şükela:  tümü | bugün
  • bolcana vermek... ihtiyaçtan fazla sunmak. "yeter artık daha fazla verme" dedirtmek.
  • ilk duyduğumda, "x'in vefatı hepimizi derin bir üzüntüye gark etti." cümlesini takiben üzülmem gerekirken, "nasıl yani?" dememe sebep olan, türkçe'nin ölmekte olan deyimlerinden biri.
  • (bkz: gark olmak)
  • olur olmadık yerde kullanılınca anlamından uzaklaşıp, başka manalara gelebilen yüklem.

    - yükleme sormuşlar..
    - ee?
    - memnun musun halinden diye?
    - ne demiş?
    - istanbul çok değişti, bozuldu demiş.
  • batırmak, boğmak.
  • türkçe'de yer alan fiilerin içinde -söylenis itibariyle- en kaba, en itici olani. en azindan ilk üçe girer. hani yemedigim bok degil, ben de matah bisi sanip hayli kullanmisim zamaninda. (kullanmadik diil) ama bugün biri gelse bana "gark ettim" dese, kustu zanneder bi' bardak su uzatirim ki, agzini çalkalasin, asidik ortamla yüzlesen disleri çürümesin. yaziktir. misal düsün böyle, arkadas ortami, los isik, romantik bi' müzik filan; hoslanilan kisi "gözlerin beni tatli hayallere gark etti" diyo. orta parmagini küçük dilime degdirmis gibi irkilirim. o aski daha baslamadan mutsuz bir sona gark ederim. hiç acimam bebegim.
  • cenk erdem ikilisinin çok kullandığı bir sözcük. (bkz: gark olmak)
  • şu devirde hala daha bu lafı kullanan kişiden adam olmaz ben size söyleyeyim.

    - muhsin abi pembe saçların beni neşeye gark etti : pp
    - elveda ay elveda feza
  • bu kadar çirkin başka bir sözcük yok. biri gark ettim/gark oldum dese, hayırdır geğirdin mi derim.

    gark = geğirme sesi