şükela:  tümü | bugün
  • zencilerin yüksek yoğunlukta bulundukları, yakın zamanda güzelim mp3 playerımı çaldırıp, üzerine çalan orospu çocuğu* tarafından tekmeye maruz kaldığım gar. olay tam olarak şöyle gerçekleşti:

    charles de gaulle havalimanından rerle bahsi geçen gara geldim. herkesin inmesiyle, son durağa geldiğimi farkettim. olan ingilizcemle "son durak mı? ama ben başka bi yere gidicektim" diyebildim. birkaç fransız olmayan ingilizceleriyle "44" diyebildiler bana. ben de tüm saflığımla onlara inanıp 44. hattı bulmaya giderken birinin sırt çantamı kurcaladığını farkettim, döndüm arkama "ne yaptığını sanıyosun ki sen?" bakışı fırlattım. adam önce iki elini yana açıp "ne var lan?" bakışıyla karşılık verip üstüme geldi ve tekmeyi salladı. ben de boş değilim tabi bi sağ, bi sol sonra bi sağ daha adamı haşata çevirdim*. yok yok, ancak bi tane vurup kaçabildim ve o korkuyla* çantamdan bişi çalınmış olabiliceği aklıma bile gelmedi. eve gidip çantamı açtığımda mp3 playerımı* görememek şoka uğratıp, 15 dakika boyunca o orospu çocuğuna küfretmemi sağladı. hala da ediyorum.

    kıssadan hisse: gare du nord'da götünüzün dibinde dolaşan zencilere dikkat ediniz.
  • bana dallama fransızlar'ın hakikaten var oldugu gercegini bir tokat gibi yuzume carpmis mekandir.
    ilk defa gelinen paris'te, soylendigi uzere cdg'den rer b hattina binilir ve ismi su an lazim olmayan ve gare du nord'dan ileriki bir durakta inmek uzere yola konulur. o allahin belasi hattin gare du nord'da durup icinden butun yolcularin inmesiyle saskinliga kapilan sahsima inmem gerektigi soylenir. fakat bu gare du nord denen yer bilmemkac katli oldugundan, aktarma yapacagim treni kendi cabalarimla ve olmayan fransizcamla bulmak imkansiz oldugu icin, iletisim dili olarak ingilizce kullanilacaktir, nasilsa evropa'nın gobegindeyiz degil mi canim? hahahaayt.. bir sorarim, iki sorarim, uc sorarim ve fransizlarin dallama olabilecekleri gibi bir izlenim edinirim ve en sonunda "eeeh eytere beee!" diyerek, kendisine karsi derin duygular besledigim rer b hattini kendim bulmaya karar verip, siz deyin 3 ben diyeyim 5 kere o gari turlarim. nitekim en sonunda kendi kendime dogru duragi bulurum da.
    bu adimdan sonra kahramanimizin en buyuk sorunu, "hangi yonden gelen trene binmeliyim?"dir malesef. fransizlarin dallama olabilme ihtimali hala %50'dir ve zavalli karadoli hangi yone gidecegini bulmak icin durak adini soylemesinin yeterli oldugunu dusunur. akrani olabilecek yaslarda, hafif gotik gorunumlu bir kizcagizi dener once. nasilsa genc nesil hic olmazsa biraz biliyordur degil mi canim?? gotik kardes, tum hayallerini suya dusurecek siddette kafasini saga sola sallayip kaslarini kaldirmasiyla, kahramanimiz turist gibi gorunen insanlara yonelir.. sonra sirasiyla, gazete okuyan amca, orta yaslarinda bir abla, bir anne, bir genc cift. fransizlarin dallama olabilme ihtimalinin yukselmesiyle suratimin aldigi aglamakli halin arasinda bir dogru oranti vardir sanki. umidimi yitirmisken ve sonradan farkettigim uzere yanlis yonde duruyorken, hikayemizde onceden adi gecen gazete okuyan amca, omzuma hafifce dokunup "mademoiselle"*diyerek bana gelmis olan treni gosterir. trene dogru kosarken savrulan goz yaslarimin, artik dallama olduklarindan %100 emin oldugum fransizlarin suratina tokat gibi carptigini hayal ederim...*
  • istanbul'da metro'dan taksim meydanına çıkarken çok yürüdüklerinden şikayet edenlerin görmesi gereken ve paris'in kuzeyinde yer alan gar. metro'dan indikten sonra güneş ışığını görebilmeniz için 15 dk. yürümeniz gerekebilir. hele ki çıkışları karıştırdıysanız vay halinize
  • tarantino's tango ve i'm not a woman, i'm not a man şarkıları elektronik tangodur.
  • berlin beat adlı parçasıyla adeta cennetin kapısını aralayan müzik ikilisi.

    parçanın sözleride şöyledir,

    once
    living life was just a hungry mouth to feed
    west was west and east was just a dead end street
    berlin beat
    once

    once
    uniforms were heaven-sent and glory-bound
    do you prefer the front or should i turn around
    shaky ground
    but all that counts
    is what you see in me

    i'm not a woman
    i'm not a man
    you're not supposed to
    understand
    come on and take me
    take me as i am
    and think of me
    think of me

    once
    caught between the shadow dancing of the day
    and of the sweltering charm of midnight cabaret
    straight okay
    come walk me
    you find out who i am

    i'm not a woman
    i'm not a man
    you're not supposed to
    understand
    come on and take me
    take me as i am
    and think of me
    think of me

    just go ahead
    i know i turn you on
    take advantage of a friend
    when all is said and done

    you know
    it doesn't matter just how many walls will fall
    hole in bricks can never bring a change at all
    divided souls
    are we
    so put your trust in me

    i'm not a woman
    i'm not a man
    is that so hard to
    understand
    just go ahead
    i know, i turn you on
    take advantage of a friend
    when all is said and done

    come on and take me
    take me as i am
    and think of me
    think of me
  • paris nord olarak da bilmekte fayda var. paris'ten bruksel,londra, amsterdam gibi merkezlere gidicekseniz bu gara gelmeniz gerekmektedir. thalysler i$ yapar genelde bu guzergahlarda. gare d est'e cok yakındır, gece 12'den sonra tren kalmaz ve kapanır, sabah 6'dan sonra ba$lar yeni gune: dikkatli olun.
  • you are my medicine sarkısı ile alıp götüren güzel belçika - hollanda kırması chill out grubu.
  • interrail veya benzeri ogrenci gezileri sirasinda parise gittiginiz zaman ugranilacak istasyonlardan birisidir. ozellikle yaz ortasindaysaniz trenden indiginiz vakit karsiniza bir cok adam cikar ve ellerindeki komisyon aldiklari otellerin brosurleri size uzatirlar. eger begenirseniz sizi hostellerine veya otellerine gotururler.
  • yaş henüz gençtir.. köln'den thalys'e binilir; burada inilir. buradan metroya binilir; gare d'austerlitz'e akılır. oradan da barselona'ya.. seneler önce charles bukowski okurken kitabın birinde bukowski "ey gençliğim, neredesin ulan orospu çocuğu?.. "demişti.. sahiden yahu "aaah gençlik ah, neredesin ulan orospu çocuğu?.."