şükela:  tümü | bugün
  • ''garibanlık, dalgaların kıyıya vurması gibidir.
    ne zaman birinden medet umsan kendini kıyıya köşeye atılmış bulursun.
    aslın da dalgalar da gariban, dalgalar gökyüzü kadar mavi değillerdir...''

    antoloji.com.. hasan can
  • canın nutella çeker alamazsın çikolata püskevit ister kaderine razı gelip susarsın.öğrencilik hayatında bolca görülen trajik olaydır.kısacası çok boktan bir durumdur tavsiye edilmez.
  • empati kurulabilecek bir ruh hali değildir.
  • ne zaman bahsi acilsa anacigim aklima gelir. 6 yasinda uc kizkardesle yetim kalmistir annem. babasi kardesi icin canindan olmus, ama geride kalanlar mal derdine dusmus, anneannemi karanlik bir odaya dört cocuguyla mahkum etmislerdir. anlatirdi hep, dolapta kitli vita yagini, ekmege sürmek icin kivrandigini, gazeteyle kapladigi defterine komurle yazdigini, okulda yakmak icin tezek, kalemsekerle değiştirmek icin yumurta caldigini ahirdan.

    köyde herkes dugunde ayni gelinligi giyermis, cok zayif oldugundan gelinligin altina iki kat esvap giydigini, gene de yetmedigini, babamdan yedigi dayaklari (ki coklarini ben de gordum) istanbul'a bir kat yatak, bir çuval bulgurla göçtüklerini sonra, tencerede pisirip kapaginda yediklerini, evde hali yokken babamin tutup masa alip geldigini, bozaci sokaktan boozaaa diye bagirip gecende korkudan isiklari sondurdugunu, bana hamileyken komurluge odun tasimalarini, yalniz kalmalarini, yol gozlemelerini... sonra da butun cilesi biz olduk iste, yedirip icirdigi yetmedi bir de calisti didindi biz okuyoruz diye. tam bizim bi faydamiz dokunacakken de kus oldu uctu. kafeslere carpmaktan yorulmustu cok. belki de denizlerde yuzuyor. bilmem ki simdi cilen doldu mu anacigim?
  • her fakirin zaman zaman tecrube ettigini sandigi nirvana.
  • içinizde fırtınalar koparken, etrafa bir şey diyemediğiniz, anlatamadığınız, milletin sizin hakkınızda türlü türlü kararlar aldığı sikik bir durum.

    --- eduardo galeano'dan alıntı ---

    cardona köyü'ndeki komşularının bakış açısına göre, yaz kış aynı elbiseyle dolaşan toto zaugg müthiş bir insandı:
    - "toto asla soğuk almaz," diyorlardı.
    toto bir şey demiyordu. soğuk alıyordu. alamadığı şey paltoydu.

    --- eduardo galeano'dan alıntı ---

    (bkz: anan ölsün yokluk)
  • eskiden çok darılırdım be para yoktu bişi yoktu her şeyi zor alırdık bir montum vardı onu bile zorla almıştık babama büyük bir zarar dı ama sonra durumumuz iyi oldu kardeşim oldu ona nasıl şeyler alınıyordu deri ceketler havalı pahalı markalar kendi küçüklüğüm aklıma gelip ağladığım anlar vardı
  • recep dayın'nın hazin hikayedisir.
    recep dayı zar zor çalışıp evi geçindirip iki çocuğunu okula gönderip emekli olmuş ama büyük oğlan üniversiteye girince para yetmiyor. ek iş bulması lazım günlük 20-30 lira yevmiye ile inşaat bekçiliği yapıyor recep dayı.
    ankara'da bir sitedeki müstakil evlerin birinin tadilatına koyuyorlar recep dayıyı, işçileri takip etsin gece gündüz kalsın, o iki kuruş birşey kazansın, evde de işler yürüsün. sabah akşam peynir ekmek yer recep dayı, gece soğuk evde bir yere kıvrılır ama mutludur herhalde oğlu bu sene girdi üniversiteye.
    böyle bir soğuk mart gecesi öldü recep dayı, artık gece üşümeye dayanamayıp, oradan buradan bulduğu kömürü yakayım dedi, zehirlendi.
    onlarca kişi 300-500 metre yanında sıcacık yatağında uyurken garibanlıktan öldü recep dayı. 51 yaşındaydı, oğlunun mezun olduğunu bile göremeden öldü.
  • bunu hep maddiyatla ilintili düşünmüştüm ben. ancak peri gazoz'unu okuduğumdan yani garibanlık içermesi gereken yoksul çocuğun anılarında garibanlıktan eser bulamadığımdan beri fikrim değişti.
    sonra düşündüm, ''nedir bu anıları farklı kılan?'' ve buldum; sevecen bir babanın varlığıydı o. ve artık bence garibanlık, ne yetimlik ne yoksulluk; garibanlık sevgisiz bir çocukluk, babanın yokluğu, ki varken de yok olabilir o.