şükela:  tümü | bugün
  • *les paul'u bırakıp **les paul'e kavuşan insan
  • bir sehir efsanesine gore zamanin birinde trt radyo'da gary moore'dan bir parca calmadan once radyocu arkadas sarki hakkinda bilgi verir ve sarkiya girmeden sunlari soyler

    -simdi gary moore dan romantik bir sarki geliyor, still got the blues, bluzunu hala sakliyorum.

    bir zaman sonra gelen edit: blues unu sakliycaz ustad. topragin bol olsun...
  • gary moore kendini yenilemekten ve yeni müzik türlerini denemekten çekinmeyen bir müzisyendi. 90 ların başında belkide şu anki popülaritesini borçlu olduğu still got the blues albümünü tüm hard rock kariyerini geride bırakarak çıkarmıştır gary moore. bunu takip eden bir iki blues albümünden sonra şu an günümüz müziğine daha yakın bir şey yapmak istiyorum diyerek blues'a ara verebilecek kadar cesur bir müzisyendir. onu balladlarıyla tanıyan kesimle bağlantısı bu noktadan sonra kopmuştur zaten. oysaki 97 çıkışlı dark days in paradise ve hemen akabinde çıkardığı a different beat albümleri çok farklı bir müzik anlayışı içeren albümlerdir. bu iki albümden sonra gary blues'a geri döner ve alber collins ve albert king'in şarkılarını coverlamanın yanında ve bu yeni albümlerinde çok başarılı balladlara yer verir. işin ilginç noktası ise bu kadar seveni olmasın rağmen türkiye ile yolunun bir türlü kesişmemesidir. ha geldi ha gelecek derken ispanya'da bir yerlerde uykusunda hayata gözlerini yumdu bu en derin duyguların insanı...

    kendi adıma konuşursam; les paul kasa bir gitarın hayalini kurduran adam olmuştur. gary'i birazcık taklit edebilmek için klavyede tam nota aralığına iki parmağımız koymuşuzdur sırf oda öyle yapıyor diye...çekme kasetlerini start/pause yaparak kulaktan gitar sololarını çıkartmaya çalışırken kasetler benden bu kadar deyip kendisini salmıştır. ankara'da oturanlar iyi bilir internetin yaygınlaşmadığı zamanlarda gitar akorları ve tabları hayri müzikten tedarik edilirdi. ben still got the blues albümünün tablarını ve betamax gary konserini hayri müzikten edindiğimde yaşadığım coşku ve heyecanı hala hatırlarım. şarkılıarının ne türlü duygulara tercüman olduğunu ise burada anlata anlata bitiremeyiz zaten.

    son zamanlarda saf yeteneği sayesinde şöhreti yakalayan fazla müzisyen kalmadığından bunun son temsilcilerinden birisidir gary. hatta döneminin wonderkid özelliklerinin hepsini içinde barındırır. enstrümanının virtüözüdür, çok iyi bir bestecidir, birçok müzik türünü icra edecek kadar çok yönlüdür, iyi bir sahne adamıdır, ortalamanın üstü bir vokale ve en önemlisi kendine ait yani tanımadığınız bir şarkıyı duyupta bu gary moore şarkısıdır diyebileceğiniz düzeyde bir müzik uslubuna sahiptir.

    son olarak insanların müziğe adım atmalarını sağlayarak hayatlarına bir güzellik katmalarını sağlayan bu adamın yeri sırf bu yüzden cenneti hakediyordur.

    there is nothing i can do, as you leave me here to cry
  • gitaristler arasında en fazla haksızlık* yapılmış olan ve hakettiği saygıyı almamış* olan blues gitaristi. girilen ilk entrylere bakıyorum da sanki, petrucci, vai, stevie ray, malmsteen, satriani vb. gitaristler sözlükte yazar olmaya karar vermiş ve bu başlığı doldurmuşlar gibi. bu saydığım isimlerin hepsi gary e övgü-methiye düzeceklerinede eminim yani.
  • ölebilecek bir sürü iğrenç müzisyen varken, onun gidişi hala yüreğimi yerden yere vurur.
    hayatıma giren bütün kadınlar (haşa huzurdan) beni bu adamla özdeşleştirdiler.. evet şarkılarını çalmayı ve söylemeyi bu kadar çok sevdiğim ender müzisyenlerden..

    nothing's the same
    picture of the moon
    one day
    crying in the shadows
    parisienne walkways
    empty rooms
    still got the blues
    the prophet
    the loner
    story the blues
    messiah will come again
    spanish guitar

    benim için çok özel olan şarkılarıdır..
  • resmi açıklamaya göre, 6 şubat gecesi ispanya'nın estepona (costa del sol) bölgesindeki kempinski oteline yanında bayan arkadaşıyla beraber giriş yaptırmış ve sabah saatlerinde odada ölü olarak bulunmuştur. tabloid the sun gazetesi her zamanki oportunizmiyle ölüm şeklini "yüksek oranda alkol aldıktan sonra kusmuğunda boğulmak" olarak açıklamış, ancak akabinde bunun doğru olmadığı ortaya çıkmıştır.
  • andy powell'dan sonra, dünya gözüyle görmeyi en çok istediğim adamdı.

