şükela:  tümü | bugün
  • çanakkale assos ile küçükkuyu arasında çok hoş bir camping mekanı. ancak eksik ve eleştirilecek çok tarafı var. kampa gittiğimizde birden bir inşaat alanının içinde kaldık, yaklaşan bayram sezonu için ekstra çadır yapan çalışanlar ortamın tüm sessizliğini ve huzurunu bozdu. "bayram yoğunluğuna hazırlanıyoruz siz olmasanız da olur" gibi bir hava vardı.

    çadırsız gidip orada konaklamak fiyat olarak daha cazip, çünkü kendi çadırınızla gittiğinizde onların tabiri ile "yer kaplamış" olduğunuz için daha pahalı. mekanı bir aile ve bir yardımcıları beraber işletiyor. ismini hatırlayamadığım hanımefendi oldukça güler yüzlü, 2.5 yaşındaki kızlarına da nazar değmesin pek güzel çok şanslı bir çocuk. ama diğer iki adam sanki zoraki oradalar, bir soru sorsanız güç bela cevap veriyorlar. asık suratlı bezgin ve bıkkın bir ifadeyle karşılaşmamak için yüzünüzü denize doğru dönün.

    kahvaltı ve akşam yemeği toplamda 35 tl. gibi bir paraya geliyor, çevrede alternatifi olmadığı için anlaşılabilir bir fiyat ancak kardeşim o kadar küçük porsiyonla nasıl doyalım? kahvaltıda peynirleri daha da ince kesme konusunda günbegün ustalaşmışlar, kaşar peynirleri fotoğraf makinanızın önüne tutarak saydamlığı sayesinde farklı bir filtre olarak kullanabilirsiniz.
    dediğim gibi bir aile işletmesi ama bu kadar da yayılmaz ki arkadaş; kendi adıma erken kalkmayı severim herkesin saat 7de kalkmasını da asla beklemem ama kahvaltı için 10'a kadar beklemek nedir aga?

    tuvalet ve banyolar yetince temiz ama sayı olarak yetersiz. akşamları yoğun sivrisinek oluyor önleminizi alın derim. eminim sezon dışında çok daha sakin ve huzurlu olur. bence sevgilim olmadığı ve onunla gitmediğim için bu kadar olumsuzluk gördüm, çünkü tam sevgiliyle gitmelik bir mekan tüm gün ye, iç, denize gir seviş, hamakta salla öylesi bir mekan. umarım eksikleri gidererek daha iyi bir hizmet verirler çünkü mutlaka tekrar gideceğim.

    (bkz: sevgiliyle tatilde gidilecek yerler)

    ve son olarak söylemeden edemeyeceğim bir nokta: denizin içinde daha önce kurulu olan bir iskelenin demirden ayakları var. bizim orada olduğumuz sırada bir kişinin ayağını ciddi şekilde yaraladı bu kalıntı, öğrendiğimize göre daha önce de çokça olmuş. denizde rahatça yüzerken birden ayağınızın bacağınızın bu şekilde kesilme riski var, mekan sahipleri paraya kıyıp bunun önlemini almamışlar işin garibi o kişiden gidip bir özür bile dilemediler. ben olsam kesin dava açardım, türkiyede sağlığın ne kadar ucuz olduğunun bir göstergesi daha. eğer giderseniz iskele kalıntılarının yerini iyi öğrenerek olası bir kazaya karşı önlem alın derim.

    edit: confession kızın adının mercan olduğunu söyledi. şöyle bir de facebook sayfaları varmış.
  • bayramda 2 gün kaldığım, tadı damağımda kalan güzel yer.
  • seveninin nesini sevdiğini bir türlü anlayamadıgim kamping alani.

    calisanlari surekli asik suratli, yemekler kötü, kahvalti cok anlamsiz, tuvaletler kirli ve duslarda saat alti gibi sadece soguk su bulabiliyorsunuz. toplam 30-40 kisiye hizmet verebiliyor gibi gorunseler de toplam 15 şezlong ve 7 semsiyeleri var. sahibi olan hanimefendi biraz ilgili, bunun disinda ucundan yardimci olmaya calissa da pek israr etmeyen kaptan sapkali bir arkadas ile asabi kel bir arkadas yürütüyor mekanı, sanki evlerinde oturuyorlarmis da siz coreklenmissiniz gibi hissediyorsunuz.

