tıpkı nüzhet, piraye, münevver, vera, yelena yurçenko gibi nazım hikmet'in sevdiği kadınlar arasında yer alan, onlardan farklı olarak pek bilinmeyen, ancak nazım hikmet'in 7 yıl birlikte olduğu eşi. nazım hikmet'in hayatında bu kadar uzun süre yer almasına rağmen geri planda kalmasının sebebi nazım hikmet'in o sırada türkiye'de başka bir kadınla* evli olması ve galya'nın fotoğraf çektirmek istememesi yahut nazım hikmet'in kendisi için şiir yazmamasını tembihlemesidir.

    yaşadıklarını nazım'la yedi yıl isimli bir kitapta toplayan galina için nazım'ın yazdığı ayrılık mektubu da şöyledir:

    "canım, kızım, anam, yoldaşım, baçım memet'im, münevver'im, galyam! bunu yapıyorsam başka bir şey yapamadığım içindir. ve eğer ben senin yüreğinde ve kafanda her şeyden önce senin yoldaşın, arkadaşın, seninle ortak dertleri paylaşan ağabeyinsem, sen, kadınlık gururunu çiğneyen bu acı karşısında ayakta durabilir ve büyük dostluğumuzu çiğnemezsin. (...)
    senden son bir ricam var: beni affet! yüzyüze konuşup konuşmamaya karar veremedim. (...) senden bir erkek olarak ayrılıyorum, ama bir dost olarak sen istesen de istemesen de yanındayım. (...) hiç kimseye kızma. kimse aklımı çelmedi. bir kez daha tekrarlıyorum, yapabileceğim başka bir şey yoktu. iki aylığına orta asya'ya gideceğim. iki ay sonra öfken yatışmış olur da beni görmek istersen gelirim. (...) dedikodular olacak, bu duruma sevinecek insanlar çıkacaktır. sana soru soran herkese "nazım benim yakın dostumdur ve öyle kalacak" de. biricik anam, bacım, memo'm, güllü hanım, adil giray, ölene kadar senin baban, yoldaşın, ağbeyin, dostun, en yakının olarak kalacağım. mübarek ellerinden öperim.
    senin nazım hikmet..."
  • halkevleri yayınları tarafından basılan nazım'la yedi yıl adlı bir kitabın da yazarıdır aynı zamanda.
  • nazım hikmetle ilgili pek çok kitapta, kgb ajanı olduğu iddia edilen kadın doktor.
  • nazım belgeselinde karşımıza çıkan son derece sevimli bir kadın.
  • nazim hikmet evli ve yeni cocugu dogmus olarak turkiye'den moskova'ya gittiginde orada kalp hastaligi yuzunden yattigi hastanede tanistigi ic hastaliklari doktoru.

    nazim hastaneden ayrilirken ozel doktoru olarak kendisiyle gelen bu kadin zamanla nazim'in rusya'daki sevgilisi olur, karisindan gelen mektuplari birlikte okurlar, hayatlarina 7 yil kadar birlikte devam ederler.

    nazım'ın bu kadına yazdigi bir şiir, bir dize yoktur. galina kendini ugruna siir yazilmayan kadinlar kervanina katilmis olarak bulur.
  • vefa abidesi bir kadındır. nazım hikmet'in bir gece ansızın tek kelime etmeden, 24 yaşındaki vera'ya kaçması ile ilgili, yıllar sonra bir belgeselde '' vera çok güzel bir kızdı , vera nazımın hayatına girince , şakımayan bülbül (nazımı ve şiirleri kastediyor) tekrar şakımaya başlamıştı. önemli olan bülbülün şakımasıydı '' diyerek yüreğimizi dağlayan, boğazımızı düğümleyen, dünya tatlısı bir ninedir.
  • herkesin piraye vera olmak istediği zamanlarda ben hep bu kadın olmak istedim. nedendir bilinmez. ne nazım büyük bir tutkuyla aşık olmuştur bu kadına ne herkes tarafından bilinir fakat niyeyse aslında en hakedeni bu kadınmış gibi gelir bana. dişini tırnağına takmış çünkü.
    sonuç olarak bazılarımızın galina olması gerekiyor değil mi? nazım gibi birinin hayatında 7 sene olabilmek bile büyük bir şey varsın hakkında şiir yazmasın.
  • ne piraye ne vera ne galina hiçbirinin yerinde olmak istemezdim. doğru söylemek gerekirse evet yaşamak istemişler yaşamışlar kimi yönlerden belli ki kadınları çok etkileyen, kendine aşık eden, bağlayan bir insandı ama bence nazım hikmet gibi biriyle ilişkide olmak, birkaç yıl uğruna şiirler mektuplar yazılan bir aşk yaşaman ve sonra biri uğruna terk edilmek. gözü sürekli başkasında olabilecek, başkası uğruna da aynı şeyleri yapabilecek, sanki sana değil de aşkın yaşattığı hislere aşık bir adam. hepsinin kaderi bu olmuş. galina’yı az önce öğrendim mesela ben. hiç de şaşırmadım çünkü adam her gittiği yerde bir kadınla olmuş. bunu yargılamak için söylemiyorum kaç yıl önce yaşamış ölmüş bir insan, sadece herkes “piraye olmak vardı” derken ben hep o kadınların halet-i ruhiyesini düşünüyorum. ve mektubunda demiş ya “kadınlık gururunu çiğneyen bu acı karşısında ayakta durursun, dostluğumuzu çiğnemezsin” diye. bir an düşünün, sizi aldatan sevgiliniz size bunu söylese “benimle dalga mı geçiyorsun” demez mi insan? evet insanlar anlaştıysa birbirine sadık kalmak zorunda değil ama birbirinin yoldaşı, kardeşi, dostu ve aşkı olarak uzun yıllar geçirdiği ilişkilerde insanlar bunu arar. dolayısıyla ben nazım dendiğinde hep nazım’ın hayatlarına girip çıktığı kadınların ondan sonra ne durumda olduğunu düşünmüşümdür.