    ölüm haberini aldığımda, "misafirlik" denilen sıkıcı ortamdaydım. gelirken yolda black rose albümünü dinlemiştim. ortamın sıkıcılığından waiting for an alibi'ı mırıldanarak sıyrılmaya çalışıyordum. ntv'de haberler vardı. odadakiler, mısır'daki gelişmeleri ilgiyle takip ederken araya mısır ile ilgili olmayan bir haber girdi. "blues müziğin efsanevi ismi, irlandalı rock grubu thin lizzy'nin eski üyelerinden gary moore geçirdiği bir kalp krizi sonucu vefat etti"....

    tam olarak hatırlamıyorum buna yakın bir cümleydi duyduğum. bu haber odadakilerin pek ilgisini çekmemiş olacak ki kanal değiştirildi. geri açmalarını istesem bi dolu muhabbet açılacaktı. hiçbir şey söyleyemedim. şimdi düşününce 10-15 dakika gibi gelen bir kaç saniye geçti kanal değişene kadar. ve sonra parisienne walkways çalmaya başladı beynimin içinde istemsizce. o uzun nota var ya, uzadıkça uzadı, tırmaladı beynimi.

    aylardır, her gün en az bi kaç entry yazardım şu sözlüğe. ama bir haftadır sözlüğe giresim de gelmiyor pek. kuru kalabalığa katılmayayım diye gary moore hakkında yazmak istememiştim ama tutamadım kendimi sanırım. ben bu satırları başkasının kaleminden okusaydım abartılı bulurdum belki de. ama gerçekten, hiç tanımamış olsan bile, bazı insanların, ya da daha spesifik konuşayım, bazı sanatçıların ölümü çok koyuyor insana. en son barış manço üzmüştü beni bu kadar. (o da bir şubattı bak) bi de steve harris ölürse çok üzülürüm.

    keşke daha fazla çalsalardı phil lynott ile. ikisinin de öldüğünü düşününce aklıma iki cansız beden değil de şöyle kareler geliyor:

    http://www.bpfallon.com/…6garymoorephillynott_b.jpg
    http://cache3.asset-cache.net/…4ebb2f13322721a21d39
    http://img.thesun.co.uk/…n0711bb--380l_1245724a.jpg

    ne bileyim, hayat cidden, öyle boş ve öyle değerli ki. sözlüğe girdim bugün herkes birbiriyle kavga ediyor. neyi paylaşamıyoruz anlayamıyorum. işte bir ortak payda, 6 dakikalık bir yolculuğa çıkalım mı beraber: hadi, gelin.. http://www.youtube.com/watch?v=qythj40pasm
  • phil lynott ile yeniden birlikte çalacak olan gitarist.
  • bence müzik dünyasının en iyi gitaristlerinden biridir.müzikte eleştiri her zaman vardır,olacak tabii ama bana göre bu yaşından,bu kariyerinden sonra bazı insanların hala gary moore'a ''iyi gitar çalamıyor'' veya ''blues yapamıyor'' demeside gerçekten büyük haksızlık oluyor.
  • sevgilimle, yagmurlu bir sonbahar aksami, arabada son ayrilik konusmasi yaparken, onu ikna etmeye calisiyor, ikimiz icin de bir umut olabilir diye dusunuyordum. oysa coktan bitmisti, saf duygusallikla direniyordum. derken teypten "is it time to go, our seperate ways" dizeleri gelmeye basladi. o andan itibaren herseyi akisina biraktim, gary moore bana daha iyi bir zamanda rastlayamazdi. simdi bu haberi aldiktan sonra birden dilime tekrar bu dizeler takiliverdi. ve bu sefer gary moore ile ayrildigimizi anlatiyordu. bu sefer bunu kaldiramadim.

    umarim les paul ile beraber tipki it's allright da albert collinsle oldugu gibi obur tarafta da karsilikli atisirsiniz. merak etme, peter green de seni dinliyor olacak.

    ve tabi biz de...