şükela:  tümü | bugün
  • şöyle entarilerini hayvan aradan arattıktan sonra okutunca daha çok okutan, bilgilendiren, keyiflendiren bir yazar kanımca. uzun zamandır bir şey yazmamış ya da yazınca çok seyrek yazıyor, ama olsun.. biz onun o güzel entarilerini daha sık görmek istediğimizi umuyoruz ve buradan saygılarımızı-sevgilerimizi eksik etmiyoruz. iyi ki var.
  • akli basinda.
    agir basli.
    sakin.
    cok nazik.
    günlük seyler konusurken bile illa ki bir özellik, tebessüm etmeme bir neden cikariyor.
    cocuklari benim gibi seviyor, ucak yaptiriyor.*
    pek seker; toz seker ama.

    tanimadigim birine benzetiyorum ben onu sanki, cok tuhaf, cok güzel.
  • hijyenik ve kıl. (bkz: #10496835)
    "çarşafını al gel" dedim yine gelmedi öğrenci evlerimize.

    hani lisede herkes dersten kaçma kararı alır da, bir kişi kabul etmez ya. o derece kıl.o derece badi.
  • bir gün kendisi neoklasik ekonomik düşüncelerim sebebiyle, demokratik olgunluğunu unutup japon bahçesinin gölünde boğacak beni. halbuki ne severim onu. hijyen bir kıl olmasından mütevellit yere düşürdüğü çakmağını almadığından o çakmağı alıp başkasına hediye etmişliğim vardır. ama "kıl" dedik de diğer özelliklerini unuttuk:

    yakışıklı,efendi,kibar,entelektüel vs..

    yani, kızlaaar kime diyorum aloooo!
  • (bkz: #11224487)
  • en büyük asker marksist asker!

    "hayır onu almayın beni alın" demek istediğim bir kardeş. adamın bir hafta sonra nerde kalacağı belli değil, hala "şu kitaplarımı bitireyim" derdinde.. sarılamadan, vedalaşamadan ayrı düşersek affetsin beni. satrançta bilerek yenilmedim abi, cidden yendin merak etme.. bak yazıyorum buraya ki, yıllar sonra bakıp gülelim.. sen "daha ilk gün, girdim nizamiyenin kapısından" diye anlatırken yad edelim.. bize, delirmeyelim, yeter. daha çok içeceğiz, tartışacağız..kızdıracağım seni.. sabret ve gel.
  • sayesinde eşek gibi sakalla nizamiye'den içeri girdiğim kardeşim. soğuk bir günün sabahında elleri soğuktan çatlamış bir adamla arkadaşı hair müzikalini anıyor. militarizmden ve hayallerden konuşuyor. mayıs'a sinema festivaline yetişmeyi umut ediyor adam. biz, hair'i yaşayamadık ama mayıs sıkıntısını festivale çevireceğiz sen merak etme..
  • eh yeter ama. nerde kaldın oğlum. bahar bile geldi sen yoksun. beni bir sike yaramayan şiirler yazmak zorunda bırakma. ahanda dayanamıyorum yazıcam bak, sen edip cansever hayranı ağlak gençler'den olarak gelince daha iyisini yazarsın. biliyorsun ki ben ancak ibrahim sadri ekolünde şiirler yazabiliyorum:

    sen içerdeyken ben şarap şişesi fondipledim.
    marx okudum, sıkıldım.
    senin kitaplarını inceledim.
    anneannenle seni çekiştirdim.
    sana yalan söyledim.
    rulet oynadım, maç bile seyrettim.
    ah ulan ah sabri abi!
    2008'in baharıydı, kızlar cıvıl cıvıldı. seni bekliyorlardı.
    ben seni hiç sevmedim ki, ben kumarı sevdim.

    (bkz: ibrahim sadri nin kumar oynarken yakalanması)
  • kalbimin yarısını kaplayan... iç dünya savaşımda yeteri kadar egemenliğini ilan edememiş "iyiler"imi, mecliste grup oluşturamayan sıfatlarımı taşıyan.. o yüzden ki artık bende olmayan, sayılmayan hasletler ona verilmiş. biz de birbirimizi bulunca o kadar "farklı" olmamıza rağmen özsel sebeplerden kenetlenmişiz. normalde, onun beni dövmesi gerekirken.. o yüzden ki şair tarafım.. titiz, kollektivist, vicdani, kibar, dürüst sıfatlarım onda kalmış. ver onları bana! gel!