    ha, ayrıca ilk defa bir kamp alaninda hiç gölge alan olmadigini da burada gordum, onu da ekleyeyim.
  • kendileri tarafından gönderilen cevap metni şu şekildedir;

    5 yıldır işlettiğimiz ve bu kadar iyi yorumlar aldığımız kampımızda çok ciddi müdavim müşteri kitlemiz var ve bunu asık suratla yapmış olabilmemiz mümkün olamayacağını düşünüyoruz. karşı taraftan aldığımız frekans davranışlarımız şekillendiriyor olabilir. yemek damak işidir fakat defalarca övgüler aldığımız saf zeytinyağı ve mümkün olduğunca bahçeden toplamış olduğumuz ürünlerden yapmış olduğumuz yemeklerin kötü olduğunu söylemek o yemekleri yapan ve servis edenlerin emeğine saygısızlık olduğunu düşünüyoruz. kahvaltımız ise serpme köy kahvaltısıdır, ev yapımı reçeller, yöresel peynir, zeytin, bal, tereyağı ve mümkünse köy yumurtası gibi ürünlerden oluşur, çeşit az olabilir ama doğal ve lezzetli ürünler bizim için her zaman önceliktir. 30-40 kişiye hizmet ettiğimiz doğrudur ama kimseye şezlong şemsiye sözü verdiğimizi hatırlamıyoruz, hatta soranlara sınırlı şezlong olduğunu önce plaja inenin kullanabileceğini özellikle söylüyoruz. ayrıca şezlong ve şemsiye tam sayısını da verelim plajda 18 şezlong ve 8 şemsiyemiz var. tuvaletlerin temizliğine ciddi özen gösteriyoruz, gün içinde defalarca temizlenen tuvaletler bazı dönemlerde çok sık kirlenebiliyor, fakat burası bizim evimiz ve burada küçük kızımızla biz de yaşıyoruz, yaşadığımız yerin pis olmasına tahammülümüz kesinlikle yok. bir çok defa sadece tuvaletlerin temizliği için teşekkür edenler oldu. duşlarda ki su olayı ise kısmen doğru, saat 18:30-21:00 arası yoğun dönemlerde sıcak su sıkıntısı yaşayabiliyoruz. sıcak sudan problem yaşayanlara daha erken veya daha geç saatleri tavsiye ediyoruz. kampta gölgelik alan olmaması ise gerçekten eleştirel maksadı aşmış, assos - küçükkuyu arasındaki en yeşil kamp alanı olduğumuzu söyleyebiliriz ve 5 dönümlük arazimizde 44 adet zeytin, 10 adet incir, 3 adet nar, 2 adet palmiye ve 1 adet ceviz ağacı mevcuttur.
  • 3. defa gittiğim ve yine hüzünlenerek, istemeyerek bırakıp gelmek zorunda kaldığım yer.

    dördüncü arkadaşın entry'sini okuyunca korkarak gittim bu sefer, "acaba işletme devredildi, çalışanlar mı değişti, o gölgelik yerlerdeki ağaçlar mı kesildi, ne oldu acaba diye". hiç öyle bir şey yoktu...

    - çalışanlar ve tüm insanlar birbirlerine gülümsüyordu, öyle mükemmel bir enerjisi olan bir yer. o senin suratsızlığın olmasın?

    - "gölgelik alan sıkıntısı" var demek de tek kelime ile kötü niyetli olmaktır. 3 tane koca çardak, onlarca insanın rahatça oturacağı bir sürü yer var.

    - şezlong ve şemsiye sorunu biz hiç yaşamadık. bütün gün çardakta sere serpe yatıp, güzel bir sürü insanla muhabbet edip, deniz için 10 adım fazladan atmak güzel geldi. seviyoruz sosyalleşmeyi, bizim de bug ımız bu galiba.

    - yemekler kadın elinden çıkıyor, hatta önceki gün biz yardım etmek amaçlı zevkle taze fasülye ayıkladık. bir de kimsenin oradaki yemeği yiyeceksin diye bir dayatması yok, canın istiyor ocağı kullanıyorsun, canın istiyor kamp alanının girişinde kimseyi rahatsız edip ortalığı koku veya dumana boğmadan mangalını yapıp keyfine bakıyorsun. istersen sahilde masa yapıp şöyle şöyle şöyle içkini yudumlayabiliyorsun. eksik malzemeler için de "maşanız var mı ya, alsak yarım saatliğine" falan dediğinde biri gayet güler yüzle ikiletmeden getiriyor mutfaktan.

