şükela:  tümü | bugün
  • yeşilköy ermeni okulu yöneticisi ve okulların bağlı olduğu vakıfların kurduğu eğitim komisyonu koordinatörü.

    ahmet hakan'ın tarafsız bölge programında tartışılan 'ermeni soykımı inkar yasası' konusuna ermeni taraf olarak katılmış.
  • tarafsız bölge'de anadolu'daki ermeni varlığıyla ilgili geçmişi ve bugünü herhangi bir yöne çekmeden sarih bir şekilde anlatmaya çalışmış türkiyeli ermeni şahıs.
    canlı yayın heyecanıyla ses titremesini bile ajitasyona yoran yaralı gocunukların içeriğe kulak kabartmalarını beklemiyoruz tabii.
  • dün yayınlanan tarafsız bölge programında, ermeni vatandaşlarımızın ruh halini, insanın içini acıtan bir gerçeklikle yansıttı. evet, her an ağlayacakmış gibi konuşuyordu. çünkü, içinde gerçek bir acıyı yaşıyor. başka türlü nasıl konuşabilirdi ki zaten? şunu çok iyi anlamak gerekiyor ki, yaşadığı acı sadece 1915'le ilgili değil. onunkisi, kendi öz vatanında, kendisine şüpheyle bakan kalabalıklar arasında, tedirgin bir ruh hali içinde hâlâ tutunmaya çalışmanın acısı. uzaklardaki akraba ve dostlarının vatan hasretine çare bulamamanın acısı. talan edilen mirasına sahip çıkamamanın, atalarının bu topraklarda bıraktığı izlerin yok olup gidişini durduramamanın acısı. yüz yıl geçtikten sonra bile şu utanılacak halimizin farkına varamadık ya, ermeni kardeşlerimizin durumu mu daha dramatik, yoksa bizimki mi, buna verecek bir cevap bulamıyorum.
  • seviyoruz kendisini.
  • o kadar kıymetli bi insan ki, pamuklara sarmalayıp saklamak gerekiyor aslında. fakat o her şeye rağmen meydanlarda olmayı tercih ediyor. mücadelesinin yanındayım sonuna kadar!
  • dünkü tarafsız bölge'de kemal çiçek karşısında bile koruyabildiği sabrına, soğukkanlılığına hayranım.

    paylan: ermeniler'in mallarına el konuldu, gasp edildi
    çiçek: nerden çıkarıyorsunuz bunları?
    paylan: benim dedemin başına gelenleri anlatıyorum
    çiçek: yok yok, olmadı öyle bi şey

    bu zihniyette bir adama hala bir şeyler anlatmaya çalışma çabasına da hayret etmiyor değilim.
  • tarafsız bölge tekrarında dün gece denk geldiğim şahsiyet.ağzından köpükler saçarak konuşan -sanırım giresun üniversitesi- rektörüne karşı çok sakindi ve mükemmel şeyler söyledi. keşke internette ya da tv'de daha çok görsek; olmadı gidip bir çayını içebilsek.
  • "en son bana 'senin de sonun california olur' dedi. ben soykırım devam ediyor derken tam da bunu kastediyordum. ttk başındaki kişi hala soykırımcı zihniyette. hala 'sessiz kalmazsan senin de sonun bu olur' diye tehdit edebiliyor." demiş

    http://bianet.org/…uktedirlerinin-seviyesini-gorduk
  • kendisi halkların demokratik kongresi yürütme kurulu üyesidir.

    hafta sonu ankara'da yapılan hdk genel kurulu'nda, kongreyi ermeni soykırımını anma etkinliklerindeki yetersizliği nedeniyle eleştirmiş, seneye bunu geliştirmeleri gerektiğini söylemiş:

    http://www.marksist.org/…enilerin-yasini-paylasmali
  • 10 nisan 2014'te ilef'te ayrımcılığa karşı dersler dersine konuk olmuş ermeni yurttaş. hrant dink'in yakın arkadaşıdır, vefatından 2 hafta önce onu arayıp bi süre ülkeyi terk etmesi gerektiğini söylemiş fakat hrant dink'in ben oralarda yapamam ben buraya aitim diyerek reddettiğini söyleyip tüm salonu hüzünlendirmiştir. kendisini gençliğinde sosyalist olarak gördüğünü fakat hem kendi döneminde hem de önceki sosyalist hareketlerde etnik köken sorunları dile getirildiğinde " bu sorunlar bizi devrim yolunda yavaşlatır, devrimden sonra bu sorunların icabına bakarız. " tutumundan ötürü gerçekleşen sosyalist hareketlere ufak çaplı da olsa bi eleştiri yapmıştır ve hal böyle olunca kendisinin ermeni kimliğini ilk sıraya koyup ülkedeki ermeni sorunu ve akabinde diğer etnik köken sorunlarına yönelik bir mücadele içine atmıştır.

    tek dileğinin fırsat kalırsa ölmeden önce "ben artık bir sosyalistim" diyebilecek bir konumda olmak istediğini ifade etmiştir.

    biz ikinci soykırımı hrant dink'le yaşadık, 1915'te yapılan soykırımdaki bürokrasi yine aynı şekilde hrant dink'in öldürülme sürecinde de kendini göstermiş sorumlu kişileri bizzat işaret etmemize ve hakklarında hukuki işlem yapılmasını istememize rağmen bırakın yasal işlemlerin başlatılmasını üstüne bir de terfiler almıştır demiştir. mücadelesindeki korktuğu en çok şey farkında olarak ya da olmayarak milliyetçi bir tutum içine düşmektir. keza konuşmasında da türk'lere ya da soykırıma seyirci kalan diğer etnik kökenlere yaptığı eleştirinin odak noktası "biz öldük, peki size ne oldu?" şeklindedir. ona göre suçlu ve imha edilmesi gereken şey bilhassa bu bürokrasi anlayışının kendisidir.