şükela:  tümü | bugün
  • sıra bende. ben konuşacağım. bir acil servis hemşiresi olarak ben konuşacağım. onu destekleyenler de yargılanmalı!

    kız 2 yıldır çalışıyormuş, 8 senelik acil servis hemşiresi olarak (ünlülerin akın akın geldiği bir hastaneden bahsediyorum), bir tane bile öyle fotoğrafım yok. "öyle"yi geçtim, sıradan, aaa bak kimler gelmiş acilmize minvalinde bir fotoğrafım bile yok. meslek hayatım boyunca iş arkadaşlarımla terasa çıkıp mola yaptığımız vakitlerden vardır 3-5 fotoğraf maksimum.

    o kız bir mimar değil çiziminin fotoğrafını çekip koysun, ya da bir diş hekimi değil çektiği dişin fotoğrafı üzerinden yorumlar yapsın -ki o da etik değil. o kız bir hemşire. 8 senedir görevini layığıyla yapan biri olarak, meslektaş olmaktan utandığım bir hemşire.

    yapamaz arkadaşım. kimliği belli olsun olmasın. ya-pa-maz!

    ben her gün yoğun bakıma hasta yatırıyorum. kimisini hayata zor döndürüyoruz, kimisi artık bizim dostumuz, arkadaşımız olmuş sık sık gelen insanlar. kimisi bizim annemiz, babamız.

    hiçbir insan evladının benim annemin yoğun bakımdaki fotoğrafını koyup "ölmeye ramak kala" yorumunu yazmasını kabul edemem.

    desteklemeyin bu organizmaları, ötekileştirin. ben bu yaratık yüzünden mesleğimi sonlandırmak istiyorum bir müddet sonra.

    hani allah kimseyi hastaneye düşürmesin derler ya, evet yahu. gerçekten düşürmesin.

    ben hastalarıma acile gün içinde ikinci gelişlerinde " beni özledin dayanamadın di mi" gibi şirinlikler yaparım hep. kahkahalarla güleriz. kanser hastası selma'mızla mesai bitim saatinde taburcu oluyorsa gider bira içeriz, bir tane de "bakın ben hemşireyim, bu da benim hastam" isimli bir fotoğrafımız yok.

    insan gibi davranın hastalara insan! bize bunlar bakacaksa, gerçekten allah hastanelere hiçbirimizi düşürmesin.

    debe edit: yüzlerce (evet yüzlerce) güzel mesajınız için ne diyeceğimi bilemiyorum. hayır efendim o güzel yürekli olan sizsiniz, o mükemmel olan da sizsiniz. sizin varlığınız sayesinde içimiz rahat diyenler var. aman aman. öyle bir şey demeyin. bu çok ağır çünkü. sadece size söz, güler yüzümden ölene kadar vazgeçmeyeceğim.

    eğer yanlış anlayan varsa, burada asla ben mükemmelim de o kaka gibi bir şey demedim. hepimiz hatalar yaparız, her meslek grubunda olduğu gibi bizim de iyimiz kötümüz var. işi yapabilmek/yürütebilmek/yetenek sahibi olabilmek başka, hasta mahremiyetini hiçe saymak bambaşka. bu durum benim nedzimde çok büyük ve affedilemeyecek bir suçtur. ben eren isimli hemşire hakkında sadece bu konuda yorum yaptım. el becerisi, hasta ile ilişkisi nedir ben bilemem. sadece bu yaptığı şeyin ne savunulacak bir yanı var, ne de "kötüleme" denilecek bir yanı.

    ben geçen sene yoğun bakıma yatırdığım genç kızı 2 ay sonrasında tırnaklarındaki oje kalıntılarından tanımış, 2 gün üzüntüden aç gezmiş insanım. bakın bu sadece ben değilim. arres merhametli değil sadece. abi bizim genelimiz öyle? yani biz soğukkanlı yaklaşıyoruz diye eve gidince hiç mi içimize dert etmiyoruz, hiç mi hayatımız etkilenmiyor, gerçekten hiç mi aklımıza gelmiyor? lütfen taş kalpli ilan etmeyin bizleri. 3 yaşındaki kızınız öldüğünde suratınıza karşı üzgünüz, başınız sağolsun diyor olabiliriz. ama o kız içeride kurtarılamadığında duvarları falan tekmeliyoruz yani biz. sigaraya diye çıkıp ağlıyoruz da. oluyor böyle şeyler.

    kısssadan hisse; her meslekte olduğu gibi bizlerde de iyi/kötü insanlar var. ben bilinçsiz yatan hastamın fotoğrafını paylaşmadığım için harika ilan edilmemeliyim. çünkü olması gereken o. ayşe de paylaşmadı mesela, ahmet de paylaşmadı. hepimiz mükemmel değiliz yani. olması gerekeni yapan herkesi alkışlamaya gerek yok. yapılmaması gerekeni yapanı yerebiliriz, linç edebiliriz, şikayette bulunabiliriz.

    seviliyorsunuz, çokça.
  • lan şimdi linç edenler o kız bakmayacak diye mi linç etti?

    bu nasıl bir çomarlıktır. terbiyesizliği yapan sadece kız diye savunur olmuş. bunun bir üstü başörtülü bacım diye bağırıyor meydanlarda.
  • başka bir yobaz tarafından yapılan çomarlıktır.
    o kadar alaya alıp eğlendikten sonra bir de kimliğini ifşa etseydi ya.

    direkt suçunu savunan tecavüzcü geldi aklıma: rızasıyla tecavuz ettim, öldürmedim.
    engelli rızası ile tecavuz

    sonra rüzgar çetin:savunma ifadesinde " polis emniyet kemeri takmıyordu. taksaydı ölmezdi."emniyet kemeri
    lan adamın 28 tane vukuatı var. sarhoş ve karşı serite geçerek adam öldürme fiilini işliyor: savunmaya bak. ancak karayolları trafik yönetmeliği’nin 150. maddesi 4. bendi "yakın koruma, harekât, tatbikat ve devriye görevi yürüten veya olaylara müdahale eden askeri ve genel kolluk görevlilerinden sürücü ve yolcu konumunda bulunanlar," emniyet kemeri takmak zorunda değildir.

    sen görevini yapman gereken işinle ilgilenmen gerekirken -yaşlılık-kaza- sonucu komaya giren birisinin, birilerinin- ya da her komaya girenin- fotoğrafları ile dalga geç, ölümlerini alaya al, bir ömür boyu geçen bilgi sahibi bile olmadığın hayatlarını ucuz ve adice like'lanan fotoğrafın tek karesi ile bitir..

    bu çomar yazarımız da bu dalga geçmeyi haksız bulsun.
    bu çarpık anlayışın hipotolomusunun içine edeyim ben.

    edit:eksik cümle, link ekleme
  • rüzgar sen misin?
  • (bkz: feminist iticiliği) nedir, nasıl olur.