    - kahvaltı için tekrar yuh diyorum arkadaşa, gayet sağlam bir serpme kahvaltı ve istersen menemen, sigara böreği gibi seçeneklerin, ayrıca çok seçiciysen kendi malzemelerinle kahvaltı etme lüksün var. ama arkadaş huzursuz olmakla meşgulmuş galiba.

    - tuvaletleri bir defa bile kirli görmedim, 5 yıldızlı otel tuvaleti arıyorsan o yok onu söyleyelim, 5 yıldızlı otel tuvaleti istiyorsan camping'de işin ne arkadaş? duş sorunu hak verebileceğim tek eleştiri olmakla birlikte işletme de bu durumun farkında. seneye tedbir alacaklarını söylüyorlar ama ben denizden çıkınca 24 saat gayet randımanlı çalışan plaj duşunu tercih ettim mesela. şampuan kullanmadan döndüm. ha, sıcak su hiç mi yok dersen akşam yoğun saatlerde sıkıntılı, 7-9 arası. onun haricinde duş alabiliyorsun gayet.

    - istediğinde bahçeden domates, patlıcan, biber, mezelik bitkiler toplayabiliyorsun, taze taze kokusuyla, dallardan incir koparıp yiyebiliyorsun. hatta suratsız (suratsız falan değil) denilen arkadaş bir sepet dolusu incir toplayıp herkese ikram ediyordu. istanbul gibi hormonlu büyük şehirlerde artık sebzelerin kokusunu unutmuş insanlar için mükemmel bir his bu.

    - eşim salata için nane bulamamıştı, gidip sordum cevap şuydu: "nane var, şu duvarın dibi olduğu gibi nane. hatta bak yan tarafta melisa var, o da iyi gider salataya. dur bak şurda da hindibağ var ama ondan az koy, çok faydalıdır ama biraz acıdır tadı. az ileride de semizotlarından kopar birkaç sap, iyi gider." gerçekten iyi gitti bu arada, harika kokulu nefis bir salata olmuştu. bak biz o naneden kökleyip ekecektik burada unutmuşuz. ya, şimdi mecburen(!) tekrar gitmemiz gerecek..

    - herkes birbirine yardımcı olmak için uğraşıyor, o kadar güzel bir şey ki, daha kampın 1. dakikasında birbirlerini tanımayan iki insan aynı dakikada ellerinde fenerlerle gelip çadırmızı kurmak için yardımcı oldular, eşimle birbirimize bakıp gülümsedik o anda, "yine o pozitif enerji, iyi ki yeniden geldik" yola da, tüm harcadığımıza da değdi.

    - insanların birbirleriyle tanışması 1 saniye falan sürüyor, akşamına tüm kampla arkadaş olmuştuk bile ve bu arkadaşlıklar gayet uzun soluklu olabiliyor. güzel insanlar işte, ya da havasından suyundan güzel oluyorlar.

    - istediğiniz zaman kamptan çıkıp, kaz dağları, behramkale, troya ve bir sürü yer daha keşfedip dönebiliyorsunuz.

    - efsane akşamlar yaşayabiliyorsunuz, ben gitarımla gidiyorum, bir iki şarkıdan sonra 30 a yakın insan gelip size eşlik edebiliyor. bu sefer abartıp sahilde ateş yaktık, o ateş için herkes bir odun toplayıp geldi.

    akşamdan: foto , foto

    - o tatlı insanlar dördüncü entry'i okuyunca nasıl üzülmüşler biliyor musun? insanlara böyle anlamsız ithamlarda bulunmak, bu kadar kolay olmamalı. bu entry'i de kimse bana yaz demedi, tamamen gördüklerimi ve hissettiklerimi, isteyerek yazıyorum.

