şükela:  tümü | bugün
  • "yüksek, çıplak, mavi, dümdüz, dimdik duvarlar. hep ve yalnız onları görüyorum. onlardan kaçan gözlerim onlarla karşılaşıyor.
    bakıldıkça uzuyorlar, yükseliyorlar, sertleşiyor ve korkak, yumuşak bakışlarıma kaskatı çarpıyorlar, gözlerimi ezecekler. başım döndü.
    deniz gibi yayılıyor ve beni çeviriyorlar. serinliklerini hissediyorum. denizde, çıplak vücudumu saran dalgaların birdenbire taş kesilmeleri gibi, duvarları giyiyorum.
    gözlerimi, onlardan kaçırmak için, yastığa da kapatamıyorum. arkama uzanacaklarını, üstüme abanacaklarını sanıyorum.
    ve onlara mütemadiyen bakıyorum. içime serin mavilikler doluyor.ruhlarını iyice gizleyen korkunç ve tehditkar mahluklar. şuurları varmış gibi duruyorlar ve her an büyük bir felaket yapmaya hazırlandıkları halde, avlarının korkusuyla eğlenmek için maksatlarına ulaşmayı tehir ediyormuş gibi duruyorlar. allah gibi, kuvvetlerini göstermeden kuvvetli duruyorlar.
    kanım soğuyor, kireçleniyorum. biraz yürürsem onların bana doğru geldiklerini görerek geri çekiliyorum.
    ... ancak birdenbire etrafımda her şey sönüyor, galip duvarlar uzaklaşıyorlar."

    (bkz: dokuzuncu hariciye koğuşu)
    (bkz: peyami safa)