    - camping ruhuna sahip olmayan eleştirel arkadaşlar ne yaptıklarını tekrar düşünmeli.. neyi istediğini, ne gibi sorunlarla karşılaşabileceğini bilen ve bunları keyifle, yüzlerinde bir gülümsemeyle karşılayabileceğini hisseden, hissettiren insanlarla güzel gargara.

    thanks for:

    benim ve eşimin 5 gün boyunca her saniye gülümsememizi sağlayan:

    burçak, semra, ve kampın neşesi dünyanın en güzel kızı mercan'a
    halet, mete, ışıl, ela, hüsnü ve ünlü kovboy şapkalı arkadaşımıza,
    emrah, sema, seyit, berk ve ilke'ye,
    parlak öğrenciler, cansu, özge, ersin ve emre'ye,
    ceyhun, yeşim, elvan'a, bengü, eşi ve şimdi hatırlayamadığım herkese.
  • geçtiğimiz hafta sonunu geçirdiğim sempatik camping alanı. normal çadırlarının dışında 3 adet de asma çadırları mevcut gargara camping'in.
    son derece keyifli bir çadır tipi.
  • assos yakınlarındaki kamp alanı. oldukça geniş bir avlusu temiz bir denizi var. hem kendi çadırınızla gidebileceğiniz hem de oradaki çadırlarda konaklayabileceğiniz bir yapısı var. yemekleri güzel ve çeşitli. çorba ana yemek salata gibi 3-4 çeşit yemek konaklamaya dahil olarak verilebiliyor. kendi çadırınızla gittiğinizde 25/kişi (yemek hariç), oradaki çadırları kullandığınızda (çadırlarda yatak ışık vb. bulunur) kahvaltı ve akşam yemeği dahil olmak üzere 70 tl/kişi ücret alınıyor. kendi çadırı ile gelenlere bir de ortak buzdolabı sağlanıyor. biranızı, içeceklerinizi ya da yemek malzemelerini burada saklamanız mümkün. ama aynı hizmet kampın çadırında kalanlara verilmiyor. kampın sattığı marka biraları içmek durumunda kalıyorsunuz. bira fiyatları pahalı olmamakla birlikte (10tl), kendi çadırını getiren kampçılar tuborgları, carslberleri yuvarlarken efes-bomonti içmek zorunda kalmak biraz garip oluyor.
    kampı bir çift ve bir de erkek işletiyor. oldukça güleryüzlü ve cana yakın insanlar. kendileri de zaten orada sizin gibi kamp yapıyor gibiler. kampta her yaştan insan görmek münkün, ama kimsenin birbirini rahatsız etmeden takılabileceği kadar geniş bir alan var. evet sezlong sayısı konaklayanlara oranla az ama bence bu bir sorun değil. internet var. yemekler güzel, işletenler iyi, deniz iyi, keyifli dinlendirici bir yer.
    ayrıca çocukla seyahat edenler için de oldukça uygun. sahiplerinin 3.5 yaşında dünya tatlısı bir kızları var ve kampta sürekli bir çocuk bulunduğundan alanın hemen her bölgesi çocuklar için güvenli ve eğlenceli. gidip görün begenmezseniz assosun dandik otellerine de dönebilirsiniz. assos'a yaklaşık 15km.
  • 2 yıl önce tek başıma harika 2 gece geçirdiğim kampingdir.
    denize girmediğim için şezlong sorunu yaşamadım, tüm gün incir ağacı altında oturup denizi seyrettim geceleri de dalga sesiyle uyudum...
    kahvaltı ve yemekleri gayet temiz ve güzeldi, tam kafa dinlenecek yer...
  • geçen hafta kız arkadaşımla kaldığım kamptır. gargaranın bir oda büyüklüğünde olan elektrikli çadırında kaldık.kahvaltı ve akşam yemeği dahil olmak üzere kişi başı 80 tl ödedik.kahvaltıdan ve yemeklerden cok memnun kaldık. ayrıca vegan olan kız arkadaşıma akşam yemeklerinde alternatifler sundular. çalışanların güler yüzlü olduğunu ve kamp ortamının çok güzel olduğunu belirtirim. temizlik konusuna gelirsek gün içerisinde nasıl temizlendiğini gördüm, bir kamp alanı için gayet temiz olduklarını söyleyebilirim. sahili ve denizi gayet temiz sadece kız arkadaşım ve ben taş konusunda biraz gıcık olduğumuz için araba ile 5-10 dk uzaklıkta olan kadırga koyunda yüzdük. sonuç olarak kafa dinlemek, huzurlu ve romantik bir ortamda kamp yapmak istiyorsanız gargara tam da aradığınız yer.